Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Ekonomik devrimin 46 yılı ve ülkemiz

Yazının Giriş Tarihi: 26.01.2026 09:02
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.01.2026 10:35

Paranın icat edildiği tarihten bu yana insanların en büyük dertleri aslında hep aynı. Para, pul, kazanç, harcama, kısaca ekonomi diyoruz biz bu işlere ve isteklere.

Türkiye olarak bizler dünya tarihinde sürekli gelişmekte olan ülkeler kategorisinde gösteriliyoruz. Ekonomik göstergelerle ilgili tartışmalar hiçbir zaman bitmiyor. Bundan 45-50 yıl önceki gazete manşetlerine bakıyorum. Hepsinde, pahalılık, alım gücü düşmesi, asgari ücretin azlığı, çarşı pazarda filelerin boş kalması, fiyatların sürekli artmasından, enflasyondan dert yanılıyor. Yine, dış ticaret açığı, cari açık dertleri başlamış o yıllarda. İthalat çok, imalat ve ihracat rakamları az.

O tarihlerdeki ekonomik sıkıntı ve dertler ile bugünkü ekonomik sıkıntı dertlerimiz arasında nerede ise yüzde 90 benzerlik var. Zaman gelmiş geçmiş, sorunlarımız hep aynı kalmış diyebilme imkanımız böyle gözüküyor. Ekonomistlere göre ise ülkemiz, üretim, dışa dönük ihracat odaklı büyüme ve endüstriselleşme, kurumsallaşma, iç ve dış rekabet ortamlarında büyük başarı elde etti.

Sanayinin entegre olması, daha önceleri tarıma dayalı sanayileşmenin gelişmesi, ayrıca otomotiv ve tekstil alanlarındaki başarılar, inşaat ve imalat sektöründe uluslar arası müteahhitlik başarıları, ekonomik göstergelerin yukarı doğru ilerlemesine yol açtı. İnsanlar, kırsal, tarıma dayalı yaşamdan, kent merkezli ve sosyal aktivitelerle dolu merkezi yaşam alanlarına doğru göç edip, nüfus yoğunluğu oluştu.

Ülkemiz, çeşitli buhranlardan da geldi geçti. Mesela, 1960 ile 2 bin yılları arasında her 10 yılda bir yapılan askeri darbe ve demokrasiye yönelik saldırılar, insanların demokratik haklarının askıya alınması, sadece siyasi yaşamı değil, ekonomik hayatlarında kan damarlarının tıkanmasına yol açtı.

Bunlar uzman görüşleri. Birde olayların gerçekleri var.

12 Eylül 1980 öncesini yaşayan birisi olarak o tarihler gözlerimin önüne geldi. Hani, bazı partiler seçim öncesinde tüp kuyrukları, akaryakıt kuyrukları, gaz kuyrukları, un, yağ, şeker kuyruklarını, hatta sigara kuyruklarını gösterip, halka yönelik propaganda yapıyorlar ya bu söylenenlerin hepsi doğru. Bire bir yaşamış kişi olarak o günlerin hayatımıza nasıl etkiler yaptığını gece ayazında, buz gibi sıfırın altında eksi derecelerde tüp kuyruklarında beklemeyenler bugün durumun vahametini pek bilmezler.

Türkiye’nin ekonomik devrimi olarak kayıtlara geçen, ekonomistlerin ise acı reçete diye tabir ettikleri bir kararlar var bu ülkenin tarihinde. Bugünkü bazı tanıdığım ekonomistler, 24 Ocak 1980 tarihinde uygulamaya konulan serbest piyasa düzeni ekonomik kararları şöyle değerlendiriyor;

Reçete doğdu ama uygulama yanlış.

24 Ocak kararlarının ne olduğunu aradan geçen 46 yıl sonra tekrar hatırlamak gerekir. 43. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Adalet Partisi ve kerhen destekli Milli Selamet Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin oluşturduğu (Milliyetçi Cephe Hükümeti)olarak görev yaptı. Hükümet, 24 Ocak 1980 tarihinde açıklanan ekonomik politikaların sil baştan düzenlendiği şekliyle literatüre geçen ve yapısal dönüşümleri içeren bir program açıkladı. Bu program Türkiye’nin ekonomik sisteminin kapalı sistemden, serbest piyasa düzenine geçtiği ve kapitalist ülkelerde uygulanan programlarında ülkemizde uygulanmasını ön gören bir planlama olarak tarihe geçti.

