Dünya'yı ilim ve bilim sahipleri mi yönetiyor? Yoksa dünya, ilim ve bilim sahiplerinin kavgasının kurbanı mı? Üçte bir kuralının her zaman belirleyici olduğu hayatta, üçte ikinin de üçte birin toplamından oluştuğunu unutmamalıyız. Böylesine bir denklem içerisinde siyaseti de ekonomi gibi matematikten ayrı okumak ve yorumlamak doğru olmayacaktır. İşte bu sebeple matematik biliminin temel ana dallarından olan geometri ile üçte bir algoritmasını birlikte değerlendireceğimiz yeni yazımız ile hepinize merhaba diyorum…
Türkiye gibi “gelişmekte olan ülke” sınıfından “gelişmiş ülke” sınıfına geçiş süreçlerini iç içe yaşayan ülkelerin finansman, istikrar ve genç emekli ile nitelikli insan gücü alanında çok ciddi sorunları olduğu gibi sektörel anlamda çözülemeyen problemleri olduğunu da kabul etmek zorundayız. Türkiye’nin yabancı sermaye ile sürekli kırılgan tutulan ekonomisine rağmen özellikle savunma sanayi teknolojileri ile gerçekleştirdiği küresel çıkışının Türkiye Yüzyılı adına çok değerli olduğunu özellikle belirtmek isterim. Anadolu'nun tükenmek bilmeyen verimli topraklarının üstü kadar altının da değerli olduğunun farkında olan küresel dinamikler, yeni dünya oluşumunda Türkiye’yi birden fazla konu başlığı ile değerlendiriyor.
İşte böylesine hassas bir dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim: Beyler… Cirminiz kadar yer yakarsınız” çıkışını ve sürece dair tüm denklemleri kronolojik bir çerçevede değerlendirmeliyiz. Adalet Bakanlığı'na Akın Gürlek'in, İçişleri Bakanlığı'na Mustafa Çiftçi’nin atanmasının akabinde Türkiye’de yaşanan gelişmeler aslında Türkiye’nin sadece “Temiz Eller” süreci olarak değil, aynı zamanda “Olağanüstü Girişimlere Ön Hazırlık” hareketi olarak değerlendirilmelidir.
Adalet Bakanlığı'nda en üst düzeyde hayata geçirilen revizyonları ve Bakanlığın taşra teşkilatından Ankara'ya personel çağrısını Bakan Akın Gürlek'in “yenilenme” değil “öze dönüş” hamlesi olarak okumalıyız. Adalet teşkilatlarının içerisinden kurumun her bir alanına kazandırılan genç, dinamik ve aile bağları güçlü Genel Müdürler, Genel Müdür Yardımcıları ve diğer birim yönetici atamaları ile Bakan Gürlek, kurumsal güven konusunda başarılı bir ivme çizerken aynı zamanda kurumsal aidiyeti öncelediğinide ortaya koydu diyebiliriz.
“15 Temmuz FETÖ İhanet ve Darbe Girişimi” sonrasında yaşananlar bize gösterdi ki; “Adalet Mülkün Temeli” olduğu kadar devlet ile millet arasındaki en kudretli bağdır. Elbette FETÖ hücrelerinin yeniden uyandığına ve güçlendiğine şahitlik ettiğimiz bu dönemde FETÖ üyesi olmaktan yargılanan ve meslekten ihraç edilen Genel Müdürlerin, Genel Müdür Yardımcılarının, Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Komisyonu Başkan ve Üyeleri ile Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin zalimce ihraç ettikleri vatanseverleri yani onca yıldır yalnızlıklarına ve kaderlerine terk edilenleri, hatırlamak ve hatta sahiplenmek gereken bir dönemdeyiz.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hayatı kadar tehlikede olan bir diğer husus, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığıdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son çıkışı sonrası İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Emniyet Genel Müdürlüğü, Ankara Valiliği ve daha birçok noktada gerçekleştirdiği stratejik atamalar bize gösterdi ki; Ankara tüm cephelerde büyük bir savaşa hazırlık yapıyor. Türkiye’nin sınırları ötesinden içine yönelik süregelen kanlı kışkırtmalara ve olağanüstü toplumsal olaylara sessiz hatta çaresiz kalacağını sananlar elbette kaybedenlerden olacaklardır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan kitabın ortasından konuştu…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın; “Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim: Beyler… Cirminiz kadar yer yakarsınız” sözlerini birde Geometrik olarak değerlendirelim. Hasılı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kitabın tam ortasından ve net bir dille konuşmuştur.
Sözlük anlamı ile Geometri; nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin birbirleriyle olan ilişkilerini, özelliklerini, ölçümlerini (uzunluk, alan, hacim) inceleyen köklü bir matematik dalıdır. Antik Yunanca "Geo" (Dünya) ve "Metron" (Ölçüm) kelimelerinden türemiş olup "yer ölçümü" anlamına gelir. Geometri; şekillerin boyutlarını ve uzaydaki konumlarını konu edinir.
