Biliyorsunuz, bir eğitimci olarak genellikle eğitim üzerine konuşurum, yazarım. Çocuklardan, okullardan, öğrenmekten, öğretmekten söz ederim. Bir öğretmen olarak mesleğimin bana gösterdiği pencereden hayata bakmaya ve gördüklerimi sizlerle paylaşmaya çalışırım.
Ancak bugün kalemim beni başka bir yere götürüyor. Bugün ne bir eğitim meselesini ele alacağım ne de bir sınıfın içinden sesleneceğim sizlere. Bu kez bir annenin kalbinden geçenleri paylaşmak istiyorum. Çünkü bundan tam bir yıl önce bana sevginin sınırlarının sandığımdan çok daha geniş olduğunu, uykusuz gecelerin bile mutlulukla anılabileceğini ve bir insanın kalbinin başka bir kalpte atabileceğini öğreten küçük kızım dünyaya geldi.
Bugün bu satırlar, onun ilk yaşına ve benim de ilk annelik yılıma dair…
Bazı tarihler vardır; üzerinden yıllar geçse de insanın ruhunda ilk günkü sıcaklığıyla yaşamaya devam eder. Benim için 8 Haziran, işte böyle bir tarih. Çünkü bundan tam bir yıl önce, hayatımın en büyük mucizesi dünyaya gözlerini açtı.
Bir yıl önce seni ilk kez kucağıma aldığım zamanı tarif edecek kelimeleri bulmakta hala zorlanıyorum. Çünkü bazı duygular anlatılmaz, sadece hissedilir. Seni ilk gördüğümde zaman durmuş gibiydi. O küçücük ellerin, minicik yüzün, kıpır kıpır ayakların bana ait olduğunu öğrendiğim o ilk an...
Kalbimin bir parçası bedenimden çıkıp karşıma geçmiş gibiydi. Tam bir yıl önce kalbim kucağıma verildi sanki. Bunları yazarken bile gözlerim doluyor.
Benim canımın içi, gözümün nuru, gönlümün sultanı, birtanem, güzeller güzeli biricik kızım; o gün sen doğdun.
Aslında ben de yeniden doğdum. Çünkü “anne” oldum. Bu tarif edilmesi pek mümkün olmayan bambaşka bir duyguydu. Tam olarak duygularımı kelimelere dökmem mümkün değil. Ama o gün tabiri caizse bir kız çocuğunun hikâyesinin kapanıp, bir anne ile kızının hikâyesinin başladığı gündü.
Annelikle birlikte birçok duyguyu, en yoğun haliyle yaşadım. Sevgiyi, merhameti, koruyuculuğu, anaçlığı, gücü...
Ama aynı zamanda korkuyu, endişeyi ve insanın ne kadar kırılgan olabileceğini de öğrendim.
Bu bir yıl boyunca seni izledim. Uyurken yüzüne baktım, nefesini dinledim, gülüşünü, her mimiğini ayrı ayrı ezberledim. Çoğu zaman, gece yarısı sessizce sadece seni seyrettim. Ve seni seyrettikçe Allah'ın yaratıcılığına bir kez daha hayran kaldım.
Bir yıl önce avuçlarımın içine sığan o minicik bebek, bugün bir yaşına giriyor. Ve ben zamanın nasıl bu kadar hızlı geçtiğini anlayamıyorum. Sanki daha dün doğmuş gibisin. Daha dün ilk kez parmağımı tutuyordun. Şimdi ise her geçen gün dünyayı biraz daha keşfediyor, büyüyor, değişiyorsun.
Sen büyürken, benim içimde de başka bir şey büyüyor.
Sana duyduğum sevgi.
Meğer bir insanın kalbi düşündüğünden çok daha büyük olabiliyormuş. Meğer bir çocuğun varlığı, bir annenin hayatındaki bütün eksik yerlere ışık doldurabiliyormuş. Bunu seninle öğrendim.
