Küresel gerginliğin sınırlarımızın hemen dibinde alevlenen savaşlara dönüşmesi elbette kötüye giden piyasaları daha bir durağan sürece sürükledi. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın piyasaları sıkıştıran vergi uygulamaları ve beraberinde gelen “E-Haciz” işlemleri nedeniyle KOBİ zor durumda. E-Haciz işlemlerinin kaldırılması sürecinde “Vergi borcuna Faiz uygulaması” ve beraberinde 500 Bin TL altı alacaklarda KDV mahsuplaştırmalarına rağmen ısrarla vatandaşlardan ve esnaflardan Vergi Daireleri tarafından para talep edilmesi, 500 BİN TL altındaki borçlarda ısrarla ev veya araç ipotekleri talep edilmesi hükümetin aleyhine olumsuz süreçler doğuruyor. Vergi Daireleri önündeki vatandaşlar ile sohbet ettiğimizde görüyoruz ki; olası bir genel seçimde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AK Parti’nin oyları hızla düşüyor. Elbette benzer bir durum İcra Daireleri önünde de yaşanıyor. “Kamu borç alacaklarına faiz uygulaması” AK Parti ile vatandaşın arasını ciddi anlamda açmış durumda…
AK Parti’nin Valiler Kararnamesi süreci ile kaybettiği bürokratik güven, kamu çalışanlarında artan geçim sıkıntısı ve kamu çalışanlarının uğradığı sosyal mağduriyetler ile birleşince, erken seçim mecburi bir duruma dönüşüyor. Türkiye’nin İran savaşının gölgesinde iktidar arayışları sürerken, kabul etmemiz gerekiyor ki; vatandaşlar reform beklerken, siyaset kurumu ve siyasilerde transfer için davet bekliyor. Peki; Türkiye nasıl bir yol haritası izleyecek?
Her ne kadar Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Cumhuriyet Halk Partisi’nden AK Parti’ye geçmesine dair bir süreç olmadığını ve olamayacağını beyan ediyor olsa bile siyasette 24 saatin çok uzun bir zaman dilimi olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Ve sürecin bir başka boyutunda ise; herkes Mustafa Bozbey’in AK Parti’ye geçişine odaklanmışken, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in AK Parti veya Milliyetçi Hareket Partisi’ne geçmesi ile bambaşka bir boyuta geçebileceği gerçekliğini yaşıyoruz.
Kim diyebilir ki; Bursa’dan herhangi bir Belediye Başkanı bir başka siyasi partiye geçemez diye? Elbette Milliyetçi Hareket Partisi’nin genel kültüründe böylesine bir geçişe dönük taviz verilmesi beklenmiyor ancak AK Parti, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’i davet ederse hayır cevabı alır mı? Veyahut AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisine geçmek isteyen yerel yönetimlere daha ne kadar sessiz ve nötr kalabilir?
Sonuç itibariyle; “Bağımsız Belediye Başkanı” uygulamasının Ankara’da fikir üstünlüğü yaşadığı bir dönemde vatandaş, “Bağımsız Cumhurbaşkanı istemez mi?” Evet değerli okurlarım; aşırı bağımsızlığın Türkiye’yi taşıyacağı nokta 2026 yılı sonunda “erken seçim” olacaktır. Sonuç itibariyle iktidar kanadınca 2027 yılında bir erken seçim planlanıyor olunsa bile görmekteyiz ki; AK Parti iktidarı mevcut süreçte “Seçim veya Savaş Kabinesi” kuramıyor! Valiler Kararnamesi oluşturamayan, Seçim veya Savaş Kabinesi kuramayan AK Parti’nin, “Türkiye İttifakı” adı altında yeni bir Anayasa’yı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçirmesi sürpriz olmayacaktır! Kim bilir belki de; CHP Genel Başkanı Özgür Özel Cumhurbaşkanı Yardımcısı olurken, Sinan Oğan da diğer bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı olabilir. Tabi ki böyle bir durumda Türkiye’nin “Savaş Kabinesi” ile yönetildiğini kabul etmemiz gerekecektir…
Demokratik süreçlerde olası “Seçim Kabinesi” olasılığında göze çarpan en gözde isimlerden olan MİT Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kalın’ın adı Dışişleri Bakanlığı’nda geçerken, İçişleri Bakanlığı’na Ankara Valisi Vasip Şahin’in adı geçiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na Hakan Çavuşoğlu ismi geçerken, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na Eski Bayburt Valisi Cüneyt Epcim ismi geçiyor. Adalet Bakanlığı’nda Bülent Turan ismi güç kazanırken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı’nın adı geçiyor. Yeniden şekillendirilecek Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda Önder Matlı ile eş değer önemde güç kazanan bir diğer isim ise; Türkiye Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Ali Eroğlu diyebiliriz.
