Winston Smith Okyanusya'da yaşayan ve sisteme karşı sürekli karşıt görüşleri ile bilinen bir kişidir. Hükümet'e Büyük Birader hakkında da sürekli olarak eleştirel düşüncelere sahiptir.Yaşadığı ülke olan Okyanusya ülkesinde fikir belirtmenin yasak olduğu gibi duyguları belirtmek de aynı paralellikte yasaktır.Orwell'ın 1984 kitabında geçen mısralar sizlere tanıdık geldi mi ?
Gazetecilerin ve internet yayını yapan herkesin gözü kulağı Meclisten çıkacak karara çevrilmiş durumdaydı ve meclisin açılmasıyla muallakta olan,iktidarın "Dezenformasyon Yasası" toplumda ise "Sansür Yasası" olarak bilinen yasa teklifi Meclis Genel Kurulu'ndan AKP-MHP oylarıyla geçti.
Yasanın en çok tartışılan maddeleri arasında "halkı yanıltıcı bilgi yayma suçu" ile 29. madde yer alıyor. Bu maddeyle gazeteciler ve sosyal medya kullanıcılarının 3 yıla kadar hapis cezası almasının önü açıldı. Ayrıca haklarında dava açılacak kişiler tutuklu yargılanabilecek.
Basın kanunu yalın gerçekliği aramıyor ki zaten, çünkü basın kanununa göre bir gazetecinin düşünce beyan etmesi ,kamuoyuna bilgi aktarırken gerçeğe uygun davranması yetiyor. Aslında bu sadece gazetecileri,yazarları,sosyal medya kullanıcılarını da değil, genel olarak tüm toplumu etkiliyor. Türk Ceza Kanunu’na “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” başlığıyla yeni bir suç ekleniyor. Yasanın amacı “yalan haber” ve“dezenformasyonla mücadele” diye vurgulansa da, hukuka ve adalete hiçbir güvenin kalmadığı,ayrımcılığın doruğa çıktığı ülkemizde , bir haberin yalan olup olmadığına; hangi haberin hakikati yansıtıp yansıtmadığına kim nasıl karar verebilir ki ? Hangi bilginin gerçek, hangi söylentinin gerçek dışı olduğuna, hangisinin yayılabileceği, hangisinin asla tekrarlanmaması gerektiğine kim nasıl karar verecek ? Enflasyon oranlarını Bakanlıklar ayrı, TÜİK ayrı, araştırma kurumları ayrı veriyor. Bu bilgileri bilimsel olarak sunan uzmanlar mı yanlış bilgi veriyor ? Doğru hangisi ?
Hepimizin bildiği üzere içinde bulunduğumuz çağ internet, bilgi ve teknoloji çağı.Çağı iyi okuyamayan, kendini geliştiremeyen toplumlar çağın gerisinde kalıyor. Böyle bir dönemdeyken .İnsanların bilgi edinme ve haber alma hakkının önüne barikat konulması, bir vatandaşın da herhangi bi konuda yorum yapıp eleştiride bulunması,kendi fikrini beyan etmesi, fikrine katıldığı birisinin düşüncesini beğenmesinin önüne set çekilmesinin yanı sıra,sivil seslerin susturulması, sivil toplum örgütlerinin çalışamaması ve verilerini kamuoyuyla paylaşamaması da demek oluyor bu durum. Seçimlere gidilirken özgürlükleri genişletici bir yasa çıkarılması gerekiyorken, halkın nefes almasını kısıtlamak demokratik bir ülke olduğumuzu sorgulatıyor. Dezenformasyon yasası üzerine yazarken dezenformasyon suçu işlememek adına artık yazımı sonlandırıyorum.
