Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

TUĞÇE’YLE HAYATA DAİR

Yazının Giriş Tarihi: 24.05.2026 12:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.05.2026 12:52

Eskiden bayramlar başkaydı

Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı…

Bir yanımız hala çocuk gibi heyecanlanıyor,

bir yanımız ise eski bayramları, kaybettiklerimizi özlüyor.

Mesela benim çocukluğumda bayramların tadı bambaşkaydı.

Çocuklar yeni alınmış kıyafetlerini ve ayakkabılarını yatağın kenarına dizerdi.

Büyükler, çocukları “Bayram sabahı erkenden kalkılır” diye tembih ederdi, mahallede herkes birbirini tanırdı.

Kapılar çekinmeden çalınırdı.

Komşular birbirine tabak uzatır, kurban eti paylaşılırdı.

“Az olmuş, çok olmuş” hesabı yapılmazdı.

Çünkü o zamanlar insanlar sofraya sadece yemek değil, gönlünü de koyardı.

Şimdi ise her şey biraz değişti...

Bayram gelince önce market fiyatlarına bakılıyor.

Birçok insan çocuklarına mahcup olmamaya çalışıyor.

Eskiden bayram alışverişi heyecandı, şimdi birçok aile için hesap kitap demek.

Bir de zaman çok değişti…

Şimdi dönüp bakınca aslında değişen sadece bayram değil.

Hayatın doğal akışı değişti.

İnsanların birbirine bakışı değişti.

Ekonomi değişti.

Eskiden bir evde tek maaşla bayram hazırlığı yapılabiliyordu.

Çocuklara alınan bir çift ayakkabı bile günlerce mutluluk sebebiydi.

Şimdilerde ise birçok aile için bayram artık manevi heyecandan önce ekonomik stres anlamına geliyor…

TEKNOLOJİ GELİŞTİ, BAZI DUYGULAR DA SESSİZCE EKSİLDİ

Eskiden bayram ziyaretleri vardı.

Kilometrelerce yol gidilip akraba ziyaret edilirdi…

Şimdi çoğu evde görüntülü aramalar var.

Bir zamanlar kapı kapı dolaşılan akrabalar artık sosyal medya hikâyelerinde görülüyor.

Aynı şehirde yaşayan insanlar bile “bayramdan sonra görüşürüz” diyerek yılları geçiriyor.

Belki teknoloji gelişti ama bazı duygular da sessizce eksildi.

Bir de eski bayramların o tarifsiz samimiyeti vardı.

Komşunun kapısını çalmak için randevu gerekmezdi.

Kurban eti sadece akrabaya değil; mahallenin ihtiyacı olana da ulaşırdı.

Şimdi birçok insan aynı apartmanda kimin yaşadığını bile bilmiyor.

Ama ne var biliyor musunuz?

İnsan büyüdükçe en çok eski bayramları özlüyor.

Anne evindeki o telaşı…

Mis gibi kavurma kokusunu…

Bayramlık kıyafeti giyip aynanın karşısında dönüp durmayı…

Belki hayat yordu.

Belki ekonomi insanları biraz içine kapattı.

Belki herkesin omzunda ayrı bir yük var artık.

Ama yine de bayram, insanın içindeki güzel tarafı hatırlaması değil midir?

Bu bayram kimseyi kırmadan, kimseyi unutmadan geçsin.

Bir telefon bile olsa sevdiklerimizi arayalım.

Küslükleri biraz olsun geride bırakalım.

Çünkü hayat gerçekten çok kısa…

Ve bazı insanlar bir sonraki bayrama yetişemiyor.

Herkesin kalbinin biraz hafiflediği, sofraların bereketlendiği, çocukların güldüğü, büyüklerin hatırlandığı bir bayram olsun.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.