Günümüzde toplumda pek bilinmeyen fakat günlük yaşantımız için insanların birbirlerine saygı göstermesi, sevgi göstermesi, işlerinde yardımcı olması, destek olması adına belki de binlerce yıl önce ortaya çıkan Adabı Muaşeret kurallarımız var.
Bu kuralların başında, karşınızdaki insanlara saygı gösterilmesi en büyük uyarı olarak dikkat çekiyor. Yani, insanların hayatlarını, yaşamlarını tehlikeye düşürecek, onları zora sokacak hareketlerden kaçınmak, toplumdaki huzuru bozmamak en önemli kural.
Bu kısa hatırlatmanın ardından, gelelim, Yolgeçen hanı başlığının altını dolduracak yazıya.
Cumartesi günü, öğle saatleri, Bursa’nın toplu taşımasındaki bel kemiği olan raylı sistem ve Bursaray metro- tren taşımacılığında yaşanılan bir olaya. Uludağ Üniversitesi Kestel toplu taşımada kullanılan vagonlardan bir tanesinde Scooter bırakılmış.
Hem de vagon giriş kapısının hemen yanına kilitlenmiş. Vatandaşlar vagona giriş çıkışlarda zorluk çekiyorlar. Birde, vagon tıka basa dolu. Kapıdan vagona giremeyen bir hanım yolcu bağırıyor, “lütfen ilerleyin, dışarıda kaldık!”
Vagonun o bölümünde en az 4 kişi seyahat edebilir. Ama, dolu. Kim ve kimin tarafından bırakıldığı belki, vagon içi kamera kayıtlarından öğrenip belirlenebilir fakat, çile çekildikten sonra, bunun kime ne faydası olur ki?
Neyse, olan olmuş. Bursaray vagonları, Scooterler için otopark alanı olarak kullanılmaya da başlanmış. Hayırlı ve uğurlu olsun. Bursa adına, modern ve serbestlik adına, insanlara çile çektiren bu tür uygulamaları destekleyenleri de alkışlamak lazım yani.
Vatandaş, tıka basa bindiği vagonlarda, nefes almakta bile güçlük çekerken, böylesi bir uygulamanın haklı tarafı olmasa gerek. Çünkü, Scooteri fark eden vatandaşlar epey bi manidar konuştular kendi aralarında. Bursa’da yaşadıkları için gülümsemek yerine bence kızgın adam suratlı emojileri kullanmayı tercih ettiler gibi.
Yolgeçen hanı gibi olmuş derler ya, işte aynen yaşanılan bu olay Bursarayı toplu taşıma olmaktan çıkarmış ve Scooter sevenlerin araç park istasyonu haline getirmesinin resmi olarak kayıtlara geçmiş.
Bursa adına hayırlı ve uğurlu olsun.
Hatırlarsanız, medyada pek fazla yer almadı ama geçen hafta başında bu Scooter işleten şirket, yanına yüzlerce vatandaşı da alıp Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Panayır binasındaki UKOME müdürlüğü önünde eylem yapmışlardı.
Gelelim olayların sosyolojik ve halka yansıyan taraflarına.
Bu Scooterler, kentin her bölgesinde, hastane önünde ambulansların yanaştığı alanlara gelişigüzel park ediliyor. Yaya geçitleri yanındaki trafik ikaz lambalarının direklerine park ediliyor. Ana caddelerdeki korkuluklara, elektrik direklerine gelişigüzel park edilip bırakılıyor.
Bir nevi insanların günlük yaşantısına ket vuran, engel olan şekilde kentin cadde ve sokaklarında terk ediliyorlar.Buraları onlar için bir para kazanma merkezi gibi kullanılıyor. Hem de bedavaya.
Bakın, bir dolmuş veya taksi, durak harici insan indirse, trafik yakasına yapışıp şıp diye cezayı basıyor. Özel arabanızla, kent merkezinde acil durumda, cadde kenarında arabadan eşinizi çocuğunuzu indirmek için bile birkaç dakika durmanız halinde yine şıp diye cezayı yiyorsunuz.
İnsanlar, işyerlerine getirdikleri malzemeleri indirmek için üç beş dakika dükkan önünde park etmeleri halinde, arkasından gelen araçların gürültü kirliliğine yol açan korna basmalarına katlanmak zorunda kalıyoruz.
Bütün bunlara izin verilsin diye yazmıyorum. Çünkü, bu kentte yaşamanın bir bedeli var. Oysa ki, Scooter türü araçları işletenler için bu kentin her caddesi, her sokağı, her köşebaşı birer otopark alanı gibi kullanılıyor. Bu yetmezmiş gibi, buraları insanların kullanımına sunulmuş, kamu alanları.Scooter şirketleri, özel ticaret alanı gibi işletme bölgesi gibi kullanılıyor.
