Türk tarihinde demokrasiye yönelik darbelerin yapılması, hükümetlerin anti demokratik yöntemlerle iktidardan uzaklaştırılması olaylarını sık yaşıyoruz. 12 Mart 1971 tarihi de aynen böyle bir tarih.
Aslında 12 Mart tarihi Türkiye için, bağımsızlık mücadelesi için, milli egemenlik hakları için, kısaca ülkemizin milli ve manevi değerlerinin temsil ettiği İstiklal Marşı için önemli bir tarihtir.
Ülkemiz, işgal edilmiş, vatan topraklarımız paylaşılmaya başlanmış, milli mücadele devam ederken, milli birlik ve beraberlik adına, İstiklal Marşımızın kabul edildiği bir unutulmaz tarihtir 12 mart.
Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921′de Birinci TBMM tarafından 'İstiklâl Marşı' olarak kabul edilmiştir. 1921 yılında yapılan yarışmaya 724 eser katılmış ama Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı eser, 12 Mart 1921′de TBMM'de İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir.
Mehmet Akif Ersoy, 1921 yılında açılan milli marş yarışmasına, “para ödülü almamak” koşuluyla katılmayı kabul etti ve orduya ithaf ettiği şiiri, 12 Mart 1921 günü milli marş olarak kabul edildi. Ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü’l-Mesâi Vakfına (İş Evi) bağışladı.
Kurtuluş Savaşının amacını ve ruhunu, Milletin bağımsızlık istek ve azmini dile getiren İstiklal Marşının kabul edildiği tarih olan 12 Mart günü; 04.05.2007 tarih ve 5649 sayılı Kanunla ” İstiklal Marşının Kabul Edildiği Günü ve Mehmet Akif Ersoy’ u Anma Günü” olarak kabul edilmiştir.
12 Mart tarihi, Türkiye için İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy'u Anma Günü olmasıyla büyük önem taşır; bu tarihte, 12 Mart 1921'de, Türk milletinin bağımsızlık ve milli mücadelesini ölümsüzleştiren marş. Bu özel gün, milli birlik ve beraberliğin sembolü olan marşın anlamını ve önemini vurgulamak, aynı zamanda milli şairi anmak için her yıl kutlanır.
Ama, 12 Mart tarihi, ülkemizin unutmak istediği ve bir daha yaşanmaması için dualar ettiğimiz darbelerinde yaşandığı bir tarih.
12 Mart 1971 günü Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanı generaller, emir-komuta zinciri içerisinde- kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak görevini dayanak göstererek, Cumhurbaşkanı, Senato ve Meclis Başkanlığı'na muhtıra vermiştir.
Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a muhtıra veren askerlerin, Süleyman Demirel’in başbakanlığındaki 32. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini istifaya zorladığı askerî müdahale olarak tarih sayfalarında yazılı.
Muhtıra, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Güler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur imzasıyla verilmiş.
Ordunun ülkedeki terörü durduramamakla suçladığı hükûmet, bu muhtıra sonrası istifa etti. Başbakan olması için üzerinde uzlaşılan Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli milletvekili Nihat Erim partisinden istifa edip "tarafsız bir başbakan" olarak 26 Mart 1971'de 33. hükümeti kurdu.
Dönemin askeri darbesiyle başbakanlık koltuğunu oturtulan Prof. Dr. Nihat Erim kimdir?
Asıl ismi İsmail Nihat Erim ( Doğum 30 Kasım 1912 – Vefat 19 Temmuz 1980) Türk siyasetçi ve hukukçuydu. 1971 Türk askeri muhtırasından sonra yaklaşık 14 ay boyunca Türkiye'nin 13. başbakanı olarak görev yaptı.
Nihat Erim hükümeti, ülkemizdeki birlik ve beraberlik sağlanması hizmetlerinden ziyade daha çok eski başbakanlarımızdan Adnan Menderes ve bakan arkadaşlarının idamından sonra hazırlanan 1961 Anayasası maddelerinin değiştirilmeye başlanılmasıyla siyaset tarihine ismini yazdırdı.
Ülkemizin saygın hukukçuları arasında bulunan Nihat Erim’in vefatı ise askeri muhtıra ile terörü önlemek amaçlı göreve getirilmesine rağmen terör saldırısı üzerine gerçekleşti.
19 Temmuz 1980 yılında İstanbul'da Dragos Deniz Kulübü önünde, otomobilden indiği sırada yasadışı terör örgütü Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi tarafından açılan çapraz ateşle suikaste uğradı. Olay anında yaralanan eski başbakan, hastanede yaşamını yitirdi.
Evet. 12 Mart tarihi, Türkiye’nin birlik ve beraberlik sembolü İstiklal Marşımızın kabul edilmesi nedeniyle milli bir gündür. Fakat, 12 Mart 1971 tarihinde yapılan darba nedeniyle de demokrasi adına yaşanılan kara günlerden bir tanesini oluşturmaktadır.
Darbe günlerini bir daha yaşamamak üzere, ülkemizin birlik beraberlik ve huzur içinde yaşamasını arzu ediyoruz. Çünkü, Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşımız “Korkma” diye başlıyor.
Şimdi istiklal marşımızın ilk iki kıtasını sizlerle paylaşıyorum.
