Aile nasıl anne, baba ve çocuk üçlüsü ile tanımlanan bir kavram ise Devlette kurum ve kuruluşları ile tanımlanan bir kavramdır. Devlet kelimesinin Türkiye’de ki sözlük karşılığı; “toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal örgütlü bir ulusun ya da uluslar topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık olmakla Türkiye Cumhuriyeti egemen bir devlettir” diyerek tanımlanır. Bu şekli ile değerlendirdiğimiz zaman Devletin siyasal kanadının yürütme hakkının Hükümette olduğunu kabul ederek, gündemdeki bazı soruları tartışmaya başlayabiliriz.
Son dönemde kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan bazı çalışmalar toplumsal eleştirilere ve toplumun devleti topyekun sorgulamasına neden oldu. Ölülerin bile morg yada gasilhane de dirildiğine şahitlik ettiğimiz Türkiye’de halkın devlete yani kamu kurum ve kuruluşları ile hükümet erklerine güvenini diriltmek ne kadar mümkün olacak yaşayarak göreceğiz.
E-Devlet süreci ile başlayan dijitalleşme kamuda ciddi anlamda bilgi erişimi ve işlem hızı yaratmasına rağmen gündeme Köfteci Yusuf vakası olarak yansıyan olaylar bütününde gördük ki, devlet her kurumunda bir tık ile ulaşılır değil! Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından süregelen işlemler sonucunda hazırlanan “domuz eti” olduğu yönündeki raporun geç açıklanması ve akabinde işletmeye rapora rağmen yüzlerce insanın akın etmesi üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konu diyebiliriz.
Ve yine son dönemde üst üste açıklanan vergiler, ceza artırımı söylemleri, savunma sanayi payı, anayasanın değiştirilmesi teklif edilemeyecek maddelerinin değiştirilmesi algısı yaratacak tarzda ki bazı hususlarla ilgili siyasilerin kamu vicdanını yaralayan açıklamaları Devlet ciddiyetini ve bütünlüğünü tartışma konusu haline getirdi.
Yüzüncü yaşını gururla kutlayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Milleti ile arasındaki güven bağı tükendi mi? İşte bu soru hem bugün hem yarın için önemli bir kriter olarak karşımıza çıkıyor! Milleti, üzerinden gelir elde edilen vatandaş olarak gördüğümüzde Irak ve Suriye gibi ülkelerin yaşadıkları sorunlar ile karşılaşırız. Vatandaş sorumluluklarını sürekli hatırlatırken rüşvet ve yolsuzluklar ile anılan kamu kurum ve kuruluşları ile yetkililerini ve siyasileri görmezden gelirsek o zaman Halk kendi adaletini kendi yaratma arzusu ile devletin bütünlüğünü zedelemeye yönelik hasmane adımlar atacaktır!
Köfteci Yusuf vakasında gördük ki, Bakanlık kararı toplumda pozitif karşılık bulamamıştır. Bu şekli ile “binlerce vatandaşın akın ettiği Köfteci Yusuf görüntüleri sosyal medyada yer alırken Tarım ve Orman Bakanı halen daha neden koltuğunda oturmaktadır” sorusu, sorulması gereken en doğru sorulardan biridir diyebiliriz!
Birçok Bakanlık ile ilgili hususu değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki, devlete güven sokakta tartışılır hale gelmiştir! TÜİK verileri ile başlayan güvensizlik ortamı Kozmik Oda süreci ile yükselmiş ve Köfteci Yusuf vakası ile derinleşmiştir. Bu şekli ile mevcut hükümetin fiilen görevde kalması toplum ve kamu vicdanı açısından tartışılır olmakla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eli ile yeni bir hükümet kurulması devletin güvenilirliğinin yeniden tesisi açısından mecburi olmuştur.
Şans oyunları başta olmak üzere bazı Holding ve ticari işletmeler ile yandaş unsurlara tanınan ekonomik özerklikler Anayasa ile uyumsuz sonuçlar oluşmasına neden olmuştur. Anayasanın eşitlik ilkesi ihlal edilirken, aile kavramı tükenmiş olmakla toplum; sosyal yardımlar ile geçinen vatandaşlar ve vergi ödeyebilir vatandaşlar olarak ikiye ayrılmıştır. Bu şekli ile üst gelir düzeyine sahip insanlar ve aileler, toplumdan izole edilmekle her türlü haksız hak edişin önü açılmıştır.
“Devlete güven tükenmiş midir” sorusunu elime mikrofon alıp sokaklarda toplumu oluşturan vatandaşlara sormaktan Ulusal Güvenlik gerçekleri doğrultusunda haya ederim! Lakin “Devlet; kendi iç temizliğini yaparak bağırsaklarını, akciğerlerini, kalbini ve zihnini feraha kavuşturmalıdır” ifadesini bir Vatanperver olarak söylemeyi vatandaşlık sorumluluğum gereği kabul ederim. Bu şekli ile son sözü söylemek ve gereğini yapmak yetkisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ındır diyerek hayırlı günler diliyorum…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömer KÜÇÜKKAYA
Devlet’e güven tükendi mi?
