Bugün Dünya Çevre Günü. Bizim inancımızda “temizlik imandan gelir” diye söylem mevcut iken, dünya, çevre kirlenmesi, toprak kirlenmesi, suların kirlenmesi, havanın kirlenmesi, insanların yaşam alanlarının kirlilikle yok edilmesine karşı çareler arıyor.
Bunun içinde her yıl 5 Haziran günü Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Çevre Günü olarak kutlanıyor. Amaç, insanların ihtiyaçlarının karşılanması adına, sürdürülebilir bir sanayileşme, endüstri ile, sağlıklı yaşam alanlarının oluşturulması ve kirlenmesinin önüne geçilmesi.
Bu amaç, çevre ve dünyamız için gerçekten çok güzel. Birde Türkiye’de sürekli yaşanılan ve her türlü olayda faturayı kestiğimiz, kesmek istediğimiz siyasi kirlenme iddiaları var. Acilen bu konulara da yani, siyasi kirlenme ve kirlenmişliğe de çare bulunmalı.
Ülkemizin gündemi de iç siyasetin gündemi de CHP oldu. Artık ana muhalefet partisinde yaşanılan olaylarla yatıp kalkıyoruz. Nerede ise 24 saat aralıksız, “şimdi kim nerede, ne yaptı? Sonuçlar nasıl oldu?” şeklindeki merakımızla yaşamaya başladık. Gerçekten de CHP’nin Mutlak Butlan kararı çıkmasıyla beraber ülkemizin hem dış ülkelerde hem de kendi içimizdeki tek gündemi bu konu oldu. Olmaya da devam ediyor.
Partililer arasında da tam bir gerginlik var. Kimisi, Özgür Özel ve arkadaşlarının parti yönetiminden uzaklaştırılmasına sinirlenip kızıyorlar. Kimileri ise belediye başkanları ve yaşanılan bazı olaylar yüzünden “geç bile kalındı” diye söylemlerde bulunup, CHP’nin bu kişilerden arındırılması istemini destekliyorlar. Yani, siyasi arınma ve temizlik beklentileri büyük.
Tabi, olay üzerinden daha 10 gün yeni geçti. Halkımız, iktidar kanalıyla siyasetin dizayn edilmesi iddialarına rağmen, CHP içindeki yaşanılan olayların “geliyorum” diye ses ve siren gösterdiğini düşünüyorlar. Bütün bunlara rağmen, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin yüz yıllık geçmişi ile Türk siyasetinde vaz geçilmez bir siyasi yapı olduğunu da unutmamak lazım.
Yaşanılan bu olaylara, Ali Cengiz ayak oyunları ile karşılık vererek, hukuka yönelik olmadık iddiaları ortaya atmak yerine, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği gibi, sağduyu ile yaklaşıp, sonuçları beklemek yerinde olur.
Şimdi gelelim vatandaşlarımızın beklentileri ve CHP’de muhalif kanadın ne yapacağı konusundaki sorulara Özgür Özel’in verdiği cevaplara;
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan kararı sonrasında partide yaşanan krizi ve yeni parti iddialarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
CHP'yi terk ederek yeni bir siyasi oluşuma gitme niyetlerinin olmadığını vurgulayan Özel, yeni partiyi CHP'nin seçime girme yeterliliğini kaybetme riski gibi "felaket senaryosu" için düşündüklerini söyledi. Özel, kurultay sonucu doğurması koşuluyla Kılıçdaroğlu ile müzakereye kapı araladı.
Mutlak butlan kararının ardından Salı günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel merkezde, yeni Merkez Yönetim Kurulu'nu (MYK) belirlerken, Özel'in "grup başkanı" sıfatıyla Meclis grubunu toplaması, CHP'deki fiili iki başlı yapıyı daha da görünür hale getirdi.
Özel, toplantı sonrasında da parlamento muhabirleriyle sohbet toplantısında, önümüzdeki süreçte izleyecekleri yol haritasına ilişkin vatandaşların beklentilerine ve gazetecilerin meraklı sorularına yönelik açıklamalarda bulundu.
Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun partiden ihraç edilmesi tartışmalarına da değinen Özel, bunun Parti Meclisi kararı olmadan mümkün olmayacağını söyledi. İmamoğlu'nun tutuklandığı dönemde Kemal Kılıçdaroğlu'nun da kendisini cezaevinde ziyaret ettiğini, cumhurbaşkanı adaylığı önseçiminde oy verdiğini anımsatırken önemli bir iddiada da bulundu. Özel, Kılıçdaroğlu'na yakın isimleri kastederek, şunları söyledi:
"Ekrem beye, biz bir olalım, Özgür beyi indirelim dediler. Ekrem beye cezaevindeyken, genel başkanlık teklif ettiler. İddianame yokken suçsuz olan Ekrem, iftiracılar dökülürken, helallik isterken arkadaşlarımızdan. Şimdi ne oldu da Ekrem bey hırsız oldu? Siyasi kulislerde sıkça konuşulan yeni parti ile yollarına devam edecekleri iddialarına da açıklık getiren Özel, "Yeni bir parti var, olacak, olmalı ama felaket senaryosu için hep düşündük" dedi. Özel, felaket senaryosunu ise şöyle açıkladı:
"İktidar butlan kararının ardından baskın seçim yapıyor, CHP'nin kongre yapmamasını seçime girme yeterliliğinin kaybı olarak nitelendiriyor. O zaman yeni partiniz yoksa şok yaşarsınız, hazır olmalısınız. Hatta yani yeni bir parti daha da olabilir, yani iki yedekli de olabilir. Ama biz bunu CHP'yi bırakıp, bu partiye geçiyoruz diye bir şey yok. Bu, CHP'yi aşan bir büyük iktidar yürüyüşü. Bunu partiyi terk ederek değil, partide mücadele ederek yapacağız."
CHP içinde önemli bir kesim, partinin bölünmemesi için iki tarafın uzlaşma araması ve yüz yüze görüşme zemininin oluşturulması gerektiğini ifade ediyor. Özel'e de "tüm köprüler atıldı mı, yeni bir müzakere zemini oluşabilir mi?" sorusu yöneltildi.
Özel, Kılıçdaroğlu ile mutlak butlan kararı sonrasında telefonla yaptığı görüşmeyi ve en kısa sürede kurultay önerdiğini, ikişer kişinin de görevlendirildiğini hatırlattı. "ancak ertesi sabah bar fedaisi arkadaşlarıyla geldiler" diyen Özel, bu nedenle "müzakere kanalının hiç açılmadığını" söyledi. Ancak "arka kapı" diplomasisiyle, müzakereye de kapı araladıklarını ifade etti.
Özgür Özel, Kılıçdaroğlu'nun yeni MYK'sını da eleştirdi. Kılıçdaroğlu'nun önce 7 kişilik MYK açıklamaya hazırlandığını, sonradan bu sayının 19'a çıktığının anlaşıldığını belirten Özel, bu durumu, Kılıçdaroğlu'nun kendisine destek verenleri "yanında tutma" çabasına bağladı:
Siyasi kulislerde konuşulan olası erken seçim senaryolarını da değerlendiren Özel, seçimden kaçmayacaklarını belirterek, "Kasım ayında baskın seçim yapacaklarsa ilk oyu ben veririm. Adayımızı çıkarırız, cumhurbaşkanını değiştiririz" diye konuştu.
Bir gazetecinin, "gelip Kemal bey konuşmak isterse ne olur?" sorusuna Özel, "Öyle bir şey atmosfer, öyle bir imkan yok. Meclis kürsüsü seçilmişlerin yeri" yanıtını verdi.
Bu açıklamalara baktığımızda, CHP’nin görevden alınan yönetiminin parti içinde mücadeleye devam edeceği ve yeni partiyi hazırladıkları fakat geçme ihtimalinin bulunmadığını görebiliyoruz. Birde, bütün kapılar kapanmadan CHP’yi terk etme niyetlerinin olmadığını da zaten sürekli ifade ediyorlar. Öyle ya, “sürüden ayrılanı kurt kapar” sözü öylesine söylenmiş bir ifade değil. Daha önceleri de AK Parti, MHP ve diğer partilerde bu kopma, ayrılma olayları yaşandı. Kök yerinde kaldı. Kopanlar ise bazıları tarih oldular.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
Çevre günü ve siyasi temizlik
Bugün Dünya Çevre Günü. Bizim inancımızda “temizlik imandan gelir” diye söylem mevcut iken, dünya, çevre kirlenmesi, toprak kirlenmesi, suların kirlenmesi, havanın kirlenmesi, insanların yaşam alanlarının kirlilikle yok edilmesine karşı çareler arıyor.