Dönemin başbakanı Süleyman Demirel 1979 yılında işbaşına tekrar gelmeleriyle beraber, ülkemizdeki kuyrukların sona erdirilmesi, merdiven altı üretim, halkı sömüren karaborsa satışların önüne geçilmesi amaçlı olarak, hükümet kurulduktan sonra Başbakanlık müsteşarı olarak göreve getirilen Turgut Özal’a yeni bir ekonomik istikrar programı hazırlama görevi vermiş. Bu program kısa sürede hazırlanmıştı. Serbest Piyasa ekonomisine geçiş olarak kabul edilen ve Türk ekonomisinde devrim niteliğinde kabul edilen bu acı reçetenin ülkemize getirdiği kazanımları ve kaybettirdikleri hala tartışma konusu. Ekonomik kararlar 24 Ocak 1980'de kamuoyuna açıklandı. Aradan tam tamına 46 yıl geçti.

Ekonomik olarak yaşanan istikrarsızlığı gidermek amacıyla, üretimin azalması ve karaborsacılığın oluşması gibi nedenlerin ortadan kaldırılması için kamu harcamalarının sınırlandırılması, ücretlerin düşürülmesi, serbest döviz kuru gibi ekonomik önlemler alınması kararlaştırılmıştır. 24 Ocak kararları ile 1980 öncesi dönemde uygulanan ithal ikameci büyüme stratejisi terk edilerek, dışa açık büyüme stratejisi uygulamaya konulmuş ve büyüme stratejisi, temel olarak, verimlilikte artış sağlamayı ve iktisadın rekabet gücünü artırmayı amaçlamıştır. Bu çerçevede serbest piyasa ekonomisi şartlarının oluşturulması ve kurumsallaşması yönünde adımlar atılmıştır. 24 Ocak kararlarının ana hatları şu şekilde açıklandı ve uygulandı.

TL bazında %32,7 oranında devalüasyon yapılarak günlük kur ilanı uygulamasına gidilmiş, Devletin ekonomideki payını küçülten önlemler alınmış, Kamu İktisadi Teşebbüsleri uygulamaya paralel olarak tarım ürünleri destekleme alımları sınırlandırılmış, Gübre, enerji ve ulaşım dışında ülkemizde uygulanmakta olan sübvansiyonlar kaldırılmış, Dış ticaret, ihracat ve ithalat serbestleştirilmiş. yabancı sermaye yatırımları teşvik edilmiş, kâr transferlerine kolaylık sağlanmış, Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri desteklenmiş, İthalat kademeli olarak serbest bırakılmış, ihracat vergi iadesi, düşük faizli kredi, imalatçı ihracatçılara ithal girdide gümrük muafiyeti, sektörlere göre farklılaşan teşvik sistemi ile teşvik edilmiştir.

Size şöyle bir hatırlatma yapmamda fayda var; vatandaşların üzerinde yüz dolardan fazla döviz bulunması halinde, bu kişiler hakkında döviz kaçaklığı iddiasıyla Ağır Ceza Mahkemelerinde davalar açılıyordu. Yine, sokaklarda, yabancı sigara satışları gırla gidiyor, Amerikan ve İsveç sigaraları her sokak başında, karaborsacılar tarafından satılıyordu. Un, yağ, şeker, akaryakıt, içki ve sigara satışları da karaborsa olarak tezgah altı tabiriyle yapılıyordu.

Aynı zamanda sokaklarda, anarşi ve terör hakimiyeti de vardı. Bunu da ekonomik sıkıntılara eklemek lazım. İşte 24 Ocak kararları uygulanmaya başladığında, dönemin başbakanı Süleyman Demirel’in ifade ettiği gibi, “benzin vardı da biz mi içtik!” sözü sıkıntının anlatımında siyasi literütüre işlendi. Kararlar açıklanır açıklanmaz, piyasada bir ürün bolluğu yaşanmaya başlandı. Gümrük kapıları ardına kadar açıldığı içinde parası olanların istedikleri malları bulma ve alabilme imkanı sağlandı. Akaryakıt kuyrukları da bir anda sona erdi.

Gelinen nokta şu ki, ülkemiz ekonomik olarak pek çok merdiven basamaklarını çıkmış olsa bile, ücret dengesizliği, gelir adaletsizliği, cari açık ve enflasyon problemleriyle hep yüz yüze kaldı.

Kronik hastalığın acı reçetesi 24 Ocak kararları da bunun için hala tartışılıyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.