Aile nasıl anne, baba ve çocuk üçlüsü ile tanımlanan bir kavram ise Devlette kurum ve kuruluşları ile tanımlanan bir kavramdır. Devlet kelimesinin Türkiye’de ki sözlük karşılığı; “toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal örgütlü bir ulusun ya da uluslar topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık olmakla Türkiye Cumhuriyeti egemen bir devlettir” diyerek tanımlanır. Bu şekli ile değerlendirdiğimiz zaman Devletin siyasal kanadının yürütme hakkının Hükümette olduğunu kabul ederek, gündemdeki bazı soruları tartışmaya başlayabiliriz.
Son dönemde kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan bazı çalışmalar toplumsal eleştirilere ve toplumun devleti topyekun sorgulamasına neden oldu. Ölülerin bile morg yada gasilhane de dirildiğine şahitlik ettiğimiz Türkiye’de halkın devlete yani kamu kurum ve kuruluşları ile hükümet erklerine güvenini diriltmek ne kadar mümkün olacak yaşayarak göreceğiz.
E-Devlet süreci ile başlayan dijitalleşme kamuda ciddi anlamda bilgi erişimi ve işlem hızı yaratmasına rağmen gündeme Köfteci Yusuf vakası olarak yansıyan olaylar bütününde gördük ki, devlet her kurumunda bir tık ile ulaşılır değil! Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından süregelen işlemler sonucunda hazırlanan “domuz eti” olduğu yönündeki raporun geç açıklanması ve akabinde işletmeye rapora rağmen yüzlerce insanın akın etmesi üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konu diyebiliriz.
Ve yine son dönemde üst üste açıklanan vergiler, ceza artırımı söylemleri, savunma sanayi payı, anayasanın değiştirilmesi teklif edilemeyecek maddelerinin değiştirilmesi algısı yaratacak tarzda ki bazı hususlarla ilgili siyasilerin kamu vicdanını yaralayan açıklamaları Devlet ciddiyetini ve bütünlüğünü tartışma konusu haline getirdi.
Yüzüncü yaşını gururla kutlayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Milleti ile arasındaki güven bağı tükendi mi? İşte bu soru hem bugün hem yarın için önemli bir kriter olarak karşımıza çıkıyor! Milleti, üzerinden gelir elde edilen vatandaş olarak gördüğümüzde Irak ve Suriye gibi ülkelerin yaşadıkları sorunlar ile karşılaşırız. Vatandaş sorumluluklarını sürekli hatırlatırken rüşvet ve yolsuzluklar ile anılan kamu kurum ve kuruluşları ile yetkililerini ve siyasileri görmezden gelirsek o zaman Halk kendi adaletini kendi yaratma arzusu ile devletin bütünlüğünü zedelemeye yönelik hasmane adımlar atacaktır!
Köfteci Yusuf vakasında gördük ki, Bakanlık kararı toplumda pozitif karşılık bulamamıştır. Bu şekli ile “binlerce vatandaşın akın ettiği Köfteci Yusuf görüntüleri sosyal medyada yer alırken Tarım ve Orman Bakanı halen daha neden koltuğunda oturmaktadır” sorusu, sorulması gereken en doğru sorulardan biridir diyebiliriz!
Birçok Bakanlık ile ilgili hususu değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki, devlete güven sokakta tartışılır hale gelmiştir! TÜİK verileri ile başlayan güvensizlik ortamı Kozmik Oda süreci ile yükselmiş ve Köfteci Yusuf vakası ile derinleşmiştir. Bu şekli ile mevcut hükümetin fiilen görevde kalması toplum ve kamu vicdanı açısından tartışılır olmakla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eli ile yeni bir hükümet kurulması devletin güvenilirliğinin yeniden tesisi açısından mecburi olmuştur.
Şans oyunları başta olmak üzere bazı Holding ve ticari işletmeler ile yandaş unsurlara tanınan ekonomik özerklikler Anayasa ile uyumsuz sonuçlar oluşmasına neden olmuştur. Anayasanın eşitlik ilkesi ihlal edilirken, aile kavramı tükenmiş olmakla toplum; sosyal yardımlar ile geçinen vatandaşlar ve vergi ödeyebilir vatandaşlar olarak ikiye ayrılmıştır. Bu şekli ile üst gelir düzeyine sahip insanlar ve aileler, toplumdan izole edilmekle her türlü haksız hak edişin önü açılmıştır.
“Devlete güven tükenmiş midir” sorusunu elime mikrofon alıp sokaklarda toplumu oluşturan vatandaşlara sormaktan Ulusal Güvenlik gerçekleri doğrultusunda haya ederim! Lakin “Devlet; kendi iç temizliğini yaparak bağırsaklarını, akciğerlerini, kalbini ve zihnini feraha kavuşturmalıdır” ifadesini bir Vatanperver olarak söylemeyi vatandaşlık sorumluluğum gereği kabul ederim. Bu şekli ile son sözü söylemek ve gereğini yapmak yetkisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ındır diyerek hayırlı günler diliyorum…