İnsanoğlu olarak bizler yaratılış gereği, acı ve tatlı anılarımızı yaşadıktan belli süre sonra unuturuz. Hatta pek çok kişi bırakın dün akşam ne yemeği yediğini, öğlende eğer karnını doyurmuşsa ne ile karnını doyurduğunu bile hatırlamakta güçlük çeker.
İşte bu yüzden de düne pek fazla önem vermeyen, bugünü olduğu gibi yaşayan, yarını ise hiç düşünmeyen pek çok toplum olduk. Dünya insanlık tarihinde yazan insanların yaşantısının benzerlik ve en fazla örnek gösterilen üç şekli böyle.
Kimisi gününü gün ediyor, kimisi varlık içinde yokluk çekiyor, kimisi ise yokluklarla mücadele ederken ömrünü kaybediyor. Allah, bütün insanlara, sağlıklı, mutlu, huzurlu bir hayat nasip etsin.
Pek çok inanca göre de insanların başlarına ne gelmiş ise kendi kendilerini yaptıkları olumsuz olaylar ve aldıkları kararlar yüzünden belaları yaşıyorlar. Doğru veya yanlış ama, insanların başına gerçekten kendi kendilerine yaptıkları hırslar, daha fazla para kazanma, daha fazla mal mülk edinme adına attıkları adımlardan geldiği örneklerle görülüyor.
Tarih bugün 6 Şubat 2026. Bundan tam 3 yıl önce, Kahramanmaraş merkezli olarak ülkemizin Güneyi ve Güneydoğusunda meydana gelen deprem, içimizi yaktı. Yıktı, geçti.
Deprem sadece etkilenen insanları değil, ülkemizi, ekonomiyi, geleceğimizi, yetişmiş insan gücünü de büyük oranda etkiledi. Bölgede yaşayan 2 milyonu aşkın kişi ise bulunduğu yerden göç etmek zorunda kaldı. Depremden etkilenen Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adana, Malatya ve Elazığ illerinde meydana gelen yıkım ise büyük bir demografik değişime yol açtı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılına ilişkin ölüm ve ölüm nedenleri istatistiklerini açıkladı. İlgili kurumların idari kayıtlarından derlenen verilere göre, 6 Şubat'ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde ölen Türk vatandaşlarının sayısı 45 bin 784 oldu.
Deprem oldu, bölge karanlığa büründü. Güz yaşları sel oldu. Neden, niçinlerin araştırılmaya başlanmasıyla, dışı seni, içi beni yakar misali pek çok örnekle karşılaşıldı. Mesela, bölgenin en prestijli binaları denilen ve fiyatları emsallerine göre iki kat daha fazla olan yapıların, aslında karton yapılar gibi dayanıksız ve özensiz olduğu ortaya çıktı.
Hatta, 1999 Marmara Körfez Depremi sonrasında yaşanılan ve sorgulanan inşaat sektörünün aradan geçen zamana rağmen hala akıllanmadığı da bir nevi ortaya çıkmış oldu. Ne deniliyor, deprem değil, bina öldürür. İşte 6 Şubat tarihinde yaşanılan depreminde ortaya çıkardığı gerçek böyle.
Peki, bizler, bu konuda her ne kadar bilinçli olsak bile günümüz yaşantısı ve ileriye dönük beklentilerimize baktığımızda acaba akıllandık mı? Bu depremlerden ders çıkardık mı?
Bana göre hayır. Böyle giderse de hiçbir zaman da akıllanmayacağız. Çünkü, insanlarımız gösteriş düşkünü. Para pul düşkünü. Kamuda çalışan memurların hepsini eleştirmek veya suçlamak istemem ama bazıları gerçekten rant çarkına kendilerine kaptırmışlar. Bursa da bile istenilmeyen acı gerçekte olsa örnekleri görebilmek mümkün.
Kentsel dönüşüm projelerinin nerede ise yüzde 90’ında hormonlu yapılaşma iddiaları var. Bu olaylar göz önünde iken, depreme karşı önlem alındığını iddia edip, nutuk atanların söylediklerine ne kadar inanabiliriz ki?