Ama, ne hikmetse yasal işlemlerin yapılmadığına dair halkımızda bir kanı var. Açıkça ifa etmek isterim ki bende bu tür olayların özellikle Bursa ve ilçelerinde yaşanmasını istemiyorum. Çünkü, can ve mal kaybının yanı sıra, insanların yaşantısına engel olunuyor. Birileri para kazanıyor, birileri, ucuz ve hızlı ulaşım adı altında bu araçları her türlü trafik içinde kullanıyorlar. Sonra gelişigüzel terk edip gidiyorlar. Ceremesini ise vatandaş olarak bizler çekiyoruz.
Asıl cevaplandırılması gereken soru şu; Bu hak reva mıdır bu insanlara?
En son Kasım ayında gittiğim Romanya’da bu Scooter uygulaması ve ayrıca küçük ve tek kişilik binek araçları uygulamalarına şahit olmuştum. Hepsinin belli bölgeleri ve özel park yerleri var.Bizdeki gibi ana cadde üzerine, sokak başına, yaya kaldırımına park edilip, terk edilip gidilmiyor. Hepsi, kayıtlı kuyutlu işletiliyor. İşletme şirketleri belli. Bizim ülkemizde de belli. Araçların üzerinde plaka gibi numaralar var. İşletme şirketinin adı ve telefonları da yazılı.
Geliş gidiş yolları belli. Her cadde ve sokakta kullanılmıyor. Yasak. Yasak ihlali yapıldığında polis hem şirkete hem de kullanıcıya ceza yazıyor. Belediye ise park alanı dışında bırakılan Scooterleri toplayıp, trafik park alanına götürüyor.
Belli bir işletme düzeni var. Kullanma düzeni var. Bizdeki gibi, kim kime dum duma uygulamalar yok. Öyle sanıyorum ki, bizde de bu düzen tam olarak sağlanmalı. Tabi ki kimsenin kimseye bu araçları kullanmayın diye diretmesi veya yasaklaması mümkün değil. Onun içinde belli kaide ve kurallar getirilip, kullanma alanları ve park alanları belirlenmeli.
Bu yapıldığı zamanda belediyelere ek gelir olacağı kesin. İşçisine, memuruna maaş verecek parayı bulamayan belediyeler için Scooterlerin park alanları, yeni bir gelir kapısı olabilir.
Bizlerde, yaya kaldırımlarında bile yürümemize engel olan, Bursaray vagonlarına kadar park edilen, kentlerde görüntü kirliliği yaratan, insanların giysilerinin takılıp yırtılmasına zarar görmesine yol açan bu araçların zaptı rab altına alınmasıyla rahat bir nefes alabiliriz.
Böylece, Scooter kullanımı da daha güzel, daha amacına uygun ve insanların yaşantısını rahatsız etmeyecek şekilde kurallar dahilinde devam edebilir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
Yolgeçen hanı !
Günümüzde toplumda pek bilinmeyen fakat günlük yaşantımız için insanların birbirlerine saygı göstermesi, sevgi göstermesi, işlerinde yardımcı olması, destek olması adına belki de binlerce yıl önce ortaya çıkan Adabı Muaşeret kurallarımız var.
Bu kuralların başında, karşınızdaki insanlara saygı gösterilmesi en büyük uyarı olarak dikkat çekiyor. Yani, insanların hayatlarını, yaşamlarını tehlikeye düşürecek, onları zora sokacak hareketlerden kaçınmak, toplumdaki huzuru bozmamak en önemli kural.
Bu kısa hatırlatmanın ardından, gelelim, Yolgeçen hanı başlığının altını dolduracak yazıya.
Cumartesi günü, öğle saatleri, Bursa’nın toplu taşımasındaki bel kemiği olan raylı sistem ve Bursaray metro- tren taşımacılığında yaşanılan bir olaya. Uludağ Üniversitesi Kestel toplu taşımada kullanılan vagonlardan bir tanesinde Scooter bırakılmış.
Hem de vagon giriş kapısının hemen yanına kilitlenmiş. Vatandaşlar vagona giriş çıkışlarda zorluk çekiyorlar. Birde, vagon tıka basa dolu. Kapıdan vagona giremeyen bir hanım yolcu bağırıyor, “lütfen ilerleyin, dışarıda kaldık!”
Vagonun o bölümünde en az 4 kişi seyahat edebilir. Ama, dolu. Kim ve kimin tarafından bırakıldığı belki, vagon içi kamera kayıtlarından öğrenip belirlenebilir fakat, çile çekildikten sonra, bunun kime ne faydası olur ki?
Neyse, olan olmuş. Bursaray vagonları, Scooterler için otopark alanı olarak kullanılmaya da başlanmış. Hayırlı ve uğurlu olsun. Bursa adına, modern ve serbestlik adına, insanlara çile çektiren bu tür uygulamaları destekleyenleri de alkışlamak lazım yani.
Vatandaş, tıka basa bindiği vagonlarda, nefes almakta bile güçlük çekerken, böylesi bir uygulamanın haklı tarafı olmasa gerek. Çünkü, Scooteri fark eden vatandaşlar epey bi manidar konuştular kendi aralarında. Bursa’da yaşadıkları için gülümsemek yerine bence kızgın adam suratlı emojileri kullanmayı tercih ettiler gibi.
