Zoru başarmak, sabırlı olmak, ülkeye sahip çıkmak ve devletine sadık olmak; bu meziyetler her kişinin, her toplumun üstleneceği vasıflar değildir. Bugün Türkiye’nin gücünü merak edenlerin aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırlarında ve sınırlarının ötesinde yaşananlara bakması yeterlidir. Ağaların isyan ettiği, Halkın ise mağdur olduğu veya edildiği ülkelerde yaşananlar ile Türkiye’nin kadim devlet duruşu ve millet anlayışını elbette bir tutamayız. Bu sebeple Türkiye’yi bir Ortadoğu devleti veya gelişmemiş ülkeler ile bir tutamayız. Türkiye artık gelişmekte olan bir ülkede değil! Türkiye, Türkiye Yüzyılı mottosu ile artık küresel bir ülke ve güçtür. İşte buradan bahisle hem şehri, hem şehirleri hemde ülkeyi iyi değerlendirmemiz gerekiyor…
Komşu faktörü toplum içerisinde nasıl önemli ise ülke içinde o denli değerlidir. Türkiye’nin komşuları gibi Bursa'nın komşularını da değerlendirerek yakın geleceği okumakta fayda görüyorum. Bursa'nın hemen dip komşusu Balıkesir'den aldığı göç gücünü ve Balıkesir sınırlarına dayanan sanayi büyümesinin artı ve eksilerini Akademik Odalar neden değerlendirmiyor? Bursa'nın tarımsal fırsatları ve gıda çeşitliliği ile işsizlik oranlarını incelediğimizde; Bursa'da işsiz kalmanın bir tercih olduğunu ifade edebilir miyiz? Sonuç itibariyle bu kadar göç alan ve iş alanı bulunan Bursa'da kim, nasıl veya neden işsiz kalıyor?
Bursa'nın bir diğer sınır komşusu olan Eskişehir'i iyi okumamız gerekiyor. Bilecik'in gücünü şehrin doğusundaki göç haneleri ile elinde tutan Bursa, Bozüyük sanayisinin güçlenmesi ile İnegöl’ün ilçe olarak kalması gerekliliğine dair tüm kozlarını doğru oynuyor. Bursa'nın, Bozüyük ötesine geçerek yaklaşık 1 saatlik mesafede olan komşusu Eskişehir ile yakın ilişkilerini doğru okumalıyız. Aslında Eskişehir ve Bursa benzer siyasi ve ticari kaygıları olan iki büyük şehir…
Türkiye’nin en Bilge Valisi olarak değerlendirilen Veli sıfatlı Bursa Valisi Erol Ayyıldız'ın İzmir, Eskişehir ve Emniyet Genel Müdürlüğü tecrübeleri ile yönettiği Bursa, Türkiye Yüzyılının fırsatı diyebiliriz. Bursa'yı merkeze alarak Marmara ve İç Anadolu Bölgesini değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki; Bilecik ve Eskişehir merkezindeki Bursa Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yarınlarını daha güçlü inşa eden en güçlü büyük şehir…
Çevresel faktörleri ve komşuları değerlendirdiğimizde ifade etmek isterim ki; geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiğim Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, iki büyük şehir için çok değerli bir isim kıymetli okurlarım. Toplum ile kucaklaşan, iş dünyası ile verimli iş birliklerine açık olan Vali Dr. Erdinç Yılmaz’ın Eskişehir'e katacağı büyük değerler var. Ama tamda böyle bir noktada bürokrasinin ayağına dolanan siyasete atıfta bulunmak zorundayız. Eskişehir'in yeni ve güçlü bir şehir olabilmesi için olası erken seçimlerde kamu tecrübesi bulunan, Ankara ile ilişkileri güçlü, Türkiye’nin küresel vizyonunu okurken aynı zamanda şehrin sanayicileri ile bu vizyonu hayata geçirebilecek Milletvekili adayları hatta Milletvekilleri ile Ankara'da güç elde etmesi şart.