Üçte bir kuralı ve Geometri ışığında değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki; Türkiye’yi elde etmek isteyen Asya lideri Çin, Avrupa lideri İngiltere ve kıtalar ötesinde ki Amerika Birleşik Devletleri, matematiksel olarak kendilerince doğru ama tarihsel kronoloji ve geometrik hesaplamalara göre hata yapmaktadırlar.
Asya'dan çıkıp Avrupa'nın göbeğine seferler düzenleyerek fetihler gerçekleştiren Türk Milleti'nin, bilinen hali ile zaten kendi keşfettiği ancak İngiltere'nin kurduğu ABD ve onu kukla eden İsrail karşısında kaybetme lüksü yoktur! Birleşik Krallık Kralı 3. Charles'ın Amerika'da Donald Trump'ın suratına haykırdığı cümleler aslında yeni dünya düzenine farklı bir başkaldırı ve patron kim sorusunu ortadan kaldıran hatta patronu belirleyen bir çıkıştır.
Sonuç itibariyle bugün hem Müslümanların Bayramı Cuma, hemde Emek ve Dayanışma Bayramı olarak tüm işçi ve emekçilerin bayramı. Lakin yeni hafta ve yeni ay Ankara'da soğuk rüzgarların hatta fırtınaların eseceği başlangıçları bize yaz yağmurları ile fısıldıyor.
Ankara; yeni Valisi Yakup Canbolat'ı beklerken, siyaset dünyası ise “acaba Aydın'da olduğu gibi Ankara'da da Mansur Yavaş, 15 Temmuz öncesi AK Parti'ye veya MHP'ye geçer mi?” sorusunu kendi kendine soruyor. Hasılı Vali olarak Aydın'a gittikten sonra kaybedilen “Bursa” sonrası iktidara geçen Aydın Büyükşehir Belediyesi öznesinde düşündüğümüzde, “yaparsa Yakup Canbolat yapar” demekten kendimizi alamıyoruz…
Ve sonuç itibariyle üçte bir ve geometri algoritmaları üzerinden konuyu tamamladığımızda; bu vakitten sonra milletçe ve devletçe uyanık olursak, birileri anca üçün birini alır, o üçün birini de ne yaparlar kendileri bilir diyebiliriz. Sonuç itibariyle ne demiştik; biz, kan döktüğümüz yere “vatan” deriz ve “vatan” dediğimiz yeri asla kimseye vermeyiz. Bugün Anadolu'dayız. Gün gelecek yeniden doğudan batıya, kuzeyden güneye her yerde olacağız…
Cumamız mübarek, emek ve dayanışma bayramımız kutlu olsun…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömer KÜÇÜKKAYA
Üçte bir ve Geometri…
Dünya'yı ilim ve bilim sahipleri mi yönetiyor? Yoksa dünya, ilim ve bilim sahiplerinin kavgasının kurbanı mı? Üçte bir kuralının her zaman belirleyici olduğu hayatta, üçte ikinin de üçte birin toplamından oluştuğunu unutmamalıyız. Böylesine bir denklem içerisinde siyaseti de ekonomi gibi matematikten ayrı okumak ve yorumlamak doğru olmayacaktır. İşte bu sebeple matematik biliminin temel ana dallarından olan geometri ile üçte bir algoritmasını birlikte değerlendireceğimiz yeni yazımız ile hepinize merhaba diyorum…
Türkiye gibi “gelişmekte olan ülke” sınıfından “gelişmiş ülke” sınıfına geçiş süreçlerini iç içe yaşayan ülkelerin finansman, istikrar ve genç emekli ile nitelikli insan gücü alanında çok ciddi sorunları olduğu gibi sektörel anlamda çözülemeyen problemleri olduğunu da kabul etmek zorundayız. Türkiye’nin yabancı sermaye ile sürekli kırılgan tutulan ekonomisine rağmen özellikle savunma sanayi teknolojileri ile gerçekleştirdiği küresel çıkışının Türkiye Yüzyılı adına çok değerli olduğunu özellikle belirtmek isterim. Anadolu'nun tükenmek bilmeyen verimli topraklarının üstü kadar altının da değerli olduğunun farkında olan küresel dinamikler, yeni dünya oluşumunda Türkiye’yi birden fazla konu başlığı ile değerlendiriyor.
İşte böylesine hassas bir dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim: Beyler… Cirminiz kadar yer yakarsınız” çıkışını ve sürece dair tüm denklemleri kronolojik bir çerçevede değerlendirmeliyiz. Adalet Bakanlığı'na Akın Gürlek'in, İçişleri Bakanlığı'na Mustafa Çiftçi’nin atanmasının akabinde Türkiye’de yaşanan gelişmeler aslında Türkiye’nin sadece “Temiz Eller” süreci olarak değil, aynı zamanda “Olağanüstü Girişimlere Ön Hazırlık” hareketi olarak değerlendirilmelidir.