Ne Mutlu Türküm Diyene
İstiklal Marşı
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
12 Mart ve İstiklal
Türk tarihinde demokrasiye yönelik darbelerin yapılması, hükümetlerin anti demokratik yöntemlerle iktidardan uzaklaştırılması olaylarını sık yaşıyoruz. 12 Mart 1971 tarihi de aynen böyle bir tarih.
Aslında 12 Mart tarihi Türkiye için, bağımsızlık mücadelesi için, milli egemenlik hakları için, kısaca ülkemizin milli ve manevi değerlerinin temsil ettiği İstiklal Marşı için önemli bir tarihtir.
Ülkemiz, işgal edilmiş, vatan topraklarımız paylaşılmaya başlanmış, milli mücadele devam ederken, milli birlik ve beraberlik adına, İstiklal Marşımızın kabul edildiği bir unutulmaz tarihtir 12 mart.
Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921′de Birinci TBMM tarafından 'İstiklâl Marşı' olarak kabul edilmiştir. 1921 yılında yapılan yarışmaya 724 eser katılmış ama Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı eser, 12 Mart 1921′de TBMM'de İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir.
Mehmet Akif Ersoy, 1921 yılında açılan milli marş yarışmasına, “para ödülü almamak” koşuluyla katılmayı kabul etti ve orduya ithaf ettiği şiiri, 12 Mart 1921 günü milli marş olarak kabul edildi. Ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü’l-Mesâi Vakfına (İş Evi) bağışladı.
Kurtuluş Savaşının amacını ve ruhunu, Milletin bağımsızlık istek ve azmini dile getiren İstiklal Marşının kabul edildiği tarih olan 12 Mart günü; 04.05.2007 tarih ve 5649 sayılı Kanunla ” İstiklal Marşının Kabul Edildiği Günü ve Mehmet Akif Ersoy’ u Anma Günü” olarak kabul edilmiştir.
12 Mart tarihi, Türkiye için İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy'u Anma Günü olmasıyla büyük önem taşır; bu tarihte, 12 Mart 1921'de, Türk milletinin bağımsızlık ve milli mücadelesini ölümsüzleştiren marş. Bu özel gün, milli birlik ve beraberliğin sembolü olan marşın anlamını ve önemini vurgulamak, aynı zamanda milli şairi anmak için her yıl kutlanır.
Ama, 12 Mart tarihi, ülkemizin unutmak istediği ve bir daha yaşanmaması için dualar ettiğimiz darbelerinde yaşandığı bir tarih.
12 Mart 1971 günü Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanı generaller, emir-komuta zinciri içerisinde- kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak görevini dayanak göstererek, Cumhurbaşkanı, Senato ve Meclis Başkanlığı'na muhtıra vermiştir.
Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a muhtıra veren askerlerin, Süleyman Demirel’in başbakanlığındaki 32. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini istifaya zorladığı askerî müdahale olarak tarih sayfalarında yazılı.
Muhtıra, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Güler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur imzasıyla verilmiş.
Ordunun ülkedeki terörü durduramamakla suçladığı hükûmet, bu muhtıra sonrası istifa etti. Başbakan olması için üzerinde uzlaşılan Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli milletvekili Nihat Erim partisinden istifa edip "tarafsız bir başbakan" olarak 26 Mart 1971'de 33. hükümeti kurdu.
Dönemin askeri darbesiyle başbakanlık koltuğunu oturtulan Prof. Dr. Nihat Erim kimdir?
Asıl ismi İsmail Nihat Erim ( Doğum 30 Kasım 1912 – Vefat 19 Temmuz 1980) Türk siyasetçi ve hukukçuydu. 1971 Türk askeri muhtırasından sonra yaklaşık 14 ay boyunca Türkiye'nin 13. başbakanı olarak görev yaptı.
Nihat Erim hükümeti, ülkemizdeki birlik ve beraberlik sağlanması hizmetlerinden ziyade daha çok eski başbakanlarımızdan Adnan Menderes ve bakan arkadaşlarının idamından sonra hazırlanan 1961 Anayasası maddelerinin değiştirilmeye başlanılmasıyla siyaset tarihine ismini yazdırdı.
Ülkemizin saygın hukukçuları arasında bulunan Nihat Erim’in vefatı ise askeri muhtıra ile terörü önlemek amaçlı göreve getirilmesine rağmen terör saldırısı üzerine gerçekleşti.
19 Temmuz 1980 yılında İstanbul'da Dragos Deniz Kulübü önünde, otomobilden indiği sırada yasadışı terör örgütü Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi tarafından açılan çapraz ateşle suikaste uğradı. Olay anında yaralanan eski başbakan, hastanede yaşamını yitirdi.
Evet. 12 Mart tarihi, Türkiye’nin birlik ve beraberlik sembolü İstiklal Marşımızın kabul edilmesi nedeniyle milli bir gündür. Fakat, 12 Mart 1971 tarihinde yapılan darba nedeniyle de demokrasi adına yaşanılan kara günlerden bir tanesini oluşturmaktadır.
Darbe günlerini bir daha yaşamamak üzere, ülkemizin birlik beraberlik ve huzur içinde yaşamasını arzu ediyoruz. Çünkü, Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşımız “Korkma” diye başlıyor.
Şimdi istiklal marşımızın ilk iki kıtasını sizlerle paylaşıyorum.
Ne Mutlu Türküm Diyene
İstiklal Marşı
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.