Her ne konuda olursa olsun, insanların birbirleriyle çok fazla inatlaşması, hoş olmayan sonuçların doğmasına yol açabiliyor.
Ana muhalefetimiz Cumhuriyet Halk Partisi’nde her sabah yeni bir kaos, her gün de yeni bir olaylar zincirine şahit olmaktan partililer kadar, vatandaşlar kadar bizlerle usanmak üzereyiz. Hani, bıçak artık kemiğe dayındı desek yeridir.
Mahkeme kararları, koltuk kavgaları, genel merkez işgali, TBMM’de kürsü kapma yarışlarını bugüne kadar izledik. Son kürsü kapma yarışı zaten parti içindeki gerginliği daha fazla gün yüzüne çıkardı.MHP lideri Devlet Bahçeli bile, “siyasi parti yönetimleri mahkeme kararıyla görevden alınmamalı” diyerek, demokrasiye sahip çıkma adına Özgür Özel’i desteklediği anlamına gelen ifadeler kullanmıştı. Dün kullandığı ifadeler ise bir nevi Özgür Özel’i, yaşanılan ve istenmeyen olaylar nedeniyle, “keskin sirke küpüne zarar verir!” atasözümüzle uyarması da siyaset tarihine yazıldı.
Peki, CHP’de dün neler oldu? Pek çok vatandaşımız zaten olan biteni, canlı canlı TV kanallarından izledi. TV kanalları bile bu çekişmede yandaşlıklarını belli ettiler. Yandaşlık ve adam kayırma bu kadar da açık seçik belli edilmez hani…
Mahkemenin CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve "atanmasının" ardından partide Genel Başkanlık ve TBMM Parti Grubu Başkanlığı kanalında başlayan tartışmalar sürüyor.
Hala CHP’de seçilmiş CHP Genel Başkanı iddiası bulunan Özgür Özel ve beraberindekiler, Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapamayacağını açıklamıştı. Ancak, Kılıçdaroğlu, CHP Grup Toplantısı için TBMM Başkanlığı'na yazı gönderdi. Başkanlık ise seçilmiş CHP yönetimini işaret etti. Ardından Kemal Kılıçdaroğlu ve destekçileri grup toplantısı yapma kararını açıkladı.
Bu açıklama ve inatlaşmalar devam ederken, CHP Grup Toplantısı krizi sürerken, bazı CHP’li milletvekilleri grup salonunda, toplantıyı izlemek için gelen partililer ise Meclis önünde beklemeye başladılar. Hatta, kendi aralarında da istenmeyen tartışmalara yol açan görüntüleri sahnelediler TBMM önünde ve bahçesinde.
Emniyet güçleri Meclis’in Dikmen ve Çankaya kapıları önünde geniş güvenlik önlemi aldı. Dikmen Kapısı önünde bekleyen partililerin bazıları Özgür Özel bazıları Kemal Kılıçdaroğlu lehine sloganlar attı, taraflar arasında kısa süreli gerginlik de yaşandı. Ankara’da görev yapan basın mensubu arkadaşlarımın bildirdiklerine göre, Gerginliği CHP Osmaniye Milletvekili Asu Kaya araya girerek sakinleştirdi.
TBMM'deki gerginlik sürerken; Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş'tan, Kılıçdaroğlu'na açık çağrı geldi.
Yavaş, Kılıçdaroğlu'na "sağduyu" çağrısı yaptı.
"Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Siz, Cumhuriyet Halk Partimizin uzun yıllar Genel Başkanlığını yapmış, partimizin en zorlu dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş önemli bir değerimizsiniz.
Bugün yaşanan süreçte de milyonlarca CHP’li, sahip olduğunuz tecrübe ve devlet adamlığı birikimiyle sağduyulu bir yaklaşım göstermenizi beklemektedir.
Partimizin kurumsal kimliğinin korunması, örgütlerimizin ve seçmenlerimizin daha fazla üzülmemesi, Meclis çatısı altında ve kamuoyu önünde istenmeyen görüntülerin oluşmaması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu nedenle, CHP’nin birliği, kardeşlik hukuku ve geleceği adına atacağınız her yapıcı adımın toplumda karşılık bulacağına ve partimize güç katacağına inanıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi hepimizin ortak evidir. Bu evin zarar görmemesi için göstereceğiniz hassasiyet, yalnızca partililerimiz tarafından değil, demokrasiye inanan tüm yurttaşlar tarafından da takdirle karşılanacaktır."
Mesaj belli. Sadece Kılıçdaroğlu değil, Özel taraftarları da bu mesajı tekrar tekrar okuyup değerlendirmeli.
