Anayasa Mahkemesi, iş ve çalışma barışı açısından uzun süre eleştirilen alan bir kanun maddesinin daha iptaline karar verdi. Mahkeme kararında, iptal nedenleri arasında işçilerin tayin, atama ve yer değişikliği uygulamalarına kısıtlama getirilmesini “Eşitsizlik” olarak gerekçelendirdi.
2018 yılında çıkarılan bir kanunla, devlet ve kamu dairelerinde taşeron veya geçici işçi statüsünde çalışıp, sürekli işçi kadrolarına alınan işçilerin kurum içi tayin ve atamalarına engel olan maddelerin anayasaya aykırı olduğuna karar verildi. Bu kararın uygulanmasına dokuz ay sonra başlanılacak. Taşerondan kadroya geçen işçilerde tıpkı diğer kamu çalışanları gibi haklı tayin ve atama isteklerini / haklarını kullanabilecekler.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 7079 sayılı kanunun 118. Maddesine eklenen geçici 23. Maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “….. çalıştıkları teşkilat ve birimde…” ibaresinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının İkinci, beşinci, onuncu, on üçüncü, on yedinci kırk dokuzuncu maddelerine aykırılık içerdiğini savunarak, bu maddenin iptal edilmesini istemiyle Anayasa Mahkemesine başvuru yaptı.
Madde şu; 7079 sayılı kanun (veya 696 sayılı KHK) 118. madde ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde; taşeron işçilerin sürekli işçi kadrosuna geçişini, ücretlerini, mali/sosyal haklarını ve sendikal durumlarını düzenler. Bu madde, geçiş sürecindeki işçilerin yer değişikliği yasağı ve toplu sözleşme şartlarını belirleyen temel hüküm olmuştur.
Anayasa Mahkemesi 2025/100 Esas sayısı ile dosyayı incelemeye aldı. 26 Kasım 2025 tarihindeki oturumda ise 2025/242 sayılı kararıyla Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin başvurusunu kabul ederek, ilgili kanun maddesinin iptaline karar verdi.
Bu karar 9 Mart 2026 (dünkü) Resmi Gazete’de yayınlandı. Anayasa Mahkemesinden konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle;
Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin yer değiştirmelerinin kategorik olarak engellendiği, başka bir ifadeyle anılan işçilerin farklı bir il veya bölgeye nakillerine imkân tanınmadığı, bu nedenle yer değişikliği taleplerine ilişkin olarak verilen kararlar bağlamında işverenin yönetim yetkisinin yargı mercilerince denetlenemediği, ayrıca kuralla 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) geçici 23. maddesine göre istihdam edilen işçilerin sürekli işçi kadrosunda çalışan diğer işçilere göre güvencesiz duruma getirildiği ve bu suretle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Mahkemenin Değerlendirmesi
Anayasa’nın 49. maddesinde sosyal devlet ilkesinin çalışma hayatındaki görünümü olan devletin çalışanları koruma yükümlülüğüne ilişkin özel bir güvence öngörülmüştür. Bu kapsamda iş sözleşmesinin zayıf tarafı olan işçinin korunmasına yönelik düzenlemelerin öngörülmesi suretiyle işçi-işveren ilişkilerinde dengenin sağlanması devletin çalışma hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir.
İtiraz konusu kuralda, söz konusu işçilerin sürekli işçi kadrosuna geçiş işlemi yapılmadan önce çalıştırıldıkları teşkilat ve birim dışında görevlendirilmelerine imkân tanınmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle kural uyarınca anılan işçilerin yer değişikliğine ilişkin taleplerinin işverence kabul edilmesi mümkün değildir.
375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kurum, kuruluş ve idareler ile söz konusu madde uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler arasında özel hukuk ilişkisinin bulunduğu ve bu ilişki kapsamında ilgili kurum, kuruluş ile idarelerin işveren sıfatını haiz olduğu açıktır. Madde uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin bu kadroda istihdam edildikleri süreçte yer değişikliği talep etmelerini gerektirecek belirli nedenlerin ortaya çıkabileceği açıktır. Genel anlamda işçilerin yer değişikliği taleplerinin değerlendirilmesi işverenlerin iş hukuku bağlamında sahip oldukları yönetim yetkisi kapsamında kalmaktadır.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca işverenin işçinin yer değişikliğini değerlendirme bağlamında sahip olduğu yönetim yetkisini dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanması ve bu kapsamda alacağı kararda işçiyi gözetme borcunu göz önünde bulundurması gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla iş ve kadro durumunun imkân tanıması durumunda işçinin makul görülebilecek nedenlere dayanan yer değişikliği talebinin ilgili işverence karşılanmasının mümkün olmadığı söylenemez.
