Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Sürünmeye Devam

Yazının Giriş Tarihi: 12.02.2024 00:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.02.2024 17:02

Üç kişi giyotinle idama mahkûm olur.

Bunlardan biri papaz,

Biri hâkim,

Biri de fizikçi...

İdam sehpasına ilk papaz çıkarılır. 

Başını giyotinin altına yerleştirir ve sorarlar:

– Son sözün nedir?

Der ki:

– Ben Allah’a inanıyorum, 

O beni kurtaracaktır. Allah... Allah... Allah...

Giyotini indirdiklerinde boynuna birkaç santim kala giyotin durur.

Halk şaşırır ve hep bir ağızdan bağırır.

– Onu serbest bırakın.

Allah sözünü söylemiş ve onu korumuştur.

Böylece papaz idam edilmekten kurtulur...

-Sıra hâkime gelir, ona da sorarlar:

– Söylemek istediğin en son söz nedir?

Der ki:

– Ben papaz gibi Allah’a inanmıyorum. 

Ama adalete güveniyorum. Adalet...Adalet... Adalet...

Giyotini indirirler, giyotin hâkimin de boynuna birkaç santim kala durur...

Bunun üzerine insanlar yine şaşkın bir şekilde bağırırlar.

– Adalet sözünü söyledi, onu serbest bırakın.

Böylece hâkim de boynunun kesilmesinden kurtulur...

-Sıra fizikçiye gelir.

Ona da

– Son sözünü söyle derler

Der ki:

– Ben ne Allah’a inanan bir papazım,

ne de adalete güvenen bir hâkim.

Bildiğim tek şey şudur:

Giyotinin ipinde bir düğüm var ve o düğüm giyotinin tam inmesine engel oluyor.

Görevliler giyotini kontrol edince gerçekten de bir düğüm olduğunu görürler.

Düğümü açıp tekrar bırakırlar, böylece fizikçinin başı bedeninden kopar.

Toplumdaki

"düğümler"

ve sorunlara işaret edip gerçekleri söylemenin acı sonuçları olabilir!..

"Gerçeği söylemeye cesareti olanlar,

Bedel ödemeyi göze almalıdır."

Hikâye böyle biter çıkan sonuç 

"Her doğru her yerde söylenmez" olmalıdır.

Fizikçi, Papazı ve hâkimi kurtaran hatadan kendisi de yararlanıp, sonrasında insanlık adına daha faydalı işler yapma şansına erişebilirdi. Bunu yapmak yerine doğrucu olmayı tercih etmesi zamanlama ve şekil adına yanlıştı.

Ülkemizde yıllardır fizikçinin söylediği gibi birçok hata söyleniyor, üstelik belgeleriyle, fakat sorunları gideren yok, sorunların üstüne giden yok, çözüm arayan da yok. Bir boş vermişlik alıp başını gitmiş.

Kullanımda olan en büyük paramız 200 lira, 200 liranın alim gücü birkaç yıl öncesinin 20 lirasına düşmüş durumda. 

Lokantalar, kahvehaneler, kafeler başıbozuk bir fiyat tarifesinin girdabına düşmüşler, vatandaş bilmediği bir yerde yemek, yemeye veya bir şeyler içmeye korkar duruma gelmiş.

Sosyal medya da paylaşılan hesap fişleri ve adisyonları görünce insanın evinden çıkası gelmiyor.

Levent Gültekin izledim kısa bir video da şöyle demişti " akademisyen bir arkadaşımla bir müddet oturup 6 cam bardakta çay içtik, hesap 450 lira geldi.!" Diyerek tepkisini koyuyor. Bu hesaba göre bir bardak çay 75 lira. Mekân sahibine bu fiyatın hesabını soracak bir güç yokmuş bu ülkede. Bir bardak çayın maliyeti nedir? Ekstra ne yapıyorsun da 75 lira yazıyorsun? 

Benzeri fiyatlar yemekler içinde geçerli, uçuk fiyatlar alıp başını gitmiş.

Fiyat kazıkları böyle devam ederse vatandaş başka bir şehre gidip gelmesi durumunda evde yapılan yemekleri sefer tasına koyup gidecek, çantasına termosa doldurduğu çayı da dahil edebilir elbette.

Hikâyeye dönersek papaz ve hâkim inandıkları değerleri ölme pahasına savundular ama şansa ama Allah tarafından kurtarıldılar. Bizim durumumuz ise fizikçiye benziyor,  olmadık zaman da değil, hatayı olduğunda da söylüyoruz ama hatayı gideren yok. Fizikçi gibi hatayı söyleyip ölerek kurtulamıyoruz. Kısaca Hataları söyleyip,

SÜRÜNMEYE DEVAM.!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.