Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Türkiye Yüzyılı ve Türkiye’nin dönüşümü…

Yazının Giriş Tarihi: 28.04.2026 00:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.04.2026 00:15

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2002 yılında iktidara gelmesiyle birlikte köyden şehire yönelik değişimler ve dönüşümler ile son 25 yılın kentsel süreçlerine önceki günkü yazımda değindim. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye’nin en güçlü ve alternatifsiz tek iktidarı olmayı 25 yıldır başaran AK Parti hükümetleri döneminde elbette pozitif detaylar olduğu kadar negatif süreçlerinde yaşandığını kabul etmeliyiz. Türkiye’nin özellikle Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin “Terörsüz Türkiye” çağrısı ile yöneldiği yeni süreç aslında ülke ve toplum adına yeni bir çağın başlangıcı oldu diyebiliriz.

***

Cumhuriyet'in yüzüncü yaşında “Türkiye Yüzyılı” çıkışı ile vatandaşlara yeni bir hedef belirleyen ve rota çizen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sınırlarının genişlediği ekonomisinin daha fazla güçlendiği bir Türkiye inşaa etmek için yeni başlangıçlar yapmaya devam ediyor. İşte böyle bir süreçte Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin son çeyreğinde siyaset arenasında boy gösteren Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetlerine yönelik bir swot analizi yapmak mecburiyeti oluştu. Köy ve şehir vurgusu ile değerlendirdiğimiz Türkiye Yüzyılı sürecine şimdide, “Türkiye’nin dönüşümü” başlığı altında mercek tutacağız.

***

Adalet ve Kalkınma Parti’nin "muhafazakâr demokrat" kimliği aileye büyük önem atfetse de, modernleşme ve ekonomik koşullar 25 yıl içerisinde farklı bir tablo ortaya çıkardı. Her ne kadar AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ısrarla genç yaşta evlilik ve üç, beş çocuk vurgusu yapan bir lider olsa bile süreç son 25 yılda bambaşka bir boyuta sürüklendi.

Türkiye’de AK Parti hükümetleri döneminde geleneksel geniş aileden çekirdek aileye geçiş hızlanmış; boşanma oranları son 20 yılda yaklaşık yüzde 50 artış göstermiştir. Ve yine evlenme yaşı ortalaması kadınlarda 25, erkeklerde 28 ve daha ileri yaşlara yükselmiştir. Ülkenin genelinde hayata geçirilmek istenen "Dindar nesil" hedefi başarıya ulaşamazken, küresel tüketim kültürünün sentezi olan "Muhafazakâr Orta Sınıf" yaşanan teknolojik gelişmeler ışığında oluşmuştur. Bu yeni toplumsal profil; dindar sembolleri kullanan ancak tüketim alışkanlıkları açısından seküler elitlerle yarışan bir yapıda olması ile dikkat çekmektedir.

***

Muhafazakâr seçmen Muhafazakâr sol Aday!

Elbette AK Parti hükümetleri döneminde yaşanan sosyal değişimleri, siyaset içerisindeki yerel değişimlerden de okuyabiliriz. Bursa, AK Parti'nin 25 yıllık iktidarları döneminde sosyal ve siyasal değişimi en belirgin yaşadığı büyük şehirlerin başında gelmektedir. Bursa'da; “muhafazakâr demokrat” bir çizgiden gelen geçmiş dönem DAĞDER Genel Başkanı Erkan Aydın, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 3 dönem Bursa Milletvekili olduktan sonra Osmangazi Belediye Başkanı olarak şehri yönetmektedir.

Ve yine Bursa'da; 47 yıl sonra sol kesime Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini kazandıran Mustafa Bozbey ve 25 yıllık AK Parti yerel yönetim iktidarını Osmangazi'de yıkan Erkan Aydın, Cumhuriyet Halk Partisi adayı olarak girdikleri seçimlerde muhafazakâr kesimin oylarını da alarak “Belediye Başkanı” olmuşlardır.

***

AK Parti hükümetleri döneminde toplumun değerler atlasında ciddi bir "araçsallaşma" kavramı oluşurken, bu değişim “Ahlak Dili” başta olmak üzere “Konuşma Dili”, “İnanç Dağılımı” ile “Rant Ekonomisi” ve “Gelir Dağılımı” kavramlarına etki etmiştir.

Türkiye, son 25 yıl içerisinde yaşanan gelişmeler ışığında "geleneksel-modern" çatışmasından çıkarak "muhafazakâr-küresel tüketici" sentezine taşınmıştır. "Liyakat" kavramının yerini "sadakat" ve “tanıdık ağı” alırken, Ahlak; bireysel erdemden ziyade kamusal bir sembol ve karşı tarafı yargılama aracı haline gelmiştir.

Toprak, döviz, altın, araç, konut gibi kazanç türleri ile yeni zenginlerde artış yaşayan Türkiye’de; en zengin yüzde 10’luk kesim ile en fakir yüzde 10'luk arasındaki uçurum kronikleşmiştir.

Türkiye’nin 25 yıllık AK Parti hükümetleri döneminde yaşadığı fiziksel altyapı bünyesindeki devasa büyüme, ne yazık ki kurumsal liyakat, toplumsal uzlaşı ve tarımsal sürdürülebilirlik gibi alanlarda aynı başarıyı gösterememiştir. Ekonomik olarak kırılgan, sosyal olarak kutuplaşmış bir yapının ortaya çıktığı Türkiye’de, “Türkiye Yüzyılı” kaçırılmaması gereken önemli bir fırsattır.

​AK Parti hükümetleri dönemlerinde yaşanan sosyolojik değişimin en ilginç yanı, hedeflenen "toplumsal inşa" ile ortaya çıkan "reel durum" arasındaki paradokstur. Yani Türkiye’nin son çeyreğinde 25 yıldır iktidar olan AK Parti; “dindar nesil” ve “güçlü aile hedefi” ile çıktığı yolda, “sekülerleşen gençler” ve “artan boşanmalar” arasında kaybolmuştur.

“İstatistik" biliminin önemini ifade ettiğimiz önceki yazımızdan bu satırlara kadar görmekteyiz ki; Türkiye’nin pozitif dönüşümü için son fırsat “Türkiye Yüzyılı’nın ilk 10 yılı olacaktır” diyerek Ankara'nın tek çıkışının vatandaşların beklediği Valiler Kararnamesi başta olmak üzere Kabine değişimi ve dev bürokratik değişimleri gerçekleştireceği süreci hızla başlatmasıdır diyebiliriz. Sonuç itibariyle; “hükümetler geçici, devlet kalıcıdır” diyerek herkese huzurlu bir gün diliyorum…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.