Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Aynı zamanda bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Atatürk'e Millet Mektepleri Başöğretmenliği ünvanını verdiği gün. Geleceğimize ışık tutan, ulusumuzun teminatı çocuklarımızı ve gençlerimizi fedakarca hayata hazırlayan, dünyanın en kutsal vazifesini yapan öğretmenlerimizin günü.
Bizler, “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!” diyen Hz. Ali’nin yolundan yürüyen bir neslin çocuklarıyız.
Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün "Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcilerini sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır" sözüyle de ifade ettiği gibi, ülkemizin yarınlarına emeği geçen tüm öğretmen ve eğitimcilerimize şükranlarımızı sunuyor, başta Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ve tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutluyorum.
Bizlere hayatı öğreten, aile sevgisini, vatan sevgisini, millet sevgisini aşılayan, topluma faydalı insanlar olabilme adına nasıl çalışmamız gerektiğini daha ilk yıllardan itibaren gösteren öğretmenlerimizi hayatımız boyunca hiç unutmuyoruz. Bugün sokağa çıkıp kime sorarsak soralım, ilk okul öğretmenini ve ismini hatırlayamayan kimse bulamayız. Çünkü, ilkokul demek, hayata atılan ilk adımların ve insanların benlik kazandığı yıllar demektir.
Senede bir gün öğretmenlerimiz için yazılan cümlelerin, dile getirilen teşekkürlerin ya da tekrar tekrar verilen sözlerin yeterli olmayacağını biliyoruz. Yıllarca atama bekleyip ideallerine ulaşması engellenen, çabalarının ve fedakârlıklarının karşılığını alamayan, ama yine de bizden, fikirlerimizden vazgeçmeyen öğretmenlerimiz var bizim.
Öğrencilerine inanan ve güvenen, engelleri hep birlikte aşmayı öğreten, bizler için bir yol seçen değil, bizi doğru yolu gösteren öğretmenlerimizdir. Bu duygu ve düşüncelerimizin ışığı altında 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğretmenlerimize yapılan haksızların karşında hep birlikte duruyor ve eğitim için gelecek için, insanların huzuru ve refahı için hep beraber güç birliği oluşturmaya devam ediyoruz.
Çünkü öğretmenlerimizin, bu ülkemizin geleceği olan çocuklarımızı, gençlerimizi Türkiye Cumhuriyeti'nin birlik ve kardeşliği yolunda yürüyecek kız erkek gençleri, yetiştirip, topluma örnek insan olmalarını sağlayacaklarını çok iyi biliyoruz. Çocuklarımızın, sadece matematik ya da fen değil, insan olma vasıflarını da öğretmenlerimizden öğreneceğimizi çok iyi biliyoruz.
Öğretmeninin toplumdaki önemini ve değerini belirtmek, öğretmenler ve öğrenciler arasında sevgi saygı ve dayanışma bağlarını güçlendirmek toplum olarak bizim en önemli görevimizdir. Emekli öğretmenleri saygıyla anmak, öğretmenlik mesleğine yeni atılan öğretmenlerin de mesleklerinin yüceliğinin bilincini kazandırmak, Büyük Önder Atatürk'ün Millet Mektepleri Başöğretmenliği’ni kabul ettikleri 24 Kasım tarihi, Öğretmenler Günü Kutlama Kanununun çıkarıldığı 1981 yılından itibaren kutlanmaktadır. Daha önceleri ise 24 Kasım tarihini okullarımızda ''Öğretmenler Günü'' olarak kutladığımız bu günlerin önemini çok iyi biliyoruz.
Bizi büyüten, eğiten annemiz ve babamız ailemizdir. Bunun yanında bilgi ve beceri kazandıran, bizi hayata hazırlayan öğretmenlerimizdir. Onların sabırla çalışmaları sonucu bizler kalem tutmayı, okumayı, yazmayı, yeni bilgiler ve beceriler kazanmayı başardık.
Biliyoruz ki; geleceğin öğretmeni, doktoru, subayı, mühendisi, bilgisayarcısı, pilotu, bilim insanları, hatta demokrasiyi teslim edeceğimiz, ettiğimiz siyasetçilerimiz de dahil, okullarda öğretmenler tarafından yetiştirilmektedir. Ulusun geleceğinin umudu güvencesi olan çocuklarımızı gençlerimizi yetiştiren öğretmenidir. İçinde yaşadığımız uzay çağı bilgi çağıdır. Bilim, teknik, sanat uygarlığı oluşturur.
Bunları bize öğretmenlerimiz tanıtır, öğretir, sevdirir, benimsetir. Bu sayede kendi geleceğimiz ve ülkemizin geleceği daha parlak olacaktır. Bunun önemini kavrayan ileri uluslar öğretmen yetiştirmeye çok önem verirler. İleri Batı Ülkelerini örnek aldığımız Tanzimat Döneminin (1839-1876) getirdiği yeniliklerden biri de 16 Mart 1848’de İstanbul’da Fatih Camii’nin yanında bir öğretmen okulunun (Darülmuallimin) açılmasıdır.
