Lise Geçiş Sistemi (LGS), ve Yüksek Öğrenim Kurumları Sınavı’na (YKS) sayılı günler kaldı.
Evlerde tatlı bir telaş, gençlerin omuzlarında ise tarif edilmesi zor bir yük var.
Ders notları, deneme sınavları, tekrar programları derken birçok genç yalnızca sınava değil, geleceğine de hazırlanıyor.
Aslında onları yoran sadece sınavın kendisi değil.
KALEMİN UCUNDA HAYALLER, ZİHİNLERDE KAYGILAR!
Birçoğunun zihninde daha büyük sorular dolaşıyor. "İstediğim okulu kazanabilecek miyim?", "İyi bir meslek sahibi olabilecek miyim?", "İleride iş bulabilecek miyim?", "Hayatımı istediğim gibi kurabilecek miyim?"...
Bu sorular bazen çözülemeyen matematik problemlerinden daha ağır geliyor.
Geçtiğimiz günlerde konuştuğum birkaç genç de tam olarak bundan söz etti.
Biri, "Sınavdan çok sonrasını düşünüyorum" dedi.
Bir diğeri, "İyi bir bölüm kazansam bile iş bulabilecek miyim bilmiyorum" diye dert yandı.
Henüz hayatlarının çok başında olmalarına rağmen, gelecek kaygısını bu kadar yoğun yaşamaları gerçekten düşündürücüydü.
Onları dinlerken aslında korkularının sınav salonuyla sınırlı olmadığını gördüm.
Asıl kaygıları, yıllar sonra nasıl bir hayatın kendilerini beklediğiydi.
Özellikle işsizlik endişesi artık çok erken yaşlarda gençlerin aklına düşüyor.
Daha lise sıralarında, hatta ortaokul çağlarında bile gelecek hakkında kaygılanan çocuklar var.
Hangi bölümü seçerse seçsin, verdiği emeğin karşılığını alıp alamayacağını düşünen gençler bulunuyor.
Bu durum bazen ders çalışmanın önüne geçen bir umutsuzluk yaratabiliyor.
Oysa hayat, tek bir sınav sonucundan çok daha büyük.
Bunu söylemek kolay, kabul etmek ise gençler için zor.
Çünkü çevreden gelen beklentiler, kıyaslamalar ve başarı baskısı onların omuzlarındaki yükü daha da artırıyor.
Kimi zaman gençler başarısız olmaktan çok, başkalarını hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyor.
EBEVEYN VE YETİŞKİNLERE ÖNEMLİ GÖREV DÜŞÜYOR
Bu günlerde anne babalara, öğretmenlere ve biz yetişkinlere önemli bir görev düşüyor.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin sadece netlerini değil, duygularını da konuşmalıyız.
Onlara başarı kadar emeğin de değerli olduğunu hissettirmeliyiz. Çünkü bazen gençlerin ihtiyacı olan şey yeni bir çalışma programından çok, "Elinden geleni yapman yeterli" cümlesidir.
Sınavlar elbette önemli.
Ancak bir insanın değerini belirleyen tek ölçü hiçbir zaman sınav sonuçları değildir.
Hayat, bazen planlandığı gibi gitmez; bazen farklı yollar açar, farklı kapılar aralar.
Bugün bunu görmek zor olabilir ama birçok yetişkin dönüp baktığında hayatının yönünü değiştiren şeyin tek bir sınav sonucu olmadığını fark eder.
LGS ve üniversite sınavına girecek tüm gençlere şunu söylemek isterim: Kaygılanmanız normal. Geleceği düşünmeniz de normal. Ama unutmayın ki sizler, bir optik forma sığdırılacak kadar küçük değilsiniz. Birkaç saatlik sınav, hayallerinizin tamamını belirleyemez.
Bu günlerde kendinize biraz daha nazik davranın. Elinizden geleni yapın, emeğinize güvenin ve sonuç ne olursa olsun hayatın önünüze çıkaracağı yeni yolların da olduğunu unutmayın.
Çünkü gelecek, bazen en çok da umudunu kaybetmeyenlerin karşısına güzel sürprizlerle çıkar.
Ve belki de bugün gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey; başarı baskısından önce, anlaşıldıklarını hissedebilmektir.
Çünkü anlaşılmak, bazen umut etmek kadar değerlidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tuğçe Can İÇÖZ
Gençlerin sessiz yükü!
