Sofraların vaz geçilmez yiyeceklerinden olan ve özellikle de kahvaltılarda baş tacı ettiğimiz zeytinin yeni bir değerini daha keşfedildi.
Dünya tarihinde pek çok kez barış simgesi olan Zeytin Dalının yepyeni bir işlevini öğrendik, Bursa Teknik Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri sayesinde.
BTÜ’de geliştirilen proje ile zeytin dalı budama atıkları, suyu tutan ve gübreyi kontrollü salan “akıllı hidrojel”e dönüştürülüyor. Çalışma, kuraklıkla mücadelede hem çevreye hem de çiftçiye katkı sunmayı hedefliyor.
Zeytin, ağacının yüzlerce yıl yaşaması, meyvesinin ise insanların değerli besin kaynakları arasında yer alması, sadece zeytin olarak değil de beraberinde yağ olarak tüketilmesi ve dünyanın en iyi besin kaynağı olması mucizeler üstüne mucize ekleyen bitki olarak tanınıyor.
Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) bünyesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen proje, Bursa’nın zeytinliklerinden çıkan atıkları tarımda kullanılabilecek yeni bir ürüne dönüştürüyor. Proje ile zeytin budama sonrası ortaya çıkan dallar, “akıllı hidrojel” adı verilen ve toprağın suyu daha iyi tutmasını sağlayan özel bir malzemeye çevriliyor.
BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Sevgi Kemeç Aslan’ın yürütücülüğünü üstlendiği, Prof. Dr. Derya Ünlü’nün danışmanlığını yaptığı çalışma, hem atıkları değerlendirmeyi hem de kuraklıkla mücadeleye katkı sunmayı amaçlıyor.
Yapılan ilk çalışmalarda ise başarılı sonuçlar alınması yüzümüzü güldürmeye başladı.
Proje kapsamında, her yıl zeytin üretimi sonrası ortaya çıkan ve çoğu zaman yakılan ya da çöpe giden dallar geri kazanılıyor. Bu dallardan elde edilen özel lifler, ileri teknolojiyle işlenerek su tutma özelliği yüksek hidrojel malzemelere dönüştürülüyor. Bu sayede toprak, suyu daha uzun süre muhafaza edebiliyor.
Başarılı sonuçlar veren bu deney sayesinde geliştirilecek bu akıllı malzemenin, sadece suyu tutmakla kalmayacağını aynı zamanda bitkilerin ihtiyaç duyduğu besinlerin toprağa kontrollü şekilde verilmesini de sağlayacağını dile getiren Proje Yürütücüsü Sevgi Kemeç Aslan, “böylece hem su israfını azaltacağız hem de gübreyi daha verimli kullanacağız. Geliştireceğimiz sistem sayesinde kuraklık koşullarında bile bitkiler daha sağlıklı büyüyebilecek” dedi.
Çalışma, tarımsal atıkların yeniden değerlendirilmesiyle doğaya katkı sağlarken, çiftçilerin maliyetlerini düşürmeye de yardımcı olmayı hedefliyor. Aynı zamanda iklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilecek bir çözüm sunuyor. Projeden elde edilecek sonuçların, önümüzdeki dönemde tarımda daha yaygın kullanılması ve özellikle kurak bölgelerde üretime destek olması bekleniyor.
Üniversite bünyesinde geliştirilen bu tür yenilikçi çalışmaların hem bilimsel hem de toplumsal açıdan büyük önem taşıdığını belirten BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, “Zeytin gibi köklü bir tarım değerimizi bilim ve teknolojiyle buluşturarak katma değeri yüksek ürünlere dönüştüren akademisyenlerimizi tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
Şöyle bir düşünelim.
Zeytin mucizevi bir bitki. Sadece tanelerini yemekle kalmıyoruz. Zeytin yağı dünyanın en iyi besin kaynağı. Gölgesinde oturup serinlemek bir başka haz veriyor insana. Çünkü, ham, işlenmemiş zeytin kokusu, zeytin ağacının yapraklarının kokusu da ayrı bir değer.