Bu açıklamalar üzerine Kılıçdaroğlu, TBMM'deki grup toplantısından vazgeçip, rotayı Genel Merkez'e çevirdi. Saat 14.00'te konuşma yapacağını açıklayan Kılıçdaroğlu, CHP lideri Özgür Özel'in grup toplantısı konuşması 14.20'ye sarkınca konuşma yapmak için Özel'in kürsüden inmesini bekledi.
Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu konuşmalarında, "sahibi Londra'da olan, Türkiye'ye gelmeye cesaret edemeyen bazı televizyonların sahipleri var. Parayla nasıl delege alınıp satılıyorsa, televizyon kanalları da parayla alınıp satılmasın. Onun da önüne geçeceğim, onun da önüne geçeceğim" ifadelerini kullandı. Bir nevi, medyanın açıkça taraf olmasına ve halkı yönlendirme adına olayları saptırmasına gönderme yapmış oldu.
Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri, hem parti tabanında hem de medya dünyasında ağır eleştirilere gebe gibi görünüyor.
Kılıçdaroğlu diyor ki;
"Bu düzeni değiştireceğiz, değiştireceğiz! Emin olun, bu düzeni değiştireceğiz. Ama mücadeleyi yaparken, hak mücadelesini yaparken beraber olmak zorundayız. Omuz omuza olmak zorundayız. Sahibi Londra'da olan, Türkiye'ye gelmeye cesaret edemeyen bazı televizyonların sahipleri var. Parayla nasıl delege alınıp satılıyorsa, televizyon kanalları da parayla alınıp satılmasın. Onun da önüne geçeceğim, onun da önüne geçeceğim... Biz mücadeleyi bu çerçevede yapacağız. Ailenin birliği için yapacağız, dirliği için yapacağız. Birlikte mücadele edeceğiz. Bunu yapmazsak sorun yaşarız."
Evet, her iki grupta, toplantılara katılan milletvekili sayılarını açıklamadılar. Ama, belli zaman sonra isimlerini bile öğreniriz. Herşey zamana bağlı. Yalnız, salonlar tıklım tıklım dolu gözüktü.
Öyle bir durumdayız ki, iktidar ile mücadele edip, halka kendisini beğendirme ve vatandaşların dertleriyle dertlenip, çareler için formül bulması gereken bir siyasi parti, işi gücü bırakıp, kendi arasındaki koltuk kavgası ve adli kararlarla siyaset üretip inatlaşıyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
İnat siyaseti
Her ne konuda olursa olsun, insanların birbirleriyle çok fazla inatlaşması, hoş olmayan sonuçların doğmasına yol açabiliyor.
Ana muhalefetimiz Cumhuriyet Halk Partisi’nde her sabah yeni bir kaos, her gün de yeni bir olaylar zincirine şahit olmaktan partililer kadar, vatandaşlar kadar bizlerle usanmak üzereyiz. Hani, bıçak artık kemiğe dayındı desek yeridir.
Mahkeme kararları, koltuk kavgaları, genel merkez işgali, TBMM’de kürsü kapma yarışlarını bugüne kadar izledik. Son kürsü kapma yarışı zaten parti içindeki gerginliği daha fazla gün yüzüne çıkardı. MHP lideri Devlet Bahçeli bile, “siyasi parti yönetimleri mahkeme kararıyla görevden alınmamalı” diyerek, demokrasiye sahip çıkma adına Özgür Özel’i desteklediği anlamına gelen ifadeler kullanmıştı. Dün kullandığı ifadeler ise bir nevi Özgür Özel’i, yaşanılan ve istenmeyen olaylar nedeniyle, “keskin sirke küpüne zarar verir!” atasözümüzle uyarması da siyaset tarihine yazıldı.
Peki, CHP’de dün neler oldu? Pek çok vatandaşımız zaten olan biteni, canlı canlı TV kanallarından izledi. TV kanalları bile bu çekişmede yandaşlıklarını belli ettiler. Yandaşlık ve adam kayırma bu kadar da açık seçik belli edilmez hani…
Mahkemenin CHP'ye yönelik "mutlak butlan" kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve "atanmasının" ardından partide Genel Başkanlık ve TBMM Parti Grubu Başkanlığı kanalında başlayan tartışmalar sürüyor.
Hala CHP’de seçilmiş CHP Genel Başkanı iddiası bulunan Özgür Özel ve beraberindekiler, Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapamayacağını açıklamıştı. Ancak, Kılıçdaroğlu, CHP Grup Toplantısı için TBMM Başkanlığı'na yazı gönderdi. Başkanlık ise seçilmiş CHP yönetimini işaret etti. Ardından Kemal Kılıçdaroğlu ve destekçileri grup toplantısı yapma kararını açıkladı.
