Ukrayna-Rusya savaşı devam ederken, İsrail’in Gazze katliamını, Suriye’nin güneyindeki tepelere konuşlanmasını, Lübnan’ın güneyini boşaltarak yerleşme stratejisini ve İran’daki ‘nükleer tesisleri’ havadan vurma girişimlerini televizyondan canlı canlı seyrederek bugünlere kadar geldik.
Sayı her gün değiştiği için net rakamlarını veremeyeceğim ölü ve yaralılar var; Sadece Gazze’de ölenlerin sayısı bile 75.000’i buldu... Ukrayna ve Rusya’da ölenler, Suriye’de, İran’da şehit olanlar ile yerkürenin diğer coğrafyalarında hayatlarını kaybedenleri de katacak olursak son 5 yılda aşağı yukarı 500.000 kadın, erkek ve çocuk şu an torağın altında diyebiliriz... İnsanlık halen ‘savaş’ için üretiyor, savaş için bileniyor...
Atılan her bomba, sıkılan her kurşun aynı zamanda ekonomik bozulmayı da beraberinde getiriyor... Silah tüccarları kazanırken küçük ya da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin sanayicileri, ne yazık ki kaybeden tarafta...
***
Küresel jeopolitik gerilimlerin Türkiye ekonomisi ve sanayi üretimi üzerindeki etkilerini değerlendiren Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp, büyük bir cesaretle şirketlerin ‘savaş ekonomisi’ koşullarına göre pozisyon alması gerektiğini söyledi... Kutlualp’e göre;
Sanayici uygun maliyetli finansmana ulaşabilmeli. Enerji indirimi hemen devreye alınmalı. Öngörülebilir bir döviz kuru olmalı. Sanayici kamu tarafından acilen desteklenmeli...
***
Tespitlerime göre sanayici, üretici (tarım sektörü) ve çalışanlar 2016 yılından bu yana ‘krizi kendilerince yöneterek’ ayakta kalma savaşı veriyor...
Gördüğüm kadarıyla Türk sanayicisi; fabrikasını satanlar, konkordato ilan edenler, iflas açıklayanlar, fabrikasını başka bir ülkeye taşıyanlar ve yabancı ortak bulabilenler olarak beş ana gövdeye ayrılmış durumda. Her biri kendi içinde debelenip duruyor... ‘Savunma sanayi’ alanına kayanlar şimdilik ayakta...
DOSABSİADBaşkanı Onur Kutlualp, son dönemde artan bölgesel çatışmaların ve küresel belirsizliklerin gölgesinde iş dünyasına ve karar alıcılara kritik çağrılarda bulunurken ‘bıçağın kemiği deldiğini’ anlatmak istiyor sanırım... Çünkü kriz dediğin 3 hadi bilemedin 6 ay devam eder ve alınan tedbirlerle aşılır(dı)... Son dönemde yaşananlar sanayicinin üretimden uzaklaşmakta olduğunu gösteriyor...
Önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Kutlualp “Krizin 1-2 ay içinde çözüldüğü iyimser senaryodan, Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji yollarının kapandığı ve enflasyonun yüzde 35 civarını aştığı zorlu senaryolara kadar her ihtimal masada. Tek bir senaryoya güvenerek plan yapanlar, fırtınaya hazırlıksız yakalanacaktır” sözleriyle BTSO üyesi olan herkesi uyanık kalmaya davet etti...
***
Savaş ekonomisinin birinci kuralının likidite yönetimi olduğunu hatırlatan Onur Kutlualp, şirketlerin kârlılık rakamlarından ziyade nakit akışına odaklanması gerektiğini söyledi. Kutlualp, “Kasanız boşsa, kâğıt üzerindeki kârın bir önemi kalmaz. Kısa vadeli borçların uzun vadeye yayılması, tahsilat süreçlerinin hızlandırılması ve finansmana erişimin maliyetler daha da yükselmeden bugün sağlanması hayati önemdedir. Bugünün maliyeti, yarının ucuz fiyatı olabilir” uyarısında bulundu.
Artan enerji ve hammadde maliyetlerinin fiyatlara yansıtılmasındaki gecikmenin “sessiz bir zarar” doğurduğunu belirten Kutlualp, sanayicilere haftalık fiyatlama refleksi ve enerji verimliliği yatırımları önerdi.
Avrupa pazarındaki daralmaya da dikkat çeken Kutlualp, “Avrupa’daki yapısal değişim ve alım gücü kaybı karşısında oturup bekleyemeyiz. Orta Doğu’nun yeniden inşası, Afrika’nın büyüme potansiyeli ve Türk Cumhuriyetleri ‘gelecek vizyonumuzun’ önemli bir parçasıdır. Bu nedenle ihracat rotalarımızı hızla çeşitlendirmeliyiz” dedi.
Sanayiciye bugün verilecek her 'can suyu', yarın ülkenin istihdamına ve ihracatına misliyle geri dönecektir... Üretenler, fırtınaya karşı tek başına kürek çekemez...
