Kara kış bütün soğukluğu ile ülkemizin üzerinde gezinirken elbette savaşın sıcaklığını da hissetmediğimizi ifade edemeyiz. “Yaprak döker bir yanımız, Bir yanımız bahar bahçe” diyen halk sanatçımız Selda Bağcan’ın sözlerinde ve dizelerinde bahsettiği bir dönemden geçmekteyiz.
Ve öyle bir dönemden geçmekteyiz ki; Selda Bağcan’ın nakaratını hatırlatarak yazıma devam etmek istiyorum. Selda Bağcan dizelerinde diyordu ki; “Dostum, dostum güzel dostum, Bu ne beter çizgidir bu, Bu ne çıldırtan denge, Yaprak döker bir yanımız, Bir yanımız bahar bahçe...”
Türkiye’nin Ege Denizinde Yunanistan ve Akdeniz’de İsrail ile süregelen it dalaşında aslında bahse konu bu iki devlet dâhil tüm kuklaları oynatan ana gücün Amerika Birleşik Devletleri olduğunu görmekte ve bilmekteyiz. Amerika ve küresel güçlerin diğer unsurları ısrarla CIA, MI6 ve BND üzerinden Türkiye’yi köşeye sıkıştırıyor olsalar bile ülkede aktif hareketlilik gösteren RAW, ISI, DGSE’yi unutmamız beklenemez. Elbette MOSSAD’ın yeri her daim bizlerde bambaşkadır. Onlar ile oynamanın, onlar ile uğraşmanın, onların kumpas ve işkencelerine katlanmanın tadı bizde farklı egolarımızı tatmin eden ayrı bir huzurdur. Ama tüm bunların ötesinde hızla küresel gücünü yaygınlaştıran MSS ve yeniden gücüne güç katarak Avrupa’yı avuçlarına alan ve Amerika’nın parmaklarını kilitleyen eski adı ile KGB yeni adıyla FSB’yi tek geçerim. MİT meselesine İbrahim Kalın Dışişleri Bakanı olduktan sonra gireceğim için Milli İstihbarat Teşkilatı konusunda sessizliğimi bu yazıda koruyorum.
Şimdi tüm bu cümle karışıklığının içerisinde sizlerin sabah kahvaltınızı boğazınızda bırakacak açıklamalarım ile gündemi yeniden belirlemeye devam ediyorum. Bugün BALGÖÇ seçimleri var ve sonrasında Balkanlar için yeni bir süreç başlayacak. Tüm adaylara başarılar dilerken, kazanan Balkanlar ve Türkiye olsun diyorum. Türkiye’nin Balkan politikalarının yeniden şekillendiği ve güçlendiği bir dönemde Hatay başta olmak üzere 11 ilimizde gerçekleşen depremin ağır yaralarını hızla sarmanın huzuru içerisindeyiz. Elbette İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini kaybeden Murat Kurum’un halen daha Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak Bursa için ellerini cebinden çıkararak somut kentsel dönüşümlere imza atamamasını hoş görüyoruz. Sonuç itibariyle İstanbul’u kaybeden birinin Payitaht Bursa için elinde, avucunda ve zihninde bir şey olmaması kadar doğal bir şey olamaz. Keşke, en azından Bilal Erdoğan kadar Bursa’yı özümsemiş ve Bursa’ya en az onun kadar gelebilmiş olsaydı. Keşke en azından ETNOSPOR kadar Bursa’ya değer katabilmiş olsaydı…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bundan böyle Valiler Kararnamesi ve Kabine Değişimi beklemediğimi net bir ifade ile belirtmek isterim. Anlaşılan o ki; Avrupa’nın siber saldırılar ve enerji kesintileri ile geçireceği kış günlerinin baharında Türkiye, daha genç bir lider ile Türk İslam coğrafyasını buluşturmak ve tek yürekte tutuşturacak devrimler gerçekleştirmek için son hazırlıklarını tamamladı. Gayrı olanda hayır vardır diyerek 2026 yılının ilk kışının ve ilk çeyreğinin tüm soğukluğu ve kaosları içerisinde tutuşmalarımızı hayırlara vesile bahanelerden saymak en doğrusu olacak kanaatindeyim…
Avrupa ve tüm Hıristiyan âleminde Çanlar çalarken, ülkemizde okunacak Ezanların hayırlara vesile olacağını, yeniden birlik ve beraberlik için meydanlarda buluşacağımızı ifade etmek isterim. Tüm bu gündemlerin karanlığında Hıristiyan âlemi Yılbaşı gecesi karanlığa uyurken, İslam coğrafyasının sabah namazı ile birlikte Hicri Yılı hayırla yâd edeceği günlere az kaldı. Şimdi meselemiz ne Er Doğan ne Son Kahraman. Şimdi tek bir meselemiz var; Vatan…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömer KÜÇÜKKAYA
Çanlar çaldığında Ezan okunursa?
