İnsanlar arasındaki etkileşim ve iletişim alışkanlıkları günün getirdiklerine ve götürdüklerine göre değişim sağlıyor. Ünlü siyasetçimiz Süleyman Demirel’in ifade buyurduğu gibi “dün dündür. Bugün de bugün!”
Evet, insanlar arasındaki ilişkilerin en güzel örneklerini geçtiğimiz hafta sonu yapılan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayında yeniden gözlemledik. Partinin iç işlerine karışmak, insanların hane halkının ev ilişkilerine karışmak gibi olduğunu düşündüğüm için ben siyasi ayak oyunları ve söylemleri bir kenara bırakmanın faydalı olacağına inanıyorum.
Lakin, önemli olan, CHP’nin 13 yıl süreyle genel başkanlığını yapmış. Lider olmuş. Attığı her adımı parti örgütü tarafından alkışlanmış. Takdir edilmiş. Seçimlerde yenilgi yaşansa bile oyların üç beş puan artırılması, oyların artı bir gibi yükselmesiyle yere göğe sığdırılamayan bir genel başkanı vardı, ismi Kemal Kılıçtaroğlu.
Bürokratik kişiliğiyle tanınan, Sosyal Sigortalar Kurumu genel müdürü iken kurumun batmasına yol açtığı iddiaları bulunan Kılıçtaroğlu, CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday yapılmasıyla siyasi yükselişi başladı. Sonra Milletvekili oldu. Sonrasında Gurup Başkanvekili. Sonrasında da ve de halkın bile beklemediği, parti örgütünün ise hiç düşünmediği, fakat bazı kişilerin düşüncelerinin bulunduğu bir anda genel başkanlık koltuğuna oturdu.
Yaptığı siyasi çıkışlar ve CHP’nin seçim başarısı kazanma adına gizli ittifaklar ve ortaklıkların yanı sıra 2023 seçimleri öncesinde kurduğu 6’lı masa, siyasi hayatının sonunu getirdi.
Görev başında olduğu, mührü elinde tuttuğu zamanlarda parti örgütünce sürekli pohpohlanıp alkışlanan Kılıçtaroğlu, bir anda partinin en büyük düşmanlarından birisi ilan edilmiş oldu. Parti içindeki koltuk kavgaları başladığı zaman ise elinden tutup, kendi elleriyle listeye yazdığı milletvekilleri birer ikişer yanından ayrılıp, karşı cepheye geçti.
İşin ilginç yanı ise eski Anavatan Partili bir meclis başkanı Necmettin Karaduman’ın önerisi ile Beylikdüzü Belediye Başkanı iken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterdiği ve seçilmesine katkı sağladığı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Belediye Başkanlığı koltuğuna oturtulmasında katkısı bulunan Mansur Yavaş’ın karşı cephede yer alması oldu. Bu olayları “Sırtımdan hançerlendim!” şeklinde yorumlayan Kılıçtaroğlu, artık partinin gözde lideri değil, istenmeyen adamı.
Şimdi eskiye doğru dönüp bakıldığında, bugünkü yaşanılan olayların temellerinin bir güzel atıldığını gözlemleme imkanımız var. Genel başkan, kendi elleriyle kahraman yaptıkları tarafından geri plana atılmış, koltuktan uzaklaştırılmış, itibar suikastına benzer olayların yaşanmasına yol açılan adımlar atılmış iddiaları tartışılıyor.
Ne demiş atalarımız “ne oldum değil, ne olacağım? Diye yaşayacaksın.”
Aynen bugünkü CHP içindeki tablo böyle.
Halkın umudu olmaktan, geleceğe yönelik projeler üretmekten yoksun, parti içinde sen ben kavgası yaşanılan bir görüntü hakim ana muhalefette…
Yani, 23 yıllık iktidardan kurtulmanın yolu ve umudu olarak gözükmesi gereken CHP, belki de artık bu misyonunu yerine getiremeyecek gibi görünüyor. Yapılan çalışmalar, uygulanan politikalar, söylemler halkın umudu olmaktan uzak gibi duruyor.
Birde, yerel yönetimlerde yaşanılan olaylar var. Hangisine el atsanız elinizde kalıyor misali, CHP’li belediyeler ve hizmet üretemedikleri gerçekleri, halkın tepkisini çekiyor. Tıpkı, Bursa’da olduğu gibi, Türkiye’nin pek çok bölgesinde durum aynı.
Laf çok, hizmet yok. Bahaneler hiç bitmiyor. İktidarı suçla, halka duymak istediklerini söyle, bir iki tane konser, festival düzenle gerisini boşver anlayışı hakim gibi. Nasıl olsa bazı vatandaşlar iktidara küsmüş, kızgın, bu nedenle de ne söylesek bu toplum bize destek olur havası hakim.
