Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Operasyon Türkiye…

Yazının Giriş Tarihi: 08.03.2026 10:12
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.03.2026 10:13

Dünya, değişen bir düzen inşa ediyor. İran'a yönelik İsrail ve ABD işbirliğindeki acımasız ve organize edilmiş savaş bize gösterdi ki; önce devleti sonrasında ise hükümet ve siyaset kademelerinde aktif olan ajanları eliyle ülkeyi kontrol altına almaya çalışıyorlar. Ve sonrasında uygun vakitte ekonomik baskılar ile sistemi ele geçiriyorlar…

Belki diyeceksiniz ki, 15 Temmuz bunu test ettikleri bir süreç idi. Peki, ya şimdi…

İran sürecinde hepimiz gördük ki; ülkeyi yöneten tüm unsurları öncelikli olarak yok ediyorlar. Ve sonrasında sistemi ayakta tutacak tüm diğer alternatif liderlerinde akibeti öncekilerin benzeri oluyor. ABD ve İsrail'in İran savaşında “Kürt” kozunu devreye sokma zamanlamaları ile “Terörsüz Türkiye” sürecinde sona gelinmesi aynı döneme denk geliyor. Peki, bu oyunu kim kazanacak!

Ve yine birileri ısrarla “Türkiye, İran kadar güçlü değil” ifadesini dinlendiriyor. Ve bunu örnekleme adına 15 Temmuz sürecinden bugüne gelen ekonomik, sosyolojik ve psikolojik krizler ile yaşanan bürokratik ve siyasal kavgaları öne sürüyorlar. Peki, işin gerçeği bu mu? Gerçekten Türkiye’nin olası bir savaşta İran kadar dayanabilme gücü yok mu?

Türkiye’nin içerisinde bulunduğu süreç aslında hem Ankara'nın hem Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin toplumun sesini çok geç duyması ve gerçekleri çok geç farketmesinden kaynaklıdır. 15 Temmuz sürecine dair bütün emareler ve kilit isimler ile karargahın “Bursa” olduğuna dair tüm veriler 2007 yılı başlarından itibaren an be an Ankara'ya ve Çankaya'ya rapor edildi! Ancak bürokratik ve siyasi klikler tıpkı “Kozmik Oda İhaneti” sürecinde olduğu gibi sürece dair tüm etki ajanları ile saha raporlarını etkisizleştirdi. Tüm gerçekler ortaya çıktığında ise hükümete yönelik tüm güven kırılmış ve görev adamlarının tamamı ya tutuklanmış ya da diskalifiye edilmişti…

Şimdi benzer bir süreci yine yaşamaktayız! Birçok şehirde iktidar siyasetçileri, kent bürokrasisinin üzerinde adeta tepiniyorlar. Vali, Kaymakam, İl Müdürü ve İlçe Müdürü dahil kimseyi istemiyorlar. Siyasi anlamda kaybedilen şehirlerde bürokratlar eliyle hükümetin kazandığı zaferleri hazmedemiyorlar. Ve süreç geçmişin tekrarına doğru hızla ilerlerken Vatikan Büyükelçiliği ataması bize gösteriyor ki, Ankara çoktan birilerinin güdümüne girmiş bile…

İktidar, siyasi hataları ve adayların saha hataları ile kendilerine yakın bürokratlar eliyle “Bursa Büyükşehir Belediyesi” dahil çok sayıda noktayı kaybederken, Bursa'dan apar topar gönderilen Vali Yakup Canbolat; Aydın Büyükşehir Belediye Başkanını iktidar saflarına kazandırıyor! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bursa'da kaybettiği güç ile Aydın'da kazandığı zafer tek bir kişinin yani Vali Yakup Canbolat'ın görev değişikliğinde net şekilde ortaya çıkıyor. Peki, Bursa'da bunlar olurken Ankara uyumuyor mu? Yoksa Ankara'da işin içinde mi?

Ve şimdi görüyoruz ki, benzer bir süreci Bursa Valisi Erol Ayyıldız'a yaşatmak istiyorlar. Kimi zaman “Derviş Vali” kimi zaman “Evliya gibi Vali” dedikleri Vali Erol Ayyıldız'ın ve dolayısıyla Devletin şamarını yememiş olanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin şefkatinden ötürü şımararak kendilerine belki siyasi bir liderlik rolü biçmeye çalışıyorlar…

FETÖ başta olmak üzere 10 yıllardır birçok terör ve karşı istihbarat örgütünün karargahı olarak şekillenen Bursa'da, Devletin hikmet yüzünü hor görenlere şefkat tokadını indirme vakti halen daha gelmedi mi?

Aslında sorun fazlası ile Ankara kaynaklı diyebiliriz. Maalesef Bursa'ya küsen yada AK Parti Bursa teşkilatlarını küstürenler yüzünden şehre gelmeyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi ne yeni atanan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ne de Adalet Bakanı Akın Gürlek şehre halen daha gelmediler. Oysa şehirde 10 yıldan fazladır bitmeyen Adalet Sarayı ve kiracı olmaktan kurtulamayan bir Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı gerçeği var. Hepimiz biliyoruz ki, Ankara'nın himmeti yetkisindedir. Ankara'nın onay vermediği her şehir, hem öksüz hem yetimdir. Ve yine İçişleri Bakanlığının da Bursa'da çok güçlü bir Bursa Valiliği Külliyesi yoktur. Bursa öksüz mü yoksa yetim midir? Takdir, Ankara da oturup Türkiye'yi yönetenlerindir…

Hoş, teşkilat iftarı yapıp Genel Başkan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı o sofraya oturmayanlar ile yönetilen bir şehre kim neden gelmek ister ki? Sonuç itibariyle hem Bursa hem de Bursalılar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yüzünü, sesini, soluğunu unuttu dersek yanılmış olmayız…

Sözün özü; siyasetin ve siyasetçilerin hatalarını devletin bürokratlarına yükleyerek iktidar olamazsınız! Başarısız olan siyasetçileri görevde tutarak yeni başarılar elde edemezsiniz. Siyasetçiden devşirilen yetersiz ve sözde bürokratlar ve Milletvekilleri ile Kadim Devleti daha fazla var edemezsiniz! Hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem de AK Parti'nin İran süreçlerinden hızlıca ders alma vakti gelmiştir. Gördük ki, hain ve hırsız içeriden olunca “Devletin Başı” bile güvende değil…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.