Günümüzün hızla değişen dünyasında, eğitim kavramı artık okul kapılarından çıkıp tüm bir yaşama yayılmış durumdadır. Öğrenme çeşitli eğitim öğretim kademelerinin tamamlanıp diplomaların alınmasıyla son bulmuyor çünkü bilgi durağan değil, sürekli yenileniyor dolayısıyla tamam öğrenme hayatim bitti, ben oldum dediğiniz yer gerilemeye başladığımız yerdir.
Eleştirilmeye, bilgiye, araştırmaya kapalı olan dogmatik bir yapı sizi bir yere ulaştırmaz.
Öğrenmenin başlangıcı, bir konuda yetkin olmadığınızı veya mevcut bilginizin eskimiş olabileceğini samimiyetle kabul etmektir.
Hayat diplomayı rafa kaldırdığımız an başlayan ve mezuniyetin hiç olmadığı bir okuldur. Öğrenme yaşam boyudevam eder. Bireylerin mesleki, kişisel ve sosyal gelişimlerini artırmak amacıyla tüm hayatları boyunca bilgi, beceri ve yeterlilik kazanma çabasını kapsayan sürekli bir süreçtir. Artık bir lise diploması veya üniversite derecesi, kariyerin ve kişisel gelişimin son durağı değil, sürekli kendini yenileme ve adaptasyon gerektiren bir yolculuğun sadece başlangıcıdır.
Bir öğretmen olarak, en çok dikkatimi çeken şey, bilginin güncelliğini ne kadar çabuk yitirdiği. Dün doğru olan bir pedagojik yöntem, bugün yeni bir teknolojiyle eskimiş olabiliyor. Sadece bizim mesleğimizde değil; iletisim meslekleri, yazılımcılar, sağlık alanındaki meslekler, mühendisler, esnaflar, çiftçiler… Herkes için geçerli. Eğer 5 yıl önceki bilgi birikiminizle ayakta kalmaya çalışıyorsanız, aslında gerileme dönemine girmişsiniz demektir.
Bu internet çağında biz eğitimciler olarak öğrencilere artık bilgi vermekten ziyade öğrencilerimizin nasıl öğreneceklerini daha çok öncelemeliyiz. Bireylere, kendi öğrenme yolculuğunu yönetme becerisikazandırmalıyız.
Günümüzde bilgi, kütüphane raflarından çıkıp tıpkı bir canlı organizma gibi sürekli nefes alan ve her an şekil değiştiren bir duruma geldi. İnternet çağında, bir şeyin "doğru" kabul edilme süresi çok kısaldı, dün öğrendiğimiz bir gerçek, bugün yeni verilerle eskimiş sayılabiliyor. Bu sürekli değişim, bizi pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp sürekli öğrenmeye ve kendini yenilemeye yöneltmelidir. Yani artık en akıllı kişi, en çok şeyi bilen değil, en hızlıöğrenen ve en çabuk yeni bilgiye adapte olandır. Bu akışa ayak uydurmak, hem bireysel gelişimimiz hem de dünyayı anlama biçimimiz için vazgeçilmez bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bilginin hızla eskidiği bir çağda, yaşam boyuöğrenmeartık bir lüks değil, bir zorunluluktur. Bireylerin hem kişisel hem de mesleki yaşamlarında dinamik kalabilmeleri, yeni fırsatları yakalayabilmeleri ve karşılaştıkları zorluklara yaratıcı çözümler üretebilmeleri, ancak sürekli bilgi edinme ve beceri geliştirme çabasıyla mümkündür. Unutmamalıyız ki, bir alandaki yetkinliğimiz ne olursa olsun, öğrenmeye açık ve esnek bir zihin yapısını korumak, sadece kariyer başarısını değil, aynı zamanda daha tatmin edici, uyumlu ve anlamlı bir yaşam sürmenin de temelini oluşturur. Dolayısıyla, öğrenme yolculuğumuzu hiçbir zaman sonlandırmamalı, kendimizi sürekli geliştirerek değişime ayak uydurmalı ve hayatın her aşamasında bilginin peşinde olmalıyız.
Sevgiyle kalın.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Çiğdem IŞIK KAYA
Öğrenme Bir Yolculuktur, Bir Varış Noktası Değil!
