Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisine geçişi, 24 Ocak kararları, “Acı reçete” ve ekonominin kelepçelerden kurtarılması olarak nitelendirilen ekonomik bağımsızlıkla ilgili olarak dün kaleme aldığım, “Ekonomik devrimin 46. Yılı ve ülkemiz” başlıklı yazım üzerine okurlarımdan pek çok olumlu, olumsuz eleştiriler aldım.
Aslında, olaylara ideolojik bakıp, at gözlüğü ile kendi ideolojisini zorla başka insanlara enjekte etmek isteyenleri bir kenara bırakırsak, okurlarımın yaptığı “Allah bir daha o günleri göstermesin!” şeklindeki dualara ve temennilere hep beraber “ amin” diyerek katılıyoruz.
Evet, ekonomik krizleri hala yaşıyoruz. Bazıları teğet gelip geçiyor, bazıları ise cebimizdeki paraları son kuruşuna kadar emiyor. Çarşı, Pazar fiyatları ile resmi açıklanan enflasyon fiyatları arasındaki dengesizlik ve ekonomik geçim piyasasının da resmi rakamlara göre dizayn edilmesinin sancıları var.
Bütün bunların gelmiş geçmiş yıllara oranla hep aynı dertler olduğunu ifade etmem, yazılı kaynaklarla ve de benim mesleki hayatım boyunca yapılan haberler, bizzat kendimin yaptığı haberlerle de belgelidir.
Gerisi lafı güzaf. Yani, önemsiz söylem ve eleştiriler. Hakikati gölgelemek isteyenlere bir kez daha dünü hatırlayıp, bugünkü hayatlarını ona göre belirlemelerini tavsiye etmemden başka fayda yok bu kişiler için. Zaten dünya genelinde kendileri için kullanılan sıfat belli; ideolojik körlük içinde yaşıyorlar.
Bursa ekonomisinin kalbi Kapalıçarşı esnafından gelen bir ricayı da sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü, bu konu gerçekten çok önemli. Basit gibi gözükse de ekonomik anlamla, esnafın yaşaması, mal ve ürün satması anlamında gerçekten göz ardı edilmemesi gereken, hatta bütün önlemlerin devlet eliyle, kamu eliyle alınması gereken bir ekonomik mesele.
Bursa esnafının pek çoğu Hanutçulardan dertli. Bu konuyla ilgili sanırım 5 yıl öncede Tarihi Çarşılar ve Hanlar Federasyonu Başkanı Muhsin Özyıldırım’ın yaptığı bazı açıklamaları sizlerle paylaşmıştım. Hanutçuların turizme katkı değil, çoğu zaman esnaf adına zarar yazdığı eleştirileri hatırlatan Özyıldırım, hamutçuluk yapan turist rehberlerinin esnafa büyük zararlar verdiğinin altını çizmişti.
Aradan geçen yıllara rağmen dün yapılan bazı bildirimlere göre de hamutçuluk konusunda bir gelişmelerin olmadığı, esnafın, hepsini suçlamak yersiz ama bazı kötü niyetli ve çıkarcı diye tabir edilen turist rehberleriyle hanutçuluk konusunda yaşadıklarını duymak üzüntü verici.
Hanutçu ne demek? Bir kişi veya turisti alışveriş yapması için yönlendirilen dükkandan, yönlendirilen kişinin alışveriş yapması karşılığında turist rehberlerinin dükkân sahibinden komisyon alma sistemini ifade eden kavram.
Tur Rehberi Ne Demek? Tur rehberi; seyahat organizasyonlarında gidilecek gezi alanı ile ilgili tura katılanlara eşlik edip, onlara doğru bilgi vermekle yükümlü olan kişiye verilen isimdir. Turist rehberi olarak da bilinir. Uzun ya da kısa yolculuklarda tura katılanlara eşlik eder.
