Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Güneşi batmayan ülke Türkiye…

Yazının Giriş Tarihi: 16.02.2026 00:16
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 00:16

Avrupa Birliği, bir yanda Rusya öte yanda Amerika Birleşik Devletleri tehditleri ile uğraşırken içeride Birleşik Krallık hamleleri ile boğuşuyor. Çin, sessiz bir şekilde Amerika ve Hindistan hamlelerini şekillendirirken bir yandan küresel ticaretin en güçlü ve tek üretim merkezi olma yolunda tüm operasyonlarını gerçekleştiriyor. İran, Irak ve Suriye topraklarında yaşanması beklenen kimine göre “Üçüncü Dünya Savaşı” kimine göre “Kıyamet Savaşı”, mutlak suretle hem Avrupa'ya hem de Çin ve Hindistan'a sıçrayacak! İşte tamda bu noktada Türkiye’nin hayata geçirdiği siyasi, ticari, askeri ve coğrafi hamleleri doğru okumakta ve bu hamleler ışığında süreçlere hazırlıklı olmakta fayda var. Peki, Türkiye neden güneşi batmayan ülke…

Yaşanacak olası savaşlarda hem insan, hem hayvan, hemde su ve doğal yaşam alan kaybı o kadar yüksek olacak ki, tüm ülkeler bu süreci ve sonrasını yönetmek üzere teknolojiler ve finansmanlar geliştiriyor. Peki; başta yüksek teknoloji olmak üzere nükleer silahlar, nanoteknoloji ve daha fazlası olası süreçler açısından yeterli mi? Savaşın ötesinde ortaya çıkacak enerji, gıda ve su krizleri ile anlık iklim değişikliklerini hiç düşündünüz mü? Peki, daha kötüsünü?

Tüm bu gelişmeler ışığında coğrafi sınırları kadar kültürel ve tarihi sınırları ile dev ve geniş bir koridor olan Türk İslam mozaiğini iyi hesaplamak zorundayız. Jeffrey Epstein liderliğinde ki vahşi sürüngenler sadece bugün mü var oldular? Yoksa asırlardır süregelen ve insanlık için her daim tehdit olan bir ırk veyahut yaratık nesli mi? Uzay çağını değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki, hiçbir şey olasılık dışı değil! İşte tüm bu tarihi ve kültürel izleri takip ettiğimizde görmekteyiz ki, insanlık için tek çıkış Türkiye olurken aslında Türkiye yüzlerce yıldır güneşi batmayan tek ülke…

Kabineye erken seçim revizyonu!

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin mevcut Kabine ile başarısız bir ekonomi süreci yaşattığı konusunda toplumun genelinde müspet bir kanaat var. İçişleri ve Adalet Bakanlarının değişmesi pozitif değer katmış olsa bile Bakan Yardımcıları, Genel Müdürler ve Daire Başkanları revizyonları çok kritik öneme sahip diyebiliriz.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 15 bin personel alımı ve yargı çalışanlarının özlük haklarında iyileştirme çıkışı İçişleri Bakanlığı personelinde beklentiyi yükseltti. Bakanlıklarda yaşanan ileri yaş personel artışı emeklilik maaşlarının düşüklüğü, ekonomik girdap ve yaşam standartlarının düşmesi nedeniyle artmaya devam ediyor. Kamu çalışanlarının emekli olmama ısrarı ve sosyal yaşam standartlarının düşüklüğü hükümetin elini zayıflatırken vatandaşın beklentisi hem Kabinede hem de siyasi kadrolarda güçlü bir değişim.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin AK Parti'nin alternatifi olamaması, ana muhalefet görevini üstlenecek bir siyasi partinin halen daha var olamaması ve iktidara alternatif oluşumlar olmaması iktidarı kendi içerisinde başıboş bir yalnızlığa ve kuralsızlık ile umursamazlığa itiyor.

İşte tamda böyle bir dönemde kurumun içerisinden gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek gibi tecrübeli, başarılı ve kurumsal karşılığı yüksek Cumhuriyet Savcıları ve Hakimler ile güçlü kılınacak Bakan Yardımcılıkları ve kurumsal bürokrasi kadroları, hükümetinde elini güçlendirecektir. Hatta tecrübeli Yazı İşleri Müdürleri, Zabıt Katipleri ve İnfaz Koruma Memurları ile kurumsal sağduyu adına Ankara'da daha güçlü bir yapılanma oluşturulabilir. “Adalet Sandığı” kavramı güçlendirilerek yeniden hayata geçirilebilir ve OYAK misali bir yapılanma ile Adalet Personelinin sosyal standartları yükseltilebilir.

Erken seçimin mecburi olduğu Türkiye’de “Olağanüstü Hal” riski halen devam etmekte. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in değişmesi konusunda vatandaşlar tek yürek olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda halen daha somut bir değişim adımı atmaması hükümete seçimi kaybettirebilir. Ve daha kötüsü geçinemeyen toplum merkezli yaşanacak sosyal olaylar nedeniyle ama bireysel ama kitlesel eylemler ile özellikle büyük şehirlerde kaos oluşmasına neden olabilir…

Hükümetin enerji politikalarında vatandaş öncelikli indirime yönelik hamleler yapmaması artan akaryakıt, doğalgaz ve elektrik faturaları ile Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine süreçler oluşturuyor. Emek ve Emekli Maaşı kavramları her geçen gün erirken, hükümete yönelik toplumsal desteğin azaldığını AK Parti'nin kendi içerisinde kendi içinden isimlerle göstermelik gerçekleştirdiği İl Danışma Meclislerinden anlamaktayız. Vatandaş artık hem Parlamentonun hem Kabinenin hem de Hükümetin tüm unsurları ile değişmesinde hemfikir olduğuna dair sosyal medya ve sosyal çevre söylemleri ile eylemsel hareketlilikler gösteriyor. Ve bu durumu iktidar siyasileri ısrarla görmezden geliyorlar!

Sonuç itibariyle İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Bakan Yardımcıları ve Genel Müdürler ile başlatmayı hedeflediği kurumsal değişim ve yenilenme sürecine Vali ve Kaymakam atamaları ile hızla devam etmesi hükümete iç güvenlik açısından güç katacaktır. Ülkenin hasta bürokrasisinde İçişleri açısından bir diğer sorun ise, Özel Kalem müdürleri yetkinliği ve gücü diyebiliriz. Özel Kalem Müdürlerinin yetki gücü ve süreçlere müdahale sınırsızlığı hususu Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar arasında yükselen bir gündem. Kurumlarda ve toplumda olumsuz sonuçlar doğuracak yetki aşımı hususunu hükümetin acilen gündemine almasında fayda var!

Görmekteyiz ki; kabine revizyonu hızlı olursa erken seçim, hükümet lehine başarılı sonuçlar doğuracaktır. Kabine revizyonu geciktikçe hükümet ve ülke, olağanüstü toplumsal olaylar ile karşı karşıya kalarak dev bir çıkmazın içerisine düşecektir. Olması gereken, toplumsal beklentiler ile uyumlu şekilde siyasi ve bürokratik değişimlere hızla geçmektir. Takdir hızla hükümet elinden vatandaş eline geçmek üzereyken gereğini yapma hususunda yetkili tek kişi Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bize bundan sonra düşen Resmi Gazete'yi takip etmekten başka bir şey değil.

Hasılı; Bursa'dan iki Bakan ve iki Vali çıkmasını beklemekten yorulduk…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.