Ülkemizdeki Yüksek Öğretimin kanayan yarası haline gelen ve üniversitelerin yaklaşık 8 yıldır yeni kadro tahsis edilmediği için görevlendirme yapamadıkları Araştırma Görevlisi ve Öğretim Görevlisi ihtiyaçları için Tasarruf önlemlerine takılan genelge, yenisi ile değiştirildi.
Konuyu, geçtiğimiz hafta Çarşamba (4 Şubat 2026) tarihinde yayınlanan “Üniversitelerin temeli sarsılıyor!” başlıklı yazımda gündeme getirmiştim. Ülkemizdeki Yüksek Öğretim Kurulları devlet üniversitelerindeki Akademik unvanlı görevlilerin, yeni asistan, Araştırma Görevlisi ve Öğretim Görevlisi ihtiyaçlarına rağmen, kadro yokluğu nedeniyle göreve başlatılmayışı nedeniyle tehlike sinyallerinin çalmaya başladığını fiziki rakamlarla gözler önüne sermiştim.
Pek çok devlet üniversitesinde aynı sıkıntıların yaşandığından söz etmiştim. Hatta, Bursa’da bulunan Bursa Uludağ Üniversitesi ile Bursa Teknik Üniversitelerinin Araştırma Üniversitesi sıfatını taşımasına rağmen, gerekli araştırma yapacak görevlendirmelerin yapılmadığını da eleştirmiştim.
Yayınlanan bu köşe yazım üzerine, Cumhurbaşkanlığı Eğitim Merkezi gerekli incelemeleri yapmış. Bana dün bir genelge gönderdiler. Yapılan yeni açıklamadan anlaşılacağı üzere, 2014 yılında ilk kez uygulanan ve 2024 yılında yenilenen 2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri kapsamı nedeniyle Araştırma ve Öğretim Görevlisi alamayan üniversitelere yeni bir kapı açıldı. Üniversitelerdeki araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi kadro sıkıntısıyla ilgili soruna Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bizzat el koydu ve sorunları bir kalemde çözdü diyebilirim.
Devlet Üniversitelerindeki sıkıntının giderilmesi için Cumhurbaşkanlığınca yeni bir genelge yayınlandı. Genelgede “2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri kapsamında devlet üniversiteleri tarafından yapılacak kadro ihdas ve izin işlemleri öncesi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığından izin alınması zorunluluğu getirilmişti. Cumhurbaşkanlığı tarafından yeniden yapılan değerlendirme sonucunda; söz konusu uygulamanın kaldırılarak doğrudan Makamlarından bu sürecin yürütülmesinin uygun olduğuna karar verilmiştir. 09/02/2026” açıklaması yapıldı.
Son derece sevindirici, insanları mutlu edici, ülkemiz ve milletimiz için geleceğe yönelik kapalı kapıların ardına kadar açıldığının duyurulması için atılan adımlar beni de ziyadesiyle mutlu etti.
Siyasi veya ideolojik bağlamda yazmıyorum, ama ülkenin ve gençlerimizin bir sorununa duyarlı davranıp anında çözüm bulduğu için hem gençler hem aileleri hem de senelerdir kadro bekleyen üniversite görevlilerinin rahatlatılması adına atılan adımlara destek için yazıyorum.
Allah Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan razı olsun.
Bu söylemi şunun için yapıyorum. Üniversitelerde eğitim alıp, akademik unvan için senelerce bekleyen başarılı öğrencilerin artık akademik kadrolara atanmasının yolu açılacağı için seviniyorum. Siyasi ve ideolojik görüş belirtmeden, sadece eğitim, donanımlı ve geleceğe yönelik projelere imza atabilecek olan gençlerin artık deneyimli üniversite kadrolarıyla, hocalarıyla beraber, yeni çalışmalara imza atılması imkanı getirildiği için mutluyum.
Gençlerin seslerine kulak verip, benim yazdığım köşe yazım üzerine inceleme başlatılmasına yol açan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı sayın Oktay Saral’a duyarlılığı için öncelikle teşekkür ederim.
Çok kısa zamanda yeni bir genelge hazırlayıp, uygulamasına imza atan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri sayın Hakkı Susmaz’a yakın ilgi ve alakaları için üniversite kapılarında akademik kadro bekleyen gençler adına teşekkür ederim.