Canım kızım,
Bugün doğum günün.
Belki pastandaki mumun ne anlama geldiğini bilmiyorsun. Belki bizim neden sana gülümsediğimizi de anlamıyorsun. Ama bir gün büyüdüğünde bilmeni isterim ki; bugün sadece senin doğum günün değil. Bugün, hayatımın en güzel gününün yıldönümü.
Sana baktığımda geleceği görüyorum. Kuracağın hayalleri, atacağın adımları, yaşayacağın mutlulukları düşünüyorum. Sonra içimden sessizce dua ediyorum:
Rabbim sana her daim güzellikler ve iyilikler yaşatsın benim biricik güzeller güzeli kızım.
Kalbin hep sevgiyle dolu kalsın.
Karşına hep iyi insanlar çıksın, Rabbim seni iyi insanlardan eylesin.
Gözlerindeki ışık hiç sönmesin. Hayatın aydınlık olsun.
Ve ne olursa olsun, sevildiğini hiç unutma.
Çünkü sen bu dünyaya geldiğin ilk andan beri bir annenin en kıymetli duası, en güzel hayali ve en büyük sevgisi oldun.
Bugün bir yaşındasın.
Sadece bir yaş...
Ama seninle geçen bu bir yıl, bana bazen bir ömür kadar uzun, bazen de bir göz kırpışı kadar kısa geldi.
İyi ki geldin güzel kızım.
İyi ki kalbimi yanında götürdün.
İyi ki bana "anne" dedirttin.
Ve iyi ki Rabbim, seni bana emanet etti.
İlk yaşın kutlu olsun canımın içi. Birlikte nice güzel, sağlıklı, mutlu, huzurlu yıllarımız olsun.
Sen doğduğun gün, benim dünyam yeniden çiçek açtı. Yaradana, seni bana verdiği için her gün yeniden şükrediyorum.
Sevgiyle kal, canım kızım!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Çiğdem IŞIK KAYA
Bir Yıl Önce Kalbim Kucağıma Verildi
Sevgili Okur,
Biliyorsunuz, bir eğitimci olarak genellikle eğitim üzerine konuşurum, yazarım. Çocuklardan, okullardan, öğrenmekten, öğretmekten söz ederim. Bir öğretmen olarak mesleğimin bana gösterdiği pencereden hayata bakmaya ve gördüklerimi sizlerle paylaşmaya çalışırım.
Ancak bugün kalemim beni başka bir yere götürüyor. Bugün ne bir eğitim meselesini ele alacağım ne de bir sınıfın içinden sesleneceğim sizlere. Bu kez bir annenin kalbinden geçenleri paylaşmak istiyorum. Çünkü bundan tam bir yıl önce bana sevginin sınırlarının sandığımdan çok daha geniş olduğunu, uykusuz gecelerin bile mutlulukla anılabileceğini ve bir insanın kalbinin başka bir kalpte atabileceğini öğreten küçük kızım dünyaya geldi.
Bugün bu satırlar, onun ilk yaşına ve benim de ilk annelik yılıma dair…
Bazı tarihler vardır; üzerinden yıllar geçse de insanın ruhunda ilk günkü sıcaklığıyla yaşamaya devam eder. Benim için 8 Haziran, işte böyle bir tarih. Çünkü bundan tam bir yıl önce, hayatımın en büyük mucizesi dünyaya gözlerini açtı.
Bir yıl önce seni ilk kez kucağıma aldığım zamanı tarif edecek kelimeleri bulmakta hala zorlanıyorum. Çünkü bazı duygular anlatılmaz, sadece hissedilir. Seni ilk gördüğümde zaman durmuş gibiydi. O küçücük ellerin, minicik yüzün, kıpır kıpır ayakların bana ait olduğunu öğrendiğim o ilk an...
Kalbimin bir parçası bedenimden çıkıp karşıma geçmiş gibiydi. Tam bir yıl önce kalbim kucağıma verildi sanki. Bunları yazarken bile gözlerim doluyor.
