AB demokratik değerlerde endişe duymaya başlamış !
Yazının Giriş Tarihi: 06.11.2025 00:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.11.2025 00:15
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler bir iyi bir kötü devam ediyor. Son 7 yıldır ise sanki durağan noktasına gelmiş durumda. Bu konu AB’nin 2024 yılı ilerleme raporunda yer aldı. Ama, Türkiye’ye kapılarını kapatmayan birlik, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında aday ülke olarak çok ciddi işbirlikleri olduğunu açıkladı.
Raporda, beklendiği şekliyle, hukuk, adalet ve demokratik alanlarda atılması gereken ve tam üyelik için AB’nin Türkiye’den yapmasını istediği 72 madde arasında bulunan bölümlerine girilmeyişi eleştirildi.
AB Komisyonunun Genişlemeden sorumlu üyesi Marta Kos, AB Komisyonunun birlik aday ülkeleri arasında yer alan Türkiye, Sırbistan, Arnavutluk, Karadağ, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Kosova, Ukrayna ve Moldova'ya ilişkin son değerlendirmelerinin yer aldığı 2025 Genişleme Paketi'ni açıkladı.
Bazı aday ülkelerin iddialı hedefler belirlediğini, Karadağ'ın müzakereleri 2026, Arnavutluk'un 2027, Moldova ve Ukrayna'nın ise 2028 sonunda tamamlamayı hedeflediğini aktaran Kos, "Benim için yıllardan ya da tarihlerden çok bu hedeflerin kendisi önemlidir. Komisyon da bu hedefleri desteklemektedir" vurgusunu yaptı.
Raporda, Türkiye’ye yargı bağımsızlığı konusunda eleştiriler yapıldı. Muhalefet üzerindeki baskıların, demokratik değerlere bağlılık ve temel haklar konusunda endişe yarattığına dikkat çekildi:
Raporda, Türkiye ile ilgili bölümün özeti şöyle;
“Türkiye, AB için aday ülke ve kilit bir ortak olmaya devam etmektedir. Avrupa Konseyi’nin Nisan 2024 tarihli sonuçları doğrultusunda AB, Türkiye ile ilişkileri aşamalı, orantılı ve geri döndürülebilir bir şekilde ilerletmiş, ortak öncelikler üzerinde iş birliği yapmıştır. Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlatılması, iş birliğinin temel unsurlarından biri olarak değerlendirilmektedir.
Buna karşılık, muhalefet temsilcilerine ve partilere yönelik artan hukuki işlemler ile çok sayıda gözaltı ve tutuklama, Türkiye’nin demokratik değerlere bağlılığı konusunda ciddi endişelere yol açmaktadır. Hukukun üstünlüğüne ilişkin diyalog, AB-Türkiye ilişkilerinin merkezinde yer almaya devam etse de demokratik standartların, yargı bağımsızlığının ve temel hakların gerilemesi hâlâ giderilememiştir. Türkiye ile katılım müzakereleri ise 2018’den bu yana durma noktasındadır.”
Evet, bu durum bizlerinde senelerdir eleştiri konusu yaptığı meseleler. Ama, gelin görün ki iktidar kanadında, ilerleme raporu, beklentilerle ilgili “olmasa da olur!” mantığı ile yaklaşım mevcut gibi izlenim var. Oysa ki, Dünya’da yeni bir düzen kuruluyor. Bu düzen içinde, pek çok ülke, sayıları şu anda her ne kadar 29 olsa da yakın gelecekte 32 ülke, hem ekonomik hem de siyasi alanda tek bir ülke gibi hareket etmeye başlayacak. Zaten bugünlerdeki sinyaller o yönde devam ediyor.
Avrupa Birliği’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak kurulduğu ilk günden bugüne kadar olan hedefi aynen böyle. Yani, örnek hedeflemeyi incelediğimizde; ülkeler kendi arasında her ve bağımsız olacaklar. Siyasi ve hukuki aykırılıklar olacak. Ama, uluslar arası düzeyde, ekonomi, siyasal ilişkiler ve kanunlarda ülkeler arasında eşitlik sağlanacak. Bir nevi Avrupa Birliği içinde hangi ülkenin vatandaşı olursanız olun, sizler Avrupa Birliği vatandaşı olarak sayılacaksınız. Bu nedenle, Almanya’daki Medeni Kanun ile Fransa’nın Medeni kanunu arasında uygulama farkı olmayacak. Bulgaristan, Yunanistan, AB siyasal ilişkiler ve kanunlarına göre de devlet geleneğini sürdürecekler.
