Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Sokaklarda “pahalılık” tehlikesi

Yazının Giriş Tarihi: 28.02.2024 00:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.02.2024 22:13

31 Mart 2024 mahalli seçimler, 1989 senesindeki mahalli seçimlerle aynı kaderi paylaşa bilir mi? Açıkçası, seçmenler, bu seçimleri fırsat bilip iktidara sandıklarda bir ikaz verebilir mi?

Son birkaç gündür, çarşı pazar esnafı böyle konuşmaya başladı.

Nedeni, cebinde parası olmayan vatandaşlar yeterince alış veriş yapamıyorlar. Satmak istedikleri mallara parasını, sermayesini bağlayan esnaf ise pahalılık nedeniyle güç durumda. Gıda alış verişleri bile durma noktasına gelmiş.

Durum böyle.

Peki, vatandaşlar bu durumda neler düşünüyor?

Ülkemizdeki seçmen profili nasıl?

Bu durumu gören bazı siyaset filozofları başlamışlar yorum yapmaya. Bu tür yorumlar sosyal medyada eskiden beri yapılıyor zaten. Ama, vatandaşlar arasında yapılmaya başlanması iktidarın gerçekten hal ve vaziyetinde sıkıntılar olması anlamına gelebilir.

Vatandaş, cebindeki, cüzdanındaki paranın alım gücünün her geçen gün azalması, ihtiyaç maddelerine bile yetmemesinin karşılığı olarak iktidara seçimlerde bir veto veya ikaz yapabilir. Böyle bir tehlike seçim öncesinde var.

Çünkü, bu seçimler, ülkenin birlik ve beraberliğinden, beka sorunundan çok, yerel yönetimlerdeki başkanların seçilmesine yönelik seçimler. Sonuçları iktidarı değiştirmeyecek. Ama, iktidar için bir güvenoyu niteliğinde olacak.

Şimdiden de bazı vatandaşların ikazları ve konuşmalarına baktığımızda sandık sinyalleri geliyor.

Şöyle ifade edeyim, Soğanlıköy girişindeki esnaf, siyasi parti adaylarının önlerindeki yoldan gelip geçtiklerini, durup kendilerine selam bile vermediklerini ifade ediyorlar. Bir başka durum ise, pazarcı esnafı, kendi aralarında konuşurken, “halden 150 kilo elma aldım, bunlardan 50 kilosunu bile satamadım. Vatandaşın cebinde para kalmamış, elmayı kiloyla değil, tane ile almaya başladılar!” sözlerini duymak gerçekten üzücü.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Seçimlere daha zaman var. Ama, pahalılık denilince bütün insanlar iktidarın bu konuda sınıfta kaldığını ifade ediyorlar.

Sessiz çoğunluk böyle düşünüyorsa, mahalli seçimlerde iktidara yönelik bir uyarı mesajı çıkabilir sandıklardan.  Biz, sokaklarda gördüğümüzü, duyduğumuzu bugünden yazıp, ilgilileri uyarma görevini yerine getiriyoruz.

Siyasi partilerin adaylarına baktığımızda ise, halkın kendilerine söylediği pahalılık konusunda herhangi bir açıklamaları yok. Hepsinin derdi, seçimlerde oyları toplayıp koltuklara oturmak. 5 yıl hizmet, (keyif) yapmak.

Peki, vatandaş genel seçimler ile mahalli seçimleri nasıl ayırt edebilir?

Geçmişten günümüze yaşanılanları şöyle bir hatırlayalım. Bu konuda 1989 ve 1994 mahalli seçimler, sandık sonuçları, o dönemin iktidarı için büyük bir kayıp ve yenilgi olmuştu.

Her şey yerelde olup biter. İktidara not veren vatandaşın dikkat ettiği hususların sıralanması.

Bir Vali, bir Bürokrat, bir Belediyeci, bir Parti yöneticisi koca bir şehri güzelleyip, mevsimi sizin için bahara çevirebilir. Bazıları ise olayları ve düşünceleri kışa çevirebilir. Bunun için projelerin havalarda uçması gerekmiyor. Halkın arzu ve isteklerine göre projeler geliştirilmesi yeterli.

Unutmayalım, vatandaşla her gün yüz yüzse olan bürokratların iktidara katkıları, artı ve eksi olarak yansır.  Bazı kişiler iktidarınızın ve partinizin bütün itibarını yerelde bozuk para gibi harcayabilirler.

Hükümetin savunma politikası, uluslararası siyaset, cari açık, başka ülkelerde olup biten ekonomik dalgalanmalar, gibi olaylar bazen ilgi görmez. Vatandaş elindeki, cebindeki cüzdanındaki paraya bakıp karar verir. Bir yere kadar dikkat çeken bu gelişmeler, iş sandığa geldiği zaman çok fazla vatandaşı ilgilendirmez. Vatandaş daha çok kendi gündelik yaşamında muhatap oldukları, şehrinin valisi, kaymakamı, belediye başkanı gibi insanların yaptıklarına, konuştuklarına bakar mahalli seçimlerde.

Pek çok kişi o gün gittiği hastane, nüfus müdürlüğü, adliye, kamu binalarındaki bürokratların görev yaparken hal ve davranışları, havalimanı ve direkt iktidarın halka hizmet olarak yansıttığı hizmetleri yapanların kendisine karşı uyguladığı tavır ve hareketleri kontrol eder. Oralarda gördüğü muamele üzerinden bir puan verir iktidarlara.

Mesela, yerelde bir yoldaki düzenleme beklenirken, belediyenin bu düzenleme isteklerine kulaklarını tıkaması, oy kaybına yol açar. Sokaktaki aydınlatma lambasının bile yanmamasının faturası iktidara çıkarılabilir.

Toplu taşıma araçlarının zamanında duraklara gelmeyişi, insanların saatlerce kuyruklarda bekletilmesi, ulaşımda sorunların yaşanması, zırt- pırt elektrik kesintisi, beklenmeyen su kesintileri, arızaların zamanında onarılmayışı vb gibi olaylarında faturası direkt iktidara çıkarılabilir.

Böylece, insanlar, sandık başlarına geldiklerinde, “bana hizmet etmeyene neden oy verip destek olayım?” düşüncesiyle hareket edip, kendi destek oldukları siyasi görüş veya partilere, adaylara değil de mührü rakip adaya basabilirler.

Onun için seçimlerde aday olanlar, parti ayrımı yapmadan, iktidar veya muhalefet olsun, sokaklardaki pahalılık söylemlerine iyice kulak kabartmalı, çözüm için formüller bulmalı.

Birde, kızgın ve kırgın seçmenlerin gönüllerini tekrar kazanma adına, acil yapılması beklenin, istenilen işleri, kulak ardı etmeden yapmalı.

Düğün geçtikten sonra kınayı yakmanın bir anlamı yok. 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.