Elbette olası kabine değişikliği ile ilgili “Türkiye İttifakı” hususu önemli bir gerçeklik olarak önümüzde duruyor. Lakin AK Parti’nin olası seçim kabinesinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar ismi sürpriz bir şekilde öne çıkarken aynı değerde öne çıkan bir diğer isim ise; İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu diyebiliriz.
Türkiye’nin güçlü isimlerinden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun adı Ticaret Bakanlığı’na geçerken, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir ismi güç kazanıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un adı Hazine ve Maliye Bakanlığı’na geçerken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yerinde kalması bekleniyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın adı geçerken, Milli Savunma Bakanlığı’na Hakan Fidan’ın adı geçiyor.
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu koltuğu en garanti isimler arasında yer alıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Milli Savunma Bakanı olmaması halinde Milli Savunma Bakanlığı’na Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu’nun adı geçiyor. Böyle bir durumda Hakan Fidan ismi Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği’nde güç kazanıyor.
Elbette yeni kabine sürecinde gözümüzü tecrübeli Kaymakamlar, Vali Yardımcıları ve Valiler ile Genel Müdürlere çevirmemiz gerekiyor. 2026 yılı Nisan sonuna kadar Türkiye’de, yaklaşık olarak 2 bin kişilik bir üst düzey atama zinciri, kamusal değişim ve gençleşme bekleniyor. “Süper Emeklilik” benzeri bir sistemle kamuda gençleşme sürecine girilmesi beklenirken, bu formül ile üst düzey kamu yöneticilerinde yaş ortalamasının 56’ya düşürülmesi hedefleniyor. Cumhurbaşkanı olma yaşının 35’e çekilmesinin beklendiği bir dönemde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yeni askeri, stratejik ve ekonomik yapılanmaları kapsamında 3 yeni Bakanlık ve 2 yeni Cumhurbaşkanı Yardımcılığı ile yeni bir döneme geçmesi hedefleniyor. Türkiye’nin rotasında coğrafi sınırlarını genişletmek var mı?
İçişleri Bakanlığı bünyesindeki AFAD Başkanlığı’nın “AFAD ve Acil Müdahale Bakanlığı” ismi ile yeniden şekillendirilmesi beklenirken, aynı zamanda tecrübeli Vali, Asker ve Emniyet Müdürlerinden oluşan “İç Güvenlik ve İstihbarat Başkanlığı” kurulması yönünde çalışmalara devam ediliyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çok kapsamlı kalması ve tek bir Bakan üzerinde yüksek düzeyde iş yükü ve risk barındırması nedeniyle, “Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı” adı altında yeni bir Bakanlık kurulması bekleniyor. Ayrıca “Şehircilik ve Yerel Yönetimler Bakanlığı” adı altında bir Bakanlık kurulması fikri üzerindeki çalışmalarda son seviyeye ulaşılırken, “Şehircilik ve Kamu Hizmetleri Bakanlığı” ismi de öne çıkan kavramlar arasında yer alıyor.
Genelkurmay Başkanlığı’na Orgeneral Metin Tokel ismi geçerken, kurulması planlanan Türk Devletleri Bakanlığı’na Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ismi geçiyor. Elbette böylesine bir zincir değişimin Türkiye’de, tüm olumsuz süreçleri artı pozisyona taşıması beklenirken, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala’nın adı Cumhurbaşkanı Yardımcılığı’na geçiyor. Ve böylesine bir süreçte; siyasette transferler, ekonomide ise reform mecburi oluyor. Kim bilir belki de bir akşam belki de bu akşam, bambaşka bir kararname ile geceye ve yarınlara merhaba deriz…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömer KÜÇÜKKAYA
Vatandaş reform, siyaset transfer bekliyor!