Bu açıklama ve inatlaşmalar devam ederken, CHP Grup Toplantısı krizi sürerken, bazı CHP’li milletvekilleri grup salonunda, toplantıyı izlemek için gelen partililer ise Meclis önünde beklemeye başladılar. Hatta, kendi aralarında da istenmeyen tartışmalara yol açan görüntüleri sahnelediler TBMM önünde ve bahçesinde.
Emniyet güçleri Meclis’in Dikmen ve Çankaya kapıları önünde geniş güvenlik önlemi aldı. Dikmen Kapısı önünde bekleyen partililerin bazıları Özgür Özel bazıları Kemal Kılıçdaroğlu lehine sloganlar attı, taraflar arasında kısa süreli gerginlik de yaşandı. Ankara’da görev yapan basın mensubu arkadaşlarımın bildirdiklerine göre, Gerginliği CHP Osmaniye Milletvekili Asu Kaya araya girerek sakinleştirdi.
TBMM'deki gerginlik sürerken; Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş'tan, Kılıçdaroğlu'na açık çağrı geldi.
Yavaş, Kılıçdaroğlu'na "sağduyu" çağrısı yaptı.
"Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Siz, Cumhuriyet Halk Partimizin uzun yıllar Genel Başkanlığını yapmış, partimizin en zorlu dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş önemli bir değerimizsiniz.
Bugün yaşanan süreçte de milyonlarca CHP’li, sahip olduğunuz tecrübe ve devlet adamlığı birikimiyle sağduyulu bir yaklaşım göstermenizi beklemektedir.
Partimizin kurumsal kimliğinin korunması, örgütlerimizin ve seçmenlerimizin daha fazla üzülmemesi, Meclis çatısı altında ve kamuoyu önünde istenmeyen görüntülerin oluşmaması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu nedenle, CHP’nin birliği, kardeşlik hukuku ve geleceği adına atacağınız her yapıcı adımın toplumda karşılık bulacağına ve partimize güç katacağına inanıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi hepimizin ortak evidir. Bu evin zarar görmemesi için göstereceğiniz hassasiyet, yalnızca partililerimiz tarafından değil, demokrasiye inanan tüm yurttaşlar tarafından da takdirle karşılanacaktır."
Mesaj belli. Sadece Kılıçdaroğlu değil, Özel taraftarları da bu mesajı tekrar tekrar okuyup değerlendirmeli.
Bu açıklamalar üzerine Kılıçdaroğlu, TBMM'deki grup toplantısından vazgeçip, rotayı Genel Merkez'e çevirdi. Saat 14.00'te konuşma yapacağını açıklayan Kılıçdaroğlu, CHP lideri Özgür Özel'in grup toplantısı konuşması 14.20'ye sarkınca konuşma yapmak için Özel'in kürsüden inmesini bekledi.
Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu konuşmalarında, "sahibi Londra'da olan, Türkiye'ye gelmeye cesaret edemeyen bazı televizyonların sahipleri var. Parayla nasıl delege alınıp satılıyorsa, televizyon kanalları da parayla alınıp satılmasın. Onun da önüne geçeceğim, onun da önüne geçeceğim" ifadelerini kullandı. Bir nevi, medyanın açıkça taraf olmasına ve halkı yönlendirme adına olayları saptırmasına gönderme yapmış oldu.
Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri, hem parti tabanında hem de medya dünyasında ağır eleştirilere gebe gibi görünüyor.
Kılıçdaroğlu diyor ki;
"Bu düzeni değiştireceğiz, değiştireceğiz! Emin olun, bu düzeni değiştireceğiz. Ama mücadeleyi yaparken, hak mücadelesini yaparken beraber olmak zorundayız. Omuz omuza olmak zorundayız. Sahibi Londra'da olan, Türkiye'ye gelmeye cesaret edemeyen bazı televizyonların sahipleri var. Parayla nasıl delege alınıp satılıyorsa, televizyon kanalları da parayla alınıp satılmasın. Onun da önüne geçeceğim, onun da önüne geçeceğim... Biz mücadeleyi bu çerçevede yapacağız. Ailenin birliği için yapacağız, dirliği için yapacağız. Birlikte mücadele edeceğiz. Bunu yapmazsak sorun yaşarız."
Evet, her iki grupta, toplantılara katılan milletvekili sayılarını açıklamadılar. Ama, belli zaman sonra isimlerini bile öğreniriz. Herşey zamana bağlı. Yalnız, salonlar tıklım tıklım dolu gözüktü.
Öyle bir durumdayız ki, iktidar ile mücadele edip, halka kendisini beğendirme ve vatandaşların dertleriyle dertlenip, çareler için formül bulması gereken bir siyasi parti, işi gücü bırakıp, kendi arasındaki koltuk kavgası ve adli kararlarla siyaset üretip inatlaşıyor.