O ince sorgulamanın ardından yeniliklere adım atmak gerekir.
Peki ya siz, hiç kendinize “Keşke daha cesur olsaydım” dediğiniz oldu mu?
Dürüst olmak gerekirse, kendi adıma; kabına sığmayan yanlarıma rağmen hayatımın bir döneminde ben de “Keşke daha cesur olsaydım” dedim.
Ve yine hayatına dair cesur adımlar atamadığı için farklı konularda kayıplar yaşayıp pişman olan birçok insan tanıdım.
Bugün sizlere aktaracağım okuyucumuz Pınar K.’nin hikâyesinde de cesaretle gelen yeniliğin bir insanın hayatını nasıl değiştirdiğine tanık olacağız.
KÜÇÜK AMA CESUR ADIMLAR
Hikâyeme başlamadan önce kendimi tanıtmak istiyorum.
Ben 21 yaşında evlendim.
Yaklaşık 16 senedir evliyim.
Kızım doğduktan sonra uzun bir süre iş hayatından uzak kaldım.
İş hayatına geri dönüşüm ise evliliğimizi kökünden değiştiren olaylara zemin hazırladı.
Aslında ilk başta belediyenin açtığı kursa katılmam için beni eşim yüreklendirmişti.
“Evde canın sıkılmasın, sen üretmeyi seviyorsun” derdi.
Belgemi aldıktan sonra öğrendiklerimi bir iş fırsatına dönüştürmek istediğimde ise verdiği tepkiler beni yüreklendirmek yerine sindirmeye yönelik oldu.
“Sen yapamazsın.
Onca yatırım yapacağız, batıracaksın.
Sen ticaretten ne anlarsın?
Benden maddi destek bekleme.” dedi.
Bu sözleri ondan duyunca öyle üzüldüm, öyle ağladım ki…
Günlerce kendime gelemedim.
“Ben sana kafan dağılsın diye kursa git dedim, çalış diye değil” dedi.
Oysa ben hep çevremize, “Eşim her koşulda beni destekler” derdim.
Çünkü yakın çevremiz bizi “örnek çift” olarak görürdü.
Çalışmak, eşime destek olmak ve kızımın hayat standartlarını yükseltmek istemem kötü bir şey miydi?
Kısa bir süre sonra yaşananları teyzeme anlattım.
İlk sermayemi, “Ben sana güveniyorum kızım. Batarsan da en azından ‘Denedim’ dersin” diyerek teyzem verdi.
Hiç unutmam, o gün sevinçle eşimi arayıp:
“Aşkım, ben sermayemi buldum!” dedim.
Sevincime ortak olmak yerine:
“İyi, istediğin olmuş. Batınca da beni ağlayarak arama.” dedi.
Telefonu kapattıktan sonra hem kendimi hem de söylediklerini sorguladım.
“Acaba hata mı yapıyorum?” diye düşündüm.
Ve çok dua ettim.
“Allah’ım, bu iş benim için hayırlı olacaksa bana bir işaret gönder.” dedim.
Aradan birkaç saat geçtikten sonra telefonum çaldı.
Kurs döneminde yaptığım tabloları gören biri:
“Birlikte çalışmayı düşünür müsün?” dedi.
Telefonu kapattığımda, “Allah’ım, çok teşekkür ederim” dediğimi hatırlıyorum.
O konuşmanın ardından, ilk başta evde küçücük bir odada başladığım çalışma hayatımı şu an kendi minik atölyemde sürdürüyorum.
El emeğimle kazandığım parayla eşimin aracını yeniledik, evimizi atölyeme yakın bir yere taşıdık.
Bir süre sonra eşim de tablo yapımını öğrendi.
İş çıkışlarında çoğu zaman bana yardıma geliyor.
İlk başta işe başlamama karşı çıktığı ve beni yüreklendirmediği için yaşadığı pişmanlığı da her fırsatta dile getiriyor.
Ve biz, gözyaşıyla başlayan bu serüveni mutlulukla atlattık.
Küçük ama sağlam atılan cesur adımlar, büyük değişimleri de beraberinde getirebilir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tuğçe Can İÇÖZ
TUĞÇE’YLE HAYATA DAİR
YAŞAMAK CESURLARIN İŞİDİR
Doğası gereği insan, alışılagelmişin dışına çıkınca derin bir yüzleşmeyle karşı karşıya kalır.
İşte bu yüzleşmeler kimi zaman yıkımla,
kimi zaman azim ve başarıyla,
kimi zaman da şefkat ve sabırla sonlanır.
Aslında hayatımızdaki her son, yeni bir başlangıca zemin hazırlar.
Bu başlangıçları genel olarak ele aldığımızda;
yeni bir iş, yeni bir sosyal çevre, yeni bir ilişki, yeni bir ev ya da yeni bir şehre taşınma şeklinde karşımıza çıkar.
