Tatil mi daha yorucu yoksa çalışmak mı? Ve tatil cenneti olan Türkiye’de en uzun ve etkili molalardan birine daha bugün veda ediyoruz. Kurban Bayramı'nın dokuz günlük uzun sessizliği bugün itibariyle geride kaldı. Bayram tatili nedeniyle sokaklar boşalırken, siyaset de ekonomi de nefesini tuttu. Türkiye'de herkes bilir ki; bayram tatili hiçbir zaman gerçek bir mola değil, sadece ertelenmiş bir hesaplaşmadır.
Ekonomi cephesinden bakıldığında, tatil biter bitmez Türkiye adeta bir veri bombardımanıyla yüzleşecek diyebiliriz. Kurban Bayramını da kapsayan 9 günlük tatilin ardından büyüme, enflasyon, dış ticaret ve işgücü piyasasına dair kritik veriler art arda kamuoyuna sunulacak. Bilindiği üzere Türkiye ekonomisi geçen yıl yüzde 3,6 ile 2025'in son çeyreğinde ise yüzde 3,4 büyüyerek büyüme eğilimini 22. çeyreğe taşımıştı. Ekonomistler ise birinci çeyrek için yüzde 2,7'lik bir büyüme beklemeye devam ediyor. Uzmanlara ve istatistiklere göre rakamlar iyimser görünüyor; ancak büyüme hikâyesi, vatandaşın mutfağına yansımadığı sürece istatistikten ibaret kalıyor. Nisan ayında ihracat yıllık bazda yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara yükselmiş, bu oran "Cumhuriyet tarihinin en yüksek ikinci aylık mal ihracatı rakamı" olarak duyurulmuştu. İhracat rekorları sevindiricidir; ama kurban kesim fiyatlarının geçen yıla kıyasla neredeyse iki katına çıkması, enflasyonun hâlâ sofraların üzerinde bir misafir olduğunu hatırlatırken Arefe günü hayvancılık sektörüne dair yapılan açıklamalar üreticiyi bir dahaki sene için şimdiden yordu diyebiliriz. Görünen o ki; 2027 kurban fiyatları bu yıla kıyasla çok daha pahalı olacak…
Herkesin gözü kulağı para politikasında diyebiliriz. Para politikasında kritik randevu 11 Haziran'da. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, yılın dördüncü faiz kararını 11 Haziran 2026 Perşembe günü açıklayacak. Merkez Bankası nisan ayında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bırakmıştı. Dezenflasyon sürecinde sabır mı, yoksa erken sevinç mi? Faiz kararı bu soruya yanıt verecek. Herkesin gözü kulağı bu kararda diyebiliriz…
Siyasi arenada ise asıl deprem ekonomik değil. CHP'de yaşanan "mutlak butlan" kriziyle birlikte Türkiye muhalefeti tarihin en derin çalkantısından geçiyor. CHP'de mahkemenin 2023 kurultayına ilişkin verdiği kararın ardından Özgür Özel'in öncelikli hedefinin 45 gün içinde olağanüstü kurultayın toplanmasını sağlamak olduğu belirtilirken, bu sürecin sonuçsuz kalması hâlinde yedek parti seçeneğinin masada tutulduğu ifade ediliyor. Özgür Özel, "1 Haziran'da Parti Meclisi var; orada kurultay kararı alındığı takdirde Kılıçdaroğlu ve onu destekleyen kimseyle bir derdimiz kalmaz" açıklamalarında bulunuyor olsa bile ağızdan çıkan sözler, sokağa dökülen örgüt bize gösteriyor ki; Cumhuriyet Halk Partisi büyük bir dağılma ve kopuş sürecinden geçiyor. Türkiye’yi ve Cumhuriyeti kuran parti de ipler ülkeyi gerekecek kadar gerginleşti ve kopma noktasına geldi…
Türkiye için 1 Haziran yalnızca bir toplantı tarihi değil; muhalefet siyasetinin dönüm noktası için tarihi bir milat diyebiliriz. Kurultay kararı çıkar mı, çıkmaz mı? Çıkmazsa ne olur? Bu sorular yalnızca CHP'nin değil, Türkiye'nin gündemini belirleyecek.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ise önümüzdeki günlerin en sıcak dosyası “12. Yargı Paketi” gündeme gelecek. Yaklaşık 32 maddeden oluşması beklenen ve 7 farklı kanunda değişiklik öngören paketin yargılama sürelerini kısaltmak, mahkemelerin iş yükünü hafifletmek ve dijitalleşmeyi hızlandırmak gibi hedefleri var. Paketin Haziran 2026 sonrası yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yargı Paketi toplumsal bir çözüm üretecek mi? Ve yine her kesimin beklediği “Af” meselesi ise kamuoyunu en çok meşgul eden başlık olmayı sürdürüyor. Türkiye’nin adli, idari, ekonomik ve siyasi bir “Genel Af” ihtiyacı olduğu aşikar. Ve yine mahkum ailelerinin talepleri kesinlikle “Genel Af” olmasa bile “kapsamlı Af” beklentisi yönünde güçleniyor.