İşte bu yüzden de Avrupa Birliği çok önemli bir kurum. Türkiye olarak bizlerde, kıyısından köşesinden değil, Birliğin tam merkezinde olarak yerimize almak zorundayız. Çünkü, ülkemizin nüfusu diğer üye ülkelere oranla çok fazla. Ekonomik gelişmeler, ihracat, ithalat, gençlerin iş bulmaları, uluslar arası eğitim, ticaret ilişkilerinde, turizm ve kültürel miras konularında karşımızda aynı anda hareket eden ve aynı kanunlara göre uygulama yapılan 29 devlet, ülke var.
Hepsinin ekonomisi Türkiye’ye göre çok iyi. Vatandaşların refah düzeyleri iyi. Sosyal hakları, hukuki hakları çok iyi durumda. Bizim ülkemizdeki bazı örnek iddialarda olduğu gibi siyaset ve ticaret adalet sistemine karışmıyor. Çünkü, AB bu sistemin işleyişini çok ayrı tutuyor. Rüşvet ve yolsuzlukla mücadele de ise her ne kadar bugüne kadar başarı elde edilmemiş olsa da AB üyesi pek çok ülkede artık vergi ahlakı yerleşmiş durumda.
AB’nin 2024 yılı raporu açıklanır açıklanmaz, ülkemizle ilgili olarak çalışmaları sürdüren Dışişleri Bakanlığı yetkilileri gerekli değerlendirmeleri yaptılar.
Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Raporu'na ilişkin "mesnetsiz iddiaları reddediyoruz" dedi. Bakanlık açıklamasında, "Avrupa Komisyonu tarafından bugün yayımlanan Türkiye Ülke Raporu’nun yargı ve temel haklar ile iç siyasi gelişmelere ilişkin taraflı, ön yargılı ve mesnetsiz iddialarını reddediyoruz. Söz konusu yorumlar, Türkiye ile AB arasında olumlu bir gündem oluşturmaya yönelik çabalarla uyumsuz olmalarının yanı sıra tarafların uzun dönemli çıkarlarına da aykırı bir dille kaleme alınmıştır" denildi.
Dışişleri Bakanlığı'nın konuyla ilgili açıklaması aynen bize gönderildiği şekliyle şöyle:
"Avrupa Komisyonu tarafından bugün (4 Kasım) yayımlanan Türkiye Ülke Raporu’nun yargı ve temel haklar ile iç siyasi gelişmelere ilişkin taraflı, ön yargılı ve mesnetsiz iddialarını reddediyoruz.
Söz konusu yorumlar, Türkiye ile AB arasında olumlu bir gündem oluşturmaya yönelik çabalarla uyumsuz olmalarının yanı sıra tarafların uzun dönemli çıkarlarına da aykırı bir dille kaleme alınmıştır.Rapor’da ortaya konan AB müktesebatına uyum düzeyi, katılım sürecinde karşılaştığımız siyasi ve haksız engellere rağmen, AB üyeliği stratejik hedefine olan bağlılığımızın en açık ifadesidir.
Rapor’da, Türkiye’nin, işleyen piyasa ekonomisine yüksek uyum düzeyinin ve sağlam makroekonomik politikalarının vurgulanmasını, olumlu ve yerinde tespitler olarak değerlendiriyoruz.Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yapıcı tutumuna, Yunanistan’la ilişkilerde sağlanan iyileşmeye ve AB’yle artan diyaloga Rapor’da yer verilmesini memnuniyetle not ediyoruz. Bu olumlu gelişmelere istinaden, 15 Temmuz 2019 tarihli Dış İlişkiler Konseyi kararlarının ivedilikle kaldırılması yönündeki meşru beklentimizi bir kez daha vurguluyoruz.
