Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kapı arkasında koltuk pazarlığı

Yazının Giriş Tarihi: 12.03.2024 00:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.03.2024 22:58

İnsanların ne zaman nerede ve nasıl bir şekilde hayat süreceklerine kendileri karar veremezler. Doğdukları yer, mahalle, kasaba, ilçe, il ve ülke insanların yaşantılarında önemli bir yönlendirmeye yol açar.

Kimisi hamal olur, kimisi ise doktor, mühendis.

Senelerdir bu böyle gelmiş böyle gidiyor.

Bu gerçekliği değiştirmek kimsenin harcı değil. Gücü bile yetmez. Tabi, bazı zenginlerimiz, çocuklarının çifte vatandaş olabilmesi adına parayı bastırıp Amerika başta olmak üzere çeşitli ülkelere gidip doğum yapabiliyorlar. Bunlar istisna.

Elinde bu tür imkanı olmayanlar, doğdukları, yaşadıkları yere mahkum hayat sürüyorlar. Eski yıllardan hatırlıyorum. Bazı köyleri ziyaret ettiğimizde, yaşlı nine ve dedelerin “bu kişi Bursa’yı hiç görmedi” diye tanıtıldıklarına şahit olmuşluğum var.

Gelelim, işin doğumdan sonraki, ölüme kadar olan aradaki hayat-meyat meselesi olan yaşam tarzına.

İnsanların toplu yaşamaya başladığı tarihten bu yana toplum yönetiminde bulunması ve demokrasinin kabulünden sonra da koltuk pazarlıkları hep var olmuş gelmiş. Pek çok kişi, hedefini kurduğu koltuğa talip oluyor. En doğal ve tabii hakkı. Ama, o koltuğa gereken gücü verip veremeyeceği, o kutluğun temsil ettiği makamın işlerini yapıp yapamayacağı konusunda sıkıntılar var.

Yani, koltuğa güç veren değil, koltuktan güç alan insanların var olduğu sürece, hedefe ulaşmanın tek yolu da çeşitli pazarlıklardan geçiyor.

Geçen sene uzun süren pazarlıklar, koltuk, makam hırsı ve siyasetin olmadık vaatlerini ifade eden vaatlerine tanık olduk. Zaten olmadık teraneleri anlatan bir sürü kuru vaatleri dinleyip duruyoruz.

Altılı masa ve masada oturmamasına rağmen, masanın karar almasındaki en büyük danışmanları olan HDP- Yeşil Sol bugünün ise DEM’i ve yasadışı PKK bağlantısı iddiaları ve altılı masanın parti liderlerinin hemen hepsinin Cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı açıklaması. Yetmemiş birde Ankara ve İstanbul Belediye Başkanlarının da Cumhurbaşkanı yardımcı olacakları açıklamasına rağmen vatandaşların sağduyulu davranışları bize seçimlere yönelik koltuk pazarlığı meselesinde iyi bir örnek sergiliyor.

Kapı arkasındaki siyasi pazarlıklar ve koltuk dağılımı, dağıtımı zaten hesapların nasıl yapıldığını açıklanmasına lüzum olmadan topluma ışık tutuyor.

Şimdi, 31 Mart tarihinde yapılacak olan mahalli seçimler öncesinde de aynı olayların bir başka senaryoları ve uygulamasıyla karşı karşıya kalıyoruz. Adayların sıkı takip ettikleri üç tane parti var. Bunlar, 14 ve 28 Mayıs seçimlerine katılıp, oylarını artıran, bugünkü anketlerde de oylarında artış gözlenen Zafer Partisi ile Yeniden Refah Partisi. Bunlara birde etnik ve bölgesel siyaset yapan DEM ekleniyor.

Ana muhalefet partisi, tıpkı 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde olduğu gibi 31 Mart seçimleri içinde umudunu ve bütün ümitlerini DEM’e yanaşma siyasetinde arıyor.

Çünkü, ittifak parçalandı. Altılı masa tarih oldu. Her ne kadar altılı masada yer alıp, seçmenlerin tepkileri nedeniyle kendi adaylarını çıkarıp seçimlere katılacaklarını duyuran siyasi partiler var olsa da CHP, bu beklentilerin aksine, altılı masaya destek olan seçmenlerin yine CHP adaylarına destek olacağını umuyor. İstiyor. Bekliyor.

Bütün hesaplarda böyle yapılıyor. Altılı masanın aldığı Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki toplanan oy oranlarını CHP kendi aldığı oy oranı olarak görüyor. Bu son derece yanlış bir düşünce.

Gelelim, DEM’le ilgili gelişmelere. Bursa’da Ana muhalefetin adayı ve partililer DEM’i ziyaret ettiler. Seçimlerde kendilerine destek olunmasını istediler. Hatta, anketleri ve bazı rakamları söyleyip “siz tamam derseniz bu iş bitiyor” anlamı çıkarılabilecek düzeyde de kelimeler kullanılmış. Tabi, biz orada olmadığımız için kimin ne söylediğini, kimin ne cevap verdiğini bilemiyoruz. Sadece siyasi partilerde konuşulan kulis bilgileri ve bize aktarılan kadarından bilgi sahibiyiz.

Söylentiye göre, DEM yöneticileri gelen heyete DEM-leme çay ısmarlayıp daha sonra kapıyı göstermişler. “Biz, Bursa’da seçimlere kendi adaylarımızla girip kendi gücümüzü görmek istiyoruz!” diye cevap verilmiş.

Seçim demek iddia ve kazanma adına yapılan çalışmalarda halkla bütünleşme ve adayların kendisini halka kabul ettirme anlamına geliyor. Bunun içinde her seçimde kapı arkası pazarlıklar, aday çıkarma bile bazı siyasi güçlerin, özellikle de derneklerin belli bir adaya angaje olması konusunda yapılan görüşmeler önemli. Birbirleriyle iş ilişkisinde olanlar da hangi siyasi görüşten olursa olsunlar, kendilerine işlerine destek olan adayları destekleme eğilimi mevcut. Biz, Bursa’daki mahalli seçimlerde özellikle Nilüfer ilçesinde bu durumu zaten son 25 yıldır görüyor, biliyor ve yaşıyoruz.  Şimdi, yine aynı pazarlıkların sürdürüldüğü kulağımıza geliyor.

Son kulağımıza gelen iddia ve söylemlere göre de Bursa’nın çatı kuruluşu ismini kullanan bir kurumdaki inşaat ekibi de alenen olmasa bile masa altından, el altından Nilüfer’deki bu iş ortaklığı iddialarının Bursa genelinde yaygınlaştırılması için formüller aramaya başlamışlar.

Bunların arasında iktidar partisine mensup, yöneticilik yapmış olan kişilerin de olması, sanırım mahalli seçimlerdeki rantiye iddialarını kuvvetlendiren tartışmalara yol açabilir.

İşte, kapı arkasındaki koltuk pazarlığına bir örnek.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.