Adalet Bakanlığı'nda en üst düzeyde hayata geçirilen revizyonları ve Bakanlığın taşra teşkilatından Ankara'ya personel çağrısını Bakan Akın Gürlek'in “yenilenme” değil “öze dönüş” hamlesi olarak okumalıyız. Adalet teşkilatlarının içerisinden kurumun her bir alanına kazandırılan genç, dinamik ve aile bağları güçlü Genel Müdürler, Genel Müdür Yardımcıları ve diğer birim yönetici atamaları ile Bakan Gürlek, kurumsal güven konusunda başarılı bir ivme çizerken aynı zamanda kurumsal aidiyeti öncelediğinide ortaya koydu diyebiliriz.
“15 Temmuz FETÖ İhanet ve Darbe Girişimi” sonrasında yaşananlar bize gösterdi ki; “Adalet Mülkün Temeli” olduğu kadar devlet ile millet arasındaki en kudretli bağdır. Elbette FETÖ hücrelerinin yeniden uyandığına ve güçlendiğine şahitlik ettiğimiz bu dönemde FETÖ üyesi olmaktan yargılanan ve meslekten ihraç edilen Genel Müdürlerin, Genel Müdür Yardımcılarının, Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Komisyonu Başkan ve Üyeleri ile Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin zalimce ihraç ettikleri vatanseverleri yani onca yıldır yalnızlıklarına ve kaderlerine terk edilenleri, hatırlamak ve hatta sahiplenmek gereken bir dönemdeyiz.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hayatı kadar tehlikede olan bir diğer husus, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığıdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son çıkışı sonrası İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Emniyet Genel Müdürlüğü, Ankara Valiliği ve daha birçok noktada gerçekleştirdiği stratejik atamalar bize gösterdi ki; Ankara tüm cephelerde büyük bir savaşa hazırlık yapıyor. Türkiye’nin sınırları ötesinden içine yönelik süregelen kanlı kışkırtmalara ve olağanüstü toplumsal olaylara sessiz hatta çaresiz kalacağını sananlar elbette kaybedenlerden olacaklardır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan kitabın ortasından konuştu…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın; “Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim: Beyler… Cirminiz kadar yer yakarsınız” sözlerini birde Geometrik olarak değerlendirelim. Hasılı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kitabın tam ortasından ve net bir dille konuşmuştur.
Sözlük anlamı ile Geometri; nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin birbirleriyle olan ilişkilerini, özelliklerini, ölçümlerini (uzunluk, alan, hacim) inceleyen köklü bir matematik dalıdır. Antik Yunanca "Geo" (Dünya) ve "Metron" (Ölçüm) kelimelerinden türemiş olup "yer ölçümü" anlamına gelir. Geometri; şekillerin boyutlarını ve uzaydaki konumlarını konu edinir.
Üçte bir kuralı ve Geometri ışığında değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki; Türkiye’yi elde etmek isteyen Asya lideri Çin, Avrupa lideri İngiltere ve kıtalar ötesinde ki Amerika Birleşik Devletleri, matematiksel olarak kendilerince doğru ama tarihsel kronoloji ve geometrik hesaplamalara göre hata yapmaktadırlar.
Asya'dan çıkıp Avrupa'nın göbeğine seferler düzenleyerek fetihler gerçekleştiren Türk Milleti'nin, bilinen hali ile zaten kendi keşfettiği ancak İngiltere'nin kurduğu ABD ve onu kukla eden İsrail karşısında kaybetme lüksü yoktur! Birleşik Krallık Kralı 3. Charles'ın Amerika'da Donald Trump'ın suratına haykırdığı cümleler aslında yeni dünya düzenine farklı bir başkaldırı ve patron kim sorusunu ortadan kaldıran hatta patronu belirleyen bir çıkıştır.
Sonuç itibariyle bugün hem Müslümanların Bayramı Cuma, hemde Emek ve Dayanışma Bayramı olarak tüm işçi ve emekçilerin bayramı. Lakin yeni hafta ve yeni ay Ankara'da soğuk rüzgarların hatta fırtınaların eseceği başlangıçları bize yaz yağmurları ile fısıldıyor.
Ankara; yeni Valisi Yakup Canbolat'ı beklerken, siyaset dünyası ise “acaba Aydın'da olduğu gibi Ankara'da da Mansur Yavaş, 15 Temmuz öncesi AK Parti'ye veya MHP'ye geçer mi?” sorusunu kendi kendine soruyor. Hasılı Vali olarak Aydın'a gittikten sonra kaybedilen “Bursa” sonrası iktidara geçen Aydın Büyükşehir Belediyesi öznesinde düşündüğümüzde, “yaparsa Yakup Canbolat yapar” demekten kendimizi alamıyoruz…
Ve sonuç itibariyle üçte bir ve geometri algoritmaları üzerinden konuyu tamamladığımızda; bu vakitten sonra milletçe ve devletçe uyanık olursak, birileri anca üçün birini alır, o üçün birini de ne yaparlar kendileri bilir diyebiliriz. Sonuç itibariyle ne demiştik; biz, kan döktüğümüz yere “vatan” deriz ve “vatan” dediğimiz yeri asla kimseye vermeyiz. Bugün Anadolu'dayız. Gün gelecek yeniden doğudan batıya, kuzeyden güneye her yerde olacağız…
Cumamız mübarek, emek ve dayanışma bayramımız kutlu olsun…