Genelgeyi düzenleyip hazırlayan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü personeline ve genel müdür Bilal Şentürk’e yakın ilgileri nedeniyle teşekkür ederim.
Gençlerin önündeki en büyük engel olarak göze çarpan tasarruf tedbirlerine dayanılarak yeni kadro tahsis edilmeyişine yönelik engel böylece kalkmış oldu.
Bizim meslek, gazetecilik böyledir işte. Bazen, gazete sayfalarında yazdığımız çok küçük bir kelime, çok küçük bir haber, çok küçük bir uyarı veya tavsiye, eleştirel bakışlar, senelerdir kronik hale gelen sorunların çözümüne katkı sağlayabiliyoruz. Tabi, yapılan olumlu işler, gelişmeler, sıkıntıların sona ermesi bizleri de mutlu ediyor.
Basının ve gazeteciliğin gerçek görevi ve yüzü işte böyle olaylarda bir kez daha görülüyor. Vatandaşlar ile kamu yönetimi arasında köprü görevini üstlenen gazetecilerin görevi bu olması gerekiyor. Yoksa, kendi ideolojik düşünceleri ve destek oldukları siyasi partiler adına, siyasi parti yöneticilerinden daha fazla rol kesip, halka ve vatandaşlara pek çok konuları gerçekmiş gibi yazıp, halkı yanlış yönlendirenlerin gazeteci sıfatları artık olmamalı diye düşünüyorum.
Bir kez daha, vatandaşlarımız, halkımız, milletimiz ile ülkemizi yöneten kamu görevlileri arasında, çalıştığım Bursa’nın basın çınarı Bursa Haber Gazetesinin bağımsız ve tarafsız yayın ilkeleri doğrultusunda bana sayfalarını sonuna kadar açması, yazma imkanı vermesi nedeniyle mutlu ve gururluyum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
Devlet Üniversitelerine kadro müjdesi geldi !
Ülkemizdeki Yüksek Öğretimin kanayan yarası haline gelen ve üniversitelerin yaklaşık 8 yıldır yeni kadro tahsis edilmediği için görevlendirme yapamadıkları Araştırma Görevlisi ve Öğretim Görevlisi ihtiyaçları için Tasarruf önlemlerine takılan genelge, yenisi ile değiştirildi.
Konuyu, geçtiğimiz hafta Çarşamba (4 Şubat 2026) tarihinde yayınlanan “Üniversitelerin temeli sarsılıyor!” başlıklı yazımda gündeme getirmiştim. Ülkemizdeki Yüksek Öğretim Kurulları devlet üniversitelerindeki Akademik unvanlı görevlilerin, yeni asistan, Araştırma Görevlisi ve Öğretim Görevlisi ihtiyaçlarına rağmen, kadro yokluğu nedeniyle göreve başlatılmayışı nedeniyle tehlike sinyallerinin çalmaya başladığını fiziki rakamlarla gözler önüne sermiştim.
Pek çok devlet üniversitesinde aynı sıkıntıların yaşandığından söz etmiştim. Hatta, Bursa’da bulunan Bursa Uludağ Üniversitesi ile Bursa Teknik Üniversitelerinin Araştırma Üniversitesi sıfatını taşımasına rağmen, gerekli araştırma yapacak görevlendirmelerin yapılmadığını da eleştirmiştim.
Yayınlanan bu köşe yazım üzerine, Cumhurbaşkanlığı Eğitim Merkezi gerekli incelemeleri yapmış. Bana dün bir genelge gönderdiler. Yapılan yeni açıklamadan anlaşılacağı üzere, 2014 yılında ilk kez uygulanan ve 2024 yılında yenilenen 2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri kapsamı nedeniyle Araştırma ve Öğretim Görevlisi alamayan üniversitelere yeni bir kapı açıldı. Üniversitelerdeki araştırma görevlisi ve öğretim görevlisi kadro sıkıntısıyla ilgili soruna Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bizzat el koydu ve sorunları bir kalemde çözdü diyebilirim.