Evet, küresel güçlerin ağaları diyebileceğimiz Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa ve Almanya ile Rusya son dönemde askeri hareketliliklerini artırıyor. Askeri hareketliliği artan bu ülkelerin halkları dahil kimse durumdan memnun değil. Elbette küresel ağaların isyanda olduğu bu dönemin Türkiye’nin ekonomisine ve finansal süreçlerine olumsuz etkileri ile üretime ve ticarete vurduğu darbeleri de iyi okumak zorundayız. İşte böyle bir dönemde hayata geçirilen kredi ve kartlarına 48 aya kadar yapılandırma fırsatı ile kredi kartları ile kredili mevduat hesaplarına yönelik oran düşürme kararını artı ve eksileri ile birlikte iyi değerlendirmek gerekiyor.
Esnafların ve vatandaşlarının çoğunun kredi kartları ile ayakta durdukları bir dönemde zaten borcunu ödemekte zorlanan vatandaşlara 48 ay yapılandırma vadesi ile yine yüksek oranlı sayılacak bir faiz oranı ile borç yapılandırması yapmak pekte sevinçle karşılanmadı diyebiliriz. Elbette beklenen vatandaşın kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarında düşüş yaratmadan daha düşük oranlar ile örneğin 0,99 gibi oranlarla borçları yeni krediler ile çözümlemek diyebiliriz. Borç yapılandırması ile özellikle kamu bankalarının kamu çalışanları dahil herkesi 4 veya 5 yıl süreyle kilitlemesi, tüm haklarını elinden alması hükümetin finansal süreçleri yönetemediğinin ifşası diyebiliriz.
Ticaretin küresel anlamda durma noktasına geldiği, üretimin ağır aksak yürüdüğü ülkemizde, hükümet yetkililerinin yüksek oranlı faizler ve yapılandırma ile kilitlenen esnaf ile vatandaşların sesini duyma mecburiyeti var! Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek politikalarının erittiği esnaf, iş dünyası, kamu çalışanları ve çalışanlar ile vatandaşların haklı feryadına kulak vererek hareket etmek hükümete artı yazacaktır. Görmekteyiz ki; “güçlü Türkiye için güçlü Vatandaş” projesini hükümet hayata geçirmeye mecburdur…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ömer KÜÇÜKKAYA
Ağalar isyanda Halk mağdur…
Zoru başarmak, sabırlı olmak, ülkeye sahip çıkmak ve devletine sadık olmak; bu meziyetler her kişinin, her toplumun üstleneceği vasıflar değildir. Bugün Türkiye’nin gücünü merak edenlerin aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırlarında ve sınırlarının ötesinde yaşananlara bakması yeterlidir. Ağaların isyan ettiği, Halkın ise mağdur olduğu veya edildiği ülkelerde yaşananlar ile Türkiye’nin kadim devlet duruşu ve millet anlayışını elbette bir tutamayız. Bu sebeple Türkiye’yi bir Ortadoğu devleti veya gelişmemiş ülkeler ile bir tutamayız. Türkiye artık gelişmekte olan bir ülkede değil! Türkiye, Türkiye Yüzyılı mottosu ile artık küresel bir ülke ve güçtür. İşte buradan bahisle hem şehri, hem şehirleri hemde ülkeyi iyi değerlendirmemiz gerekiyor…
Komşu faktörü toplum içerisinde nasıl önemli ise ülke içinde o denli değerlidir. Türkiye’nin komşuları gibi Bursa'nın komşularını da değerlendirerek yakın geleceği okumakta fayda görüyorum. Bursa'nın hemen dip komşusu Balıkesir'den aldığı göç gücünü ve Balıkesir sınırlarına dayanan sanayi büyümesinin artı ve eksilerini Akademik Odalar neden değerlendirmiyor? Bursa'nın tarımsal fırsatları ve gıda çeşitliliği ile işsizlik oranlarını incelediğimizde; Bursa'da işsiz kalmanın bir tercih olduğunu ifade edebilir miyiz? Sonuç itibariyle bu kadar göç alan ve iş alanı bulunan Bursa'da kim, nasıl veya neden işsiz kalıyor?