Benim canımın içi, gözümün nuru, gönlümün sultanı, birtanem, güzeller güzeli biricik kızım; o gün sen doğdun.
Aslında ben de yeniden doğdum. Çünkü “anne” oldum. Bu tarif edilmesi pek mümkün olmayan bambaşka bir duyguydu. Tam olarak duygularımı kelimelere dökmem mümkün değil. Ama o gün tabiri caizse bir kız çocuğunun hikâyesinin kapanıp, bir anne ile kızının hikâyesinin başladığı gündü.
Annelikle birlikte birçok duyguyu, en yoğun haliyle yaşadım. Sevgiyi, merhameti, koruyuculuğu, anaçlığı, gücü...
Ama aynı zamanda korkuyu, endişeyi ve insanın ne kadar kırılgan olabileceğini de öğrendim.
Bu bir yıl boyunca seni izledim. Uyurken yüzüne baktım, nefesini dinledim, gülüşünü, her mimiğini ayrı ayrı ezberledim. Çoğu zaman, gece yarısı sessizce sadece seni seyrettim. Ve seni seyrettikçe Allah'ın yaratıcılığına bir kez daha hayran kaldım.
Bir yıl önce avuçlarımın içine sığan o minicik bebek, bugün bir yaşına giriyor. Ve ben zamanın nasıl bu kadar hızlı geçtiğini anlayamıyorum. Sanki daha dün doğmuş gibisin. Daha dün ilk kez parmağımı tutuyordun. Şimdi ise her geçen gün dünyayı biraz daha keşfediyor, büyüyor, değişiyorsun.
Sen büyürken, benim içimde de başka bir şey büyüyor.
Sana duyduğum sevgi.
Meğer bir insanın kalbi düşündüğünden çok daha büyük olabiliyormuş. Meğer bir çocuğun varlığı, bir annenin hayatındaki bütün eksik yerlere ışık doldurabiliyormuş. Bunu seninle öğrendim.
Canım kızım,
Bugün doğum günün.
Belki pastandaki mumun ne anlama geldiğini bilmiyorsun. Belki bizim neden sana gülümsediğimizi de anlamıyorsun. Ama bir gün büyüdüğünde bilmeni isterim ki; bugün sadece senin doğum günün değil. Bugün, hayatımın en güzel gününün yıldönümü.
Sana baktığımda geleceği görüyorum. Kuracağın hayalleri, atacağın adımları, yaşayacağın mutlulukları düşünüyorum. Sonra içimden sessizce dua ediyorum:
Rabbim sana her daim güzellikler ve iyilikler yaşatsın benim biricik güzeller güzeli kızım.
Kalbin hep sevgiyle dolu kalsın.
Karşına hep iyi insanlar çıksın, Rabbim seni iyi insanlardan eylesin.
Gözlerindeki ışık hiç sönmesin. Hayatın aydınlık olsun.
Ve ne olursa olsun, sevildiğini hiç unutma.
Çünkü sen bu dünyaya geldiğin ilk andan beri bir annenin en kıymetli duası, en güzel hayali ve en büyük sevgisi oldun.
Bugün bir yaşındasın.
Sadece bir yaş...
Ama seninle geçen bu bir yıl, bana bazen bir ömür kadar uzun, bazen de bir göz kırpışı kadar kısa geldi.
İyi ki geldin güzel kızım.
İyi ki kalbimi yanında götürdün.
İyi ki bana "anne" dedirttin.
Ve iyi ki Rabbim, seni bana emanet etti.
İlk yaşın kutlu olsun canımın içi. Birlikte nice güzel, sağlıklı, mutlu, huzurlu yıllarımız olsun.
Sen doğduğun gün, benim dünyam yeniden çiçek açtı. Yaradana, seni bana verdiği için her gün yeniden şükrediyorum.
Sevgiyle kal, canım kızım!