Gelen gideni aratıyor misali, yerel yönetimlerdeki değişim, halkın pek de umduğu gibi çıkmadı vesselam.
Dün 3 Aralık tarihi idi. Engelliler gününü çeşitli etkinliklerle andık. Engellilerin içinde bulunduğu durumu, zorlukları, hayat şartlarını konuştuk. Bugün yarın, belki de bir dahaki 3 Aralık tarihine kadar geçen zaman içinde bu konuştuklarını unutacağız. Günlük işler, meşgalelerle geçinip gideceğiz. Ama, unutmamak lazım. Hepimiz engelli adayıyız. Hiç umulmadık bir anda başımıza, yakınlarımızın başına gelebilecek olaylar, bizlerinde engelliler saflarına katılmamıza yol açabilir.
Bu nedenle, yaşamın içindeki engelleri kaldırmak, insanların bir arada toplum içinde kardeşçe yaşamalarını sağlamak adına, üzerimize düşen görevleri yerine getirmemiz lazım.
Geçtiğimiz pazartesi günü Yoğurtlu Makarna başlıklı köşe yazımı sizlerle paylaşmıştım. Bu konuda yoğurtlu makarna yapan pek çok arkadaşımdan yemek teklifleri geldi.
Başta Tahtakale semtinin unutulmaz lokantasının işletmecisi, bugün ise Nilüfer FSM istasyonu karşısındaki akaryakıt istasyonunda lokantası bulunan Abdül Fettah ustam, Gülbahçe’den Beytullah ustam, Zirve tesislerinden çocukluk arkadaşım Beyto Ustam, İnegöl’den Vahit ustam, Karacabey’den Zahit Ustam, Kestel’den Bayram Ustam, Tütüncüoğlu Çiftliğinden İsmail Ustam, Ahmet Ustam, Arabayağı’ndan Ahmet Ustam, Heykel Setbaşı’ndan Nevim Ustamın tekliflerini bir kenara yazdım. Kendilerine çok teşekkür ederim.
Ayrıca, Bursa dışından Van’dan arayan Talha ustam, Gaziantep’den Bayhan işletmecileri Ayşe hanım, Ankara’dan Nurten hanım, Diyarbakır’dan Hasan Mehdi ustamın da tekliflerini, yolum bu memleketlere düştüğünde değerlendirmek isterim.
Sırayla ziyaret edip, yoğurtlu makarnalarının tadına bakacağım.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
Dünün sevilenleri
İnsanlar arasındaki etkileşim ve iletişim alışkanlıkları günün getirdiklerine ve götürdüklerine göre değişim sağlıyor. Ünlü siyasetçimiz Süleyman Demirel’in ifade buyurduğu gibi “dün dündür. Bugün de bugün!”
Evet, insanlar arasındaki ilişkilerin en güzel örneklerini geçtiğimiz hafta sonu yapılan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayında yeniden gözlemledik. Partinin iç işlerine karışmak, insanların hane halkının ev ilişkilerine karışmak gibi olduğunu düşündüğüm için ben siyasi ayak oyunları ve söylemleri bir kenara bırakmanın faydalı olacağına inanıyorum.
Lakin, önemli olan, CHP’nin 13 yıl süreyle genel başkanlığını yapmış. Lider olmuş. Attığı her adımı parti örgütü tarafından alkışlanmış. Takdir edilmiş. Seçimlerde yenilgi yaşansa bile oyların üç beş puan artırılması, oyların artı bir gibi yükselmesiyle yere göğe sığdırılamayan bir genel başkanı vardı, ismi Kemal Kılıçtaroğlu.
Bürokratik kişiliğiyle tanınan, Sosyal Sigortalar Kurumu genel müdürü iken kurumun batmasına yol açtığı iddiaları bulunan Kılıçtaroğlu, CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday yapılmasıyla siyasi yükselişi başladı. Sonra Milletvekili oldu. Sonrasında Gurup Başkanvekili. Sonrasında da ve de halkın bile beklemediği, parti örgütünün ise hiç düşünmediği, fakat bazı kişilerin düşüncelerinin bulunduğu bir anda genel başkanlık koltuğuna oturdu.
Yaptığı siyasi çıkışlar ve CHP’nin seçim başarısı kazanma adına gizli ittifaklar ve ortaklıkların yanı sıra 2023 seçimleri öncesinde kurduğu 6’lı masa, siyasi hayatının sonunu getirdi.
Görev başında olduğu, mührü elinde tuttuğu zamanlarda parti örgütünce sürekli pohpohlanıp alkışlanan Kılıçtaroğlu, bir anda partinin en büyük düşmanlarından birisi ilan edilmiş oldu. Parti içindeki koltuk kavgaları başladığı zaman ise elinden tutup, kendi elleriyle listeye yazdığı milletvekilleri birer ikişer yanından ayrılıp, karşı cepheye geçti.