Tarihe dikkat edin, 1848. Bugünümüzden tam tamına 177 yıl önce eğitimin ve öğretmenlerin önemi anlaşılmış. Bu okul ortaokullara (Rüştiye) öğretmen yetiştirmeyi amaçlıyordu. 1870’te İstanbul’da ilkokul öğretmeni 1874’te lise öğretmeni yetiştiren okullar açıldı.
Bursa’da da 1962 yılında Eğitim Enstitüsü açılmış. Yine aynı dönemlerde Yüksek İslam Enstitüsü ve Kız Öğretmen Okulu, eğitime başlamış. Atatürk 1921’de, daha Kurtuluş Savaşı sona ermeden Ankara’da Maarif Kongresi düzenledi. Bu kongrede, gelecekteki Türk Milli Eğitiminin İlkeleri belirlendi. Atatürk’ün o günkü konuşmaları günümüzde de geçerliliğini korumaktadır ''Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır'' diyen Atatürk cumhuriyetin ilk on beş yılında öğretmene çok değer vermiş onurlandırmıştır.
Atatürk devrimlerinin önde gelenlerinden birisi Kasım 1928 tarihinde yapılan harf devrimidir. Yeni Türkçe harflerinin sağladığı kolaylıkla öğretmenlerimiz, halkın hızla okur-yazar olmasını sağlamışlardır. Atatürk, o tarihlerde “yüzde doksanı okuma yazma bilmez bundan insan olanların utanması lâzımdır” diyerek okuma yazma seferberliği başlatmıştır.
Cumhuriyet devrinde en küçük yerleşim yerlerine kadar okul ve öğretmen sağlanmıştır. Bu çalışmalar çağdaş bir Türkiye doğmasına yurdumuzun güçlenmesine yardımcı olmuştur.''Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir.'' İşte bu söz; Türk eğitim sisteminin temelini oluşturuyor.
Bizi eğiten, öğreten, doğru yolu gösteren, bilgi ve becerileri kazandıran, kendimizi, yurdumuzu, dünyayı tanımamızı sağlayan öğretmenlerimizi saygıyla selamlıyorum.
Ebediyete intikal eden öğretmenlerimizi de rahmet ve saygıyla anıyoruz. Halen görev başında olanlarında her türlü dert ve sıkıntılarının çözümlendiği, mutlu, mesut ve müreffeh bir toplum içinde görev yapmalarını arzu ediyorum. Öğretmenlerimize “iyi ki varsınız” diyoruz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
Öğretmen öğretir
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Aynı zamanda bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Atatürk'e Millet Mektepleri Başöğretmenliği ünvanını verdiği gün. Geleceğimize ışık tutan, ulusumuzun teminatı çocuklarımızı ve gençlerimizi fedakarca hayata hazırlayan, dünyanın en kutsal vazifesini yapan öğretmenlerimizin günü.
Bizler, “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!” diyen Hz. Ali’nin yolundan yürüyen bir neslin çocuklarıyız.
Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün "Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcilerini sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır" sözüyle de ifade ettiği gibi, ülkemizin yarınlarına emeği geçen tüm öğretmen ve eğitimcilerimize şükranlarımızı sunuyor, başta Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ve tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutluyorum.
Bizlere hayatı öğreten, aile sevgisini, vatan sevgisini, millet sevgisini aşılayan, topluma faydalı insanlar olabilme adına nasıl çalışmamız gerektiğini daha ilk yıllardan itibaren gösteren öğretmenlerimizi hayatımız boyunca hiç unutmuyoruz. Bugün sokağa çıkıp kime sorarsak soralım, ilk okul öğretmenini ve ismini hatırlayamayan kimse bulamayız. Çünkü, ilkokul demek, hayata atılan ilk adımların ve insanların benlik kazandığı yıllar demektir.
Senede bir gün öğretmenlerimiz için yazılan cümlelerin, dile getirilen teşekkürlerin ya da tekrar tekrar verilen sözlerin yeterli olmayacağını biliyoruz. Yıllarca atama bekleyip ideallerine ulaşması engellenen, çabalarının ve fedakârlıklarının karşılığını alamayan, ama yine de bizden, fikirlerimizden vazgeçmeyen öğretmenlerimiz var bizim.
Öğrencilerine inanan ve güvenen, engelleri hep birlikte aşmayı öğreten, bizler için bir yol seçen değil, bizi doğru yolu gösteren öğretmenlerimizdir. Bu duygu ve düşüncelerimizin ışığı altında 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğretmenlerimize yapılan haksızların karşında hep birlikte duruyor ve eğitim için gelecek için, insanların huzuru ve refahı için hep beraber güç birliği oluşturmaya devam ediyoruz.
Çünkü öğretmenlerimizin, bu ülkemizin geleceği olan çocuklarımızı, gençlerimizi Türkiye Cumhuriyeti'nin birlik ve kardeşliği yolunda yürüyecek kız erkek gençleri, yetiştirip, topluma örnek insan olmalarını sağlayacaklarını çok iyi biliyoruz. Çocuklarımızın, sadece matematik ya da fen değil, insan olma vasıflarını da öğretmenlerimizden öğreneceğimizi çok iyi biliyoruz.