Bursa'nın bir diğer sınır komşusu olan Eskişehir'i iyi okumamız gerekiyor. Bilecik'in gücünü şehrin doğusundaki göç haneleri ile elinde tutan Bursa, Bozüyük sanayisinin güçlenmesi ile İnegöl’ün ilçe olarak kalması gerekliliğine dair tüm kozlarını doğru oynuyor. Bursa'nın, Bozüyük ötesine geçerek yaklaşık 1 saatlik mesafede olan komşusu Eskişehir ile yakın ilişkilerini doğru okumalıyız. Aslında Eskişehir ve Bursa benzer siyasi ve ticari kaygıları olan iki büyük şehir…
Türkiye’nin en Bilge Valisi olarak değerlendirilen Veli sıfatlı Bursa Valisi Erol Ayyıldız'ın İzmir, Eskişehir ve Emniyet Genel Müdürlüğü tecrübeleri ile yönettiği Bursa, Türkiye Yüzyılının fırsatı diyebiliriz. Bursa'yı merkeze alarak Marmara ve İç Anadolu Bölgesini değerlendirdiğimizde görmekteyiz ki; Bilecik ve Eskişehir merkezindeki Bursa Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yarınlarını daha güçlü inşa eden en güçlü büyük şehir…
Çevresel faktörleri ve komşuları değerlendirdiğimizde ifade etmek isterim ki; geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiğim Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, iki büyük şehir için çok değerli bir isim kıymetli okurlarım. Toplum ile kucaklaşan, iş dünyası ile verimli iş birliklerine açık olan Vali Dr. Erdinç Yılmaz’ın Eskişehir'e katacağı büyük değerler var. Ama tamda böyle bir noktada bürokrasinin ayağına dolanan siyasete atıfta bulunmak zorundayız. Eskişehir'in yeni ve güçlü bir şehir olabilmesi için olası erken seçimlerde kamu tecrübesi bulunan, Ankara ile ilişkileri güçlü, Türkiye’nin küresel vizyonunu okurken aynı zamanda şehrin sanayicileri ile bu vizyonu hayata geçirebilecek Milletvekili adayları hatta Milletvekilleri ile Ankara'da güç elde etmesi şart.
Evet, küresel güçlerin ağaları diyebileceğimiz Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa ve Almanya ile Rusya son dönemde askeri hareketliliklerini artırıyor. Askeri hareketliliği artan bu ülkelerin halkları dahil kimse durumdan memnun değil. Elbette küresel ağaların isyanda olduğu bu dönemin Türkiye’nin ekonomisine ve finansal süreçlerine olumsuz etkileri ile üretime ve ticarete vurduğu darbeleri de iyi okumak zorundayız. İşte böyle bir dönemde hayata geçirilen kredi ve kartlarına 48 aya kadar yapılandırma fırsatı ile kredi kartları ile kredili mevduat hesaplarına yönelik oran düşürme kararını artı ve eksileri ile birlikte iyi değerlendirmek gerekiyor.
Esnafların ve vatandaşlarının çoğunun kredi kartları ile ayakta durdukları bir dönemde zaten borcunu ödemekte zorlanan vatandaşlara 48 ay yapılandırma vadesi ile yine yüksek oranlı sayılacak bir faiz oranı ile borç yapılandırması yapmak pekte sevinçle karşılanmadı diyebiliriz. Elbette beklenen vatandaşın kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarında düşüş yaratmadan daha düşük oranlar ile örneğin 0,99 gibi oranlarla borçları yeni krediler ile çözümlemek diyebiliriz. Borç yapılandırması ile özellikle kamu bankalarının kamu çalışanları dahil herkesi 4 veya 5 yıl süreyle kilitlemesi, tüm haklarını elinden alması hükümetin finansal süreçleri yönetemediğinin ifşası diyebiliriz.
Ticaretin küresel anlamda durma noktasına geldiği, üretimin ağır aksak yürüdüğü ülkemizde, hükümet yetkililerinin yüksek oranlı faizler ve yapılandırma ile kilitlenen esnaf ile vatandaşların sesini duyma mecburiyeti var! Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek politikalarının erittiği esnaf, iş dünyası, kamu çalışanları ve çalışanlar ile vatandaşların haklı feryadına kulak vererek hareket etmek hükümete artı yazacaktır. Görmekteyiz ki; “güçlü Türkiye için güçlü Vatandaş” projesini hükümet hayata geçirmeye mecburdur…