Küresel gerginliğin sınırlarımızın hemen dibinde alevlenen savaşlara dönüşmesi elbette kötüye giden piyasaları daha bir durağan sürece sürükledi. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın piyasaları sıkıştıran vergi uygulamaları ve beraberinde gelen “E-Haciz” işlemleri nedeniyle KOBİ zor durumda. E-Haciz işlemlerinin kaldırılması sürecinde “Vergi borcuna Faiz uygulaması” ve beraberinde 500 Bin TL altı alacaklarda KDV mahsuplaştırmalarına rağmen ısrarla vatandaşlardan ve esnaflardan Vergi Daireleri tarafından para talep edilmesi, 500 BİN TL altındaki borçlarda ısrarla ev veya araç ipotekleri talep edilmesi hükümetin aleyhine olumsuz süreçler doğuruyor. Vergi Daireleri önündeki vatandaşlar ile sohbet ettiğimizde görüyoruz ki; olası bir genel seçimde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AK Parti’nin oyları hızla düşüyor. Elbette benzer bir durum İcra Daireleri önünde de yaşanıyor. “Kamu borç alacaklarına faiz uygulaması” AK Parti ile vatandaşın arasını ciddi anlamda açmış durumda…
AK Parti’nin Valiler Kararnamesi süreci ile kaybettiği bürokratik güven, kamu çalışanlarında artan geçim sıkıntısı ve kamu çalışanlarının uğradığı sosyal mağduriyetler ile birleşince, erken seçim mecburi bir duruma dönüşüyor. Türkiye’nin İran savaşının gölgesinde iktidar arayışları sürerken, kabul etmemiz gerekiyor ki; vatandaşlar reform beklerken, siyaset kurumu ve siyasilerde transfer için davet bekliyor. Peki; Türkiye nasıl bir yol haritası izleyecek?
Her ne kadar Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Cumhuriyet Halk Partisi’nden AK Parti’ye geçmesine dair bir süreç olmadığını ve olamayacağını beyan ediyor olsa bile siyasette 24 saatin çok uzun bir zaman dilimi olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Ve sürecin bir başka boyutunda ise; herkes Mustafa Bozbey’in AK Parti’ye geçişine odaklanmışken, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in AK Parti veya Milliyetçi Hareket Partisi’ne geçmesi ile bambaşka bir boyuta geçebileceği gerçekliğini yaşıyoruz.
Kim diyebilir ki; Bursa’dan herhangi bir Belediye Başkanı bir başka siyasi partiye geçemez diye? Elbette Milliyetçi Hareket Partisi’nin genel kültüründe böylesine bir geçişe dönük taviz verilmesi beklenmiyor ancak AK Parti, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’i davet ederse hayır cevabı alır mı? Veyahut AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisine geçmek isteyen yerel yönetimlere daha ne kadar sessiz ve nötr kalabilir?
Sonuç itibariyle; “Bağımsız Belediye Başkanı” uygulamasının Ankara’da fikir üstünlüğü yaşadığı bir dönemde vatandaş, “Bağımsız Cumhurbaşkanı istemez mi?” Evet değerli okurlarım; aşırı bağımsızlığın Türkiye’yi taşıyacağı nokta 2026 yılı sonunda “erken seçim” olacaktır. Sonuç itibariyle iktidar kanadınca 2027 yılında bir erken seçim planlanıyor olunsa bile görmekteyiz ki; AK Parti iktidarı mevcut süreçte “Seçim veya Savaş Kabinesi” kuramıyor! Valiler Kararnamesi oluşturamayan, Seçim veya Savaş Kabinesi kuramayan AK Parti’nin, “Türkiye İttifakı” adı altında yeni bir Anayasa’yı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçirmesi sürpriz olmayacaktır! Kim bilir belki de; CHP Genel Başkanı Özgür Özel Cumhurbaşkanı Yardımcısı olurken, Sinan Oğan da diğer bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı olabilir. Tabi ki böyle bir durumda Türkiye’nin “Savaş Kabinesi” ile yönetildiğini kabul etmemiz gerekecektir…
Demokratik süreçlerde olası “Seçim Kabinesi” olasılığında göze çarpan en gözde isimlerden olan MİT Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kalın’ın adı Dışişleri Bakanlığı’nda geçerken, İçişleri Bakanlığı’na Ankara Valisi Vasip Şahin’in adı geçiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na Hakan Çavuşoğlu ismi geçerken, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na Eski Bayburt Valisi Cüneyt Epcim ismi geçiyor. Adalet Bakanlığı’nda Bülent Turan ismi güç kazanırken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı’nın adı geçiyor. Yeniden şekillendirilecek Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda Önder Matlı ile eş değer önemde güç kazanan bir diğer isim ise; Türkiye Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Ali Eroğlu diyebiliriz.