Yolgeçen hanı gibi olmuş derler ya, işte aynen yaşanılan bu olay Bursarayı toplu taşıma olmaktan çıkarmış ve Scooter sevenlerin araç park istasyonu haline getirmesinin resmi olarak kayıtlara geçmiş.
Bursa adına hayırlı ve uğurlu olsun.
Hatırlarsanız, medyada pek fazla yer almadı ama geçen hafta başında bu Scooter işleten şirket, yanına yüzlerce vatandaşı da alıp Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Panayır binasındaki UKOME müdürlüğü önünde eylem yapmışlardı.
Gelelim olayların sosyolojik ve halka yansıyan taraflarına.
Bu Scooterler, kentin her bölgesinde, hastane önünde ambulansların yanaştığı alanlara gelişigüzel park ediliyor. Yaya geçitleri yanındaki trafik ikaz lambalarının direklerine park ediliyor. Ana caddelerdeki korkuluklara, elektrik direklerine gelişigüzel park edilip bırakılıyor.
Bir nevi insanların günlük yaşantısına ket vuran, engel olan şekilde kentin cadde ve sokaklarında terk ediliyorlar. Buraları onlar için bir para kazanma merkezi gibi kullanılıyor. Hem de bedavaya.
Bakın, bir dolmuş veya taksi, durak harici insan indirse, trafik yakasına yapışıp şıp diye cezayı basıyor. Özel arabanızla, kent merkezinde acil durumda, cadde kenarında arabadan eşinizi çocuğunuzu indirmek için bile birkaç dakika durmanız halinde yine şıp diye cezayı yiyorsunuz.
İnsanlar, işyerlerine getirdikleri malzemeleri indirmek için üç beş dakika dükkan önünde park etmeleri halinde, arkasından gelen araçların gürültü kirliliğine yol açan korna basmalarına katlanmak zorunda kalıyoruz.
Bütün bunlara izin verilsin diye yazmıyorum. Çünkü, bu kentte yaşamanın bir bedeli var. Oysa ki, Scooter türü araçları işletenler için bu kentin her caddesi, her sokağı, her köşebaşı birer otopark alanı gibi kullanılıyor. Bu yetmezmiş gibi, buraları insanların kullanımına sunulmuş, kamu alanları. Scooter şirketleri, özel ticaret alanı gibi işletme bölgesi gibi kullanılıyor.
Ama, ne hikmetse yasal işlemlerin yapılmadığına dair halkımızda bir kanı var. Açıkça ifa etmek isterim ki bende bu tür olayların özellikle Bursa ve ilçelerinde yaşanmasını istemiyorum. Çünkü, can ve mal kaybının yanı sıra, insanların yaşantısına engel olunuyor. Birileri para kazanıyor, birileri, ucuz ve hızlı ulaşım adı altında bu araçları her türlü trafik içinde kullanıyorlar. Sonra gelişigüzel terk edip gidiyorlar. Ceremesini ise vatandaş olarak bizler çekiyoruz.
Asıl cevaplandırılması gereken soru şu; Bu hak reva mıdır bu insanlara?
En son Kasım ayında gittiğim Romanya’da bu Scooter uygulaması ve ayrıca küçük ve tek kişilik binek araçları uygulamalarına şahit olmuştum. Hepsinin belli bölgeleri ve özel park yerleri var. Bizdeki gibi ana cadde üzerine, sokak başına, yaya kaldırımına park edilip, terk edilip gidilmiyor. Hepsi, kayıtlı kuyutlu işletiliyor. İşletme şirketleri belli. Bizim ülkemizde de belli. Araçların üzerinde plaka gibi numaralar var. İşletme şirketinin adı ve telefonları da yazılı.
Geliş gidiş yolları belli. Her cadde ve sokakta kullanılmıyor. Yasak. Yasak ihlali yapıldığında polis hem şirkete hem de kullanıcıya ceza yazıyor. Belediye ise park alanı dışında bırakılan Scooterleri toplayıp, trafik park alanına götürüyor.
Belli bir işletme düzeni var. Kullanma düzeni var. Bizdeki gibi, kim kime dum duma uygulamalar yok. Öyle sanıyorum ki, bizde de bu düzen tam olarak sağlanmalı. Tabi ki kimsenin kimseye bu araçları kullanmayın diye diretmesi veya yasaklaması mümkün değil. Onun içinde belli kaide ve kurallar getirilip, kullanma alanları ve park alanları belirlenmeli.
Bu yapıldığı zamanda belediyelere ek gelir olacağı kesin. İşçisine, memuruna maaş verecek parayı bulamayan belediyeler için Scooterlerin park alanları, yeni bir gelir kapısı olabilir.
Bizlerde, yaya kaldırımlarında bile yürümemize engel olan, Bursaray vagonlarına kadar park edilen, kentlerde görüntü kirliliği yaratan, insanların giysilerinin takılıp yırtılmasına zarar görmesine yol açan bu araçların zaptı rab altına alınmasıyla rahat bir nefes alabiliriz.
Böylece, Scooter kullanımı da daha güzel, daha amacına uygun ve insanların yaşantısını rahatsız etmeyecek şekilde kurallar dahilinde devam edebilir.