Kara kış bütün soğukluğu ile ülkemizin üzerinde gezinirken elbette savaşın sıcaklığını da hissetmediğimizi ifade edemeyiz. “Yaprak döker bir yanımız, Bir yanımız bahar bahçe” diyen halk sanatçımız Selda Bağcan’ın sözlerinde ve dizelerinde bahsettiği bir dönemden geçmekteyiz.
Ve öyle bir dönemden geçmekteyiz ki; Selda Bağcan’ın nakaratını hatırlatarak yazıma devam etmek istiyorum. Selda Bağcan dizelerinde diyordu ki; “Dostum, dostum güzel dostum, Bu ne beter çizgidir bu, Bu ne çıldırtan denge, Yaprak döker bir yanımız, Bir yanımız bahar bahçe...”
Türkiye’nin Ege Denizinde Yunanistan ve Akdeniz’de İsrail ile süregelen it dalaşında aslında bahse konu bu iki devlet dâhil tüm kuklaları oynatan ana gücün Amerika Birleşik Devletleri olduğunu görmekte ve bilmekteyiz. Amerika ve küresel güçlerin diğer unsurları ısrarla CIA, MI6 ve BND üzerinden Türkiye’yi köşeye sıkıştırıyor olsalar bile ülkede aktif hareketlilik gösteren RAW, ISI, DGSE’yi unutmamız beklenemez. Elbette MOSSAD’ın yeri her daim bizlerde bambaşkadır. Onlar ile oynamanın, onlar ile uğraşmanın, onların kumpas ve işkencelerine katlanmanın tadı bizde farklı egolarımızı tatmin eden ayrı bir huzurdur. Ama tüm bunların ötesinde hızla küresel gücünü yaygınlaştıran MSS ve yeniden gücüne güç katarak Avrupa’yı avuçlarına alan ve Amerika’nın parmaklarını kilitleyen eski adı ile KGB yeni adıyla FSB’yi tek geçerim. MİT meselesine İbrahim Kalın Dışişleri Bakanı olduktan sonra gireceğim için Milli İstihbarat Teşkilatı konusunda sessizliğimi bu yazıda koruyorum.
Şimdi tüm bu cümle karışıklığının içerisinde sizlerin sabah kahvaltınızı boğazınızda bırakacak açıklamalarım ile gündemi yeniden belirlemeye devam ediyorum. Bugün BALGÖÇ seçimleri var ve sonrasında Balkanlar için yeni bir süreç başlayacak. Tüm adaylara başarılar dilerken, kazanan Balkanlar ve Türkiye olsun diyorum. Türkiye’nin Balkan politikalarının yeniden şekillendiği ve güçlendiği bir dönemde Hatay başta olmak üzere 11 ilimizde gerçekleşen depremin ağır yaralarını hızla sarmanın huzuru içerisindeyiz. Elbette İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini kaybeden Murat Kurum’un halen daha Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak Bursa için ellerini cebinden çıkararak somut kentsel dönüşümlere imza atamamasını hoş görüyoruz. Sonuç itibariyle İstanbul’u kaybeden birinin Payitaht Bursa için elinde, avucunda ve zihninde bir şey olmaması kadar doğal bir şey olamaz. Keşke, en azından Bilal Erdoğan kadar Bursa’yı özümsemiş ve Bursa’ya en az onun kadar gelebilmiş olsaydı. Keşke en azından ETNOSPOR kadar Bursa’ya değer katabilmiş olsaydı…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bundan böyle Valiler Kararnamesi ve Kabine Değişimi beklemediğimi net bir ifade ile belirtmek isterim. Anlaşılan o ki; Avrupa’nın siber saldırılar ve enerji kesintileri ile geçireceği kış günlerinin baharında Türkiye, daha genç bir lider ile Türk İslam coğrafyasını buluşturmak ve tek yürekte tutuşturacak devrimler gerçekleştirmek için son hazırlıklarını tamamladı. Gayrı olanda hayır vardır diyerek 2026 yılının ilk kışının ve ilk çeyreğinin tüm soğukluğu ve kaosları içerisinde tutuşmalarımızı hayırlara vesile bahanelerden saymak en doğrusu olacak kanaatindeyim…
Avrupa ve tüm Hıristiyan âleminde Çanlar çalarken, ülkemizde okunacak Ezanların hayırlara vesile olacağını, yeniden birlik ve beraberlik için meydanlarda buluşacağımızı ifade etmek isterim. Tüm bu gündemlerin karanlığında Hıristiyan âlemi Yılbaşı gecesi karanlığa uyurken, İslam coğrafyasının sabah namazı ile birlikte Hicri Yılı hayırla yâd edeceği günlere az kaldı. Şimdi meselemiz ne Er Doğan ne Son Kahraman. Şimdi tek bir meselemiz var; Vatan…