*** *** ***
YILMAZ AKKILIÇ ÖDÜLLERİ
Bursa’nın kültürel ve akademik birikimine katkı sunmak amacıyla 2010 yılından bu yana;Nilüfer Belediyesi, Bursa Gazeteciler Cemiyeti ve Akkılıç Ailesi tarafından düzenlenen ‘Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülü’nde bu yılın kazanan isimleri geçtiğimiz hafta içinde açıklandı.
Prof. Dr. Feza Karaer başkanlığındaki seçici kurulun yaptığı değerlendirmeler sonucunda, doktora kategorisinde Elif Acar Bilgin’in “Kırsal Mirasın Kültürel Peyzaj Yaklaşımı ile Korunması İçin Bir Model Önerisi: İznik Gölü Havzası Örneği” başlıklı tezi ödüle değer bulundu. Bursa Uludağ Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Bilgin, 2017 yılında da yüksek lisans teziyle ödül kazanmıştı...
Yüksek lisans kategorisinde ise Egemen Deniz, “Bursa Surları” üzerine hazırladığı teziyle başarı ödülünün sahibi oldu. Kurul, akademik alandaki diğer bir önemli çalışma olan Ceyda Şahin’in Bursa’nın su mirasını ve geleneksel konutlardaki yansımalarını inceleyen doktora tezini de Jüri Özel Ödülü ile taçlandırdı.
Akademi dışı alanda ise Bursa üzerine yazma konusundaki istikrarı ve son olarak “Bursa ve İlçelerinde Çekilen Filmler” çalışmasıyla başvuran Ekrem Hayri Peker’e, üretim çabası dikkate alınarak teşvik ödülü verilmesi kararlaştırıldı.
Dereceye giren yapıtlar Nilüfer Belediyesi Akkılıç Kütüphanesi tarafından kitaplaştırılacak. Basılan bu eserler, 28 Nisan Salı gününde düzenlenecek ödül töreninde ilk kez okuyucularla buluşacak.
Prof. Dr. Feza Karaer başkanlığındaki seçici kurulda bu yıl Prof. Dr. Tülin Vural Aslan, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan, Doç. Dr. Nilüfer Alkan Günay, Doç. Dr. Elifhan Köse Çal, eğitimci Hande Borçbakan ve gazeteci-yazar Hacı Tonak yer ald
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Can TOPAKTAŞ
Sürekli kriz ortamı sanayiciyi yok eder
Ukrayna-Rusya savaşı devam ederken, İsrail’in Gazze katliamını, Suriye’nin güneyindeki tepelere konuşlanmasını, Lübnan’ın güneyini boşaltarak yerleşme stratejisini ve İran’daki ‘nükleer tesisleri’ havadan vurma girişimlerini televizyondan canlı canlı seyrederek bugünlere kadar geldik.
Sayı her gün değiştiği için net rakamlarını veremeyeceğim ölü ve yaralılar var; Sadece Gazze’de ölenlerin sayısı bile 75.000’i buldu... Ukrayna ve Rusya’da ölenler, Suriye’de, İran’da şehit olanlar ile yerkürenin diğer coğrafyalarında hayatlarını kaybedenleri de katacak olursak son 5 yılda aşağı yukarı 500.000 kadın, erkek ve çocuk şu an torağın altında diyebiliriz... İnsanlık halen ‘savaş’ için üretiyor, savaş için bileniyor...
Atılan her bomba, sıkılan her kurşun aynı zamanda ekonomik bozulmayı da beraberinde getiriyor... Silah tüccarları kazanırken küçük ya da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin sanayicileri, ne yazık ki kaybeden tarafta...
***
Küresel jeopolitik gerilimlerin Türkiye ekonomisi ve sanayi üretimi üzerindeki etkilerini değerlendiren Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp, büyük bir cesaretle şirketlerin ‘savaş ekonomisi’ koşullarına göre pozisyon alması gerektiğini söyledi... Kutlualp’e göre;
Sanayici uygun maliyetli finansmana ulaşabilmeli. Enerji indirimi hemen devreye alınmalı. Öngörülebilir bir döviz kuru olmalı. Sanayici kamu tarafından acilen desteklenmeli...
***
Tespitlerime göre sanayici, üretici (tarım sektörü) ve çalışanlar 2016 yılından bu yana ‘krizi kendilerince yöneterek’ ayakta kalma savaşı veriyor...
Gördüğüm kadarıyla Türk sanayicisi; fabrikasını satanlar, konkordato ilan edenler, iflas açıklayanlar, fabrikasını başka bir ülkeye taşıyanlar ve yabancı ortak bulabilenler olarak beş ana gövdeye ayrılmış durumda. Her biri kendi içinde debelenip duruyor... ‘Savunma sanayi’ alanına kayanlar şimdilik ayakta...