Biz yine de mesleğimiz gereği eleştiri ve hatırlatma görevlerimizi yerine getirelim. Depremi unutmadan, unutturmadan halkımızın ve insanlarımızın bilinçlenmesi adına üzerimize düşen görevleri ifa edelim. Türkiye’de bilinen tarih boyunca en çok can kaybının yaşandığı 4 depremden ikisi Antakya'da meydana geldi. Tahminlere göre 115 yılında 7,5 şiddetinde meydana gelen depremde 260 bin kişi hayatını kaybetti. Antakya'da 525 yılında 7 büyüklüğündeki depremde ise 250 bin kişi öldü
27 Aralık 1939'da Erzincan'da gerçekleşen 7,9 büyüklüğündeki depremde 32.968 kişi hayatını kaybederken 116.720 bina hasar gördü. 20 Aralık 1942'de Tokat, Erbaa'da gerçekleşen 7,0 büyüklüğündeki depremde 3.000 kişi hayatını kaybederken 32.000'e yakın hasar gördü.
7 Mayıs 1930’da Hakkari’de gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 2.514 kişi hayatını kaybederken 3.000’e yakın bina hasar gördü.
20 Aralık 1942’de Tokat, Erbaa’da gerçekleşen 7,0 büyüklüğündeki depremde 3.000 kişi hayatını kaybederken 32.000’e yakın hasar gördü.
27 Kasım 1943’te Samsun, Ladik’te gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 4.000 kişi hayatını kaybederken 40.000’e yakın bina hasar gördü.
1 Şubat 1944’te Bolu, Gerede’de gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 3.959 kişi hayatını kaybederken 20.865 bina hasar gördü.
18 Mart 1953’te Çanakkale, Yenice’de gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 265 kişi hayatını kaybederken 6.750 bina hasar gördü.
25 Nisan 1957’de Muğla, Fethiye’de gerçekleşen 7,1 büyüklüğündeki depremde 67 kişi hayatını kaybederken 3.200’e yakın bina hasar gördü.
26 Mayıs 1957’de Bolu, Abant’ta gerçekleşen 7,1 büyüklüğündeki depremde 52 kişi hayatını kaybederken 5.200’e yakın bina hasar gördü.
6 Ekim 1964’te Balıkesir, Manyas’ta gerçekleşen 7,0 büyüklüğündeki depremde 23 kişi hayatını kaybederken 5.398 bina hasar gördü.
28 Mart 1970’te Kütahya, Gediz’de gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 1.086 kişi hayatını kaybederken 19.291 bina hasar gördü.
24 Kasım 1976’da Van, Çaldıran’da gerçekleşen 7,5 büyüklüğündeki depremde 3.840 kişi hayatını kaybederken 9.232 bina hasar gördü.
17 Ağustos 1999’da Kocaeli, Gölcük’te gerçekleşen 7,4 büyüklüğündeki depremde 17.480 kişi hayatını kaybederken 73.342 bina hasar gördü.
12 Kasım 1999’da Düzce’de gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 763 kişi hayatını kaybederken 35.519 bina hasar gördü.
23 Ekim 2011’de Van’da gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 644 kişi hayatını kaybederken 17.005 bina hasar gördü.
6 Şubat 2023’te saat 04.17’de Kahramanmaraş, Pazarcık’ta 7,7 büyüklüğünde, saat 13.24’te ise Kahramanmaraş, Elbistan’da 7,6 büyüklüğünde iki büyük deprem meydana geldi. Birçok şehri de etkileyen depremler nedeniyle bakanlık kayıtlarına göre, 7 Mart itibarıyla 46.104 kişi hayatını kaybederken hasarlı binaların tespit işlemine devam ediliyor.
Türkiye'nin kuzey bölgelerden boydan boya geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın batı bölümünde meydana gelen deprem, 17 Ağustos 1999 Salı günü saat 03:01'de başladı ve 45 saniye sürdü. Depremin merkez üssü İzmit'in Gölcük ilçesi olarak açıklandı.
Bunlar, belli başlı olarak kayıt altına alınan depremler. İnsanlarımızın yok yere, sebepsiz yere kaybettiğimiz depremler.
Birde, depremler sonrasında devlet eliyle, insanların kendi aralarındaki yardımlaşma ile yapılan sosyal desteklerimiz var. Çok şükür bu konularda Türkiye olarak dünyanın ilk sırasında yer alıyoruz. Mağdurlara kucak açıp, yaraları sarmamızda üzerimize yok. Devletimiz 6 Şubat 2023 depreminden sonra da bu gücünü gösterdi. Bölgede yıkılan evlerin yerine yenilerini yapıp, insanlarımızın yaralarına merhem, acılarına ise derman oldu.