Öğretmeninin toplumdaki önemini ve değerini belirtmek, öğretmenler ve öğrenciler arasında sevgi saygı ve dayanışma bağlarını güçlendirmek toplum olarak bizim en önemli görevimizdir. Emekli öğretmenleri saygıyla anmak, öğretmenlik mesleğine yeni atılan öğretmenlerin de mesleklerinin yüceliğinin bilincini kazandırmak, Büyük Önder Atatürk'ün Millet Mektepleri Başöğretmenliği’ni kabul ettikleri 24 Kasım tarihi, Öğretmenler Günü Kutlama Kanununun çıkarıldığı 1981 yılından itibaren kutlanmaktadır. Daha önceleri ise 24 Kasım tarihini okullarımızda ''Öğretmenler Günü'' olarak kutladığımız bu günlerin önemini çok iyi biliyoruz.
Bizi büyüten, eğiten annemiz ve babamız ailemizdir. Bunun yanında bilgi ve beceri kazandıran, bizi hayata hazırlayan öğretmenlerimizdir. Onların sabırla çalışmaları sonucu bizler kalem tutmayı, okumayı, yazmayı, yeni bilgiler ve beceriler kazanmayı başardık.
Biliyoruz ki; geleceğin öğretmeni, doktoru, subayı, mühendisi, bilgisayarcısı, pilotu, bilim insanları, hatta demokrasiyi teslim edeceğimiz, ettiğimiz siyasetçilerimiz de dahil, okullarda öğretmenler tarafından yetiştirilmektedir. Ulusun geleceğinin umudu güvencesi olan çocuklarımızı gençlerimizi yetiştiren öğretmenidir. İçinde yaşadığımız uzay çağı bilgi çağıdır. Bilim, teknik, sanat uygarlığı oluşturur.
Bunları bize öğretmenlerimiz tanıtır, öğretir, sevdirir, benimsetir. Bu sayede kendi geleceğimiz ve ülkemizin geleceği daha parlak olacaktır. Bunun önemini kavrayan ileri uluslar öğretmen yetiştirmeye çok önem verirler. İleri Batı Ülkelerini örnek aldığımız Tanzimat Döneminin (1839-1876) getirdiği yeniliklerden biri de 16 Mart 1848’de İstanbul’da Fatih Camii’nin yanında bir öğretmen okulunun (Darülmuallimin) açılmasıdır.
Tarihe dikkat edin, 1848. Bugünümüzden tam tamına 177 yıl önce eğitimin ve öğretmenlerin önemi anlaşılmış. Bu okul ortaokullara (Rüştiye) öğretmen yetiştirmeyi amaçlıyordu. 1870’te İstanbul’da ilkokul öğretmeni 1874’te lise öğretmeni yetiştiren okullar açıldı.
Bursa’da da 1962 yılında Eğitim Enstitüsü açılmış. Yine aynı dönemlerde Yüksek İslam Enstitüsü ve Kız Öğretmen Okulu, eğitime başlamış. Atatürk 1921’de, daha Kurtuluş Savaşı sona ermeden Ankara’da Maarif Kongresi düzenledi. Bu kongrede, gelecekteki Türk Milli Eğitiminin İlkeleri belirlendi. Atatürk’ün o günkü konuşmaları günümüzde de geçerliliğini korumaktadır ''Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır'' diyen Atatürk cumhuriyetin ilk on beş yılında öğretmene çok değer vermiş onurlandırmıştır.
Atatürk devrimlerinin önde gelenlerinden birisi Kasım 1928 tarihinde yapılan harf devrimidir. Yeni Türkçe harflerinin sağladığı kolaylıkla öğretmenlerimiz, halkın hızla okur-yazar olmasını sağlamışlardır. Atatürk, o tarihlerde “yüzde doksanı okuma yazma bilmez bundan insan olanların utanması lâzımdır” diyerek okuma yazma seferberliği başlatmıştır.
Cumhuriyet devrinde en küçük yerleşim yerlerine kadar okul ve öğretmen sağlanmıştır. Bu çalışmalar çağdaş bir Türkiye doğmasına yurdumuzun güçlenmesine yardımcı olmuştur.''Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir.'' İşte bu söz; Türk eğitim sisteminin temelini oluşturuyor.
Bizi eğiten, öğreten, doğru yolu gösteren, bilgi ve becerileri kazandıran, kendimizi, yurdumuzu, dünyayı tanımamızı sağlayan öğretmenlerimizi saygıyla selamlıyorum.
Ebediyete intikal eden öğretmenlerimizi de rahmet ve saygıyla anıyoruz. Halen görev başında olanlarında her türlü dert ve sıkıntılarının çözümlendiği, mutlu, mesut ve müreffeh bir toplum içinde görev yapmalarını arzu ediyorum. Öğretmenlerimize “iyi ki varsınız” diyoruz.