Diğer yandan kamu kurum, kuruluş ve idarelerinde çalıştırılan işçilerin yer değişikliği taleplerinin reddedilmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda işverenin yönetim yetkisini dürüstlük kuralı ve işçiyi gözetme borcuna uygun şekilde kullanıp kullanmadığının yargı mercilerince denetlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay uygulamasında yargı mercilerinde işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin iptal edilmesinin ya da yer değişikliğinin sağlanması gibi icrai nitelikte karar verilmesinin mümkün olmadığı ancak söz konusu işlemin hukuka aykırı olup olmadığının tespitine ilişkin karar verilebileceği ve işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin hukuka aykırılığının tespit edilmesini talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2024/14198, K.2025/1316, 10/2/2025).
Bununla birlikte kural söz konusu KHK’nın geçici 23. maddesi kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin herhangi bir nedenle yer değiştirmelerine imkân tanımamakta, başka bir deyişle anılan işçilerin yerlerinin değiştirilmesine mutlak bir yasak getirmektedir.
Kural, ilgili teşkilat ve birimdeki işleyişin aksamasını önlemek amacıyla öngörülmüş ise de işçilerin yer değişikliği taleplerinin karşılanmasının her durumda anılan işleyişin bozulmasına neden olacağı söylenemez. Başka bir ifadeyle ilgili teşkilat veya birimin iş ve kadro durumunun işçinin yer değişikliği talebinin karşılanmasına engel oluşturmaması mümkündür.
Bu itibarla işçilerin makul nedenlere dayanan yer değişikliği taleplerinin işverence iş ile kadro durumu çerçevesinde değerlendirilmesine ve bu kapsamda alınacak kararların hukuka uygunluğunun yargı mercilerince denetlenmesine imkân tanımayan kuralın devletin çalışanların korunmasına yönelik yükümlülükleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
Kamu işçilerine tayin kapıları aralandı !
Anayasa Mahkemesi, iş ve çalışma barışı açısından uzun süre eleştirilen alan bir kanun maddesinin daha iptaline karar verdi. Mahkeme kararında, iptal nedenleri arasında işçilerin tayin, atama ve yer değişikliği uygulamalarına kısıtlama getirilmesini “Eşitsizlik” olarak gerekçelendirdi.
2018 yılında çıkarılan bir kanunla, devlet ve kamu dairelerinde taşeron veya geçici işçi statüsünde çalışıp, sürekli işçi kadrolarına alınan işçilerin kurum içi tayin ve atamalarına engel olan maddelerin anayasaya aykırı olduğuna karar verildi. Bu kararın uygulanmasına dokuz ay sonra başlanılacak. Taşerondan kadroya geçen işçilerde tıpkı diğer kamu çalışanları gibi haklı tayin ve atama isteklerini / haklarını kullanabilecekler.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 7079 sayılı kanunun 118. Maddesine eklenen geçici 23. Maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “….. çalıştıkları teşkilat ve birimde…” ibaresinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının İkinci, beşinci, onuncu, on üçüncü, on yedinci kırk dokuzuncu maddelerine aykırılık içerdiğini savunarak, bu maddenin iptal edilmesini istemiyle Anayasa Mahkemesine başvuru yaptı.
Madde şu; 7079 sayılı kanun (veya 696 sayılı KHK) 118. madde ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde; taşeron işçilerin sürekli işçi kadrosuna geçişini, ücretlerini, mali/sosyal haklarını ve sendikal durumlarını düzenler. Bu madde, geçiş sürecindeki işçilerin yer değişikliği yasağı ve toplu sözleşme şartlarını belirleyen temel hüküm olmuştur.
Anayasa Mahkemesi 2025/100 Esas sayısı ile dosyayı incelemeye aldı. 26 Kasım 2025 tarihindeki oturumda ise 2025/242 sayılı kararıyla Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin başvurusunu kabul ederek, ilgili kanun maddesinin iptaline karar verdi.
