Silifke beraberliği sonrası yazılıp, çizilip, söylenenlere bakıyorum da…
Bir haftada her şeyi değiştiriyoruz öyle mi? 7 haftalık lig sürecinin gol bile yemeden namağlup takımı Bursaspor’u bir maçla yerin dibine mi sokacağız?
Mersin’deki gerçeği açıklamamız gerekirse. "Futbolda yeşilin sararıp, beyazın griye dönüştüğü bir 90 dakika" diyebilirim.
Yanlış bir haftanın bendeki doğrusu; Bursaspor’un hala grubunun en kaliteli futbol takımı olduğudur.
Ben yine eski yerine koyuyorum Yeşil Beyazlı temsilcimizi Silifke’de oturdukları yerde kalanların önümüzdeki maçlarda sırt sırta vereceğine şüphem olmadığı için…
Timsah’taki hatalara, yanlışlara, eksiklere yönelik eleştirilerimize şimdilik sansür yapıştırıp devam edelim…
Son model, üstelik teknoloji harikası aracıyla yol alan sürücü takla atabilir mi? Mesela uzun yolda ve mıcırlı alanda, dalgaya düşer, dikkatini dağıtırsa! Kendisini de, aracını da paralar ve hedefine varamaz. Bursaspor’da bu tür tehlike işaretlerini az da olsa gördüm 7 maçlık seyir defterinde…
Rakiplerin yer aldığı hedefe giden yol mıcır ötesi tehlikeli ve dikenli!
Bursaspor’un seçkin ayaklardan oluşmuş bir kadrosu var.
Var da yetmiyor!
Beyinsel faaliyetleri de, üst düzeye taşımak gerek. Dikkat, paylaşım gibi mesela. Sözgelimi son Silifke maçında ev sahibi fırsatlarında, konuk savunmada yerleşim, paylaşım ve zamanlama defoları gözlemledim. Bu tür açıklar şans eseri dışarı çıktığında yırtar, filelere takıldığında da yırtılırsınız.
Aman dikkat!
Batalla’nın takımının adı ve markasının getirisi olarak sezon başında bilinen agresif futbol anlayışını bulması, rakip alanda top kazanıp, kazandığını da doğru kullanması lazım. Onun takımının unutulması değil, gurur duyulması gereken geçmişi ve ders alınması şart yanlışları da var.
Geriye bakmak gerek yani!
Dikkat edilirse transferde kadroya katılan futbolcuların neredeyse tamamı sıkıntılı takımlardan gelme… Ya kümede kalma savaşı veren, ya da Play-Off’dan dönerek oynayanları psikolojik açıdan rahatsız eden maçlarda bu olumsuzluğa alışmış isimler… Alışkanlıklar paslı çiviye benzer… Söküp atmak zor olur…
Bu konuda iş Pablo Martin Batala’ya düşüyor. Hocamız umarım ve dilerim bir an önce bu sorunu çözer.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mustafa ÖZKESKİN
Yol uzun ve dikenli
Silifke beraberliği sonrası yazılıp, çizilip, söylenenlere bakıyorum da…
Bir haftada her şeyi değiştiriyoruz öyle mi? 7 haftalık lig sürecinin gol bile yemeden namağlup takımı Bursaspor’u bir maçla yerin dibine mi sokacağız?
Mersin’deki gerçeği açıklamamız gerekirse. "Futbolda yeşilin sararıp, beyazın griye dönüştüğü bir 90 dakika" diyebilirim.
Yanlış bir haftanın bendeki doğrusu; Bursaspor’un hala grubunun en kaliteli futbol takımı olduğudur.
Ben yine eski yerine koyuyorum Yeşil Beyazlı temsilcimizi Silifke’de oturdukları yerde kalanların önümüzdeki maçlarda sırt sırta vereceğine şüphem olmadığı için…
Timsah’taki hatalara, yanlışlara, eksiklere yönelik eleştirilerimize şimdilik sansür yapıştırıp devam edelim…
Son model, üstelik teknoloji harikası aracıyla yol alan sürücü takla atabilir mi? Mesela uzun yolda ve mıcırlı alanda, dalgaya düşer, dikkatini dağıtırsa! Kendisini de, aracını da paralar ve hedefine varamaz. Bursaspor’da bu tür tehlike işaretlerini az da olsa gördüm 7 maçlık seyir defterinde…
Rakiplerin yer aldığı hedefe giden yol mıcır ötesi tehlikeli ve dikenli!
Bursaspor’un seçkin ayaklardan oluşmuş bir kadrosu var.
Var da yetmiyor!
Beyinsel faaliyetleri de, üst düzeye taşımak gerek. Dikkat, paylaşım gibi mesela. Sözgelimi son Silifke maçında ev sahibi fırsatlarında, konuk savunmada yerleşim, paylaşım ve zamanlama defoları gözlemledim. Bu tür açıklar şans eseri dışarı çıktığında yırtar, filelere takıldığında da yırtılırsınız.
Aman dikkat!
Batalla’nın takımının adı ve markasının getirisi olarak sezon başında bilinen agresif futbol anlayışını bulması, rakip alanda top kazanıp, kazandığını da doğru kullanması lazım. Onun takımının unutulması değil, gurur duyulması gereken geçmişi ve ders alınması şart yanlışları da var.
Geriye bakmak gerek yani!
Dikkat edilirse transferde kadroya katılan futbolcuların neredeyse tamamı sıkıntılı takımlardan gelme… Ya kümede kalma savaşı veren, ya da Play-Off’dan dönerek oynayanları psikolojik açıdan rahatsız eden maçlarda bu olumsuzluğa alışmış isimler… Alışkanlıklar paslı çiviye benzer… Söküp atmak zor olur…
Bu konuda iş Pablo Martin Batala’ya düşüyor. Hocamız umarım ve dilerim bir an önce bu sorunu çözer.