Sonuç, biz her ne olursa olsun, yapıların depreme dayanıklı ve insan yaşantısı için güvenli olmasını istiyor ve bekliyoruz. Kentsel dönüşüm adına yapılan rantsal dönüşümlere de peşinen karşısız.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
Unutturulan acılar
İnsanoğlu olarak bizler yaratılış gereği, acı ve tatlı anılarımızı yaşadıktan belli süre sonra unuturuz. Hatta pek çok kişi bırakın dün akşam ne yemeği yediğini, öğlende eğer karnını doyurmuşsa ne ile karnını doyurduğunu bile hatırlamakta güçlük çeker.
İşte bu yüzden de düne pek fazla önem vermeyen, bugünü olduğu gibi yaşayan, yarını ise hiç düşünmeyen pek çok toplum olduk. Dünya insanlık tarihinde yazan insanların yaşantısının benzerlik ve en fazla örnek gösterilen üç şekli böyle.
Kimisi gününü gün ediyor, kimisi varlık içinde yokluk çekiyor, kimisi ise yokluklarla mücadele ederken ömrünü kaybediyor. Allah, bütün insanlara, sağlıklı, mutlu, huzurlu bir hayat nasip etsin.
Pek çok inanca göre de insanların başlarına ne gelmiş ise kendi kendilerini yaptıkları olumsuz olaylar ve aldıkları kararlar yüzünden belaları yaşıyorlar. Doğru veya yanlış ama, insanların başına gerçekten kendi kendilerine yaptıkları hırslar, daha fazla para kazanma, daha fazla mal mülk edinme adına attıkları adımlardan geldiği örneklerle görülüyor.
Tarih bugün 6 Şubat 2026. Bundan tam 3 yıl önce, Kahramanmaraş merkezli olarak ülkemizin Güneyi ve Güneydoğusunda meydana gelen deprem, içimizi yaktı. Yıktı, geçti.
Deprem sadece etkilenen insanları değil, ülkemizi, ekonomiyi, geleceğimizi, yetişmiş insan gücünü de büyük oranda etkiledi. Bölgede yaşayan 2 milyonu aşkın kişi ise bulunduğu yerden göç etmek zorunda kaldı. Depremden etkilenen Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adana, Malatya ve Elazığ illerinde meydana gelen yıkım ise büyük bir demografik değişime yol açtı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılına ilişkin ölüm ve ölüm nedenleri istatistiklerini açıkladı. İlgili kurumların idari kayıtlarından derlenen verilere göre, 6 Şubat'ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde ölen Türk vatandaşlarının sayısı 45 bin 784 oldu.
Deprem oldu, bölge karanlığa büründü. Güz yaşları sel oldu. Neden, niçinlerin araştırılmaya başlanmasıyla, dışı seni, içi beni yakar misali pek çok örnekle karşılaşıldı. Mesela, bölgenin en prestijli binaları denilen ve fiyatları emsallerine göre iki kat daha fazla olan yapıların, aslında karton yapılar gibi dayanıksız ve özensiz olduğu ortaya çıktı.
Hatta, 1999 Marmara Körfez Depremi sonrasında yaşanılan ve sorgulanan inşaat sektörünün aradan geçen zamana rağmen hala akıllanmadığı da bir nevi ortaya çıkmış oldu. Ne deniliyor, deprem değil, bina öldürür. İşte 6 Şubat tarihinde yaşanılan depreminde ortaya çıkardığı gerçek böyle.
Peki, bizler, bu konuda her ne kadar bilinçli olsak bile günümüz yaşantısı ve ileriye dönük beklentilerimize baktığımızda acaba akıllandık mı? Bu depremlerden ders çıkardık mı?
Bana göre hayır. Böyle giderse de hiçbir zaman da akıllanmayacağız. Çünkü, insanlarımız gösteriş düşkünü. Para pul düşkünü. Kamuda çalışan memurların hepsini eleştirmek veya suçlamak istemem ama bazıları gerçekten rant çarkına kendilerine kaptırmışlar. Bursa da bile istenilmeyen acı gerçekte olsa örnekleri görebilmek mümkün.
Kentsel dönüşüm projelerinin nerede ise yüzde 90’ında hormonlu yapılaşma iddiaları var. Bu olaylar göz önünde iken, depreme karşı önlem alındığını iddia edip, nutuk atanların söylediklerine ne kadar inanabiliriz ki?