Türkiye’de Bayramlar her zaman birleştirir; ama politika hemen ardından ayrıştırmaya devam eder. Kurban kesildi, hesap kesilmedi, asıl tartışmalar şimdi başlıyor diyerek çok sıcak bir yaz mevsimine merhaba diyoruz. Ve yine unutmadan. Okulların kapanmasının öne alınması hem öğrencilerin, hem velilerin, hem de esnafın ortak çağrısı diyebiliriz. Vatandaşlar hem Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin'e hemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “okulları en geç 19 Haziran 2026 Cuma günü tatil edin” çağrısını güçlendiriyor. Ve gözler yarınki kabine toplantısı öncesi bu gece açıklanması beklenen Valiler ve Emniyet Kararnamesi ile Bakanlar Kurulu revizyonunda diyerek iyi pazarlar diliyorum…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömer KÜÇÜKKAYA
Bayram bitti, hesap başlıyor
Tatil mi daha yorucu yoksa çalışmak mı? Ve tatil cenneti olan Türkiye’de en uzun ve etkili molalardan birine daha bugün veda ediyoruz. Kurban Bayramı'nın dokuz günlük uzun sessizliği bugün itibariyle geride kaldı. Bayram tatili nedeniyle sokaklar boşalırken, siyaset de ekonomi de nefesini tuttu. Türkiye'de herkes bilir ki; bayram tatili hiçbir zaman gerçek bir mola değil, sadece ertelenmiş bir hesaplaşmadır.
Ekonomi cephesinden bakıldığında, tatil biter bitmez Türkiye adeta bir veri bombardımanıyla yüzleşecek diyebiliriz. Kurban Bayramını da kapsayan 9 günlük tatilin ardından büyüme, enflasyon, dış ticaret ve işgücü piyasasına dair kritik veriler art arda kamuoyuna sunulacak. Bilindiği üzere Türkiye ekonomisi geçen yıl yüzde 3,6 ile 2025'in son çeyreğinde ise yüzde 3,4 büyüyerek büyüme eğilimini 22. çeyreğe taşımıştı. Ekonomistler ise birinci çeyrek için yüzde 2,7'lik bir büyüme beklemeye devam ediyor. Uzmanlara ve istatistiklere göre rakamlar iyimser görünüyor; ancak büyüme hikâyesi, vatandaşın mutfağına yansımadığı sürece istatistikten ibaret kalıyor. Nisan ayında ihracat yıllık bazda yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara yükselmiş, bu oran "Cumhuriyet tarihinin en yüksek ikinci aylık mal ihracatı rakamı" olarak duyurulmuştu. İhracat rekorları sevindiricidir; ama kurban kesim fiyatlarının geçen yıla kıyasla neredeyse iki katına çıkması, enflasyonun hâlâ sofraların üzerinde bir misafir olduğunu hatırlatırken Arefe günü hayvancılık sektörüne dair yapılan açıklamalar üreticiyi bir dahaki sene için şimdiden yordu diyebiliriz. Görünen o ki; 2027 kurban fiyatları bu yıla kıyasla çok daha pahalı olacak…
Herkesin gözü kulağı para politikasında diyebiliriz. Para politikasında kritik randevu 11 Haziran'da. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, yılın dördüncü faiz kararını 11 Haziran 2026 Perşembe günü açıklayacak. Merkez Bankası nisan ayında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bırakmıştı. Dezenflasyon sürecinde sabır mı, yoksa erken sevinç mi? Faiz kararı bu soruya yanıt verecek. Herkesin gözü kulağı bu kararda diyebiliriz…
