Yanıldığını kabul etmemek için değiştirilen konular.
Yüzleşmemek için kurulan kalabalıklar.
Sevilmediğini bilip “umurumda değil” rolü yapanlar.
Yalnızlıktan korkup “özgürüm” diyenler.
Bağımlı olduğu halde “ben kimseye muhtaç değilim” diye haykıranlar.
Çoğumuz bir karakter değil, bir savunma mekanizmasıyız.
Biraz daha güçsüzlüğümüzü saklamak için kibirliyiz.
Biraz daha eksikliğimizi örtmek için eleştireliz.
Biraz daha korktuğumuz için saldırganız.
Biraz daha yetersiz hissettiğimiz için küçümsüyoruz.
Ama en tehlikelisi şu.
Kendimizi kandıracak kadar zekiyiz.
Gerçek olmayan hayatlar yaşıyoruz çünkü.
Haz peşindeyiz.
Derinlik yoruyor bizi.
Anlık tatmin, uzun vadeli onurdan daha cazip geliyor.
Gerçek bir karakter inşa etmek zor.
Çünkü karakter; yalnız kalmayı göze almayı gerektirir.
Yanlış yaptım demeyi gerektirir.
Özür dilemeyi gerektirir.
Değişmeyi gerektirir.
Oysa biz değişmek yerine savunmayı seçiyoruz.
Ya güçsüzüz ve itiraf edemiyoruz.
Ya kırıldık ve iyileşmek istemiyoruz.
Ya duygusal sorunlarımız var ve üstünü başarıyla kapatıyoruz.
Ya da daha kötüsü.
Bize bir şey söylendiğinde bile tahammül edemiyoruz.
Biri aynayı tuttuğunda sinirleniyoruz.
Çünkü sorun yüzümüzde değilmiş gibi davranmak daha kolay.
Gerçek olmayan hayatlar yaşıyoruz.
Başkasının gözünde güçlü görünmek için kendi gözümüzde zayıflıyoruz.
Sevilmek için rol yapıyor, rol yaptığımız için sevilmiyoruz.
Onay almak için kendimizden vazgeçiyor, vazgeçtiğimiz için içten içe çürüyoruz.
Sonra şunu söylüyoruz.
“Hayat çok sahte.”
Hayır.
Hayat sahte değil.
Biz sahteyiz.
Gerçek olma cesaretini göstermeden öleceğiz.
Bir karakter inşa etmeden, sadece bir imaj sürdürerek.
Bir ruh büyütmeden, sadece bir profil yöneterek.
Oysa gerçek olmak çok sade bir şeydi.
Kıskandığında “kıskandım” diyebilmek.
Korktuğunda “korkuyorum” diyebilmek.
Sevdiğinde “seviyorum” diyebilmek.
Yanıldığında susmak yerine kabul edebilmek.
Gerçek olmak devrimdir.
Çünkü bu çağda herkes rol keserken, rol yapmamayı seçmek başkaldırıdır.
Sahte bir hayatı başarıyla sürdürmek mi istiyoruz,
yoksa gerçek bir hayatı risk alarak yaşamak mı?
Çoğumuz cevabı biliyoruz.
Ama cesareti bilmiyoruz.
İşte bütün mesele bu.
Alıntı.
Tekrar görüşünceye dek,
Sevgiyle kalın.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hülya AYTEKİN
Gerçek olmayan hayatlar
Çoğumuz gerçek olmayan hayatlar yaşıyoruz.
Sahte kahkahalar.
Ezbere mutluluk cümleleri.
Filtreli cesaretler.
Aptalca inatlaşmalar.
Manasız tartışmalar.
Bitmeyen kıskançlık krizleri.
Sürtüşmeler.
Galip gelme çabaları.
Haklı çıkma takıntısı.
Bilgisizliğini örtmek için yükselen sesler.
Yanıldığını kabul etmemek için değiştirilen konular.
Yüzleşmemek için kurulan kalabalıklar.
Sevilmediğini bilip “umurumda değil” rolü yapanlar.
Yalnızlıktan korkup “özgürüm” diyenler.
Bağımlı olduğu halde “ben kimseye muhtaç değilim” diye haykıranlar.
Çoğumuz bir karakter değil, bir savunma mekanizmasıyız.
Biraz daha güçsüzlüğümüzü saklamak için kibirliyiz.
Biraz daha eksikliğimizi örtmek için eleştireliz.
Biraz daha korktuğumuz için saldırganız.
Biraz daha yetersiz hissettiğimiz için küçümsüyoruz.
Ama en tehlikelisi şu.
Kendimizi kandıracak kadar zekiyiz.
Gerçek olmayan hayatlar yaşıyoruz çünkü.
Haz peşindeyiz.
Derinlik yoruyor bizi.
Anlık tatmin, uzun vadeli onurdan daha cazip geliyor.
Gerçek bir karakter inşa etmek zor.
Çünkü karakter; yalnız kalmayı göze almayı gerektirir.
Yanlış yaptım demeyi gerektirir.
Özür dilemeyi gerektirir.
Değişmeyi gerektirir.
Oysa biz değişmek yerine savunmayı seçiyoruz.
Ya güçsüzüz ve itiraf edemiyoruz.
Ya kırıldık ve iyileşmek istemiyoruz.
Ya duygusal sorunlarımız var ve üstünü başarıyla kapatıyoruz.
Ya da daha kötüsü.
Bize bir şey söylendiğinde bile tahammül edemiyoruz.
Biri aynayı tuttuğunda sinirleniyoruz.
Çünkü sorun yüzümüzde değilmiş gibi davranmak daha kolay.
Gerçek olmayan hayatlar yaşıyoruz.
Başkasının gözünde güçlü görünmek için kendi gözümüzde zayıflıyoruz.
Sevilmek için rol yapıyor, rol yaptığımız için sevilmiyoruz.
Onay almak için kendimizden vazgeçiyor, vazgeçtiğimiz için içten içe çürüyoruz.
Sonra şunu söylüyoruz.
“Hayat çok sahte.”
Hayır.
Hayat sahte değil.
Biz sahteyiz.
Gerçek olma cesaretini göstermeden öleceğiz.
Bir karakter inşa etmeden, sadece bir imaj sürdürerek.
Bir ruh büyütmeden, sadece bir profil yöneterek.
Oysa gerçek olmak çok sade bir şeydi.
Kıskandığında “kıskandım” diyebilmek.
Korktuğunda “korkuyorum” diyebilmek.
Sevdiğinde “seviyorum” diyebilmek.
Yanıldığında susmak yerine kabul edebilmek.
Gerçek olmak devrimdir.
Çünkü bu çağda herkes rol keserken, rol yapmamayı seçmek başkaldırıdır.
Sahte bir hayatı başarıyla sürdürmek mi istiyoruz,
yoksa gerçek bir hayatı risk alarak yaşamak mı?
Çoğumuz cevabı biliyoruz.
Ama cesareti bilmiyoruz.
İşte bütün mesele bu.
Alıntı.
Tekrar görüşünceye dek,
Sevgiyle kalın.