Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Petrol kuyuları kan kusuyorlar

Yazının Giriş Tarihi: 30.03.2026 00:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.03.2026 00:20

Bu dünyanın başına bela olabilecek ülkeler arasında ilk sırada İsrail yer alıyor. İkinci sırada ABD, üçüncü sırada ise Rusya gibi gözüküyor.

Bazı ülkeler arasındaki iç savaş ve ekonomik madenlerin, değerlerin paylaşımı, yabancı sermayenin bu ülkeleri sömürge gibi görmesi söylemleri ve gerçeklerini tarih sayfaları yüzyıllardır yazıyor. Bugün yaşadığımız ise enerji ve petrol kuyularının ekonomik güç olarak gözükmesi ve bunlara sahip olmak isteyenlerinde kuyuları insan kanlarıyla kusturmaları.

1990’lı yıllarda Amerika ile Rusya’nın Körfez Savaşını başlatıp, İran ile Irak’ı senelerce savaştırması, sonra Kuveyt’i Irak’ın işgali ve seneler sonrasında Saddam Hüseyin’in hain ilan edilip aszılması olayları hep hatırlanıyor.

Yine 1980’li yılların başında Amerika’da yaşayan Ayehtullah Hümeyni’nin kurtarıcı gibi İran’a gönderilmesi, İran Şahı Rıza Pehlevi’nin tahtan indirilip ailesiyle birlikte öldürülmesi unutulmuyor.

Bugün de Rusya İle Ukrayna arasında yine petrol ve maden savaşları var. Amerika zaten açık açık söyledi, “Ukrayna bize olan borcunu değerli madenleri bize vererek ödemek zorunda” diye.

Amerika yine Venezuella’da devlet başkanı Mazura ve ailesini esir alıp ülkeden çıkardı. Yerine bir yandaşı yönetici olarak bıraktı. Petrol ve enerji kaynaklarının üzerine konmuş vaziyette.

Körfez ülkelerinde en fazla petrol şirketi olan ülkeler Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya, Norveç, Portekiz olarak gözüküyor. Yani, bir takım ülkeler, kendi ülkelerinden binlerce kilometre uzaklıkta kendilerine ekonomik özgürlük sağlayan imkanları kullanıyorlar.

Şimdi de İran’da uzun yıllardır çıkarılmak istenilen iç karışıklıkta başarılı olunamayınca, yapılan denemeler boşa çıkınca saldırgan İsrail’in maşalığıyla yeni bir savaş başlatıldı. Zaten Amerika bu savaşta direkt taraf olduğunu ifade ediyor. NATO’ya, Avrupalı ortaklarına da savaşa destek vermedikleri için direniyorlar.

ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen yılın ocak ayında Beyaz Saray'a dönmesinden bu yana Amerikan kamuoyu nezdindeki popülaritesi istikrarlı biçimde düşüyor. Çünkü, dünyayı savaşa sürükleyen adam gibi imaj çiziyor. Ancak Trump'ın düşüşü, aynı zamanda yüksek fiyatlar ve hayat pahalılığına yönelik süregelen memnuniyetsizliği de yansıtıyor.

Amerikan seçim analiz sitesi Downballot'ın verilerine göre, Demokratlar 2025'teki çekişmeli ara seçimlerde 2024 başkanlık seçimlerinde aynı bölgelerde aldıklarından ortalama yüzde 13 daha fazla oy aldı. Sonuç, Trump’un partisi seçmenlerin yüzde 13’ünü kaybetmiş durumda.

Amerikan vatandaşları arasında İran'daki savaş bu ekonomik kaygıları daha da derinleştirmiş görünüyor. Kamuoyu araştırma şirketi Ipsos, Amerikan halkının yüzde 43'ünün Trump'ın ikinci döneminin başında ekonomiyi yönetme biçimini onayladığını tespit etmişti.

