Bir öğrencinin kalemini bırakması, kitabını kapatması ya da “Ben yapamam.” demesi, çoğu zaman sadece bir isteksizlik değildir. Bazen bu cümlenin arkasında uzun süren bir mücadele, fark edilmeyen bir yorgunluk ya da tekrar tekrar yaşanan hayal kırıklıkları vardır. Çünkü hiçbir çocuk bir sabah uyanıp öğrenmekten vazgeçmez. Vazgeçişler, çoğu zaman küçük küçük biriken duyguların sonucudur.
Eğitim hayatında bazı öğrenciler zamanla geri çekilir. Derse katılmamaya, soru sormamaya, çaba göstermemeye başlarlar. Dışarıdan bakıldığında bu durum “ilgisizlik” ya da “tembellik” olarak yorumlanabilir. Ancak bir çocuğun iç dünyasına baktığımızda çok daha farklı nedenlerle karşılaşabiliriz. Belki de o öğrenci defalarca denemiş ama başarısızlık hissiyle yorulmuştur.
Çocuklar, başarısız olmaktan çok başarısız oldukları için değer kaybetmekten korkarlar. Sürekli yanlışları gösterilen, yaptığı iyi şeyler fark edilmeyen bir öğrenci zamanla kendi yeteneklerine olan inancını kaybedebilir. Çünkü bir çocuk kendisine sürekli “yapamıyorsun” mesajı verildiğinde, bir süre sonra bunu kendi gerçeği olarak kabul etmeye başlayabilir.
Bazı öğrenciler kıyaslamalar yüzünden vazgeçer. “Arkadaşın senden daha yüksek aldı.”, “Bak, o yapabiliyor.” gibi cümleler bazen motive etmek yerine çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine neden olabilir. Her çocuğun öğrenme hızı, ilgi alanı ve gelişim süreci farklıdır. Bir çiçeğin başka bir çiçekle aynı gün açmasını beklemek ne kadar anlamsızsa, bütün çocukların aynı hızda ilerlemesini beklemek de o kadar yanlıştır.
Bazı öğrenciler ise görünmeyen yükler taşır. Aile içindeki sorunlar, kaygılar, özgüven eksikliği ya da yalnızlık duygusu, çocuğun derslere olan ilgisini etkileyebilir. Çünkü çocukların zihni yalnızca derslerle meşgul değildir. Onlar aynı zamanda duygularıyla, ilişkileriyle ve yaşadıkları olaylarla da mücadele ederler.
Bir öğrencinin vazgeçmesini önlemek için önce onu anlamak gerekir. Bazen ihtiyaç duyduğu şey daha fazla ödev değil, daha fazla destektir. Daha fazla eleştiri değil, çabasının fark edilmesidir. Bir öğretmenin veya ebeveynin “Neden yapmadın?” sorusundan önce “Seni zorlayan ne oldu?” diye sorması, çocuğun kendisini ifade etmesine fırsat verir.
Çocuklara sadece başarıya ulaştıklarında değil, zorlandıklarında da yanında olduğumuzu hissettirmek gerekir. Çünkü gerçek destek, her şey yolundayken verilen alkış değil; işler zorlaştığında uzatılan bir eldir.
Unutulmamalıdır ki bazı öğrenciler başarısız oldukları için vazgeçmezler; vazgeçtikleri için başarısız görünmeye başlarlar. İçlerindeki öğrenme isteğini yeniden canlandırmak için onlara önce güven vermek gerekir.
Bir çocuğun hayatında bazen tek bir kişi, tek bir cümle, tek bir inanç büyük bir değişim yaratabilir. “Sana inanıyorum.” diyen bir ses, yıllarca süren bir vazgeçişi yeniden umuda dönüştürebilir.
Çünkü her öğrencinin içinde gelişme potansiyeli vardır. Önemli olan, o potansiyeli ortaya çıkaracak anlayışı, sabrı ve desteği gösterebilmektir.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…
Sevgiyle kalın!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Çiğdem IŞIK KAYA
Bazı Öğrenciler Neden Vazgeçiyor?