Birde, posasından bile çıkarılan ürünlerimiz var. Zeytin kolonyası ve zeytin sabunu.
Bütün bunlar ekonominin vaz geçilmez kazanımları.
Bu konunun Bursa açısından büyük özelliği var.
Çünkü, Zeytin başkenti Bursa olarak bilinir. Bundan 35 yıl önce de zeytin için Marmarabirlik öncülüğünde Gemlik ve Mudanya’da Zeytin Festivalleri düzenlenir, halkımızda bir güzel eğlenirdi.
Yüzlerce yıldır Bursa Zeytin üretimi ve zeytin ağacı yetiştirilmesinde balkanların ve ülkemizin ilk sırasında yer aldı. Bugün ise, imar rantı bölgesel gelişmeler ve turizm uğruna veda ettiğimiz zeytin ağaçları için özel koruma kanunları çıkarmak zorunda kalıyoruz.
Bursa zeytini, Gemlik Zeytini hala dünyanın dört bir köşesinde popüler ve aranılan ürün. İngiltere Kraliyet Ailesinden tutun da Amerikan Başkanının sofralarını Bursa’nın Gemlik Zeytin ürünleri sürekli süsler.
Zeytini Bursa’ya, Bursalı yada Zeytini anlatmanın pek bir faydası yok. Çünkü, rantiye her zaman olduğu gibi zeytin konusunda da kazandı. Gemlik ve Mudanya’nın yamaçları, zeytin tarlaları, zeytinler sökülüp yerine yapılan evlerin, villaların kurbanı oldu.
Üreticiler ise sadece satıp kazandıkları arsa payı ile sınırlı kaldılar. Çünkü, arsa payı birkaç yıl içinde harcanıp tükendi. Oysa ki zeytin ağacı her yıl yeni meyvelerini verip, altın yumurtlayan tavuk gibi sahiplerine, üreticilerine sürekli gelir getiriyordu.
Bu ekonomik döngü de imar rantı ve tarım alanlarının yeterince korunmamasından kaynaklı yenilgiye uğramış oldu.
Bugün çıkıp konuşan pek çok kişi, “ahlar, vahlar” diye söze başlasa bile, zeytin konusundaki talanın belki de en büyük destekçileri kendileri ve gelmiş geçmiş Bursa siyasetinde söz sahibi olanların yol açtıkları tahribatlar olduğunu ifade etmesi de üzücü.
Olanlar oldu.
Bundan sonra, her bir zeytin ağacının yüzlerce yıl meyve verip, insanlara besin üretmeye devam etmesine dikkat çekip, ağaçların sökülüp yerine beton binaların yapılması yerine, uygun yere yapılan beton binaların, o ağaçların ürettikleri zeytinlerin ekonomik değer haline gelmesiyle alınabileceğinin bilinçlendirilmeye çalışılması, dikkat çekilmesi lazım.
Hani derler ya bir hayvanı kurban edip kestikten sonra, etinden sütünden, derisinden, yününden faydalanmasının ekonomiye büyük değer kattığı ve insanların karnını doyurmasının dikkate alınması lazım diye.
Aynı formülü zeytin konusunda uygulamamız lazım. Zeytini meyve olarak tane tane yiyiyoruz. Bazıları sıkıp, ezip yağını çıkarıyoruz. Bazılarından sabun yapıyoruz. Bazıları kolonya olup sıcak günlerde bizleri serinletiyor. Üstümüzün başımızın kokusuna katkı sağlıyor.
Zeytinin de etinden, sütünden, derisinden, yününden ve daha fazlası gölgesinden bile faydalanıyoruz.
Yarın keşke dememek için, komşu ülkelerden zeytin ithal etmeye başlamamamız için bugün elimizdeki kara altının değerini bilelim. Unutmayalım. Çocuklarımıza da Kara Zeytinin bir ağaç olmadığını anlatıp gösterelim.
Bursa demek zeytin demek, zeytin demek, Gemlik, Orhangazi, Mudanya, Karacabey demektir.
