Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Geleceğin Köprüleri: Tarım, Gençlik ve Türkiye’nin Yarınları

Yazının Giriş Tarihi: 19.05.2026 00:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.05.2026 00:15

Bugün; ​19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ve sadece bir anma günü değil. Bir ülkenin küllerinden doğuşunun, bağımsızlık meşalesinin gençliğe emanet edilişinin sembolü olan bugün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varoluş mücadelesinin kadim izlerini taşıyor. Ancak bugün, bu anlamlı mirası geleceğe taşırken madalyonun iki yüzünü birden görmek zorundayız: Ülkemizin can damarı olan köylü ve çiftçilerimiz ile geleceği inşa edecek olan gençlerimiz için yapısal, sosyal ve ekonomik reformları hızla hayata geçirmeliyiz. Tarım topraklarının bereketi ile gençliğin dinamizmi birleşmediği sürece tam bağımsız bir kalkınmadan söz etmek mümkün değil. Bölgesel savaşlar ile bir defa daha gözlemlediğimiz tarımsal kalkınma mecburiyetimiz ışığında; tarım ve su gibi zenginliklerimiz ile birlikte verimli topraklarımızın ve gençlerimizin gücünü de unutmamalıyız.

​Geçmişten Bugüne: Nereden Nereye?

Ülkenin bugününü ve yarını doğru analiz etmeden bir gelecek kurgusu yapmamız elbette mümkün değil. Bu sebeple Türkiye’yi 2000 öncesi ve sonrası olarak iki ayrı takvimde değerlendirmek zorundayız.

​Türkiye, 2000’li yılların başına kadar kronikleşmiş ekonomik krizler, yüksek enflasyon ve istikrarsız koalisyon hükümetleri dönemi yaşadı. Bu istikrarsızlık, en çok da üreticiyi ve geleceğe umutla bakmak isteyen gençleri vurdu.

Geçmiş hükümetler döneminde çiftçinin en büyük destekçisi olması gereken Ziraat Bankası, görev zararları ile boğuşan, tarımsal kredilerde faiz oranlarının yüzde 70’leri, hatta kriz dönemlerinde gecelik yüzde 700’leri bulduğu bir kara deliğe dönüşmüştü. Çiftçi toprağına küsmüş, yüksek faiz yükü altında ezilmişti.

Elbette gençler için eğitim en önemli yaşam argümanı. Geçmişte üniversite kapılarındaki yığılmalar, kısıtlı kontenjanlar ve sadece belirli şehirlere sıkışmış akademik imkanlar, Anadolu gençliğinin eğitime erişimini ciddi şekilde kısıtlıyordu. Yükseköğretimde net okullaşma oranları yüzde 15-20 bandında seyrediyordu.

Gençlerin her açıdan önünde engel olan 2000’li yılların öncesi tablodan bugünlere doğru geldiğimizde, dengelerin değiştiğini ve tablonun daha iyi bir noktaya geldiğini ifade edebiliriz.

​AK Parti Dönemi: Yapısal Dönüşüm ve İstatistiki Gerçekler

Ve o günlerden bugünlere baktığımızda en başta görüyoruz ki; Ziraat Bankası, Çiftçi’nin ve Köylü ile tarım ve hayvancılık yapmak isteyen gençlerin gücü konumuna ulaştı.

​2002 yılından itibaren AK Parti hükümetleri, hem tarımda hem de gençlik politikalarında paradigma değişikliğine gitti. Popülist politikalar yerine sürdürülebilir, teknoloji odaklı ve küresel rekabete uygun adımlar atıldı.

Tarımsal Destekleme ve Üretim Artışı

2002 yılında 1,8 milyar TL olan tarımsal destekler, yıllar içinde katlanarak artırıldı ve üretimde ciddi bir ivme yakalandı. Bitkisel ve hayvansal üretimde sağlanan hibeler, TARSİM ile getirilen tarım sigortası güvencesi ve sıfır faizli veya düşük faizli kredi imkanları, çiftçinin finansmana erişimini kolaylaştırdı. Ziraat Bankası’nın tarımsal kredi faizleri tek haneli rakamlara ve hatta bazı stratejik ürünlerde yüzde Sıfır’a kadar indirildi.

