Sunam" türküsü, Fahri Bey ile eşi Suna Hanım’ın trajik sonunu anlatan, yüzyıllardır dilden dile ulaşan bir hikayedir.
Türkü, Fahri Bey’in eşinin intiharının ardından yazdığı bir ağıttır.
Hikaye:
Suna, Fahri Kayhan adlı bir adamın eşidir.
Fahri Bey, eşi Suna’yı çok sever ve bunu her fırsatta dile getirir.
Suna da Fahri Bey’i derinden sevmektedir.
Aralarındaki sevda, çevrede dillere destan olmuştur.
Bir gün, kadınlar arasında hamama gitme geleneği vardır. Kadınlar, belirlenen günlerde birlikte hamama giderler.
Bu günlerden birinde, Suna ve arkadaşları hamama gitmişlerdir. Hamamda, Suna’nın sırtındaki, kimsenin bilmediği bir beni fark eden Neriman Hanım, bu durumu eve döndüğünde kocasına anlatır. Neriman Hanım’ın bu davranışı, olayları başlatan kıvılcımı ateşler.
Aradan birkaç gün geçtikten sonra, Fahri Bey, evinin yakınındaki bir kahvehanede Mustafa Bey ile karşılaşır.
Mustafa Bey, Fahri Bey’e, "Sen benimle kavga edeceğine, karına sahip çık, ben senin karının sırtındaki beni bile bilirim," diyerek ona Suna’nın sırtındaki benin detaylarını anlatır.
Fahri Bey bu durumu duyunca, neye uğradığını şaşırır ve Suna’nın ona ihanet ettiğini düşünmeye başlar.
Fahri Bey, eve döndüğünde Suna’ya her şeyi anlatır ve ikisi arasında uzun bir konuşma geçer. Suna Hanım, Fahri Bey’in kendisinden şüphe duymasına rağmen, ona ihanet etmediğini açıklar.
Ancak, Fahri Bey’in kafasındaki şüpheler bir türlü dinmez. Zamanla Suna’ya karşı tutumu değişir ve daha soğuk bir davranış sergilemeye başlar.
Bir akşam, Fahri Bey bir tartışma sonrası evden çıkar ve sabah geri döner.
Eve girdiğinde, Suna Hanım’ın kendini astığını görür.
Suna, üzerine bir mektup bırakarak yaşamına son vermiştir. Mektubunda, "Kusura bakmayın Beyim.
Şüphelerinizin nedenini uzun zamandır biliyordum.
Adımı temize çıkarmanın başka bir yolunu bulamadım.
Şunu unutma, ben seni asla aldatmadım," yazmıştır.
Fahri Bey, Suna Hanım’ın cansız bedenini ipten çözer.
O an, derin bir acı ve ıstırap içinde, Suna’nın başucunda "Sunam" türküsünü yakar.
Bu türküyü söylerken, içindeki acı, aşk ve pişmanlık kelimelere dökülür.
"Sunam" türküsü, gerçek bir olaydan esinlendiği için oldukça duygusaldırki hepimiz dinlerken duygulanırız.
Bu olaydan ne anladık insanlar sevdiklerine güvenmeli,ve güven vermelidir.
Hayatımızda böyle dikenli çalılar hep var ve maalesef varolacak.
Bugünlükte böyle olsun.
Tekrar görüşünceye dek,
Sevgiyle kalın.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hülya AYTEKİN
Uyan, sunam, ...Türküsünün hikayesi
Sunam" türküsü, Fahri Bey ile eşi Suna Hanım’ın trajik sonunu anlatan, yüzyıllardır dilden dile ulaşan bir hikayedir.
Türkü, Fahri Bey’in eşinin intiharının ardından yazdığı bir ağıttır.
Hikaye:
Suna, Fahri Kayhan adlı bir adamın eşidir.
Fahri Bey, eşi Suna’yı çok sever ve bunu her fırsatta dile getirir.
Suna da Fahri Bey’i derinden sevmektedir.
Aralarındaki sevda, çevrede dillere destan olmuştur.
Bir gün, kadınlar arasında hamama gitme geleneği vardır. Kadınlar, belirlenen günlerde birlikte hamama giderler.
Bu günlerden birinde, Suna ve arkadaşları hamama gitmişlerdir. Hamamda, Suna’nın sırtındaki, kimsenin bilmediği bir beni fark eden Neriman Hanım, bu durumu eve döndüğünde kocasına anlatır. Neriman Hanım’ın bu davranışı, olayları başlatan kıvılcımı ateşler.
Aradan birkaç gün geçtikten sonra, Fahri Bey, evinin yakınındaki bir kahvehanede Mustafa Bey ile karşılaşır.
Mustafa Bey, Fahri Bey’e, "Sen benimle kavga edeceğine, karına sahip çık, ben senin karının sırtındaki beni bile bilirim," diyerek ona Suna’nın sırtındaki benin detaylarını anlatır.
Fahri Bey bu durumu duyunca, neye uğradığını şaşırır ve Suna’nın ona ihanet ettiğini düşünmeye başlar.
Fahri Bey, eve döndüğünde Suna’ya her şeyi anlatır ve ikisi arasında uzun bir konuşma geçer. Suna Hanım, Fahri Bey’in kendisinden şüphe duymasına rağmen, ona ihanet etmediğini açıklar.
Ancak, Fahri Bey’in kafasındaki şüpheler bir türlü dinmez. Zamanla Suna’ya karşı tutumu değişir ve daha soğuk bir davranış sergilemeye başlar.
Bir akşam, Fahri Bey bir tartışma sonrası evden çıkar ve sabah geri döner.
Eve girdiğinde, Suna Hanım’ın kendini astığını görür.
Suna, üzerine bir mektup bırakarak yaşamına son vermiştir. Mektubunda, "Kusura bakmayın Beyim.
Şüphelerinizin nedenini uzun zamandır biliyordum.
Adımı temize çıkarmanın başka bir yolunu bulamadım.
Şunu unutma, ben seni asla aldatmadım," yazmıştır.
Fahri Bey, Suna Hanım’ın cansız bedenini ipten çözer.
O an, derin bir acı ve ıstırap içinde, Suna’nın başucunda "Sunam" türküsünü yakar.
Bu türküyü söylerken, içindeki acı, aşk ve pişmanlık kelimelere dökülür.
"Sunam" türküsü, gerçek bir olaydan esinlendiği için oldukça duygusaldırki hepimiz dinlerken duygulanırız.
Bu olaydan ne anladık insanlar sevdiklerine güvenmeli,ve güven vermelidir.
Hayatımızda böyle dikenli çalılar hep var ve maalesef varolacak.
Bugünlükte böyle olsun.
Tekrar görüşünceye dek,
Sevgiyle kalın.