Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Yeni Avrupa! Türkiye mi?

Yazının Giriş Tarihi: 22.04.2026 05:44
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.04.2026 05:45

Küresel krizin derin etkileri, 2018 yılından bugüne süregelen yancıları ile birlikte elbette Türkiye için tehlike çanlarının çalmasına neden oluyor. 2018 krizi sonrasında baş gösteren pandemi ve akabinde yaşanan Rusya ve Ukrayna savaşı hızla devam ederken, Suriye'de yaşanan rejim değişikliği ile yeni bir bölgesel sürecin içerisinde bulduk kendimizi.

***

Amerika Birleşik Devletleri'nin İsrail’in gazı ile sürdürdüğü bitmek bilmez Ortadoğu savaşlarında yeni rota “ABD-İsrail-İran savaşı” olurken, 12 gün savaşları sürecinde patlak veren Pakistan-Hindistan hareketlilikleri elbette yürekleri ağızlara getirdi.

***

Türkiye’nin 2018 yılı itibarıyla hayata geçirdiği “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” aslında küresel güçlere yönelik net bir tavır ve pozisyon değişikliği mesajı içeriyordu. Türkiye, yaptığı hamle ile iç dengelere sistem değişikliği mesajı verirken dış politika olarak "proaktif" ve "sert güç" odaklı bir dönemin kapılarını araladığı mesajını net bir dille vermiş oldu.

***

Türkiye, günümüzde “Suriye Askeri Operasyonları” olarak tanımlanan askeri ve istihbari hamleleri ile bölgesel güç olduğunu 5 yıl gibi kısa bir sürede kanıtladı. Türkiye; 2018'de Zeytin Dalı, 2019'da Barış Pınarı ve 2020'de Bahar Kalkanı harekatları ile güney sınırında bir "terör koridoru" oluşmasını engellemiş ve güvenli bölgeler oluşturmuştur. Bu süreçlerin akabinde tüm dünyaya “Terörsüz Türkiye” ve “Türkiye Yüzyılı” mottoları ile adeta meydan okuyan Türkiye, küresel bir güç olduğunu herkese deklare etmiştir.

***

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin memleket sevdası ile yaşanan süreçlerde Türkiye, “Avrupa Birliği üyesi olmak mı?” Yoksa “yeni Avrupa olmak mı?” arasında bir tartışmayı en tepe kulislerde başlattı. Amerika'nın İran savaşında İsrail’in oynadığı kumar nedeniyle batağa saplanması, İngiltere'nin Avrupa Birliği'ni terk etmesi, Fransa ve İtalya'nın iç karışıklığa sürüklenirken Afrika hakimiyetlerini yitirmesi ve Rusya'nın Ukrayna savaşının sınırlarını genişletme hamleleri sonrası Almanya'nın ‘robot ve insansız ordu” kurma telaşı Türkiye’nin önünü açtı diyebiliriz.

***

Türkiye; 2019 yılında başlattığı Pençe Operasyonları serisi ve akabinde Libya operasyonları ile Akdeniz'i yeniden “Türk Gölü” yapmayı başardı. Her ne kadar dünyanın öbür ucundan Akdeniz'e, İran için gelen ABD donanma güçleri tehdit olarak algılansa bile başta Avrupa ülkeleri olmak üzere NATO; hem ABD'yi hem Trump'ı hem de İsrail’i bu süreçte yalnızlığa terk etti. Ve Türkiye’nin “yeni NATO” çıkışını destekleyen “Asya - Anadolu Askeri ve Ekonomi Stratejileri Paktı” çıkışı Ortadoğu ülkelerinde olduğu kadar Rusya, Çin, Hindistan ve Avrupa'da destek buldu.

***

Özetle toparlayacak olursak; Türkiye, ekonomik kırılganlıkları ile birlikte Suriye ve Afganistan göçü ile yoruluyor. "Değerli yalnızlık" olarak da adlandırılan bir dönem yaşayan Türkiye; Batılı müttefikler olarak ifade edilen ABD ve AB ile yaşanan S-400, F-35 ve insan hakları odaklı krizler ile birlikte kurumsal ilişkilerde aşınmalar yaşadı. Elbette bu olumsuz tablonun ötesinde hızla artan ve küresel çapta kabul gören “Türk Savunma Sanayi” hamleleri ile kendi doğalgazını bulması ve mevcut boru hatları üzerindeki kontrolü ile Türkiye; Avrupa'nın enerji güvenliğinde kilit ülke olmasını sağladı. Türkiye'nin; Ukrayna, Libya ve Kafkasya'daki rolü, küresel siyaset masasında "vazgeçilmez bir aktör" konumunu pekiştirirken, İran başta olmak üzere Ortadoğu ve Akdeniz'e olan hakimiyeti, gücünün küresel anlamda kabul görmesini sağladı.

***

Türkiye; son dönemde, krizleri askeri olarak yönetmeyi başarsa da, bu krizlerin ekonomik maliyetini ve toplumsal etkilerini dengelemekte zorlandığı bir süreçten geçmiş ve tüm bunlara rağmen lider ülke olma refleksini kaybetmemiştir. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hamleleri ile bölgesel güç hedefinden küresel güç olma hedefine doğru yönelmesi ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında hızla artan Ortadoğu ve Asya göçleri ile hızlanan İslamiyet akımını değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki; Türkiye, “yeni Avrupa” olma yolunda hızla ilerlemektedir. Ve hatta kim bilir belki de Türkiye, 2050 yılında “yeni Roma” olacaktır…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.