Bu oran, Amerikalıların Pandemi- Covid sonrası enflasyon dönemini yaşadığı dört yıllık yönetiminde Joe Biden'ın ulaştığı en düşük seviyenin bile altında. Ekonomik kaygılar, 2024'te Demokratların aldığı yenilgide ve son bir yıldır Cumhuriyetçilerin başkanlık ve Kongre'nin her iki kanadını da kontrol etmesinde etkili olmuştu.

Siyasi analist Nate Silver'ın yaptığı anket ortalamasına göre, Trump ikinci döneminin başında yüzde 52 onay oranına sahipti. Geçmiş başkanların çoğunun yaşadığı türde bir "balayı dönemi" olmasa da, tartışmalı bir seçimin ardından, Amerikalıların çoğunluğunun desteği, Trump'ın göç, gümrük vergileri, kamu harcamaları kesintileri ve vergi reformu konularındaki kapsamlı siyasi gündemini uygulamasına yol açmıştı.

Ancak, İran savaşının başladığı 28 Şubat 2026 tarihi itibarıyla Amerikalıların yalnızca yüzde 42'si başkana olumlu bakıyordu. Bu hafta ise bu oran, yüzde 40'a geriledi. Bu seviyeler, ara seçimlere yalnızca yedi ay kala görevdeki bir başkan için tehlikeli bir zemin.

İran savaşı uzadıkça, savaşın küresel ekonomiye olumsuz etkileri ve tüketici fiyatlarını yukarı itmesi nedeniyle risk büyüyebilir. Çünkü, Bir aydır İran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile savaş halinde.

İnsanlar bir yandan gökyüzünden gelen bombardımanın, diğer yandan da Ocak ayında İran’da hükümet karşıtı protestolara ölümcül bir şekilde müdahale eden baskıcı rejimin arasında kalmış durumda.

Çatışmanın başlamasından bu yana İsrail ordusu, İran genelinde 12 binden fazla, sadece Tahran'da ise 3 bin 600 bomba attığını açıkladı. ABD ordusu ise İran genelinde 9 binden fazla hedefi vurduğunu söylüyor.

Uluslararası insancıl hukuk gereği, çatışmanın tüm tarafları sivil objeler ile askeri hedefler arasında ayrım yapmak zorunda. Sivillere veya sivil binalara verilecek zararın, o eylemle elde edilecek askeri avantajla orantılı olması gerekiyor.

Ayrıca, mümkün olduğu ölçüde askeri hedeflerin yoğun nüfuslu bölgelerin içinde veya yakınında konumlandırılmaması şartını getiriyor.

ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), çatışmanın ilk ayında İran'da en az 217 çocuk dahil bin 464 sivilin öldürüldüğünü bildiriyor. Bölge sakinleri, konut alanlarına yönelik saldırıların, daha önce İran rejimini eleştirmiş kişiler arasında bile öfkeyi derinleştirdiğini söylüyor. İran da savaş boyunca, özellikle Washington'a müttefik Körfez ülkelerinde olmak üzere, havaalanları ve oteller gibi sivil altyapıları ve konut binalarını vurdu.

İran hükümeti, saldırılara karşı ülke genelinde herhangi bir sivil savunma protokolünü kamuoyuyla paylaşmış değil.

ABD ve İsrail, İran devletinin altyapısını hedef aldıklarını söylüyor. Ancak bu altyapının evler, dükkânlar ve okullarla iç içe geçtiği bir şehirde, sonuçlar belirlenen hedeflerin çok ötesine uzanıyor.

Bu koşullar ve savaş altında yaşayanlar için bu baskı, kaybedilen evlerde, parçalanan ailelerde ve hiçbir yerin gerçekten güvenli olmadığına dair büyüyen duyguda kendini gösteriyor.

Dünya bir kez daha güçlünün istediği zaman istediğini yapabileceğine inandığında, ortaya çıkan insan hakları, hak, hukuk ve adalet gaspı gibi olayları yaşamaya başladı.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.