Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Öfke Nöbeti Değil, Duygusal Taşma

Yazının Giriş Tarihi: 31.01.2026 00:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.01.2026 00:15

“Bir anda bağırıyor.”

“Kendini yere atıyor.”

“Sanki bizi duymuyor.”

“Ne söylediysek fayda etmedi.”

Öfke nöbeti yaşayan çocuklar için en sık kurulan cümleler bunlar. Aileler çoğu zaman ne yapacağını bilemez halde, bir yandan çocuğu sakinleştirmeye çalışırken bir yandan da yanlış bir şey yapma korkusu yaşar. Ancak burada en başta netleştirilmesi gereken önemli bir nokta var: Her öfke nöbeti, bir davranış problemi değildir.

Çocuklarda gördüğümüz bu yoğun tepkiler çoğu zaman “öfke”den çok, duygusal taşmadır.

Çocuklar Neden Taşar?

Bir çocuğun beyni, özellikle okul öncesi dönemde, duyguları düzenleme konusunda henüz gelişim sürecindedir. Yani çocuk hissettiği şeyi durduramaz, erteleyemez, bastıramaz. Yetişkinin “sakin ol” dediği noktada, çocuğun sakin olabilecek içsel donanımı henüz yoktur.

Yorgunluk, açlık, fazla uyaran, ekran maruziyeti, değişen rutinler ya da kendini ifade edememe… Bunların her biri duygusal taşmayı tetikleyebilir. Çocuk birikir, birikir ve sonunda taşar. Bu taşma bağırarak, ağlayarak, vurup kırarak ya da içine kapanarak ortaya çıkabilir.

Burada önemli olan şu: Çocuk bunu bilinçli olarak yapmaz. Kontrol etmeye çalıştığı bir davranış değil, regüle edemediği bir duygudur.

Yetişkinler Nerede Zorlanıyor?

Öfke nöbeti sırasında yetişkinler genellikle iki uçtan birine savrulur. Ya sertleşir ve cezalandırıcı bir tutum alır ya da tamamen geri çekilip çocuğun her istediğini yapar. Her iki tutum da çocuğun duyguyu öğrenmesine yardımcı olmaz.

Bağırılan, tehdit edilen ya da yalnız bırakılan çocuk şunu öğrenir: “Bu duygu tehlikeli.”

Her istediği yapılan çocuk ise şunu öğrenir: “Bu duygu her şeyi kontrol edebilir.”

Oysa çocuğun ihtiyacı olan şey, duygusunun görülmesi ama davranışın sınırlandırılmasıdır.

Nöbet Anında Ne Yapılmalı?

Öfke anı, öğretme zamanı değildir. Çocuk o sırada mantıkla hareket edemez. Uzun açıklamalar, nasihatler, “bak şimdi…” ile başlayan cümleler işe yaramaz.

Bu anda yapılması gerekenler oldukça nettir:

* Çocuğun güvende olduğundan emin olun.

* Kısa, net ve sakin bir ses tonu kullanın.

* Davranışı durdururken duyguyu kabul edin.

“Canın çok sıkılmış belli ama vuramana izin veremem.” gibi.

Çocuğun duygusu geçtikten sonra, yani sinir sistemi sakinleştiğinde konuşmak çok daha etkilidir. O zaman çocuk dinleyebilir, anlayabilir ve öğrenebilir.

Uzun Vadede Ne İşe Yarar?

Öfke nöbetlerini tamamen yok etmek mümkün değildir ve zaten hedef bu olmamalıdır. Ama sıklığını ve şiddetini azaltmak mümkündür.

Bunun için:

* Günlük rutinlerin mümkün olduğunca öngörülebilir olması

* Ekran süresinin sınırlandırılması

* Serbest oyuna alan açılması

* Çocuğun duygularını isimlendiren bir dil kullanılması çok büyük fark yaratır.

En önemlisi de yetişkinin kendi duygularını nasıl yönettiğidir. Çocuk, öfkeyi bizden öğrenir. Nasıl sakinleştiğimizi, nasıl sınır koyduğumuzu, zorlandığımızda ne yaptığımızı izler.

Son Olarak

Öfke nöbeti yaşayan çocuk “şımarık” ya da “problemli” değildir. Yardıma ihtiyacı vardır. Anlaşılmaya, düzenlenmeye ve rehberliğe ihtiyacı vardır.

Çocuğun duygusunu bastırmak değil, onu taşımayı öğretmek gerekir. Bu da zamanla, sabırla ve ilişkiyle olur. Çocuklar öfkelenmeyi değil, öfkeyle ne yapacaklarını bizden öğrenirler.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.