Türkiye’nin aktif ve çok katmanlı dış politika vizyonuna, stratejik ortaklıkları güçlendirme yönündeki kararlı çabalarına, bölgesel barış ve istikrara yönelik yapıcı rolüne yapılan atıfları da olumlu değerlendiriyoruz. Keza Türkiye’nin, bölgesel ve küresel sınamalar karşısında, AB açısından taşıdığı stratejik önemin ve ortak çıkar alanlarındaki sorumlulukların vurgulanmasını anlamlı buluyoruz. Bu çerçevede, Türkiye ve AB arasındaki ortaklık organlarının ve yerleşik mekanizmaların işletilmesi ile Türkiye’nin, AB’nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerine ve programlarına aktif olarak dahil edilmesi önemlidir.
Rapor’da her zaman olduğu gibi Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının gerçeklerle bağdaşmayan, hukuk dışı ve maksimalist görüşlerine yer verilmesi ve Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin meşru kaygılarının görmezden gelinmesi, AB’nin Kıbrıs konusunda taraf tuttuğunu ve Kıbrıs meselesinin çözüm çabalarına katkı sunmasının mümkün olmadığını bir kez daha ispatlamaktadır.
AB'nin Türkiye’yle olan ilişkilerini ahde vefa ilkesi çerçevesinde, üyelik perspektifini güçlendiren bir yaklaşımla yürütmesi, ilişkileri çıkmaza sokan politika ve söylemlerden kaçınması ve tarafsız bir tutum benimseyerek ilişkileri ikili düzeydeki meselelere rehin bırakmaması hayati önem taşımaktadır.
Türkiye ile AB arasında daha güçlü, kurumsallaşmış ve karşılıklı güvene dayalı bir iş birliğinin geliştirilmesi hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın ve geniş coğrafyamızın menfaatinedir.
Ülkemiz, bu anlayış ve vizyonla çalışmalarını kararlılıkla sürdürmekte ve AB’den de aynı stratejik iradeyi ve yapıcı yaklaşımı göstermesini beklemektedir."
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
AB demokratik değerlerde endişe duymaya başlamış !
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler bir iyi bir kötü devam ediyor. Son 7 yıldır ise sanki durağan noktasına gelmiş durumda. Bu konu AB’nin 2024 yılı ilerleme raporunda yer aldı. Ama, Türkiye’ye kapılarını kapatmayan birlik, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında aday ülke olarak çok ciddi işbirlikleri olduğunu açıkladı.
Raporda, beklendiği şekliyle, hukuk, adalet ve demokratik alanlarda atılması gereken ve tam üyelik için AB’nin Türkiye’den yapmasını istediği 72 madde arasında bulunan bölümlerine girilmeyişi eleştirildi.
AB Komisyonunun Genişlemeden sorumlu üyesi Marta Kos, AB Komisyonunun birlik aday ülkeleri arasında yer alan Türkiye, Sırbistan, Arnavutluk, Karadağ, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Kosova, Ukrayna ve Moldova'ya ilişkin son değerlendirmelerinin yer aldığı 2025 Genişleme Paketi'ni açıkladı.
Bazı aday ülkelerin iddialı hedefler belirlediğini, Karadağ'ın müzakereleri 2026, Arnavutluk'un 2027, Moldova ve Ukrayna'nın ise 2028 sonunda tamamlamayı hedeflediğini aktaran Kos, "Benim için yıllardan ya da tarihlerden çok bu hedeflerin kendisi önemlidir. Komisyon da bu hedefleri desteklemektedir" vurgusunu yaptı.
Raporda, Türkiye’ye yargı bağımsızlığı konusunda eleştiriler yapıldı. Muhalefet üzerindeki baskıların, demokratik değerlere bağlılık ve temel haklar konusunda endişe yarattığına dikkat çekildi:
Raporda, Türkiye ile ilgili bölümün özeti şöyle;
“Türkiye, AB için aday ülke ve kilit bir ortak olmaya devam etmektedir. Avrupa Konseyi’nin Nisan 2024 tarihli sonuçları doğrultusunda AB, Türkiye ile ilişkileri aşamalı, orantılı ve geri döndürülebilir bir şekilde ilerletmiş, ortak öncelikler üzerinde iş birliği yapmıştır. Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlatılması, iş birliğinin temel unsurlarından biri olarak değerlendirilmektedir.