Bu projeye katkı sağlayan bütün akademisyen ve öğrencileri kutluyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
Zeytin dalı
Sofraların vaz geçilmez yiyeceklerinden olan ve özellikle de kahvaltılarda baş tacı ettiğimiz zeytinin yeni bir değerini daha keşfedildi.
Dünya tarihinde pek çok kez barış simgesi olan Zeytin Dalının yepyeni bir işlevini öğrendik, Bursa Teknik Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri sayesinde.
BTÜ’de geliştirilen proje ile zeytin dalı budama atıkları, suyu tutan ve gübreyi kontrollü salan “akıllı hidrojel”e dönüştürülüyor. Çalışma, kuraklıkla mücadelede hem çevreye hem de çiftçiye katkı sunmayı hedefliyor.
Zeytin, ağacının yüzlerce yıl yaşaması, meyvesinin ise insanların değerli besin kaynakları arasında yer alması, sadece zeytin olarak değil de beraberinde yağ olarak tüketilmesi ve dünyanın en iyi besin kaynağı olması mucizeler üstüne mucize ekleyen bitki olarak tanınıyor.
Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) bünyesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen proje, Bursa’nın zeytinliklerinden çıkan atıkları tarımda kullanılabilecek yeni bir ürüne dönüştürüyor. Proje ile zeytin budama sonrası ortaya çıkan dallar, “akıllı hidrojel” adı verilen ve toprağın suyu daha iyi tutmasını sağlayan özel bir malzemeye çevriliyor.
BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Sevgi Kemeç Aslan’ın yürütücülüğünü üstlendiği, Prof. Dr. Derya Ünlü’nün danışmanlığını yaptığı çalışma, hem atıkları değerlendirmeyi hem de kuraklıkla mücadeleye katkı sunmayı amaçlıyor.
Yapılan ilk çalışmalarda ise başarılı sonuçlar alınması yüzümüzü güldürmeye başladı.
Proje kapsamında, her yıl zeytin üretimi sonrası ortaya çıkan ve çoğu zaman yakılan ya da çöpe giden dallar geri kazanılıyor. Bu dallardan elde edilen özel lifler, ileri teknolojiyle işlenerek su tutma özelliği yüksek hidrojel malzemelere dönüştürülüyor. Bu sayede toprak, suyu daha uzun süre muhafaza edebiliyor.
Başarılı sonuçlar veren bu deney sayesinde geliştirilecek bu akıllı malzemenin, sadece suyu tutmakla kalmayacağını aynı zamanda bitkilerin ihtiyaç duyduğu besinlerin toprağa kontrollü şekilde verilmesini de sağlayacağını dile getiren Proje Yürütücüsü Sevgi Kemeç Aslan, “böylece hem su israfını azaltacağız hem de gübreyi daha verimli kullanacağız. Geliştireceğimiz sistem sayesinde kuraklık koşullarında bile bitkiler daha sağlıklı büyüyebilecek” dedi.
Çalışma, tarımsal atıkların yeniden değerlendirilmesiyle doğaya katkı sağlarken, çiftçilerin maliyetlerini düşürmeye de yardımcı olmayı hedefliyor. Aynı zamanda iklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilecek bir çözüm sunuyor. Projeden elde edilecek sonuçların, önümüzdeki dönemde tarımda daha yaygın kullanılması ve özellikle kurak bölgelerde üretime destek olması bekleniyor.
Üniversite bünyesinde geliştirilen bu tür yenilikçi çalışmaların hem bilimsel hem de toplumsal açıdan büyük önem taşıdığını belirten BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, “Zeytin gibi köklü bir tarım değerimizi bilim ve teknolojiyle buluşturarak katma değeri yüksek ürünlere dönüştüren akademisyenlerimizi tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
Şöyle bir düşünelim.
Zeytin mucizevi bir bitki. Sadece tanelerini yemekle kalmıyoruz. Zeytin yağı dünyanın en iyi besin kaynağı. Gölgesinde oturup serinlemek bir başka haz veriyor insana. Çünkü, ham, işlenmemiş zeytin kokusu, zeytin ağacının yapraklarının kokusu da ayrı bir değer.