Lise Geçiş Sistemi (LGS), ve Yüksek Öğrenim Kurumları Sınavı’na (YKS) sayılı günler kaldı.
Evlerde tatlı bir telaş, gençlerin omuzlarında ise tarif edilmesi zor bir yük var.
Ders notları, deneme sınavları, tekrar programları derken birçok genç yalnızca sınava değil, geleceğine de hazırlanıyor.
Aslında onları yoran sadece sınavın kendisi değil.
KALEMİN UCUNDA HAYALLER, ZİHİNLERDE KAYGILAR!
Birçoğunun zihninde daha büyük sorular dolaşıyor. "İstediğim okulu kazanabilecek miyim?", "İyi bir meslek sahibi olabilecek miyim?", "İleride iş bulabilecek miyim?", "Hayatımı istediğim gibi kurabilecek miyim?"...
Bu sorular bazen çözülemeyen matematik problemlerinden daha ağır geliyor.
Geçtiğimiz günlerde konuştuğum birkaç genç de tam olarak bundan söz etti.
Biri, "Sınavdan çok sonrasını düşünüyorum" dedi.
Bir diğeri, "İyi bir bölüm kazansam bile iş bulabilecek miyim bilmiyorum" diye dert yandı.
Henüz hayatlarının çok başında olmalarına rağmen, gelecek kaygısını bu kadar yoğun yaşamaları gerçekten düşündürücüydü.
Onları dinlerken aslında korkularının sınav salonuyla sınırlı olmadığını gördüm.
Asıl kaygıları, yıllar sonra nasıl bir hayatın kendilerini beklediğiydi.
Özellikle işsizlik endişesi artık çok erken yaşlarda gençlerin aklına düşüyor.
Daha lise sıralarında, hatta ortaokul çağlarında bile gelecek hakkında kaygılanan çocuklar var.
Hangi bölümü seçerse seçsin, verdiği emeğin karşılığını alıp alamayacağını düşünen gençler bulunuyor.
Bu durum bazen ders çalışmanın önüne geçen bir umutsuzluk yaratabiliyor.
Oysa hayat, tek bir sınav sonucundan çok daha büyük.
Bunu söylemek kolay, kabul etmek ise gençler için zor.
Çünkü çevreden gelen beklentiler, kıyaslamalar ve başarı baskısı onların omuzlarındaki yükü daha da artırıyor.
Kimi zaman gençler başarısız olmaktan çok, başkalarını hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyor.
EBEVEYN VE YETİŞKİNLERE ÖNEMLİ GÖREV DÜŞÜYOR
Bu günlerde anne babalara, öğretmenlere ve biz yetişkinlere önemli bir görev düşüyor.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin sadece netlerini değil, duygularını da konuşmalıyız.
Onlara başarı kadar emeğin de değerli olduğunu hissettirmeliyiz. Çünkü bazen gençlerin ihtiyacı olan şey yeni bir çalışma programından çok, "Elinden geleni yapman yeterli" cümlesidir.
Sınavlar elbette önemli.
Ancak bir insanın değerini belirleyen tek ölçü hiçbir zaman sınav sonuçları değildir.
Hayat, bazen planlandığı gibi gitmez; bazen farklı yollar açar, farklı kapılar aralar.
Bugün bunu görmek zor olabilir ama birçok yetişkin dönüp baktığında hayatının yönünü değiştiren şeyin tek bir sınav sonucu olmadığını fark eder.
BİRKAÇ SAATLİK SINAV, HAYALLERİNİZİN TAMAMINI BELİRLEYEMEZ
LGS ve üniversite sınavına girecek tüm gençlere şunu söylemek isterim: Kaygılanmanız normal. Geleceği düşünmeniz de normal. Ama unutmayın ki sizler, bir optik forma sığdırılacak kadar küçük değilsiniz. Birkaç saatlik sınav, hayallerinizin tamamını belirleyemez.
Bu günlerde kendinize biraz daha nazik davranın. Elinizden geleni yapın, emeğinize güvenin ve sonuç ne olursa olsun hayatın önünüze çıkaracağı yeni yolların da olduğunu unutmayın.
Çünkü gelecek, bazen en çok da umudunu kaybetmeyenlerin karşısına güzel sürprizlerle çıkar.
Ve belki de bugün gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey; başarı baskısından önce, anlaşıldıklarını hissedebilmektir.
Çünkü anlaşılmak, bazen umut etmek kadar değerlidir.