Yükseköğretimde Devrim gerçekleştirildi

"Her ile bir üniversite" vizyonuyla üniversite sayısı 76’dan 200’ün üzerine çıkarılırken Yükseköğretimde okullaşma oranı yüzde 45'leri aşarak tarihi bir zirveye ulaştı. 2002 yılında Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarının yatak kapasitesi yaklaşık 180 bin civarındayken, bu sayı yapılan devasa yatırımlarla 950 binin üzerine çıkarılarak gençlerin barınma sorunu büyük ölçüde çözüldü. 2002'de aylık 45 TL olan lisans burs ve kredisi, enflasyon karşısında ezdirilmeyerek her yıl düzenli olarak artırıldı.

Elbette yüksek öğretim öğrencilerinin mezuniyeti sonrasını düşünmek bu minvalde yukarı doğru projeler hayata geçirmek elzemdi. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hem Başbakanlık hem Cumhurbaşkanlığı hem de Devlet Başkanlığı dönemlerinde gençler, köylü, çiftçi ve üretici her zaman öncelikli tutuldu. Hatta öyle bir noktaya gelindi ki; gençler, AK Parti hükümetleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde “TEKNOFEST Kuşağı” markası ile anılmaya başlandı.

TEKNOFEST kuşağı gençler; sayısı 400'ü aşan Deneyap Teknoloji Atölyeleri ve Gençlik Merkezlerinin aracılığıyla, yazılım başta olmak üzere uzay teknolojilerine kadar küresel arenada rekabet edebilir hale gelirken aynı zamanda yapay zeka, akıllı tarım, kimya ve daha birçok konuda seviye atladı.

Toplumsal ​Beklentiler ve Aşılması Gereken Sorunlar

​Tüm bu pozitif adımlara ve istatistiki başarılara rağmen, küresel ekonomik dalgalanmalar ve yapısal dönüşüm gereksinimleri ile bölgesel savaşlar ve Türkiye’nin olası savaş riski, yeni meydan okumaları da beraberinde getiriyor.

​Bugün köylü ve çiftçilerimizin en büyük beklentisi, küresel emtia krizlerinin de tetiklediği mazot, gübre ve yem gibi girdi maliyetlerinin daha fazla sübvanse edilmesi. İklim değişikliğinin getirdiği kuraklık riski karşısında modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve üretici-tüketici arasındaki aracı zincirinin kırılarak "tarladan sofraya" adil bir fiyat dengesinin kurulmasıdır diyebiliriz. Elbette bu talepler hem toplum hem ülke için hayati önem taşıyor.

Gençler cephesinde ise en temel sorun; istihdam ve gelecek kaygısı. Eğitimli genç nüfusun, kazandığı yetkinliklere uygun iş kollarıyla buluşturulması şart. Dijital dönüşümün yaşandığı bu çağda, gençlerin girişimcilik ekosistemine daha rahat entegre olması, vergi ve prim teşviklerinin genişletilmesi en büyük beklentiler arasında yer alırken, yapay zeka üniversiteli gençlerin işsizlik oranına olumsuz anlamda etki ediyor. Çıraklık kavramının bittiği Türkiye’de; “ara eleman” kavramının yerini “nitelikli personel” alırken, gençlerin yurt dışına gitmesinin engellenmesi ve beyin göçünün önlenmesi elzem diyebiliriz.

​Toprak ve Gençlik Unsurunun Sinerjisi

​19 Mayıs ruhu, tam bağımsızlık vizyonudur diyebiliriz. Türkiye’nin bu vizyonu taçlandırmasının yolu, kentlerdeki genç iş gücü ile kırsaldaki üretim potansiyelini birleştirmekten geçiyor. "Akıllı Tarım" uygulamaları; genç girişimcilerin toprağa dönmesini sağlayacak teşvikler ve dijitalleşen bir üretim altyapısı oluştururken, hem çiftçimizin refahını artıracak hem de gençlerimize yeni istihdam kapıları açacaktır. Geçmişin krizlerinden ders çıkararak, son 24 yılda atılan devasa adımların üzerine yeni tuğlalar koyma vakti geldi. Köylerde yerleşmeyi kolaylaştıran, gençlerin barınma ve temel ihtiyaçlarını karşılayan yapılar yapılmasının önü kesilmemelidir. Hızla genç emekli ülkesi olan Türkiye’nin, köy fırsatlarını doğru değerlendirmesi ve aşırı nüfuslu şehirler yerine nüfusu gençleşerek artan köyler inşa etmenin yolunu açmalıyız diyerek bayramımızı kutluyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.