Bir öğrencinin kalemini bırakması, kitabını kapatması ya da “Ben yapamam.” demesi, çoğu zaman sadece bir isteksizlik değildir. Bazen bu cümlenin arkasında uzun süren bir mücadele, fark edilmeyen bir yorgunluk ya da tekrar tekrar yaşanan hayal kırıklıkları vardır. Çünkü hiçbir çocuk bir sabah uyanıp öğrenmekten vazgeçmez. Vazgeçişler, çoğu zaman küçük küçük biriken duyguların sonucudur.
Eğitim hayatında bazı öğrenciler zamanla geri çekilir. Derse katılmamaya, soru sormamaya, çaba göstermemeye başlarlar. Dışarıdan bakıldığında bu durum “ilgisizlik” ya da “tembellik” olarak yorumlanabilir. Ancak bir çocuğun iç dünyasına baktığımızda çok daha farklı nedenlerle karşılaşabiliriz. Belki de o öğrenci defalarca denemiş ama başarısızlık hissiyle yorulmuştur.
Çocuklar, başarısız olmaktan çok başarısız oldukları için değer kaybetmekten korkarlar. Sürekli yanlışları gösterilen, yaptığı iyi şeyler fark edilmeyen bir öğrenci zamanla kendi yeteneklerine olan inancını kaybedebilir. Çünkü bir çocuk kendisine sürekli “yapamıyorsun” mesajı verildiğinde, bir süre sonra bunu kendi gerçeği olarak kabul etmeye başlayabilir.
Bazı öğrenciler kıyaslamalar yüzünden vazgeçer. “Arkadaşın senden daha yüksek aldı.”, “Bak, o yapabiliyor.” gibi cümleler bazen motive etmek yerine çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine neden olabilir. Her çocuğun öğrenme hızı, ilgi alanı ve gelişim süreci farklıdır. Bir çiçeğin başka bir çiçekle aynı gün açmasını beklemek ne kadar anlamsızsa, bütün çocukların aynı hızda ilerlemesini beklemek de o kadar yanlıştır.
Bazı öğrenciler ise görünmeyen yükler taşır. Aile içindeki sorunlar, kaygılar, özgüven eksikliği ya da yalnızlık duygusu, çocuğun derslere olan ilgisini etkileyebilir. Çünkü çocukların zihni yalnızca derslerle meşgul değildir. Onlar aynı zamanda duygularıyla, ilişkileriyle ve yaşadıkları olaylarla da mücadele ederler.
Bir öğrencinin vazgeçmesini önlemek için önce onu anlamak gerekir. Bazen ihtiyaç duyduğu şey daha fazla ödev değil, daha fazla destektir. Daha fazla eleştiri değil, çabasının fark edilmesidir. Bir öğretmenin veya ebeveynin “Neden yapmadın?” sorusundan önce “Seni zorlayan ne oldu?” diye sorması, çocuğun kendisini ifade etmesine fırsat verir.
Çocuklara sadece başarıya ulaştıklarında değil, zorlandıklarında da yanında olduğumuzu hissettirmek gerekir. Çünkü gerçek destek, her şey yolundayken verilen alkış değil; işler zorlaştığında uzatılan bir eldir.
Unutulmamalıdır ki bazı öğrenciler başarısız oldukları için vazgeçmezler; vazgeçtikleri için başarısız görünmeye başlarlar. İçlerindeki öğrenme isteğini yeniden canlandırmak için onlara önce güven vermek gerekir.
Bir çocuğun hayatında bazen tek bir kişi, tek bir cümle, tek bir inanç büyük bir değişim yaratabilir. “Sana inanıyorum.” diyen bir ses, yıllarca süren bir vazgeçişi yeniden umuda dönüştürebilir.
Çünkü her öğrencinin içinde gelişme potansiyeli vardır. Önemli olan, o potansiyeli ortaya çıkaracak anlayışı, sabrı ve desteği gösterebilmektir.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…
Sevgiyle kalın!