Çünkü eğitim dediğimiz şey, boşlukta kurulan bir yapı değildir.
Bir ayağı geçmişe basar,
diğer ayağı ise geleceğe uzanır.
İşte Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, tam da bu dengeyi anlatan güçlü bir ifade ile karşımıza çıkar.
“Köklerden geleceğe.”
Bu sadece bir slogan değil…
Bir yön tayini.
Bir bakış açısı.
“Kök” dediğimiz şey nedir peki?
Geçmiştir.
Bir milletin hafızasıdır.
Değerleridir.
Biriktirdiği tecrübedir.
Ama bu model, geçmişte kalmayı önermez.
Geçmişe dönmeyi değil, geçmişten beslenmeyi anlatır.
Çünkü geçmiş;
üzerinde durulacak bir zemin ama asla içinde hapsolunacak bir alan değildir.
“Köklerden geleceğe” demek,
dünü olduğu gibi taşımak değil;
geçmişten yola çıkıp geleceği tasarlamak demektir.
Birikimi alıp yeniden düşünmek…
Tecrübeyi alıp ileriye taşımak…
Dünden ilham alarak yarını inşa etmek…
Model; geçmişteki önemli olaylardan, durumlardan, şahsiyetlerden ilham almayı önemser.
Örneğin,
Vecihi Hürkuş
Onun hikâyesi sadece bir başarı hikâyesi değildir; aynı zamanda bir başlangıçtır.
Savaş yıllarında pilotluk yapmış, gökyüzünü sadece izleyen değil, onu anlamaya çalışan bir isimdir.
Ama onu asıl farklı kılan şey, bununla yetinmemesidir.
Kendi imkânlarıyla, büyük zorluklara rağmen bir uçak tasarlar.
Parçaları temin eder, planlar çizer, dener, yanılır, yeniden dener…
Ve sonunda Türkiye’nin ilk yerli uçaklarından birini üretmeyi başarır.
Bu, sadece teknik bir üretim değildir.
Bir zihniyetin ifadesidir.
“Yapılabilir” demenin,
“Ben de üretebilirim” diyebilmenin somut hâlidir.
Bugün bize düşen, sadece Vecihi Hürkuş’u hatırlamak değildir.
Onun yaptığını tekrar etmek de değildir.
Onun açtığı yoldan yürüyebilmek…
Onun cesaretini bugüne taşıyabilmek…
Onun başlattığını daha ileriye götürebilmek…
Belki bugün daha gelişmiş teknolojilerle,
daha güçlü imkânlarla,
daha geniş ufuklarla…
Ama aynı ruhla.
İşte “köklerden geleceğe” tam olarak budur.
Bir mirası devralarak
onu daha da büyütmektir.
Ya da başka bir örnek…
Geleneksel bir aile yapısını düşünün.
Değerleriyle, bağıyla, dayanışmasıyla…
Onu tamamen geride bırakmak mı gerekir?
Yoksa o değerleri koruyarak günümüzde devam ettirmek mi?
Maarif Modeli, elbette geçmişte doğru olmayan gelenek görenekleri devam ettirmekten bahsetmiyor.
Yani geçmişi muhafaza ederken,
onu bugünün şartlarıyla yeniden anlamlandırarak korumaktan bahseder.
Kaybolmaya yüz tutmuş meslekleri düşünelim.
El emeği, ustalık, sabır…
Bugün bu değerleri tamamen terk etmek mi gerekir?
Yoksa onları modern teknolojilerle buluşturmak mı?
İşte modelin işaret ettiği yer tam olarak burasıdır
Geçmişi silmek değil,
gelecekle buluşturmak.
Aslında bu yaklaşımın en derin tarafı geçmiş, sadece hatırlanacak bir şey değildir.
Aynı zamanda öğrenilecek bir şeydir.
Çünkü geçmişten ders çıkarılmadığında,
gelecek güvenle kurulamaz.
Bir toplum, kendi hafızasını kaybettiğinde
yönünü de kaybeder.
Ama hafızasını doğru okuduğunda,
geleceğini daha sağlam kurar.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitimi böyle bir bütünlük içinde ele alır.
Milli ve manevi değerleri koruyup geliştirmeyi hedeflerken, aynı zamanda maddi gelişmenin en üst noktasına ulaşmayı amaçlar.
Yani sadece geçmişe yaslanan değil,
geleceğe yürüyen bir model…
Bu yönüyle;öğretim programları, öğrenci profili, beceriler ve değerler birbirinden kopuk parçalar değil,bir bütünün parçalarıdır.
Çünkü eğitim, tek başına ilerleyen bir alan değildir.
Bir sistemdir.
Bir bütünlüktür.
Belki de şimdi yeniden düşünmenin zamanı.
Biz geçmişle nasıl bir bağ kuruyoruz?
Onu sadece hatırlıyor muyuz,
yoksa ondan öğreniyor muyuz?
Ve daha da önemlisi…
Geleceği neyin üzerine inşa ediyoruz?
Çünkü sağlam bir gelecek,
ancak güçlü kökler üzerinde yükselir.
Sevgili okur, bir sonraki yazıda buluşmak üzere…
Yazıyı, Maarif Modeli’nden aldığım ilhamla oluşturduğum şu cümleyle kapatmak isterim.
Değer davranışa dönüşmediğinde eğitim eksik kalır.
Sevgiyle kalın!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Çiğdem IŞIK KAYA
Köklerden Geleceğe
Maarif Modeli sadece bugünü mü anlatır?
