Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Akran Zorbalığı Artık “Çocuklar Arasında Olur” diye geçiştirilmiyor

Yazının Giriş Tarihi: 09.05.2026 00:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.05.2026 00:15

Uzun yıllardır çocuklarla çalışan biri olarak şunu çok net söyleyebilirim: Eskiden çocuklar arasında yaşanan bazı davranışlar bugün çok daha farklı bir boyuta ulaştı. Bir dönem “çocuk işte, takılırlar”, “kendi aralarında hallederler” diyerek geçiştirilen birçok davranışın aslında çocukların ruh dünyasında ciddi izler bıraktığını artık daha net görüyoruz. Çünkü mesele artık sadece bir çocuğun başka bir çocuğa takılması değil. Mesele; sistemli şekilde dışlamak, küçümsemek, yalnızlaştırmak, aşağılamak ve psikolojik baskı kurmak haline geldi.

Ve en önemlisi, bu durum artık sadece okulun içinde kalmıyor.

Çocuk okuldan çıkıyor, eve geliyor, telefonunu eline alıyor ve zorbalık devam ediyor. Mesaj gruplarında, sosyal medyada, oyun platformlarında… Çocuk kaçmaya çalışsa bile çoğu zaman kaçamıyor.

İşte tam da bu yüzden akran zorbalığı artık “çocuklar arasında olur” denilerek geçiştirilebilecek bir konu değil.

Son dönemde çocuklar ve ergenlerle ilgili yaşanan olaylara baktığımızda, birçok davranış probleminin altında yoğun bir dışlanmışlık hissi görüyoruz. Özellikle ortaokul ve lise döneminde arkadaş ilişkileri çocuk için düşündüğümüzden çok daha büyük anlam taşır.

Bir yetişkin için küçük görünen bir durum, bir genç için dünyasının merkezi olabilir.

Bir gruba alınmamak

Sürekli alay edilmek

Küçük düşürülmek

Yok sayılmak…

Bunlar bazı çocuklar için sadece kötü bir gün değildir. Kendilik algısını etkileyen ciddi duygusal yaralara dönüşebilir.

Geçenlerde bir gençle yaptığım görüşmede bana şöyle dedi: “Kimse bana fiziksel olarak zarar vermedi ama her gün biraz biraz kötü hissettirdiler.”

Aslında bugünün zorbalığını en iyi anlatan cümlelerden biri buydu.

Çünkü artık zorbalık her zaman fiziksel değil. Bazen bir bakışla yapılıyor. Bazen herkes gülerken bir kişiyi özellikle susturarak yapılıyor. Bazen arkadaş grubuna almamakla, bazen sürekli eleştirmekle, bazen sosyal medyada küçük düşürmekle…

Ve çocuk bunu yaşarken çoğu zaman yalnız hissediyor.

Çünkü birçok çocuk yaşadığını anlatmaktan çekiniyor. Bazıları “abartıyorsun” denmesinden korkuyor. Bazıları daha fazla dışlanmaktan çekiniyor. Bazıları ise zaten kimsenin onu anlamayacağını düşünüyor.

Bu yüzden çocuklar bazen sessizleşiyor.

Ama sessizlik, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmiyor.

Tam tersine, bazı çocuklar yaşadığı zorbalığı içine atıyor. Sonra bir bakıyorsunuz çocuk okula gitmek istemiyor. Ders başarısı düşüyor. Öfkelenmeye başlıyor. İçine kapanıyor. Kendini değersiz hissetmeye başlıyor.

Bazı çocuklar sürekli karın ağrısından şikayet ediyor. Bazıları hasta olmadığı halde okula gitmek istemiyor. Bazıları odasından çıkmamaya başlıyor.

Davranış değişiyor ama çoğu zaman sebep geç fark ediliyor.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta daha var: Zorbalık sadece mağduru etkilemiyor. Zorbalığı yapan çocuk da aslında ciddi bir problem sinyali veriyor olabilir.

Çünkü bir çocuğun başka bir çocuğu aşağılayarak güçlü hissetmeye çalışması sağlıklı bir durum değildir.

Bazı çocuklar kendi öfkelerini başka çocuklara yöneltiyor. Bazıları evde gördüğü iletişim biçimini okula taşıyor. Bazıları ise sosyal medyada gördüğü dili normal sanıyor.

Bugün çocuklar çok erken yaşta dijital dünyanın içine giriyor. Ve maalesef dijital dünya bazen empatiyi değil, acımasızlığı besliyor.

İnsanların birbirini aşağılaması, dalga geçmesi, linç edilmesi çocukların gözünde sıradanlaşıyor. Sürekli buna maruz kalan bir çocuk da zamanla bu dili normal iletişim biçimi sanabiliyor.

İşte tam da burada ailelere ve okullara çok büyük sorumluluk düşüyor.

Çocuklara sadece başarılı olmayı öğretmek yetmez. Duyguları tanımayı, empati kurmayı, sınır koymayı ve farklılıklara saygı duymayı da öğretmek gerekir.

Bir çocuk şunu öğrenmeli: Güçlü olmak, başkasını ezmek değildir.

Aynı şekilde çocukların da şunu bilmeye ihtiyacı var: Yaşadığı şey onu rahatsız ediyorsa susmak zorunda değildir.

Çocuk kendini güvende hissedebileceği yetişkinlere ulaşabilmelidir. Çünkü bazen sadece dinlenmek bile bir çocuk için çok büyük bir rahatlama sağlar.

Bugün artık şunu kabul etmek gerekiyor: Akran zorbalığı geçici bir çocukluk problemi değildir. Çocuğun özgüvenini, ruh sağlığını, sosyal ilişkilerini ve hatta gelecekte kuracağı bağları etkileyebilen ciddi bir durumdur.

Ve bazen yetişkinlerin “takma kafana” dediği şeyler, çocukların zihninde yıllarca kalabiliyor.

Çocuklar büyüyor olabilir. Ama yaşadıkları duygular küçülmüyor.

Bu yüzden artık zorbalığı küçümsememek gerekiyor.

Çünkü bazı yaralar görünmezdir. Ama en uzun süre onlar acır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.