Bursa’nın tarihi dokusu, geçmişten günümüze miras kalan eserleri, Osmanlı İmparatorluğunun kurucu başkenti olması gibi pek çok turizm çekim merkezleri var. Turistlerin geldikleri yerlerde de hatıra olarak bile alış veriş yapma istemleri var.
Kentimizin en fazla turist çeken bölgesi ise Ulucami ve Kapalıçarşı. Çarşıya gelen Ulucamiye, Ulucamiye gelen turist çarşıya gelip geziyor. Tabi, turistleri getiren rehberlerinde turlarda bulunanları alış veriş için bazen de olsa belli dükkanlara götürdükleri, başka dükkanlardan alış veriş yapmamaları konusunda uyardıklarını görebiliyor, tanıklık edebiliyoruz.
Bursa’ya gelen turistler genelde, kendimiz ile meşhur kestane şekeri alıp, döner kebap yiyebilmenin tadına varmanın özlemini çekiyorlar. Hepsi diyemeyiz ama esnaf arkadaşlarımın şikayetlerine, dertlenmelerine ve eleştirilerine göre bazı rehberler, belli adres belirlemişler, onlardan aldıkları hamut karşılığı, turistleri hep bu dükkanlara getiriyorlar.
Bir nevi çıkar karşılığı zorlama iddiası mevcut. Esnaf, kendisine gelen ve alış veriş yapan turistlerin aldıkları mal karşılığı, rehberlere hanut (zorunlu bahşiş) vermek zorunda mıdır?
İşte, akıllara takılan, itiraz edilen ve eleştirisi konusu olan en önemli turizm getirisi ve memnuniyeti konusundaki dertlerimiz bu.
Konuya, bilimsel cevap eren İslam İktisadi Araştırma Derneğinin açıklamasından alıntı yaparak bakalım.
SORU: Turist rehberi olarak çalışıyorum. Müşterilerimi fiyat ve kalitesine güvendiğim (ürünün kalitesi konusunda yalan söylemeyen, başka bir dükkânda daha ucuzunu kolay bulamayacağı şartlarda) bir dükkâna götürüp oradan komisyon almam helal midir? Ve bu komisyonun yüzde olarak sınırı var mıdır? Yüzde 5, 10, 20 gibi. Ve benim komisyon aldığımı müşteriye söylemem gerekir mi?
CEVAP: Şayet turistlere normal fiyattan satılıyor, size de ayrıca komisyon veriliyorsa bunda bir mahzur olmaz. Fakat, size verilen komisyon turistlere fatura ediliyorsa bu durumda ancak turistlere haber vermeniz şartıyla helal olur. Komisyonun yukarıdaki şartlar doğrultusunda olması durumunda bir sınırı yoktur. (Doç. Dr. Servet Bayındır)
Turistlere yön veren Turkey Evisa isimli internet sitesinde konuyla ilgili değerlendirmeler şöyle;
Türkiye'de Bahşiş Vermek Zorunlu Mu?
Türkiye'de bahşiş bırakmak zorunlu değildir. Bunu baştan belirtelim. Ancak, hizmetin kalitesinin yüksek olduğunu düşünüyorsanız veya genel deneyimden memnun kaldıysanız, iyi bir bahşiş vermek gerçekten takdir edilebilir. Kültürel bir norm olmasa da, bahşiş vermenin hizmetten duyulan memnuniyeti ifade etmenin kibar bir yolu olduğuna dair yazılı olmayan bir anlayış var gibi görünüyor.
Bahşiş Zorunlu Değildir: Bahşiş vermek zorunlu değildir; bu sayede ziyaretçiler turdan duydukları memnuniyete göre takdirlerini ifade etme konusunda esnekliğe sahip olurlar.