Bunun içinde her yıl 5 Haziran günü Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Çevre Günü olarak kutlanıyor. Amaç, insanların ihtiyaçlarının karşılanması adına, sürdürülebilir bir sanayileşme, endüstri ile, sağlıklı yaşam alanlarının oluşturulması ve kirlenmesinin önüne geçilmesi.
Bu amaç, çevre ve dünyamız için gerçekten çok güzel. Birde Türkiye’de sürekli yaşanılan ve her türlü olayda faturayı kestiğimiz, kesmek istediğimiz siyasi kirlenme iddiaları var. Acilen bu konulara da yani, siyasi kirlenme ve kirlenmişliğe de çare bulunmalı.
Ülkemizin gündemi de iç siyasetin gündemi de CHP oldu. Artık ana muhalefet partisinde yaşanılan olaylarla yatıp kalkıyoruz. Nerede ise 24 saat aralıksız, “şimdi kim nerede, ne yaptı? Sonuçlar nasıl oldu?” şeklindeki merakımızla yaşamaya başladık. Gerçekten de CHP’nin Mutlak Butlan kararı çıkmasıyla beraber ülkemizin hem dış ülkelerde hem de kendi içimizdeki tek gündemi bu konu oldu. Olmaya da devam ediyor.
Partililer arasında da tam bir gerginlik var. Kimisi, Özgür Özel ve arkadaşlarının parti yönetiminden uzaklaştırılmasına sinirlenip kızıyorlar. Kimileri ise belediye başkanları ve yaşanılan bazı olaylar yüzünden “geç bile kalındı” diye söylemlerde bulunup, CHP’nin bu kişilerden arındırılması istemini destekliyorlar. Yani, siyasi arınma ve temizlik beklentileri büyük.
Tabi, olay üzerinden daha 10 gün yeni geçti. Halkımız, iktidar kanalıyla siyasetin dizayn edilmesi iddialarına rağmen, CHP içindeki yaşanılan olayların “geliyorum” diye ses ve siren gösterdiğini düşünüyorlar. Bütün bunlara rağmen, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin yüz yıllık geçmişi ile Türk siyasetinde vaz geçilmez bir siyasi yapı olduğunu da unutmamak lazım.
Yaşanılan bu olaylara, Ali Cengiz ayak oyunları ile karşılık vererek, hukuka yönelik olmadık iddiaları ortaya atmak yerine, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği gibi, sağduyu ile yaklaşıp, sonuçları beklemek yerinde olur.
Şimdi gelelim vatandaşlarımızın beklentileri ve CHP’de muhalif kanadın ne yapacağı konusundaki sorulara Özgür Özel’in verdiği cevaplara;
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan kararı sonrasında partide yaşanan krizi ve yeni parti iddialarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
CHP'yi terk ederek yeni bir siyasi oluşuma gitme niyetlerinin olmadığını vurgulayan Özel, yeni partiyi CHP'nin seçime girme yeterliliğini kaybetme riski gibi "felaket senaryosu" için düşündüklerini söyledi. Özel, kurultay sonucu doğurması koşuluyla Kılıçdaroğlu ile müzakereye kapı araladı.
Mutlak butlan kararının ardından Salı günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel merkezde, yeni Merkez Yönetim Kurulu'nu (MYK) belirlerken, Özel'in "grup başkanı" sıfatıyla Meclis grubunu toplaması, CHP'deki fiili iki başlı yapıyı daha da görünür hale getirdi.
Özel, toplantı sonrasında da parlamento muhabirleriyle sohbet toplantısında, önümüzdeki süreçte izleyecekleri yol haritasına ilişkin vatandaşların beklentilerine ve gazetecilerin meraklı sorularına yönelik açıklamalarda bulundu.
Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun partiden ihraç edilmesi tartışmalarına da değinen Özel, bunun Parti Meclisi kararı olmadan mümkün olmayacağını söyledi. İmamoğlu'nun tutuklandığı dönemde Kemal Kılıçdaroğlu'nun da kendisini cezaevinde ziyaret ettiğini, cumhurbaşkanı adaylığı önseçiminde oy verdiğini anımsatırken önemli bir iddiada da bulundu. Özel, Kılıçdaroğlu'na yakın isimleri kastederek, şunları söyledi:
"Ekrem beye, biz bir olalım, Özgür beyi indirelim dediler. Ekrem beye cezaevindeyken, genel başkanlık teklif ettiler. İddianame yokken suçsuz olan Ekrem, iftiracılar dökülürken, helallik isterken arkadaşlarımızdan. Şimdi ne oldu da Ekrem bey hırsız oldu? Siyasi kulislerde sıkça konuşulan yeni parti ile yollarına devam edecekleri iddialarına da açıklık getiren Özel, "Yeni bir parti var, olacak, olmalı ama felaket senaryosu için hep düşündük" dedi. Özel, felaket senaryosunu ise şöyle açıkladı:
"İktidar butlan kararının ardından baskın seçim yapıyor, CHP'nin kongre yapmamasını seçime girme yeterliliğinin kaybı olarak nitelendiriyor. O zaman yeni partiniz yoksa şok yaşarsınız, hazır olmalısınız. Hatta yani yeni bir parti daha da olabilir, yani iki yedekli de olabilir. Ama biz bunu CHP'yi bırakıp, bu partiye geçiyoruz diye bir şey yok. Bu, CHP'yi aşan bir büyük iktidar yürüyüşü. Bunu partiyi terk ederek değil, partide mücadele ederek yapacağız."
CHP içinde önemli bir kesim, partinin bölünmemesi için iki tarafın uzlaşma araması ve yüz yüze görüşme zemininin oluşturulması gerektiğini ifade ediyor. Özel'e de "tüm köprüler atıldı mı, yeni bir müzakere zemini oluşabilir mi?" sorusu yöneltildi.
Özel, Kılıçdaroğlu ile mutlak butlan kararı sonrasında telefonla yaptığı görüşmeyi ve en kısa sürede kurultay önerdiğini, ikişer kişinin de görevlendirildiğini hatırlattı. "ancak ertesi sabah bar fedaisi arkadaşlarıyla geldiler" diyen Özel, bu nedenle "müzakere kanalının hiç açılmadığını" söyledi. Ancak "arka kapı" diplomasisiyle, müzakereye de kapı araladıklarını ifade etti.
Özgür Özel, Kılıçdaroğlu'nun yeni MYK'sını da eleştirdi. Kılıçdaroğlu'nun önce 7 kişilik MYK açıklamaya hazırlandığını, sonradan bu sayının 19'a çıktığının anlaşıldığını belirten Özel, bu durumu, Kılıçdaroğlu'nun kendisine destek verenleri "yanında tutma" çabasına bağladı:
Siyasi kulislerde konuşulan olası erken seçim senaryolarını da değerlendiren Özel, seçimden kaçmayacaklarını belirterek, "Kasım ayında baskın seçim yapacaklarsa ilk oyu ben veririm. Adayımızı çıkarırız, cumhurbaşkanını değiştiririz" diye konuştu.
Bir gazetecinin, "gelip Kemal bey konuşmak isterse ne olur?" sorusuna Özel, "Öyle bir şey atmosfer, öyle bir imkan yok. Meclis kürsüsü seçilmişlerin yeri" yanıtını verdi.
Bu açıklamalara baktığımızda, CHP’nin görevden alınan yönetiminin parti içinde mücadeleye devam edeceği ve yeni partiyi hazırladıkları fakat geçme ihtimalinin bulunmadığını görebiliyoruz. Birde, bütün kapılar kapanmadan CHP’yi terk etme niyetlerinin olmadığını da zaten sürekli ifade ediyorlar. Öyle ya, “sürüden ayrılanı kurt kapar” sözü öylesine söylenmiş bir ifade değil. Daha önceleri de AK Parti, MHP ve diğer partilerde bu kopma, ayrılma olayları yaşandı. Kök yerinde kaldı. Kopanlar ise bazıları tarih oldular.