Mahalle yansa, “Benim oğlum kibrit bile çakmaz” der.
Anne kapıyı açar.
Kollar açık.
Gözler kapalı.
Gerçekten kapalı.
Oğlunun nasıl biri olduğunu görmemek için kapalı.
Kırdığı kalpleri duymamak için kapalı.
“Acaba ben mi böyle yetiştirdim?” sorusunu hiç sormamak için kapalı.
O da başlar anlatmaya:
Yine kimi ters köşe yaptığını,
kime nasıl laf soktuğunu,
hangi ilişkiyi nasıl dağıttığını…
Ama anne için bunlar problem değildir.
“Erkektir yapar.”
“Gençliktir olur.”
“Millet de çok alıngan.”
“Benim oğlumun kalbi temiz.”
Birini incitmişse, kesin karşı taraf hak etmiştir.
Birini küçük düşürmüşse, “O da haddini bilseydi.”
Bir hayatı darmadağın etmişse, “Onlar da az değilmiş.”
Ve oğul kendini güçlü hisseder.
Çünkü o evde hesap sorulmaz.
Sınır çizilmez.
“Ayıp” kelimesi sadece başkaları içindir.
Anne gururla bakar.
O gurur sevgiden mi, yoksa gerçeği kabullenememe korkusundan mı…
Orası biraz karışıktır.
Evde dokunulmazlık vardır.
Bahanelerden yapılmış bir koltuk,
suçların üstünü örten bir battaniye,
ve her gelişinde başına takılan görünmez bir taç vardır.
Bir narsist gökten düşmez.
Öyle kendiliğinden büyümez.
Her hatası “Benim oğluşum yapmaz” diye yumuşatılan evlerde,
her yanlışı “Boşver, olur öyle” diye cilalanan sofralarda,
her sorumluluk “Sen yorulma yavrum” diye üstünden alınan çocukluklarda şekillenir.
Öyle çok korunur ki…
Bir gün kimseyi umursamayan birine dönüşür.
ironik olan şudur:
Bir gün en çok kıracağı kişi,
onu en çok savunan olur.
Alıntı
Son yaşanan olaylara baktığımızda bu paylaşımın ne kadarda anlamlı olduğunu görür.
Yine kıssadan bir hisse.
İnşallah üzerine alınması gerekenler alır, buradan kendilerine pay çıkarır.
Tekrar görüşünceye dek,
Sevgiyle kalın.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hülya AYTEKİN
Ne yaparsa yapsın, annesi arkasında
Mahalle yansa, “Benim oğlum kibrit bile çakmaz” der.
Anne kapıyı açar.
Kollar açık.
Gözler kapalı.
Gerçekten kapalı.
Oğlunun nasıl biri olduğunu görmemek için kapalı.
Kırdığı kalpleri duymamak için kapalı.
“Acaba ben mi böyle yetiştirdim?” sorusunu hiç sormamak için kapalı.
O da başlar anlatmaya:
Yine kimi ters köşe yaptığını,
kime nasıl laf soktuğunu,
hangi ilişkiyi nasıl dağıttığını…
Ama anne için bunlar problem değildir.
“Erkektir yapar.”
“Gençliktir olur.”
“Millet de çok alıngan.”
“Benim oğlumun kalbi temiz.”
Birini incitmişse, kesin karşı taraf hak etmiştir.
Birini küçük düşürmüşse, “O da haddini bilseydi.”
Bir hayatı darmadağın etmişse, “Onlar da az değilmiş.”
Ve oğul kendini güçlü hisseder.
Çünkü o evde hesap sorulmaz.
Sınır çizilmez.
“Ayıp” kelimesi sadece başkaları içindir.
Anne gururla bakar.
O gurur sevgiden mi, yoksa gerçeği kabullenememe korkusundan mı…
Orası biraz karışıktır.
Evde dokunulmazlık vardır.
Bahanelerden yapılmış bir koltuk,
suçların üstünü örten bir battaniye,
ve her gelişinde başına takılan görünmez bir taç vardır.
Bir narsist gökten düşmez.
Öyle kendiliğinden büyümez.
Her hatası “Benim oğluşum yapmaz” diye yumuşatılan evlerde,
her yanlışı “Boşver, olur öyle” diye cilalanan sofralarda,
her sorumluluk “Sen yorulma yavrum” diye üstünden alınan çocukluklarda şekillenir.
Öyle çok korunur ki…
Bir gün kimseyi umursamayan birine dönüşür.
ironik olan şudur:
Bir gün en çok kıracağı kişi,
onu en çok savunan olur.
Alıntı
Son yaşanan olaylara baktığımızda bu paylaşımın ne kadarda anlamlı olduğunu görür.
Yine kıssadan bir hisse.
İnşallah üzerine alınması gerekenler alır, buradan kendilerine pay çıkarır.
Tekrar görüşünceye dek,
Sevgiyle kalın.