Bu karar 9 Mart 2026 (dünkü) Resmi Gazete’de yayınlandı. Anayasa Mahkemesinden konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle;
Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin yer değiştirmelerinin kategorik olarak engellendiği, başka bir ifadeyle anılan işçilerin farklı bir il veya bölgeye nakillerine imkân tanınmadığı, bu nedenle yer değişikliği taleplerine ilişkin olarak verilen kararlar bağlamında işverenin yönetim yetkisinin yargı mercilerince denetlenemediği, ayrıca kuralla 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) geçici 23. maddesine göre istihdam edilen işçilerin sürekli işçi kadrosunda çalışan diğer işçilere göre güvencesiz duruma getirildiği ve bu suretle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Mahkemenin Değerlendirmesi
Anayasa’nın 49. maddesinde sosyal devlet ilkesinin çalışma hayatındaki görünümü olan devletin çalışanları koruma yükümlülüğüne ilişkin özel bir güvence öngörülmüştür. Bu kapsamda iş sözleşmesinin zayıf tarafı olan işçinin korunmasına yönelik düzenlemelerin öngörülmesi suretiyle işçi-işveren ilişkilerinde dengenin sağlanması devletin çalışma hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir.
İtiraz konusu kuralda, söz konusu işçilerin sürekli işçi kadrosuna geçiş işlemi yapılmadan önce çalıştırıldıkları teşkilat ve birim dışında görevlendirilmelerine imkân tanınmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle kural uyarınca anılan işçilerin yer değişikliğine ilişkin taleplerinin işverence kabul edilmesi mümkün değildir.
375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kurum, kuruluş ve idareler ile söz konusu madde uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler arasında özel hukuk ilişkisinin bulunduğu ve bu ilişki kapsamında ilgili kurum, kuruluş ile idarelerin işveren sıfatını haiz olduğu açıktır. Madde uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin bu kadroda istihdam edildikleri süreçte yer değişikliği talep etmelerini gerektirecek belirli nedenlerin ortaya çıkabileceği açıktır. Genel anlamda işçilerin yer değişikliği taleplerinin değerlendirilmesi işverenlerin iş hukuku bağlamında sahip oldukları yönetim yetkisi kapsamında kalmaktadır.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca işverenin işçinin yer değişikliğini değerlendirme bağlamında sahip olduğu yönetim yetkisini dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanması ve bu kapsamda alacağı kararda işçiyi gözetme borcunu göz önünde bulundurması gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla iş ve kadro durumunun imkân tanıması durumunda işçinin makul görülebilecek nedenlere dayanan yer değişikliği talebinin ilgili işverence karşılanmasının mümkün olmadığı söylenemez.
Diğer yandan kamu kurum, kuruluş ve idarelerinde çalıştırılan işçilerin yer değişikliği taleplerinin reddedilmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda işverenin yönetim yetkisini dürüstlük kuralı ve işçiyi gözetme borcuna uygun şekilde kullanıp kullanmadığının yargı mercilerince denetlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay uygulamasında yargı mercilerinde işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin iptal edilmesinin ya da yer değişikliğinin sağlanması gibi icrai nitelikte karar verilmesinin mümkün olmadığı ancak söz konusu işlemin hukuka aykırı olup olmadığının tespitine ilişkin karar verilebileceği ve işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin hukuka aykırılığının tespit edilmesini talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2024/14198, K.2025/1316, 10/2/2025).
Bununla birlikte kural söz konusu KHK’nın geçici 23. maddesi kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin herhangi bir nedenle yer değiştirmelerine imkân tanımamakta, başka bir deyişle anılan işçilerin yerlerinin değiştirilmesine mutlak bir yasak getirmektedir.
Kural, ilgili teşkilat ve birimdeki işleyişin aksamasını önlemek amacıyla öngörülmüş ise de işçilerin yer değişikliği taleplerinin karşılanmasının her durumda anılan işleyişin bozulmasına neden olacağı söylenemez. Başka bir ifadeyle ilgili teşkilat veya birimin iş ve kadro durumunun işçinin yer değişikliği talebinin karşılanmasına engel oluşturmaması mümkündür.
Bu itibarla işçilerin makul nedenlere dayanan yer değişikliği taleplerinin işverence iş ile kadro durumu çerçevesinde değerlendirilmesine ve bu kapsamda alınacak kararların hukuka uygunluğunun yargı mercilerince denetlenmesine imkân tanımayan kuralın devletin çalışanların korunmasına yönelik yükümlülükleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.