Bu bahşiş ve de bazı işletmelerin aldıkları hizmet bedelinin yanı sıra birde hanutçuluk olayları turizme gerçekten darbe vuruyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
Esnaf ekonomisine “Hanutçu” freni
Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisine geçişi, 24 Ocak kararları, “Acı reçete” ve ekonominin kelepçelerden kurtarılması olarak nitelendirilen ekonomik bağımsızlıkla ilgili olarak dün kaleme aldığım, “Ekonomik devrimin 46. Yılı ve ülkemiz” başlıklı yazım üzerine okurlarımdan pek çok olumlu, olumsuz eleştiriler aldım.
Aslında, olaylara ideolojik bakıp, at gözlüğü ile kendi ideolojisini zorla başka insanlara enjekte etmek isteyenleri bir kenara bırakırsak, okurlarımın yaptığı “Allah bir daha o günleri göstermesin!” şeklindeki dualara ve temennilere hep beraber “ amin” diyerek katılıyoruz.
Evet, ekonomik krizleri hala yaşıyoruz. Bazıları teğet gelip geçiyor, bazıları ise cebimizdeki paraları son kuruşuna kadar emiyor. Çarşı, Pazar fiyatları ile resmi açıklanan enflasyon fiyatları arasındaki dengesizlik ve ekonomik geçim piyasasının da resmi rakamlara göre dizayn edilmesinin sancıları var.
Bütün bunların gelmiş geçmiş yıllara oranla hep aynı dertler olduğunu ifade etmem, yazılı kaynaklarla ve de benim mesleki hayatım boyunca yapılan haberler, bizzat kendimin yaptığı haberlerle de belgelidir.
Gerisi lafı güzaf. Yani, önemsiz söylem ve eleştiriler. Hakikati gölgelemek isteyenlere bir kez daha dünü hatırlayıp, bugünkü hayatlarını ona göre belirlemelerini tavsiye etmemden başka fayda yok bu kişiler için. Zaten dünya genelinde kendileri için kullanılan sıfat belli; ideolojik körlük içinde yaşıyorlar.
Bursa ekonomisinin kalbi Kapalıçarşı esnafından gelen bir ricayı da sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü, bu konu gerçekten çok önemli. Basit gibi gözükse de ekonomik anlamla, esnafın yaşaması, mal ve ürün satması anlamında gerçekten göz ardı edilmemesi gereken, hatta bütün önlemlerin devlet eliyle, kamu eliyle alınması gereken bir ekonomik mesele.
Bursa esnafının pek çoğu Hanutçulardan dertli. Bu konuyla ilgili sanırım 5 yıl öncede Tarihi Çarşılar ve Hanlar Federasyonu Başkanı Muhsin Özyıldırım’ın yaptığı bazı açıklamaları sizlerle paylaşmıştım. Hanutçuların turizme katkı değil, çoğu zaman esnaf adına zarar yazdığı eleştirileri hatırlatan Özyıldırım, hamutçuluk yapan turist rehberlerinin esnafa büyük zararlar verdiğinin altını çizmişti.
Aradan geçen yıllara rağmen dün yapılan bazı bildirimlere göre de hamutçuluk konusunda bir gelişmelerin olmadığı, esnafın, hepsini suçlamak yersiz ama bazı kötü niyetli ve çıkarcı diye tabir edilen turist rehberleriyle hanutçuluk konusunda yaşadıklarını duymak üzüntü verici.
Hanutçu ne demek? Bir kişi veya turisti alışveriş yapması için yönlendirilen dükkandan, yönlendirilen kişinin alışveriş yapması karşılığında turist rehberlerinin dükkân sahibinden komisyon alma sistemini ifade eden kavram.
Tur Rehberi Ne Demek? Tur rehberi; seyahat organizasyonlarında gidilecek gezi alanı ile ilgili tura katılanlara eşlik edip, onlara doğru bilgi vermekle yükümlü olan kişiye verilen isimdir. Turist rehberi olarak da bilinir. Uzun ya da kısa yolculuklarda tura katılanlara eşlik eder.