İşin ilginç yanı ise eski Anavatan Partili bir meclis başkanı Necmettin Karaduman’ın önerisi ile Beylikdüzü Belediye Başkanı iken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterdiği ve seçilmesine katkı sağladığı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Belediye Başkanlığı koltuğuna oturtulmasında katkısı bulunan Mansur Yavaş’ın karşı cephede yer alması oldu. Bu olayları “Sırtımdan hançerlendim!” şeklinde yorumlayan Kılıçtaroğlu, artık partinin gözde lideri değil, istenmeyen adamı.
Şimdi eskiye doğru dönüp bakıldığında, bugünkü yaşanılan olayların temellerinin bir güzel atıldığını gözlemleme imkanımız var. Genel başkan, kendi elleriyle kahraman yaptıkları tarafından geri plana atılmış, koltuktan uzaklaştırılmış, itibar suikastına benzer olayların yaşanmasına yol açılan adımlar atılmış iddiaları tartışılıyor.
Ne demiş atalarımız “ne oldum değil, ne olacağım? Diye yaşayacaksın.”
Aynen bugünkü CHP içindeki tablo böyle.
Halkın umudu olmaktan, geleceğe yönelik projeler üretmekten yoksun, parti içinde sen ben kavgası yaşanılan bir görüntü hakim ana muhalefette…
Yani, 23 yıllık iktidardan kurtulmanın yolu ve umudu olarak gözükmesi gereken CHP, belki de artık bu misyonunu yerine getiremeyecek gibi görünüyor. Yapılan çalışmalar, uygulanan politikalar, söylemler halkın umudu olmaktan uzak gibi duruyor.
Birde, yerel yönetimlerde yaşanılan olaylar var. Hangisine el atsanız elinizde kalıyor misali, CHP’li belediyeler ve hizmet üretemedikleri gerçekleri, halkın tepkisini çekiyor. Tıpkı, Bursa’da olduğu gibi, Türkiye’nin pek çok bölgesinde durum aynı.
Laf çok, hizmet yok. Bahaneler hiç bitmiyor. İktidarı suçla, halka duymak istediklerini söyle, bir iki tane konser, festival düzenle gerisini boşver anlayışı hakim gibi. Nasıl olsa bazı vatandaşlar iktidara küsmüş, kızgın, bu nedenle de ne söylesek bu toplum bize destek olur havası hakim.
Gelen gideni aratıyor misali, yerel yönetimlerdeki değişim, halkın pek de umduğu gibi çıkmadı vesselam.
Dün 3 Aralık tarihi idi. Engelliler gününü çeşitli etkinliklerle andık. Engellilerin içinde bulunduğu durumu, zorlukları, hayat şartlarını konuştuk. Bugün yarın, belki de bir dahaki 3 Aralık tarihine kadar geçen zaman içinde bu konuştuklarını unutacağız. Günlük işler, meşgalelerle geçinip gideceğiz. Ama, unutmamak lazım. Hepimiz engelli adayıyız. Hiç umulmadık bir anda başımıza, yakınlarımızın başına gelebilecek olaylar, bizlerinde engelliler saflarına katılmamıza yol açabilir.
Bu nedenle, yaşamın içindeki engelleri kaldırmak, insanların bir arada toplum içinde kardeşçe yaşamalarını sağlamak adına, üzerimize düşen görevleri yerine getirmemiz lazım.
Geçtiğimiz pazartesi günü Yoğurtlu Makarna başlıklı köşe yazımı sizlerle paylaşmıştım. Bu konuda yoğurtlu makarna yapan pek çok arkadaşımdan yemek teklifleri geldi.
Başta Tahtakale semtinin unutulmaz lokantasının işletmecisi, bugün ise Nilüfer FSM istasyonu karşısındaki akaryakıt istasyonunda lokantası bulunan Abdül Fettah ustam, Gülbahçe’den Beytullah ustam, Zirve tesislerinden çocukluk arkadaşım Beyto Ustam, İnegöl’den Vahit ustam, Karacabey’den Zahit Ustam, Kestel’den Bayram Ustam, Tütüncüoğlu Çiftliğinden İsmail Ustam, Ahmet Ustam, Arabayağı’ndan Ahmet Ustam, Heykel Setbaşı’ndan Nevim Ustamın tekliflerini bir kenara yazdım. Kendilerine çok teşekkür ederim.
Ayrıca, Bursa dışından Van’dan arayan Talha ustam, Gaziantep’den Bayhan işletmecileri Ayşe hanım, Ankara’dan Nurten hanım, Diyarbakır’dan Hasan Mehdi ustamın da tekliflerini, yolum bu memleketlere düştüğünde değerlendirmek isterim.
Sırayla ziyaret edip, yoğurtlu makarnalarının tadına bakacağım.