Devlet Üniversitelerindeki sıkıntının giderilmesi için Cumhurbaşkanlığınca yeni bir genelge yayınlandı. Genelgede “2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri kapsamında devlet üniversiteleri tarafından yapılacak kadro ihdas ve izin işlemleri öncesi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığından izin alınması zorunluluğu getirilmişti. Cumhurbaşkanlığı tarafından yeniden yapılan değerlendirme sonucunda; söz konusu uygulamanın kaldırılarak doğrudan Makamlarından bu sürecin yürütülmesinin uygun olduğuna karar verilmiştir. 09/02/2026” açıklaması yapıldı.
Son derece sevindirici, insanları mutlu edici, ülkemiz ve milletimiz için geleceğe yönelik kapalı kapıların ardına kadar açıldığının duyurulması için atılan adımlar beni de ziyadesiyle mutlu etti.
Siyasi veya ideolojik bağlamda yazmıyorum, ama ülkenin ve gençlerimizin bir sorununa duyarlı davranıp anında çözüm bulduğu için hem gençler hem aileleri hem de senelerdir kadro bekleyen üniversite görevlilerinin rahatlatılması adına atılan adımlara destek için yazıyorum.
Allah Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan razı olsun.
Bu söylemi şunun için yapıyorum. Üniversitelerde eğitim alıp, akademik unvan için senelerce bekleyen başarılı öğrencilerin artık akademik kadrolara atanmasının yolu açılacağı için seviniyorum. Siyasi ve ideolojik görüş belirtmeden, sadece eğitim, donanımlı ve geleceğe yönelik projelere imza atabilecek olan gençlerin artık deneyimli üniversite kadrolarıyla, hocalarıyla beraber, yeni çalışmalara imza atılması imkanı getirildiği için mutluyum.
Gençlerin seslerine kulak verip, benim yazdığım köşe yazım üzerine inceleme başlatılmasına yol açan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı sayın Oktay Saral’a duyarlılığı için öncelikle teşekkür ederim.
Yine, yazımı gazetemiz internet sitesinden, https://www.bursahaber.com/yazarlar/muharrem-karabulut-166/universitelerin-temeli-sarsiliyor-27457 indirip, sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile konuyla ilgili bürokratlarında konulardan haberdar olmasını sağlayan Özel Kalem müdürü çok değerli hocamız Doç. Dr. Hasan Doğan’a teşekkür ederim.
Çok kısa zamanda yeni bir genelge hazırlayıp, uygulamasına imza atan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri sayın Hakkı Susmaz’a yakın ilgi ve alakaları için üniversite kapılarında akademik kadro bekleyen gençler adına teşekkür ederim.
Genelgeyi düzenleyip hazırlayan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü personeline ve genel müdür Bilal Şentürk’e yakın ilgileri nedeniyle teşekkür ederim.
Gençlerin önündeki en büyük engel olarak göze çarpan tasarruf tedbirlerine dayanılarak yeni kadro tahsis edilmeyişine yönelik engel böylece kalkmış oldu.
Bizim meslek, gazetecilik böyledir işte. Bazen, gazete sayfalarında yazdığımız çok küçük bir kelime, çok küçük bir haber, çok küçük bir uyarı veya tavsiye, eleştirel bakışlar, senelerdir kronik hale gelen sorunların çözümüne katkı sağlayabiliyoruz. Tabi, yapılan olumlu işler, gelişmeler, sıkıntıların sona ermesi bizleri de mutlu ediyor.
Basının ve gazeteciliğin gerçek görevi ve yüzü işte böyle olaylarda bir kez daha görülüyor. Vatandaşlar ile kamu yönetimi arasında köprü görevini üstlenen gazetecilerin görevi bu olması gerekiyor. Yoksa, kendi ideolojik düşünceleri ve destek oldukları siyasi partiler adına, siyasi parti yöneticilerinden daha fazla rol kesip, halka ve vatandaşlara pek çok konuları gerçekmiş gibi yazıp, halkı yanlış yönlendirenlerin gazeteci sıfatları artık olmamalı diye düşünüyorum.
Bir kez daha, vatandaşlarımız, halkımız, milletimiz ile ülkemizi yöneten kamu görevlileri arasında, çalıştığım Bursa’nın basın çınarı Bursa Haber Gazetesinin bağımsız ve tarafsız yayın ilkeleri doğrultusunda bana sayfalarını sonuna kadar açması, yazma imkanı vermesi nedeniyle mutlu ve gururluyum.