Yenilikler bilinmezi barındırdığı için kimi zaman insanı tedirgin eder.
Kaygıları, korkuları, artıları ve eksileri mantıksal olarak değerlendirdikten sonra bazen bu tedirginliği bir kenara bırakmak gerekir.
Çünkü yaşamak cesurların işidir.
Elbette cesaretin tanımını da hayatımızda doğru anlamlandırmak gerekir.
Zira cehalet ile cesaret arasında ince bir çizgi vardır.
Cehaletle yaptığımız hataları cesaretle taçlandıramayız.
O ince sorgulamanın ardından yeniliklere adım atmak gerekir.
Peki ya siz, hiç kendinize “Keşke daha cesur olsaydım” dediğiniz oldu mu?
Dürüst olmak gerekirse, kendi adıma; kabına sığmayan yanlarıma rağmen hayatımın bir döneminde ben de “Keşke daha cesur olsaydım” dedim.
Ve yine hayatına dair cesur adımlar atamadığı için farklı konularda kayıplar yaşayıp pişman olan birçok insan tanıdım.
Bugün sizlere aktaracağım okuyucumuz Pınar K.’nin hikâyesinde de cesaretle gelen yeniliğin bir insanın hayatını nasıl değiştirdiğine tanık olacağız.
KÜÇÜK AMA CESUR ADIMLAR
Hikâyeme başlamadan önce kendimi tanıtmak istiyorum.
Ben 21 yaşında evlendim.
Yaklaşık 16 senedir evliyim.
Kızım doğduktan sonra uzun bir süre iş hayatından uzak kaldım.
İş hayatına geri dönüşüm ise evliliğimizi kökünden değiştiren olaylara zemin hazırladı.
Aslında ilk başta belediyenin açtığı kursa katılmam için beni eşim yüreklendirmişti.
“Evde canın sıkılmasın, sen üretmeyi seviyorsun” derdi.
Belgemi aldıktan sonra öğrendiklerimi bir iş fırsatına dönüştürmek istediğimde ise verdiği tepkiler beni yüreklendirmek yerine sindirmeye yönelik oldu.
“Sen yapamazsın.
Onca yatırım yapacağız, batıracaksın.
Sen ticaretten ne anlarsın?
Benden maddi destek bekleme.” dedi.
Bu sözleri ondan duyunca öyle üzüldüm, öyle ağladım ki…
Günlerce kendime gelemedim.
“Ben sana kafan dağılsın diye kursa git dedim, çalış diye değil” dedi.
Oysa ben hep çevremize, “Eşim her koşulda beni destekler” derdim.
Çünkü yakın çevremiz bizi “örnek çift” olarak görürdü.
Çalışmak, eşime destek olmak ve kızımın hayat standartlarını yükseltmek istemem kötü bir şey miydi?
Kısa bir süre sonra yaşananları teyzeme anlattım.
İlk sermayemi, “Ben sana güveniyorum kızım. Batarsan da en azından ‘Denedim’ dersin” diyerek teyzem verdi.
Hiç unutmam, o gün sevinçle eşimi arayıp:
“Aşkım, ben sermayemi buldum!” dedim.
Sevincime ortak olmak yerine:
“İyi, istediğin olmuş. Batınca da beni ağlayarak arama.” dedi.
Telefonu kapattıktan sonra hem kendimi hem de söylediklerini sorguladım.
“Acaba hata mı yapıyorum?” diye düşündüm.
Ve çok dua ettim.
“Allah’ım, bu iş benim için hayırlı olacaksa bana bir işaret gönder.” dedim.
Aradan birkaç saat geçtikten sonra telefonum çaldı.
Kurs döneminde yaptığım tabloları gören biri:
“Birlikte çalışmayı düşünür müsün?” dedi.
Telefonu kapattığımda, “Allah’ım, çok teşekkür ederim” dediğimi hatırlıyorum.
O konuşmanın ardından, ilk başta evde küçücük bir odada başladığım çalışma hayatımı şu an kendi minik atölyemde sürdürüyorum.
El emeğimle kazandığım parayla eşimin aracını yeniledik, evimizi atölyeme yakın bir yere taşıdık.
Bir süre sonra eşim de tablo yapımını öğrendi.
İş çıkışlarında çoğu zaman bana yardıma geliyor.
İlk başta işe başlamama karşı çıktığı ve beni yüreklendirmediği için yaşadığı pişmanlığı da her fırsatta dile getiriyor.
Ve biz, gözyaşıyla başlayan bu serüveni mutlulukla atlattık.
Diyeceğim şudur ki; hikâyemi okuyanlar yeniliklerden korkmasın.
Ve şunu asla unutmasınlar:
Küçük ama sağlam atılan cesur adımlar, büyük değişimleri de beraberinde getirebilir.