Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Öğretme’nin Sessiz Gücü

Yazının Giriş Tarihi: 21.02.2026 15:54
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.02.2026 15:54

Bazı dersler vardır, başladığını kimse fark etmez. Tahtaya yazılmaz, tahta silinmez, zil çalmaz, hatta bazen konu başlığı bile olmaz. Ama bir şey olur, çocuk biraz daha büyür.

Öğretme her zaman anlatmak değildir. Bazen geri çekilmektir. Bazen cevabı hemen vermemektir. Bazen susarak düşünmeye alan açmaktır.

Sınıfta bir soru sorulur. Öğrencilerden biri yanlış cevap verir. O an iki yol vardır. Ya doğruyu hızla söylemek ya da o yanlışı incitmeden birlikte düşünmeye çevirmek. İşte öğretme’nin sessiz gücü, ikinci yolu seçebilme inceliğindedir.

Çünkü öğrenme çoğu zaman söylenen cümlede değil, kurulan atmosferdedir.

Bir öğretmen, sınıfa girdiğinde sadece ders anlatmaz; bir iklim oluşturur. O iklimde hata yapmak utanç mı, yoksa gelişim fırsatı mı? Soru sormak cesaret mi, yoksa risk mi? Fikir belirtmek saygısızlık mı, yoksa katkı mı? Çocuklar bu soruların cevabını yazılı metinlerden değil, yaşadıkları deneyimlerden öğrenir.

Sezdirme yoluyla öğretmek, öğrenciyi merkeze almaktır. Onun keşfetmesine izin vermektir. Bazen bir metni açıklamak yerine “Siz olsaydınız ne yapardınız?” diye sormaktır. Bazen bir problemi çözmek yerine “Başka bir yolu olabilir mi?” demektir. Çünkü insan, bulduğu şeyi sahiplenir; hazır verileni değil.

Gerçek öğretme, görünmez bir rehberliktir.

Bir öğrencinin başarısız olduğu bir anı düşünelim. Yüksek sesle eleştirmek yerine, göz hizasına inip sakin bir cümle kurmak… “Denemeye devam edelim.” Bu kısa cümle, bir çocuğun zihninde şu düşünceyi büyütebilir. “Yapabilirim.” İşte o inanç, anlatılmadan öğretilmiş bir derstir.

Adalet de böyledir. Sınıfta yaşanan küçük bir anlaşmazlıkta, taraf tutmadan dinlemek; karar verirken herkesin sözünü almak… Bunlar “adalet” konusunun işlendiği bir ders değildir belki. Ama çocuklar adaletin nasıl bir şey olduğunu tam o an sezerek öğrenirler.

Çünkü çocuklar, kelimelerin arkasındaki tutarlılığı okur.

Sezdirme yoluyla öğretme anlayışı, öğretmenin merkezde olduğu bir sahne değil; öğrencinin yürüdüğü bir yolculuktur. Öğretmen o yolculukta işaret taşları koyar, ama yolu öğrencinin kendisinin keşfetmesine izin verir. Bu sabır ister. Bu güven ister. Bu, kontrolü biraz bırakmayı gerektirir.

Aslında tam da bu yüzden kalıcıdır.

Bir gün o öğrenci, bir karar anında durup düşünür. Belki bilinçli olarak hatırlamaz ama bir yerlerde şunları bilir. Dinlemek gerekir. Acele hüküm vermemek gerekir. Çabalamak gerekir. İşte o an, yıllar önce sessizce verilmiş bir ders hayat bulur.

Öğretme’nin sessiz gücü; bağırmadan etki etmektir.

Gösterişsizce yön vermektir.

Anlatmadan hissettirmektir.

Eğitim sistemleri ölçülebilir başarıların peşinde koşarken, en kıymetli kazanımlar çoğu zaman ölçülemeyen kazanımlardır. Bir çocuğun özgüveni. Bir gencin adalet duygusu. Bir insanın merhameti.Bunlar tahtada yazılmaz.

Ama doğru bir ortamda büyür.

Ve belki öğretmen o büyümeyi hemen görmez. Fakat bir gün, bir öğrencinin sakin bir kararla, adil bir tavırla, cesur bir sözle hayata katıldığını gördüğünde anlar.

Bazı dersler anlatılmadı.Ama öğrenildi.

İşte öğretme’nin sessiz gücü tam olarak budur.

Sevgiyle kalın!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.