Günümüzün hızla değişen dünyasında, eğitim kavramı artık okul kapılarından çıkıp tüm bir yaşama yayılmış durumdadır. Öğrenme çeşitli eğitim öğretim kademelerinin tamamlanıp diplomaların alınmasıyla son bulmuyor çünkü bilgi durağan değil, sürekli yenileniyor dolayısıyla tamam öğrenme hayatim bitti, ben oldum dediğiniz yer gerilemeye başladığımız yerdir.
Eleştirilmeye, bilgiye, araştırmaya kapalı olan dogmatik bir yapı sizi bir yere ulaştırmaz.
Öğrenmenin başlangıcı, bir konuda yetkin olmadığınızı veya mevcut bilginizin eskimiş olabileceğini samimiyetle kabul etmektir.
Hayat diplomayı rafa kaldırdığımız an başlayan ve mezuniyetin hiç olmadığı bir okuldur. Öğrenme yaşam boyu devam eder. Bireylerin mesleki, kişisel ve sosyal gelişimlerini artırmak amacıyla tüm hayatları boyunca bilgi, beceri ve yeterlilik kazanma çabasını kapsayan sürekli bir süreçtir. Artık bir lise diploması veya üniversite derecesi, kariyerin ve kişisel gelişimin son durağı değil, sürekli kendini yenileme ve adaptasyon gerektiren bir yolculuğun sadece başlangıcıdır.
Bir öğretmen olarak, en çok dikkatimi çeken şey, bilginin güncelliğini ne kadar çabuk yitirdiği. Dün doğru olan bir pedagojik yöntem, bugün yeni bir teknolojiyle eskimiş olabiliyor. Sadece bizim mesleğimizde değil; iletisim meslekleri, yazılımcılar, sağlık alanındaki meslekler, mühendisler, esnaflar, çiftçiler… Herkes için geçerli. Eğer 5 yıl önceki bilgi birikiminizle ayakta kalmaya çalışıyorsanız, aslında gerileme dönemine girmişsiniz demektir.
Bu internet çağında biz eğitimciler olarak öğrencilere artık bilgi vermekten ziyade öğrencilerimizin nasıl öğreneceklerini daha çok öncelemeliyiz. Bireylere, kendi öğrenme yolculuğunu yönetme becerisi kazandırmalıyız.
Günümüzde bilgi, kütüphane raflarından çıkıp tıpkı bir canlı organizma gibi sürekli nefes alan ve her an şekil değiştiren bir duruma geldi. İnternet çağında, bir şeyin "doğru" kabul edilme süresi çok kısaldı, dün öğrendiğimiz bir gerçek, bugün yeni verilerle eskimiş sayılabiliyor. Bu sürekli değişim, bizi pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp sürekli öğrenmeye ve kendini yenilemeye yöneltmelidir. Yani artık en akıllı kişi, en çok şeyi bilen değil, en hızlı öğrenen ve en çabuk yeni bilgiye adapte olandır. Bu akışa ayak uydurmak, hem bireysel gelişimimiz hem de dünyayı anlama biçimimiz için vazgeçilmez bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bilginin hızla eskidiği bir çağda, yaşam boyu öğrenme artık bir lüks değil, bir zorunluluktur. Bireylerin hem kişisel hem de mesleki yaşamlarında dinamik kalabilmeleri, yeni fırsatları yakalayabilmeleri ve karşılaştıkları zorluklara yaratıcı çözümler üretebilmeleri, ancak sürekli bilgi edinme ve beceri geliştirme çabasıyla mümkündür. Unutmamalıyız ki, bir alandaki yetkinliğimiz ne olursa olsun, öğrenmeye açık ve esnek bir zihin yapısını korumak, sadece kariyer başarısını değil, aynı zamanda daha tatmin edici, uyumlu ve anlamlı bir yaşam sürmenin de temelini oluşturur. Dolayısıyla, öğrenme yolculuğumuzu hiçbir zaman sonlandırmamalı, kendimizi sürekli geliştirerek değişime ayak uydurmalı ve hayatın her aşamasında bilginin peşinde olmalıyız.
Sevgiyle kalın.