Buna karşılık, muhalefet temsilcilerine ve partilere yönelik artan hukuki işlemler ile çok sayıda gözaltı ve tutuklama, Türkiye’nin demokratik değerlere bağlılığı konusunda ciddi endişelere yol açmaktadır. Hukukun üstünlüğüne ilişkin diyalog, AB-Türkiye ilişkilerinin merkezinde yer almaya devam etse de demokratik standartların, yargı bağımsızlığının ve temel hakların gerilemesi hâlâ giderilememiştir. Türkiye ile katılım müzakereleri ise 2018’den bu yana durma noktasındadır.”
Evet, bu durum bizlerinde senelerdir eleştiri konusu yaptığı meseleler. Ama, gelin görün ki iktidar kanadında, ilerleme raporu, beklentilerle ilgili “olmasa da olur!” mantığı ile yaklaşım mevcut gibi izlenim var. Oysa ki, Dünya’da yeni bir düzen kuruluyor. Bu düzen içinde, pek çok ülke, sayıları şu anda her ne kadar 29 olsa da yakın gelecekte 32 ülke, hem ekonomik hem de siyasi alanda tek bir ülke gibi hareket etmeye başlayacak. Zaten bugünlerdeki sinyaller o yönde devam ediyor.
Avrupa Birliği’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak kurulduğu ilk günden bugüne kadar olan hedefi aynen böyle. Yani, örnek hedeflemeyi incelediğimizde; ülkeler kendi arasında her ve bağımsız olacaklar. Siyasi ve hukuki aykırılıklar olacak. Ama, uluslar arası düzeyde, ekonomi, siyasal ilişkiler ve kanunlarda ülkeler arasında eşitlik sağlanacak. Bir nevi Avrupa Birliği içinde hangi ülkenin vatandaşı olursanız olun, sizler Avrupa Birliği vatandaşı olarak sayılacaksınız. Bu nedenle, Almanya’daki Medeni Kanun ile Fransa’nın Medeni kanunu arasında uygulama farkı olmayacak. Bulgaristan, Yunanistan, AB siyasal ilişkiler ve kanunlarına göre de devlet geleneğini sürdürecekler.
İşte bu yüzden de Avrupa Birliği çok önemli bir kurum. Türkiye olarak bizlerde, kıyısından köşesinden değil, Birliğin tam merkezinde olarak yerimize almak zorundayız. Çünkü, ülkemizin nüfusu diğer üye ülkelere oranla çok fazla. Ekonomik gelişmeler, ihracat, ithalat, gençlerin iş bulmaları, uluslar arası eğitim, ticaret ilişkilerinde, turizm ve kültürel miras konularında karşımızda aynı anda hareket eden ve aynı kanunlara göre uygulama yapılan 29 devlet, ülke var.
Hepsinin ekonomisi Türkiye’ye göre çok iyi. Vatandaşların refah düzeyleri iyi. Sosyal hakları, hukuki hakları çok iyi durumda. Bizim ülkemizdeki bazı örnek iddialarda olduğu gibi siyaset ve ticaret adalet sistemine karışmıyor. Çünkü, AB bu sistemin işleyişini çok ayrı tutuyor. Rüşvet ve yolsuzlukla mücadele de ise her ne kadar bugüne kadar başarı elde edilmemiş olsa da AB üyesi pek çok ülkede artık vergi ahlakı yerleşmiş durumda.
AB’nin 2024 yılı raporu açıklanır açıklanmaz, ülkemizle ilgili olarak çalışmaları sürdüren Dışişleri Bakanlığı yetkilileri gerekli değerlendirmeleri yaptılar.
Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Raporu'na ilişkin "mesnetsiz iddiaları reddediyoruz" dedi. Bakanlık açıklamasında, "Avrupa Komisyonu tarafından bugün yayımlanan Türkiye Ülke Raporu’nun yargı ve temel haklar ile iç siyasi gelişmelere ilişkin taraflı, ön yargılı ve mesnetsiz iddialarını reddediyoruz. Söz konusu yorumlar, Türkiye ile AB arasında olumlu bir gündem oluşturmaya yönelik çabalarla uyumsuz olmalarının yanı sıra tarafların uzun dönemli çıkarlarına da aykırı bir dille kaleme alınmıştır" denildi.
Dışişleri Bakanlığı'nın konuyla ilgili açıklaması aynen bize gönderildiği şekliyle şöyle:
"Avrupa Komisyonu tarafından bugün (4 Kasım) yayımlanan Türkiye Ülke Raporu’nun yargı ve temel haklar ile iç siyasi gelişmelere ilişkin taraflı, ön yargılı ve mesnetsiz iddialarını reddediyoruz.
Söz konusu yorumlar, Türkiye ile AB arasında olumlu bir gündem oluşturmaya yönelik çabalarla uyumsuz olmalarının yanı sıra tarafların uzun dönemli çıkarlarına da aykırı bir dille kaleme alınmıştır.Rapor’da ortaya konan AB müktesebatına uyum düzeyi, katılım sürecinde karşılaştığımız siyasi ve haksız engellere rağmen, AB üyeliği stratejik hedefine olan bağlılığımızın en açık ifadesidir.
Rapor’da, Türkiye’nin, işleyen piyasa ekonomisine yüksek uyum düzeyinin ve sağlam makroekonomik politikalarının vurgulanmasını, olumlu ve yerinde tespitler olarak değerlendiriyoruz.Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yapıcı tutumuna, Yunanistan’la ilişkilerde sağlanan iyileşmeye ve AB’yle artan diyaloga Rapor’da yer verilmesini memnuniyetle not ediyoruz. Bu olumlu gelişmelere istinaden, 15 Temmuz 2019 tarihli Dış İlişkiler Konseyi kararlarının ivedilikle kaldırılması yönündeki meşru beklentimizi bir kez daha vurguluyoruz.
Türkiye’nin aktif ve çok katmanlı dış politika vizyonuna, stratejik ortaklıkları güçlendirme yönündeki kararlı çabalarına, bölgesel barış ve istikrara yönelik yapıcı rolüne yapılan atıfları da olumlu değerlendiriyoruz. Keza Türkiye’nin, bölgesel ve küresel sınamalar karşısında, AB açısından taşıdığı stratejik önemin ve ortak çıkar alanlarındaki sorumlulukların vurgulanmasını anlamlı buluyoruz. Bu çerçevede, Türkiye ve AB arasındaki ortaklık organlarının ve yerleşik mekanizmaların işletilmesi ile Türkiye’nin, AB’nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerine ve programlarına aktif olarak dahil edilmesi önemlidir.
Rapor’da her zaman olduğu gibi Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının gerçeklerle bağdaşmayan, hukuk dışı ve maksimalist görüşlerine yer verilmesi ve Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin meşru kaygılarının görmezden gelinmesi, AB’nin Kıbrıs konusunda taraf tuttuğunu ve Kıbrıs meselesinin çözüm çabalarına katkı sunmasının mümkün olmadığını bir kez daha ispatlamaktadır.
AB'nin Türkiye’yle olan ilişkilerini ahde vefa ilkesi çerçevesinde, üyelik perspektifini güçlendiren bir yaklaşımla yürütmesi, ilişkileri çıkmaza sokan politika ve söylemlerden kaçınması ve tarafsız bir tutum benimseyerek ilişkileri ikili düzeydeki meselelere rehin bırakmaması hayati önem taşımaktadır.
Türkiye ile AB arasında daha güçlü, kurumsallaşmış ve karşılıklı güvene dayalı bir iş birliğinin geliştirilmesi hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın ve geniş coğrafyamızın menfaatinedir.
Ülkemiz, bu anlayış ve vizyonla çalışmalarını kararlılıkla sürdürmekte ve AB’den de aynı stratejik iradeyi ve yapıcı yaklaşımı göstermesini beklemektedir."