Elbette olası kabine değişikliği ile ilgili “Türkiye İttifakı” hususu önemli bir gerçeklik olarak önümüzde duruyor. Lakin AK Parti’nin olası seçim kabinesinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar ismi sürpriz bir şekilde öne çıkarken aynı değerde öne çıkan bir diğer isim ise; İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu diyebiliriz.
Türkiye’nin güçlü isimlerinden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun adı Ticaret Bakanlığı’na geçerken, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir ismi güç kazanıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un adı Hazine ve Maliye Bakanlığı’na geçerken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yerinde kalması bekleniyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın adı geçerken, Milli Savunma Bakanlığı’na Hakan Fidan’ın adı geçiyor.
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu koltuğu en garanti isimler arasında yer alıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Milli Savunma Bakanı olmaması halinde Milli Savunma Bakanlığı’na Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu’nun adı geçiyor. Böyle bir durumda Hakan Fidan ismi Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği’nde güç kazanıyor.
Elbette yeni kabine sürecinde gözümüzü tecrübeli Kaymakamlar, Vali Yardımcıları ve Valiler ile Genel Müdürlere çevirmemiz gerekiyor. 2026 yılı Nisan sonuna kadar Türkiye’de, yaklaşık olarak 2 bin kişilik bir üst düzey atama zinciri, kamusal değişim ve gençleşme bekleniyor. “Süper Emeklilik” benzeri bir sistemle kamuda gençleşme sürecine girilmesi beklenirken, bu formül ile üst düzey kamu yöneticilerinde yaş ortalamasının 56’ya düşürülmesi hedefleniyor. Cumhurbaşkanı olma yaşının 35’e çekilmesinin beklendiği bir dönemde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yeni askeri, stratejik ve ekonomik yapılanmaları kapsamında 3 yeni Bakanlık ve 2 yeni Cumhurbaşkanı Yardımcılığı ile yeni bir döneme geçmesi hedefleniyor. Türkiye’nin rotasında coğrafi sınırlarını genişletmek var mı?
İçişleri Bakanlığı bünyesindeki AFAD Başkanlığı’nın “AFAD ve Acil Müdahale Bakanlığı” ismi ile yeniden şekillendirilmesi beklenirken, aynı zamanda tecrübeli Vali, Asker ve Emniyet Müdürlerinden oluşan “İç Güvenlik ve İstihbarat Başkanlığı” kurulması yönünde çalışmalara devam ediliyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çok kapsamlı kalması ve tek bir Bakan üzerinde yüksek düzeyde iş yükü ve risk barındırması nedeniyle, “Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı” adı altında yeni bir Bakanlık kurulması bekleniyor. Ayrıca “Şehircilik ve Yerel Yönetimler Bakanlığı” adı altında bir Bakanlık kurulması fikri üzerindeki çalışmalarda son seviyeye ulaşılırken, “Şehircilik ve Kamu Hizmetleri Bakanlığı” ismi de öne çıkan kavramlar arasında yer alıyor.
Genelkurmay Başkanlığı’na Orgeneral Metin Tokel ismi geçerken, kurulması planlanan Türk Devletleri Bakanlığı’na Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ismi geçiyor. Elbette böylesine bir zincir değişimin Türkiye’de, tüm olumsuz süreçleri artı pozisyona taşıması beklenirken, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala’nın adı Cumhurbaşkanı Yardımcılığı’na geçiyor. Ve böylesine bir süreçte; siyasette transferler, ekonomide ise reform mecburi oluyor. Kim bilir belki de bir akşam belki de bu akşam, bambaşka bir kararname ile geceye ve yarınlara merhaba deriz…