Başlangıçta belirttiğim üzere, Orwell'ın şu sözleriyle bitirmek istiyorum ; Basın özgürlüğü eğer tek bir anlama gelecekse, o da eleştirme ve karşı olma özgürlüğüdür...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yasemin DÜZDAĞ
Harf diyeti
Winston Smith Okyanusya'da yaşayan ve sisteme karşı sürekli karşıt görüşleri ile bilinen bir kişidir. Hükümet'e Büyük Birader hakkında da sürekli olarak eleştirel düşüncelere sahiptir.Yaşadığı ülke olan Okyanusya ülkesinde fikir belirtmenin yasak olduğu gibi duyguları belirtmek de aynı paralellikte yasaktır.Orwell'ın 1984 kitabında geçen mısralar sizlere tanıdık geldi mi ?
Gazetecilerin ve internet yayını yapan herkesin gözü kulağı Meclisten çıkacak karara çevrilmiş durumdaydı ve meclisin açılmasıyla muallakta olan,iktidarın "Dezenformasyon Yasası" toplumda ise "Sansür Yasası" olarak bilinen yasa teklifi Meclis Genel Kurulu'ndan AKP-MHP oylarıyla geçti.
Yasanın en çok tartışılan maddeleri arasında "halkı yanıltıcı bilgi yayma suçu" ile 29. madde yer alıyor. Bu maddeyle gazeteciler ve sosyal medya kullanıcılarının 3 yıla kadar hapis cezası almasının önü açıldı. Ayrıca haklarında dava açılacak kişiler tutuklu yargılanabilecek.
Basın kanunu yalın gerçekliği aramıyor ki zaten, çünkü basın kanununa göre bir gazetecinin düşünce beyan etmesi ,kamuoyuna bilgi aktarırken gerçeğe uygun davranması yetiyor. Aslında bu sadece gazetecileri,yazarları,sosyal medya kullanıcılarını da değil, genel olarak tüm toplumu etkiliyor. Türk Ceza Kanunu’na “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” başlığıyla yeni bir suç ekleniyor. Yasanın amacı “yalan haber” ve“dezenformasyonla mücadele” diye vurgulansa da, hukuka ve adalete hiçbir güvenin kalmadığı,ayrımcılığın doruğa çıktığı ülkemizde , bir haberin yalan olup olmadığına; hangi haberin hakikati yansıtıp yansıtmadığına kim nasıl karar verebilir ki ? Hangi bilginin gerçek, hangi söylentinin gerçek dışı olduğuna, hangisinin yayılabileceği, hangisinin asla tekrarlanmaması gerektiğine kim nasıl karar verecek ? Enflasyon oranlarını Bakanlıklar ayrı, TÜİK ayrı, araştırma kurumları ayrı veriyor. Bu bilgileri bilimsel olarak sunan uzmanlar mı yanlış bilgi veriyor ? Doğru hangisi ?
Hepimizin bildiği üzere içinde bulunduğumuz çağ internet, bilgi ve teknoloji çağı.Çağı iyi okuyamayan, kendini geliştiremeyen toplumlar çağın gerisinde kalıyor. Böyle bir dönemdeyken .İnsanların bilgi edinme ve haber alma hakkının önüne barikat konulması, bir vatandaşın da herhangi bi konuda yorum yapıp eleştiride bulunması,kendi fikrini beyan etmesi, fikrine katıldığı birisinin düşüncesini beğenmesinin önüne set çekilmesinin yanı sıra,sivil seslerin susturulması, sivil toplum örgütlerinin çalışamaması ve verilerini kamuoyuyla paylaşamaması da demek oluyor bu durum. Seçimlere gidilirken özgürlükleri genişletici bir yasa çıkarılması gerekiyorken, halkın nefes almasını kısıtlamak demokratik bir ülke olduğumuzu sorgulatıyor. Dezenformasyon yasası üzerine yazarken dezenformasyon suçu işlememek adına artık yazımı sonlandırıyorum.
Başlangıçta belirttiğim üzere, Orwell'ın şu sözleriyle bitirmek istiyorum ; Basın özgürlüğü eğer tek bir anlama gelecekse, o da eleştirme ve karşı olma özgürlüğüdür...