DOSABSİAD Başkanı Onur Kutlualp, son dönemde artan bölgesel çatışmaların ve küresel belirsizliklerin gölgesinde iş dünyasına ve karar alıcılara kritik çağrılarda bulunurken ‘bıçağın kemiği deldiğini’ anlatmak istiyor sanırım... Çünkü kriz dediğin 3 hadi bilemedin 6 ay devam eder ve alınan tedbirlerle aşılır(dı)... Son dönemde yaşananlar sanayicinin üretimden uzaklaşmakta olduğunu gösteriyor...
Önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Kutlualp “Krizin 1-2 ay içinde çözüldüğü iyimser senaryodan, Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji yollarının kapandığı ve enflasyonun yüzde 35 civarını aştığı zorlu senaryolara kadar her ihtimal masada. Tek bir senaryoya güvenerek plan yapanlar, fırtınaya hazırlıksız yakalanacaktır” sözleriyle BTSO üyesi olan herkesi uyanık kalmaya davet etti...
***
Savaş ekonomisinin birinci kuralının likidite yönetimi olduğunu hatırlatan Onur Kutlualp, şirketlerin kârlılık rakamlarından ziyade nakit akışına odaklanması gerektiğini söyledi. Kutlualp, “Kasanız boşsa, kâğıt üzerindeki kârın bir önemi kalmaz. Kısa vadeli borçların uzun vadeye yayılması, tahsilat süreçlerinin hızlandırılması ve finansmana erişimin maliyetler daha da yükselmeden bugün sağlanması hayati önemdedir. Bugünün maliyeti, yarının ucuz fiyatı olabilir” uyarısında bulundu.
Artan enerji ve hammadde maliyetlerinin fiyatlara yansıtılmasındaki gecikmenin “sessiz bir zarar” doğurduğunu belirten Kutlualp, sanayicilere haftalık fiyatlama refleksi ve enerji verimliliği yatırımları önerdi.
Avrupa pazarındaki daralmaya da dikkat çeken Kutlualp, “Avrupa’daki yapısal değişim ve alım gücü kaybı karşısında oturup bekleyemeyiz. Orta Doğu’nun yeniden inşası, Afrika’nın büyüme potansiyeli ve Türk Cumhuriyetleri ‘gelecek vizyonumuzun’ önemli bir parçasıdır. Bu nedenle ihracat rotalarımızı hızla çeşitlendirmeliyiz” dedi.
Sanayiciye bugün verilecek her 'can suyu', yarın ülkenin istihdamına ve ihracatına misliyle geri dönecektir... Üretenler, fırtınaya karşı tek başına kürek çekemez...
*** *** ***
YILMAZ AKKILIÇ ÖDÜLLERİ
Bursa’nın kültürel ve akademik birikimine katkı sunmak amacıyla 2010 yılından bu yana; Nilüfer Belediyesi, Bursa Gazeteciler Cemiyeti ve Akkılıç Ailesi tarafından düzenlenen ‘Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülü’nde bu yılın kazanan isimleri geçtiğimiz hafta içinde açıklandı.
Prof. Dr. Feza Karaer başkanlığındaki seçici kurulun yaptığı değerlendirmeler sonucunda, doktora kategorisinde Elif Acar Bilgin’in “Kırsal Mirasın Kültürel Peyzaj Yaklaşımı ile Korunması İçin Bir Model Önerisi: İznik Gölü Havzası Örneği” başlıklı tezi ödüle değer bulundu. Bursa Uludağ Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Bilgin, 2017 yılında da yüksek lisans teziyle ödül kazanmıştı...
Yüksek lisans kategorisinde ise Egemen Deniz, “Bursa Surları” üzerine hazırladığı teziyle başarı ödülünün sahibi oldu. Kurul, akademik alandaki diğer bir önemli çalışma olan Ceyda Şahin’in Bursa’nın su mirasını ve geleneksel konutlardaki yansımalarını inceleyen doktora tezini de Jüri Özel Ödülü ile taçlandırdı.
Akademi dışı alanda ise Bursa üzerine yazma konusundaki istikrarı ve son olarak “Bursa ve İlçelerinde Çekilen Filmler” çalışmasıyla başvuran Ekrem Hayri Peker’e, üretim çabası dikkate alınarak teşvik ödülü verilmesi kararlaştırıldı.
Dereceye giren yapıtlar Nilüfer Belediyesi Akkılıç Kütüphanesi tarafından kitaplaştırılacak. Basılan bu eserler, 28 Nisan Salı gününde düzenlenecek ödül töreninde ilk kez okuyucularla buluşacak.
Prof. Dr. Feza Karaer başkanlığındaki seçici kurulda bu yıl Prof. Dr. Tülin Vural Aslan, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan, Doç. Dr. Nilüfer Alkan Günay, Doç. Dr. Elifhan Köse Çal, eğitimci Hande Borçbakan ve gazeteci-yazar Hacı Tonak yer ald