Birde, posasından bile çıkarılan ürünlerimiz var. Zeytin kolonyası ve zeytin sabunu.
Bütün bunlar ekonominin vaz geçilmez kazanımları.
Bu konunun Bursa açısından büyük özelliği var.
Çünkü, Zeytin başkenti Bursa olarak bilinir. Bundan 35 yıl önce de zeytin için Marmarabirlik öncülüğünde Gemlik ve Mudanya’da Zeytin Festivalleri düzenlenir, halkımızda bir güzel eğlenirdi.
Yüzlerce yıldır Bursa Zeytin üretimi ve zeytin ağacı yetiştirilmesinde balkanların ve ülkemizin ilk sırasında yer aldı. Bugün ise, imar rantı bölgesel gelişmeler ve turizm uğruna veda ettiğimiz zeytin ağaçları için özel koruma kanunları çıkarmak zorunda kalıyoruz.
Bursa zeytini, Gemlik Zeytini hala dünyanın dört bir köşesinde popüler ve aranılan ürün. İngiltere Kraliyet Ailesinden tutun da Amerikan Başkanının sofralarını Bursa’nın Gemlik Zeytin ürünleri sürekli süsler.
Zeytini Bursa’ya, Bursalı yada Zeytini anlatmanın pek bir faydası yok. Çünkü, rantiye her zaman olduğu gibi zeytin konusunda da kazandı. Gemlik ve Mudanya’nın yamaçları, zeytin tarlaları, zeytinler sökülüp yerine yapılan evlerin, villaların kurbanı oldu.
Üreticiler ise sadece satıp kazandıkları arsa payı ile sınırlı kaldılar. Çünkü, arsa payı birkaç yıl içinde harcanıp tükendi. Oysa ki zeytin ağacı her yıl yeni meyvelerini verip, altın yumurtlayan tavuk gibi sahiplerine, üreticilerine sürekli gelir getiriyordu.
Bu ekonomik döngü de imar rantı ve tarım alanlarının yeterince korunmamasından kaynaklı yenilgiye uğramış oldu.
Bugün çıkıp konuşan pek çok kişi, “ahlar, vahlar” diye söze başlasa bile, zeytin konusundaki talanın belki de en büyük destekçileri kendileri ve gelmiş geçmiş Bursa siyasetinde söz sahibi olanların yol açtıkları tahribatlar olduğunu ifade etmesi de üzücü.
Olanlar oldu.
Bundan sonra, her bir zeytin ağacının yüzlerce yıl meyve verip, insanlara besin üretmeye devam etmesine dikkat çekip, ağaçların sökülüp yerine beton binaların yapılması yerine, uygun yere yapılan beton binaların, o ağaçların ürettikleri zeytinlerin ekonomik değer haline gelmesiyle alınabileceğinin bilinçlendirilmeye çalışılması, dikkat çekilmesi lazım.
Hani derler ya bir hayvanı kurban edip kestikten sonra, etinden sütünden, derisinden, yününden faydalanmasının ekonomiye büyük değer kattığı ve insanların karnını doyurmasının dikkate alınması lazım diye.
Aynı formülü zeytin konusunda uygulamamız lazım. Zeytini meyve olarak tane tane yiyiyoruz. Bazıları sıkıp, ezip yağını çıkarıyoruz. Bazılarından sabun yapıyoruz. Bazıları kolonya olup sıcak günlerde bizleri serinletiyor. Üstümüzün başımızın kokusuna katkı sağlıyor.
Zeytinin de etinden, sütünden, derisinden, yününden ve daha fazlası gölgesinden bile faydalanıyoruz.
Yarın keşke dememek için, komşu ülkelerden zeytin ithal etmeye başlamamamız için bugün elimizdeki kara altının değerini bilelim. Unutmayalım. Çocuklarımıza da Kara Zeytinin bir ağaç olmadığını anlatıp gösterelim.
Bursa demek zeytin demek, zeytin demek, Gemlik, Orhangazi, Mudanya, Karacabey demektir.
Bu projeye katkı sağlayan bütün akademisyen ve öğrencileri kutluyorum.