Dünü, bugünü ve yarını bir kenara bırakıp en son ne zaman anı yaşadınız?
En son ne zaman kendinizi şımarttınız?
Veyahut;
Gökyüzünün eşsiz güzelliğini, denizin maviliğini,
yeşilin her tonunu barındıran doğanın güzelliğini en son ne zaman resmettiniz?
Hayat karmaşasında çoğu zaman kendimizi erteleriz.
Bu erteleme bazen sevdiğimiz insanlara yetişebilmek adına olurken, bazen de koşullarımız ertelememize neden olur…
Halbuki hayat bir gün ise oda bugündür.
Çünkü yarınların asla garantisi yoktur…
Aynı almaya devam edeceğimiz nefes sayımız gibi…
Peki durum buyken hiç kendinize sordunuz mu;
‘Ben bu anı kendimde erteledim ama ne kadar değdi?’
Bu sorunun yanıtına ‘Evet değdi’ diyorsanız şanslısınız.
Ancak bir tereddüt kapladıysa içinizi orada yanlış giden, değişmesi gereken bir şeyler olduğunu atlamayın.
Aynı bugün hikayesini bizimle paylaşan Zehra Y. gibi…
‘BAŞARIMIN MİMARI KARDEŞLERİM’
Biz üç kardeşiz.
Ortanca kardeşimle bir, küçük kardeşimle iki yaş var aramızda.
Annem ev hanımı babam inşaat işçisiydi.
Maddi durumumuz kötü olmasa da ailemin durumu üçümüzü okutmaya yetecek düzeyde değildi.
Bu nedenle lise 2 de çalışma hayatına başladım.
Amacım üniversite için kenara para koymaktı.
Arkadaşlarım okul çıkışı kafeye giderken, ben işe gidiyordum.
Hem çalışıp, hem sınavı kazanamazsın diyenlerle doluydu çevrem.
Üniversite sınav sonucuma bakarken heyecandan nefesimin kesildiğini hatırlıyorum.
Hayal ettiğimden bile fazla puan almıştım.
İstanbul’da bir üniversite kazandım.
Ailemin desteğiyle ve kendi emeğimle gittim İstanbul’a.
Bir yandan çalışıp bir yandan okumaya devam ediyordum.
Birgün telefonum çaldı ve babamın rahatsızlandığını öğrendim.
Apar topar okulumu dondurup, Bursa’ya döndüm.
Ne yazık ki babamın tedavisi planlanandan uzun sürdü.
Evin ve kardeşlerimin okul giderleri artık benim omzumdaydı.
Ailem okulumu bırakmak zorunda kaldığım için o dönemlerde çok üzülmüştü.
Uzun bir süre hem abla oldum, hem baba…
Onca zorluktan sonra küçük kardeşim öğretmen, ortanca kardeşim ise tekniker oldu.
Ve biliyor musunuz şuan kardeşlerim beni okutuyor.
Okumanın yaşı gerçekten yokmuş.
Sınav günleri çıkışta beni kardeşlerim kucaklıyor.
Arkadaşlarım hep bana kızardı kendimi ertelediğim için…
Ben o gün yapmam gereken fedakârlığı yapmıştım halbuki…
Belki mezuniyetim gecikti ama iyi ki o zaman okulumu dondurmuşum.
Çünkü her sınav sonucumu heyecanla bekleyen, benimle gurur duyan yüreklere sahibim…
Küçük kardeşim mezuniyet töreninde ‘Başarımın mimarı ablamdır’ demişti.
Benim başarımın mimarı da kuşkusuz kardeşlerimdir.
Diplomamı kardeşlerimle kutlayacağım günü iple çekiyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tuğçe Can İÇÖZ
TUĞÇE’YLE HAYATA DAİR
Hayat birgün ise oda bugündür
Dünü, bugünü ve yarını bir kenara bırakıp en son ne zaman anı yaşadınız?
En son ne zaman kendinizi şımarttınız?
Veyahut;
Gökyüzünün eşsiz güzelliğini, denizin maviliğini,
yeşilin her tonunu barındıran doğanın güzelliğini en son ne zaman resmettiniz?
Hayat karmaşasında çoğu zaman kendimizi erteleriz.
Bu erteleme bazen sevdiğimiz insanlara yetişebilmek adına olurken, bazen de koşullarımız ertelememize neden olur…
Halbuki hayat bir gün ise oda bugündür.
Çünkü yarınların asla garantisi yoktur…
Aynı almaya devam edeceğimiz nefes sayımız gibi…
Peki durum buyken hiç kendinize sordunuz mu;
‘Ben bu anı kendimde erteledim ama ne kadar değdi?’
Bu sorunun yanıtına ‘Evet değdi’ diyorsanız şanslısınız.
Ancak bir tereddüt kapladıysa içinizi orada yanlış giden, değişmesi gereken bir şeyler olduğunu atlamayın.
Aynı bugün hikayesini bizimle paylaşan Zehra Y. gibi…
‘BAŞARIMIN MİMARI KARDEŞLERİM’
Biz üç kardeşiz.
Ortanca kardeşimle bir, küçük kardeşimle iki yaş var aramızda.
Annem ev hanımı babam inşaat işçisiydi.
Maddi durumumuz kötü olmasa da ailemin durumu üçümüzü okutmaya yetecek düzeyde değildi.
Bu nedenle lise 2 de çalışma hayatına başladım.
Amacım üniversite için kenara para koymaktı.
Arkadaşlarım okul çıkışı kafeye giderken, ben işe gidiyordum.
Hem çalışıp, hem sınavı kazanamazsın diyenlerle doluydu çevrem.
Üniversite sınav sonucuma bakarken heyecandan nefesimin kesildiğini hatırlıyorum.
Hayal ettiğimden bile fazla puan almıştım.
İstanbul’da bir üniversite kazandım.
Ailemin desteğiyle ve kendi emeğimle gittim İstanbul’a.
Bir yandan çalışıp bir yandan okumaya devam ediyordum.
Birgün telefonum çaldı ve babamın rahatsızlandığını öğrendim.
Apar topar okulumu dondurup, Bursa’ya döndüm.
Ne yazık ki babamın tedavisi planlanandan uzun sürdü.
Evin ve kardeşlerimin okul giderleri artık benim omzumdaydı.
Ailem okulumu bırakmak zorunda kaldığım için o dönemlerde çok üzülmüştü.
Uzun bir süre hem abla oldum, hem baba…
Onca zorluktan sonra küçük kardeşim öğretmen, ortanca kardeşim ise tekniker oldu.
Ve biliyor musunuz şuan kardeşlerim beni okutuyor.
Okumanın yaşı gerçekten yokmuş.
Sınav günleri çıkışta beni kardeşlerim kucaklıyor.
Arkadaşlarım hep bana kızardı kendimi ertelediğim için…
Ben o gün yapmam gereken fedakârlığı yapmıştım halbuki…
Belki mezuniyetim gecikti ama iyi ki o zaman okulumu dondurmuşum.
Çünkü her sınav sonucumu heyecanla bekleyen, benimle gurur duyan yüreklere sahibim…
Küçük kardeşim mezuniyet töreninde ‘Başarımın mimarı ablamdır’ demişti.
Benim başarımın mimarı da kuşkusuz kardeşlerimdir.
Diplomamı kardeşlerimle kutlayacağım günü iple çekiyorum.