Bursa’nın tarihi dokusu, geçmişten günümüze miras kalan eserleri, Osmanlı İmparatorluğunun kurucu başkenti olması gibi pek çok turizm çekim merkezleri var. Turistlerin geldikleri yerlerde de hatıra olarak bile alış veriş yapma istemleri var.
Kentimizin en fazla turist çeken bölgesi ise Ulucami ve Kapalıçarşı. Çarşıya gelen Ulucamiye, Ulucamiye gelen turist çarşıya gelip geziyor. Tabi, turistleri getiren rehberlerinde turlarda bulunanları alış veriş için bazen de olsa belli dükkanlara götürdükleri, başka dükkanlardan alış veriş yapmamaları konusunda uyardıklarını görebiliyor, tanıklık edebiliyoruz.
Bursa’ya gelen turistler genelde, kendimiz ile meşhur kestane şekeri alıp, döner kebap yiyebilmenin tadına varmanın özlemini çekiyorlar. Hepsi diyemeyiz ama esnaf arkadaşlarımın şikayetlerine, dertlenmelerine ve eleştirilerine göre bazı rehberler, belli adres belirlemişler, onlardan aldıkları hamut karşılığı, turistleri hep bu dükkanlara getiriyorlar.
Bir nevi çıkar karşılığı zorlama iddiası mevcut. Esnaf, kendisine gelen ve alış veriş yapan turistlerin aldıkları mal karşılığı, rehberlere hanut (zorunlu bahşiş) vermek zorunda mıdır?
İşte, akıllara takılan, itiraz edilen ve eleştirisi konusu olan en önemli turizm getirisi ve memnuniyeti konusundaki dertlerimiz bu.
Konuya, bilimsel cevap eren İslam İktisadi Araştırma Derneğinin açıklamasından alıntı yaparak bakalım.
SORU: Turist rehberi olarak çalışıyorum. Müşterilerimi fiyat ve kalitesine güvendiğim (ürünün kalitesi konusunda yalan söylemeyen, başka bir dükkânda daha ucuzunu kolay bulamayacağı şartlarda) bir dükkâna götürüp oradan komisyon almam helal midir? Ve bu komisyonun yüzde olarak sınırı var mıdır? Yüzde 5, 10, 20 gibi. Ve benim komisyon aldığımı müşteriye söylemem gerekir mi?
CEVAP: Şayet turistlere normal fiyattan satılıyor, size de ayrıca komisyon veriliyorsa bunda bir mahzur olmaz. Fakat, size verilen komisyon turistlere fatura ediliyorsa bu durumda ancak turistlere haber vermeniz şartıyla helal olur. Komisyonun yukarıdaki şartlar doğrultusunda olması durumunda bir sınırı yoktur. (Doç. Dr. Servet Bayındır)
Turistlere yön veren Turkey Evisa isimli internet sitesinde konuyla ilgili değerlendirmeler şöyle;
Türkiye'de Bahşiş Vermek Zorunlu Mu?
Türkiye'de bahşiş bırakmak zorunlu değildir. Bunu baştan belirtelim. Ancak, hizmetin kalitesinin yüksek olduğunu düşünüyorsanız veya genel deneyimden memnun kaldıysanız, iyi bir bahşiş vermek gerçekten takdir edilebilir. Kültürel bir norm olmasa da, bahşiş vermenin hizmetten duyulan memnuniyeti ifade etmenin kibar bir yolu olduğuna dair yazılı olmayan bir anlayış var gibi görünüyor.
Bahşiş Zorunlu Değildir: Bahşiş vermek zorunlu değildir; bu sayede ziyaretçiler turdan duydukları memnuniyete göre takdirlerini ifade etme konusunda esnekliğe sahip olurlar.
Bu bahşiş ve de bazı işletmelerin aldıkları hizmet bedelinin yanı sıra birde hanutçuluk olayları turizme gerçekten darbe vuruyor.