Biz yine de mesleğimiz gereği eleştiri ve hatırlatma görevlerimizi yerine getirelim. Depremi unutmadan, unutturmadan halkımızın ve insanlarımızın bilinçlenmesi adına üzerimize düşen görevleri ifa edelim. Türkiye’de bilinen tarih boyunca en çok can kaybının yaşandığı 4 depremden ikisi Antakya'da meydana geldi. Tahminlere göre 115 yılında 7,5 şiddetinde meydana gelen depremde 260 bin kişi hayatını kaybetti. Antakya'da 525 yılında 7 büyüklüğündeki depremde ise 250 bin kişi öldü
27 Aralık 1939'da Erzincan'da gerçekleşen 7,9 büyüklüğündeki depremde 32.968 kişi hayatını kaybederken 116.720 bina hasar gördü. 20 Aralık 1942'de Tokat, Erbaa'da gerçekleşen 7,0 büyüklüğündeki depremde 3.000 kişi hayatını kaybederken 32.000'e yakın hasar gördü.
7 Mayıs 1930’da Hakkari’de gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 2.514 kişi hayatını kaybederken 3.000’e yakın bina hasar gördü.
20 Aralık 1942’de Tokat, Erbaa’da gerçekleşen 7,0 büyüklüğündeki depremde 3.000 kişi hayatını kaybederken 32.000’e yakın hasar gördü.
27 Kasım 1943’te Samsun, Ladik’te gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 4.000 kişi hayatını kaybederken 40.000’e yakın bina hasar gördü.
1 Şubat 1944’te Bolu, Gerede’de gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 3.959 kişi hayatını kaybederken 20.865 bina hasar gördü.
18 Mart 1953’te Çanakkale, Yenice’de gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 265 kişi hayatını kaybederken 6.750 bina hasar gördü.
25 Nisan 1957’de Muğla, Fethiye’de gerçekleşen 7,1 büyüklüğündeki depremde 67 kişi hayatını kaybederken 3.200’e yakın bina hasar gördü.
26 Mayıs 1957’de Bolu, Abant’ta gerçekleşen 7,1 büyüklüğündeki depremde 52 kişi hayatını kaybederken 5.200’e yakın bina hasar gördü.
6 Ekim 1964’te Balıkesir, Manyas’ta gerçekleşen 7,0 büyüklüğündeki depremde 23 kişi hayatını kaybederken 5.398 bina hasar gördü.
28 Mart 1970’te Kütahya, Gediz’de gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 1.086 kişi hayatını kaybederken 19.291 bina hasar gördü.
24 Kasım 1976’da Van, Çaldıran’da gerçekleşen 7,5 büyüklüğündeki depremde 3.840 kişi hayatını kaybederken 9.232 bina hasar gördü.
17 Ağustos 1999’da Kocaeli, Gölcük’te gerçekleşen 7,4 büyüklüğündeki depremde 17.480 kişi hayatını kaybederken 73.342 bina hasar gördü.
12 Kasım 1999’da Düzce’de gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 763 kişi hayatını kaybederken 35.519 bina hasar gördü.
23 Ekim 2011’de Van’da gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremde 644 kişi hayatını kaybederken 17.005 bina hasar gördü.
6 Şubat 2023’te saat 04.17’de Kahramanmaraş, Pazarcık’ta 7,7 büyüklüğünde, saat 13.24’te ise Kahramanmaraş, Elbistan’da 7,6 büyüklüğünde iki büyük deprem meydana geldi. Birçok şehri de etkileyen depremler nedeniyle bakanlık kayıtlarına göre, 7 Mart itibarıyla 46.104 kişi hayatını kaybederken hasarlı binaların tespit işlemine devam ediliyor.
Türkiye'nin kuzey bölgelerden boydan boya geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın batı bölümünde meydana gelen deprem, 17 Ağustos 1999 Salı günü saat 03:01'de başladı ve 45 saniye sürdü. Depremin merkez üssü İzmit'in Gölcük ilçesi olarak açıklandı.
Bunlar, belli başlı olarak kayıt altına alınan depremler. İnsanlarımızın yok yere, sebepsiz yere kaybettiğimiz depremler.
Birde, depremler sonrasında devlet eliyle, insanların kendi aralarındaki yardımlaşma ile yapılan sosyal desteklerimiz var. Çok şükür bu konularda Türkiye olarak dünyanın ilk sırasında yer alıyoruz. Mağdurlara kucak açıp, yaraları sarmamızda üzerimize yok. Devletimiz 6 Şubat 2023 depreminden sonra da bu gücünü gösterdi. Bölgede yıkılan evlerin yerine yenilerini yapıp, insanlarımızın yaralarına merhem, acılarına ise derman oldu.
Sonuç, biz her ne olursa olsun, yapıların depreme dayanıklı ve insan yaşantısı için güvenli olmasını istiyor ve bekliyoruz. Kentsel dönüşüm adına yapılan rantsal dönüşümlere de peşinen karşısız.