Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Türkiye’ye Güvenmeliyiz…

Yazının Giriş Tarihi: 18.01.2026 00:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.01.2026 00:15

Kadim toprakların çocukları, kanları ile aldıkları ve Vatan yaptıkları coğrafyalarda her daim barışın, adaletin, birlikteliğin, bereketin sembolü olan devletler kurmuşlardır. Hürriyet kelimesini ırkçılıktan, dini ve kültürel soykırım uzağında “Aile” bağı ile bütünleştiren Türkler, günümüz Anadolu coğrafyası üzerinden yeniden Dünya'ya umut oluyor. Kabul etmeliyiz ki; insanlık ve tüm coğrafyalar ile yüzlerce yıllık kültürel bağları olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hem üçüncü dünya savaşı önündeki en büyük engel hemde insanlık ve yaşam için büyük bir fırsattır.

Tarihi buluntular, yazıtlar, kalıntılar ve kültürel dogmalar bize gösteriyor ki; insanlık için bir umut varsa o umut sadece Türklerin elindedir. Yüce ve Asil gönüllü Türk toplumunu; dejenere etmeye, asimile etmeye, dinsizleştirme ve töresizleştirme çabası ile terörize etmeye çalışanlara da yine en iyi cevabı “Türk Milleti” ve “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” günü her geldiğinde vermiştir, vermeye devam edecektir.

Aziz okurlarım; kıymeti bilinmeyen en değerli kavramlar arasında huzur, sağlık, birlik, beraberlik ve eğitim gelir. Günümüzün zor şartlarında; toplumsal birlik ve beraberliğimizi koruyarak, huzurlu ve sağlıklı bir toplum olarak yola devam ettiğimiz sürece bereket bizimledir. Eğitim, sadece okulda öğrettiklerimiz veya öğrendiklerimiz değildir. Eğitim, Aile içinde başlar. Aile olmayı unuttuğumuz bir toplum olduk. Suçlu sayısı artan ve sürekli birbirini suçlayan ama ne suçu önleyebilen nede suçu engellerken, suçluları rehabilite eden bir toplum olamıyoruz! Mutlaka, emek verenler var. Mutlaka, toplumsal fayda için alınteri döken sivil toplum kuruluşları ve kamu idarecileri var. Ama bir türlü büyük bütüne pozitif etkiler ile fayda sağlayamıyoruz.

“Türkiye'ye Güvenmeliyiz” değerli okurlarım; ülkemiz, kadim medeniyetlerin ve inançların topraklarında var olan Ulu bir şehir. Uludağ'ın rüzgarına, beyazına, bereketli su kaynaklarına ve eteklerinde ki Bursa ovasının iyileştiren toprağına güvenmeliyiz. İyi olmak zorundayız. Tüm kötülüklere ve kötülük yapanlara rağmen iyi olmak zorundayız. İyilik sadece kişileri değil aynı zamanda toplumları da kurtarır. İyilik, kurtarıcıdır…

Eğitimli bir toplum olabilmek adına sadece barış dönemi öğretilerine sarılamayız. Olağanüstü tüm koşullara, savaşlara ve sosyal provokasyonlara da hazır olmalıyız. Sadece sığınaklar yapmak ve sığınaklara kaçmak yetmez. Sığınacak tek yerin, savunulacak tek yer gibi “Tek Millet, Tek Devlet” olabilme gerçekliği olduğunu kabullenmeliyiz. Yüzyıllık acıları yeni yüzyıla taşıyarak güçlü bir Millet ve Devlet olamayız. Geçmişin acıları, hataları ve olumsuz hatıraları ile birbirimize sarılamayız. Geçmişi yargılamayı tarihe bırakmalıyız. Türkiye, elbette Suriye, Irak, İran, Ukrayna olmaz ama 110 yıl önce yaşadığımız dünya savaşlarının en büyük mağduru yine bizleriz ve bunu asla unutmamalıyız. Türkiye’nin Libya olmasına izin vermemeliyiz…

Dünya'nın bize ihtiyacı var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bize ihtiyacı var. Bizlerin, bize ihtiyacı var. Hepimizin birbirimize ihtiyacı var. Seninle bir fazlayız demek yerine “sensiz asla” diyerek birbirimize sımsıkı sarılmalıyız. Türkiye’ye Güvenmeliyiz. Çünkü sadece Dünya'nın değil aynı zamanda insanlığın ve yaşamında Türkiye’den ve Türklerden başka sığınacak, güvenecek ve yardım isteyecek bir yerleri yok. Ve unutmadan; bizim bizden başka dostumuz yok. Şimdi önce ailenize, sonra komşularınıza ve son olarak devletimize sımsıkı sarılın. Ve dua edin, bu günleri arayacak günler yaşamayalım diye…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.