Adalet ve Kalkınma Partisi'ne yönelik tepkilerin her geçen gün arttığı alanlardan birisi de sağlık hizmetleri diyebiliriz. Özellikle emekli vatandaş ile yardımcı sağlık personeli arasındaki diyaloglar siyasi parti eleştirilerine dönüşmeye başladı. Çoğu vatandaşın biriktirdiği stres yükünü ve geçim sıkıntısına dair sorunlarını tedavi için gittiği kurumlarda sağlık personelleri üzerine yüklemesi sert tartışmalara yol açıyor. Sağlık personellerinin sosyal ve ekonomik sıkıntılarını da tartışmaya eklediğimiz zaman olaylar içerisinden çıkılmaz tartışmalara dönüşüyor…
Kabul etmemiz gerekiyor ki, Türkiye’nin İran savaşından sosyal, ekonomik, askeri ve istihbari anlamda etkilenmemesi imkansız. Ve yine “Mavi Vatan” sınırlarında konuşlanan onlarca ABD deniz gücü unsurunu değerlendirdiğimizde savaş çanlarının yakın gelecekte Türkiye için çalmayacağını ifade edemeyiz. Ki, ABD ve NATO üslerinin ülkemiz için yarattığı riskleri gündeme taşımıyorum bile…
İslam Cumhuriyeti'nin 50 devlet liderinin ABD istihbarat birimleri destekli olarak İsrail tarafından acımasızca öldürülmesi Türkiye’nin tüm savaş kabiliyetlerini sil baştan gözden geçirmesi için yeter unsurdur. Ki, devlet büyüklerinin güvenliği artık çok daha önemli bir noktaya taşındı diyebiliriz…
Bir yanda olası Türkiye - İsrail - Amerika - Çin - Rusya - Almanya - İngiltere savaş riski öte yanda her geçen gün kötüye giden ekonomi ile mevcut kabinenin yola devam etmesi mümkün değil. Ve yine İçişleri ve Adalet Bakanlarının halen daha Genel Müdür ve Daire Başkanları konusunda hamle yapmamaları başka soru işaretleri doğuruyor. Özellikle İçişleri Bakan Yardımcısı olarak atanan Afyon Valisi Kübra Gürkan Yiğitbaşı'na yönelik görev alanları ile ilgili hususlarda vatandaş haksız demek asla mümkün değil…
Hükümetin net bir şekilde yönetim hataları yaptığı Türkiye'de, Milletvekilleri fakir sofralarında ve meydanlar ile esnaf arasında değil aksine eş, dost, kendisine yakın STK sofralarında boy gösteriyor. Bursa'nın en güçlü mahallelerinde halen daha iftar sofraları kuramayan Adalet ve Kalkınma Partisine yönelik eleştiriler artarken, iftar ile sahur arası vatandaşı soran yok! Tıpkı sahur ile iftar arası esnafa uğrayan olmadığı gibi…
Eleştiriye kapalı eleştirene küs bir siyaset profili ve siyasetçi üslubu ile her geçen gün oy kaybettiği anketlere de yansıyan AK Parti'nin halen daha alternatifi olmadığını ifade etmeliyiz. Peki, alternatifi olmayan AK Parti bu pazar seçim olsa tek başına iktidar olabilir mi? Cumhuriyet Halk Partisi yerel yöneticiler hatalarından sıyrılarak iktidar olabilir mi?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömer KÜÇÜKKAYA
Vatandaş sesini yükseltiyor!
Adalet ve Kalkınma Partisi'ne yönelik tepkilerin her geçen gün arttığı alanlardan birisi de sağlık hizmetleri diyebiliriz. Özellikle emekli vatandaş ile yardımcı sağlık personeli arasındaki diyaloglar siyasi parti eleştirilerine dönüşmeye başladı. Çoğu vatandaşın biriktirdiği stres yükünü ve geçim sıkıntısına dair sorunlarını tedavi için gittiği kurumlarda sağlık personelleri üzerine yüklemesi sert tartışmalara yol açıyor. Sağlık personellerinin sosyal ve ekonomik sıkıntılarını da tartışmaya eklediğimiz zaman olaylar içerisinden çıkılmaz tartışmalara dönüşüyor…
Kabul etmemiz gerekiyor ki, Türkiye’nin İran savaşından sosyal, ekonomik, askeri ve istihbari anlamda etkilenmemesi imkansız. Ve yine “Mavi Vatan” sınırlarında konuşlanan onlarca ABD deniz gücü unsurunu değerlendirdiğimizde savaş çanlarının yakın gelecekte Türkiye için çalmayacağını ifade edemeyiz. Ki, ABD ve NATO üslerinin ülkemiz için yarattığı riskleri gündeme taşımıyorum bile…
İslam Cumhuriyeti'nin 50 devlet liderinin ABD istihbarat birimleri destekli olarak İsrail tarafından acımasızca öldürülmesi Türkiye’nin tüm savaş kabiliyetlerini sil baştan gözden geçirmesi için yeter unsurdur. Ki, devlet büyüklerinin güvenliği artık çok daha önemli bir noktaya taşındı diyebiliriz…
Bir yanda olası Türkiye - İsrail - Amerika - Çin - Rusya - Almanya - İngiltere savaş riski öte yanda her geçen gün kötüye giden ekonomi ile mevcut kabinenin yola devam etmesi mümkün değil. Ve yine İçişleri ve Adalet Bakanlarının halen daha Genel Müdür ve Daire Başkanları konusunda hamle yapmamaları başka soru işaretleri doğuruyor. Özellikle İçişleri Bakan Yardımcısı olarak atanan Afyon Valisi Kübra Gürkan Yiğitbaşı'na yönelik görev alanları ile ilgili hususlarda vatandaş haksız demek asla mümkün değil…
Hükümetin net bir şekilde yönetim hataları yaptığı Türkiye'de, Milletvekilleri fakir sofralarında ve meydanlar ile esnaf arasında değil aksine eş, dost, kendisine yakın STK sofralarında boy gösteriyor. Bursa'nın en güçlü mahallelerinde halen daha iftar sofraları kuramayan Adalet ve Kalkınma Partisine yönelik eleştiriler artarken, iftar ile sahur arası vatandaşı soran yok! Tıpkı sahur ile iftar arası esnafa uğrayan olmadığı gibi…
Eleştiriye kapalı eleştirene küs bir siyaset profili ve siyasetçi üslubu ile her geçen gün oy kaybettiği anketlere de yansıyan AK Parti'nin halen daha alternatifi olmadığını ifade etmeliyiz. Peki, alternatifi olmayan AK Parti bu pazar seçim olsa tek başına iktidar olabilir mi? Cumhuriyet Halk Partisi yerel yöneticiler hatalarından sıyrılarak iktidar olabilir mi?