Yoksa dünü de taşır mı içinde?
Belki de asıl mesele tam burada başlar.
Çünkü eğitim dediğimiz şey, boşlukta kurulan bir yapı değildir.
Bir ayağı geçmişe basar,
diğer ayağı ise geleceğe uzanır.
İşte Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, tam da bu dengeyi anlatan güçlü bir ifade ile karşımıza çıkar.
“Köklerden geleceğe.”
Bu sadece bir slogan değil…
Bir yön tayini.
Bir bakış açısı.
“Kök” dediğimiz şey nedir peki?
Geçmiştir.
Bir milletin hafızasıdır.
Değerleridir.
Biriktirdiği tecrübedir.
Ama bu model, geçmişte kalmayı önermez.
Geçmişe dönmeyi değil, geçmişten beslenmeyi anlatır.
Çünkü geçmiş;
üzerinde durulacak bir zemin ama asla içinde hapsolunacak bir alan değildir.
“Köklerden geleceğe” demek,
dünü olduğu gibi taşımak değil;
geçmişten yola çıkıp geleceği tasarlamak demektir.
Birikimi alıp yeniden düşünmek…
Tecrübeyi alıp ileriye taşımak…
Dünden ilham alarak yarını inşa etmek…
Model; geçmişteki önemli olaylardan, durumlardan, şahsiyetlerden ilham almayı önemser.
Örneğin,
Vecihi Hürkuş
Onun hikâyesi sadece bir başarı hikâyesi değildir; aynı zamanda bir başlangıçtır.
Savaş yıllarında pilotluk yapmış, gökyüzünü sadece izleyen değil, onu anlamaya çalışan bir isimdir.
Ama onu asıl farklı kılan şey, bununla yetinmemesidir.
Kendi imkânlarıyla, büyük zorluklara rağmen bir uçak tasarlar.
Parçaları temin eder, planlar çizer, dener, yanılır, yeniden dener…
Ve sonunda Türkiye’nin ilk yerli uçaklarından birini üretmeyi başarır.
Bu, sadece teknik bir üretim değildir.
Bir zihniyetin ifadesidir.
“Yapılabilir” demenin,
“Ben de üretebilirim” diyebilmenin somut hâlidir.
Bugün bize düşen, sadece Vecihi Hürkuş’u hatırlamak değildir.
Onun yaptığını tekrar etmek de değildir.
Onun açtığı yoldan yürüyebilmek…
Onun cesaretini bugüne taşıyabilmek…
Onun başlattığını daha ileriye götürebilmek…
Belki bugün daha gelişmiş teknolojilerle,
daha güçlü imkânlarla,
daha geniş ufuklarla…
Ama aynı ruhla.
İşte “köklerden geleceğe” tam olarak budur.
Bir mirası devralarak
onu daha da büyütmektir.
Ya da başka bir örnek…
Geleneksel bir aile yapısını düşünün.
Değerleriyle, bağıyla, dayanışmasıyla…
Onu tamamen geride bırakmak mı gerekir?
Yoksa o değerleri koruyarak günümüzde devam ettirmek mi?
Maarif Modeli, elbette geçmişte doğru olmayan gelenek görenekleri devam ettirmekten bahsetmiyor.
Yani geçmişi muhafaza ederken,
onu bugünün şartlarıyla yeniden anlamlandırarak korumaktan bahseder.
Kaybolmaya yüz tutmuş meslekleri düşünelim.
El emeği, ustalık, sabır…
Bugün bu değerleri tamamen terk etmek mi gerekir?
Yoksa onları modern teknolojilerle buluşturmak mı?
İşte modelin işaret ettiği yer tam olarak burasıdır
Geçmişi silmek değil,
gelecekle buluşturmak.
Aslında bu yaklaşımın en derin tarafı geçmiş, sadece hatırlanacak bir şey değildir.
Aynı zamanda öğrenilecek bir şeydir.
Çünkü geçmişten ders çıkarılmadığında,
gelecek güvenle kurulamaz.
Bir toplum, kendi hafızasını kaybettiğinde
yönünü de kaybeder.
Ama hafızasını doğru okuduğunda,
geleceğini daha sağlam kurar.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitimi böyle bir bütünlük içinde ele alır.
Milli ve manevi değerleri koruyup geliştirmeyi hedeflerken, aynı zamanda maddi gelişmenin en üst noktasına ulaşmayı amaçlar.
Yani sadece geçmişe yaslanan değil,
geleceğe yürüyen bir model…
Bu yönüyle;öğretim programları, öğrenci profili, beceriler ve değerler birbirinden kopuk parçalar değil,bir bütünün parçalarıdır.
Çünkü eğitim, tek başına ilerleyen bir alan değildir.
Bir sistemdir.
Bir bütünlüktür.
Belki de şimdi yeniden düşünmenin zamanı.
Biz geçmişle nasıl bir bağ kuruyoruz?
Onu sadece hatırlıyor muyuz,
yoksa ondan öğreniyor muyuz?
Ve daha da önemlisi…
Geleceği neyin üzerine inşa ediyoruz?
Çünkü sağlam bir gelecek,
ancak güçlü kökler üzerinde yükselir.
Sevgili okur, bir sonraki yazıda buluşmak üzere…
Yazıyı, Maarif Modeli’nden aldığım ilhamla oluşturduğum şu cümleyle kapatmak isterim.
Değer davranışa dönüşmediğinde eğitim eksik kalır.
Sevgiyle kalın!