Bir dönem, sosyal sorumluluk projeleri kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda patent farkındalık seminerleri düzenledik. Önce öğretmenlerle, ardından öğrencilerle buluştuk. Türkiye’nin farklı illerinde binlerce öğretmenle bir araya geldik. Fikir alışverişi yaptık. Sorular aldık. Ön yargılarla da karşılaştık.
Seminerlerden birinde bir hanım öğretmen söz aldı. Biraz da kızgındı. “Benim bu seminerde ne işim var? Müdür Bey katılmam için gönderdi. Ama bu böyle olmaz ki…” dedi. Sitemkâr bir tavrı vardı.
Kendisine branşını sordum. Müzik öğretmeni olduğunu söyledi. “Enstrüman çalıyor musunuz?” dedim. Gitar çaldığını ifade etti. Bunun üzerine Türk Patent ve Marka Kurumu’nun veri tabanında gitarlarla ilgili kısa bir araştırma yaptık. Onlarca patent başvurusu çıktı. İçlerinden biri özellikle dikkat çekiciydi. Gitar üzerinde yapılacak özel bir ayarlama ile farklı kültürlerin müzik tonlarını verebilen bir sistem tarif ediliyordu. Ortadoğu, Uzak Doğu ve Orta Asya ezgilerine uyum sağlayan teknik bir çözüm sunulmuştu.
O an şunu söyledim: “Patent yalnızca sanayi makineleriyle ilgili değildir. Patentler, bir probleme getirilen yeni teknik çözümlerdir” Üzerimizdeki kıyafetten elimizdeki telefona, gözümüzdeki gözlükten mutfakta kullandığımız araçlara kadar pek çok ürün bir patentin sonucudur. Mesele üretim değil, problem çözmektir. Alan fark etmez. Müzikte, futbolda, perakendecilikte buna dahildir.
Öğretmenimizin yüz ifadesi değişti. Kızgınlık yerini meraka bıraktı. Seminerin sonuna kadar dikkatle dinledi. Sorular sordu. Katkı sundu.
Ancak o gün ben de düşündüm. Bir öğretmenin patent kavramına bu kadar uzak olması beni üzdü. Daha yapılacak çok işimiz olduğunu fark ettim. 2000’li yılların başında mesleğe yeni başladığımızda “patent” ile “paten” kavramları karıştırılıyordu. O günlerden bugünlere önemli bir mesafe kat edildi. Farkındalık arttı. Başvuru sayıları yükseldi.
Yine de yeterli değil. Özellikle öğretmenlerimizin patentin ne olduğunu ve ne olmadığını çok iyi bilmesi gerekiyor. Çünkü gelecek nesilleri onlar yetiştiriyor. Eğer öğretmen farkındaysa, öğrenci üretkendir. Eğer öğretmen bilinçliyse, toplum yenilikçidir.
Patent bir teknik metindir. Ama aynı zamanda bir kültür meselesidir. Bu kültürü birlikte inşa etmek zorundayız.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hakan ÖZCAN
Patent sadece sanayi meselesi değildir
Bir dönem, sosyal sorumluluk projeleri kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda patent farkındalık seminerleri düzenledik. Önce öğretmenlerle, ardından öğrencilerle buluştuk. Türkiye’nin farklı illerinde binlerce öğretmenle bir araya geldik. Fikir alışverişi yaptık. Sorular aldık. Ön yargılarla da karşılaştık.
Seminerlerden birinde bir hanım öğretmen söz aldı. Biraz da kızgındı. “Benim bu seminerde ne işim var? Müdür Bey katılmam için gönderdi. Ama bu böyle olmaz ki…” dedi. Sitemkâr bir tavrı vardı.
Kendisine branşını sordum. Müzik öğretmeni olduğunu söyledi. “Enstrüman çalıyor musunuz?” dedim. Gitar çaldığını ifade etti. Bunun üzerine Türk Patent ve Marka Kurumu’nun veri tabanında gitarlarla ilgili kısa bir araştırma yaptık. Onlarca patent başvurusu çıktı. İçlerinden biri özellikle dikkat çekiciydi. Gitar üzerinde yapılacak özel bir ayarlama ile farklı kültürlerin müzik tonlarını verebilen bir sistem tarif ediliyordu. Ortadoğu, Uzak Doğu ve Orta Asya ezgilerine uyum sağlayan teknik bir çözüm sunulmuştu.
O an şunu söyledim: “Patent yalnızca sanayi makineleriyle ilgili değildir. Patentler, bir probleme getirilen yeni teknik çözümlerdir” Üzerimizdeki kıyafetten elimizdeki telefona, gözümüzdeki gözlükten mutfakta kullandığımız araçlara kadar pek çok ürün bir patentin sonucudur. Mesele üretim değil, problem çözmektir. Alan fark etmez. Müzikte, futbolda, perakendecilikte buna dahildir.
Öğretmenimizin yüz ifadesi değişti. Kızgınlık yerini meraka bıraktı. Seminerin sonuna kadar dikkatle dinledi. Sorular sordu. Katkı sundu.
Ancak o gün ben de düşündüm. Bir öğretmenin patent kavramına bu kadar uzak olması beni üzdü. Daha yapılacak çok işimiz olduğunu fark ettim. 2000’li yılların başında mesleğe yeni başladığımızda “patent” ile “paten” kavramları karıştırılıyordu. O günlerden bugünlere önemli bir mesafe kat edildi. Farkındalık arttı. Başvuru sayıları yükseldi.
Yine de yeterli değil. Özellikle öğretmenlerimizin patentin ne olduğunu ve ne olmadığını çok iyi bilmesi gerekiyor. Çünkü gelecek nesilleri onlar yetiştiriyor. Eğer öğretmen farkındaysa, öğrenci üretkendir. Eğer öğretmen bilinçliyse, toplum yenilikçidir.
Patent bir teknik metindir. Ama aynı zamanda bir kültür meselesidir. Bu kültürü birlikte inşa etmek zorundayız.