Siyasi arenada ise asıl deprem ekonomik değil. CHP'de yaşanan "mutlak butlan" kriziyle birlikte Türkiye muhalefeti tarihin en derin çalkantısından geçiyor. CHP'de mahkemenin 2023 kurultayına ilişkin verdiği kararın ardından Özgür Özel'in öncelikli hedefinin 45 gün içinde olağanüstü kurultayın toplanmasını sağlamak olduğu belirtilirken, bu sürecin sonuçsuz kalması hâlinde yedek parti seçeneğinin masada tutulduğu ifade ediliyor. Özgür Özel, "1 Haziran'da Parti Meclisi var; orada kurultay kararı alındığı takdirde Kılıçdaroğlu ve onu destekleyen kimseyle bir derdimiz kalmaz" açıklamalarında bulunuyor olsa bile ağızdan çıkan sözler, sokağa dökülen örgüt bize gösteriyor ki; Cumhuriyet Halk Partisi büyük bir dağılma ve kopuş sürecinden geçiyor. Türkiye’yi ve Cumhuriyeti kuran parti de ipler ülkeyi gerekecek kadar gerginleşti ve kopma noktasına geldi…
Türkiye için 1 Haziran yalnızca bir toplantı tarihi değil; muhalefet siyasetinin dönüm noktası için tarihi bir milat diyebiliriz. Kurultay kararı çıkar mı, çıkmaz mı? Çıkmazsa ne olur? Bu sorular yalnızca CHP'nin değil, Türkiye'nin gündemini belirleyecek.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ise önümüzdeki günlerin en sıcak dosyası “12. Yargı Paketi” gündeme gelecek. Yaklaşık 32 maddeden oluşması beklenen ve 7 farklı kanunda değişiklik öngören paketin yargılama sürelerini kısaltmak, mahkemelerin iş yükünü hafifletmek ve dijitalleşmeyi hızlandırmak gibi hedefleri var. Paketin Haziran 2026 sonrası yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yargı Paketi toplumsal bir çözüm üretecek mi? Ve yine her kesimin beklediği “Af” meselesi ise kamuoyunu en çok meşgul eden başlık olmayı sürdürüyor. Türkiye’nin adli, idari, ekonomik ve siyasi bir “Genel Af” ihtiyacı olduğu aşikar. Ve yine mahkum ailelerinin talepleri kesinlikle “Genel Af” olmasa bile “kapsamlı Af” beklentisi yönünde güçleniyor.
Türkiye’de Bayramlar her zaman birleştirir; ama politika hemen ardından ayrıştırmaya devam eder. Kurban kesildi, hesap kesilmedi, asıl tartışmalar şimdi başlıyor diyerek çok sıcak bir yaz mevsimine merhaba diyoruz. Ve yine unutmadan. Okulların kapanmasının öne alınması hem öğrencilerin, hem velilerin, hem de esnafın ortak çağrısı diyebiliriz. Vatandaşlar hem Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin'e hemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “okulları en geç 19 Haziran 2026 Cuma günü tatil edin” çağrısını güçlendiriyor. Ve gözler yarınki kabine toplantısı öncesi bu gece açıklanması beklenen Valiler ve Emniyet Kararnamesi ile Bakanlar Kurulu revizyonunda diyerek iyi pazarlar diliyorum…