Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Ekonomi Platformu tarafından ilki gerçekleştirilen ve bundan sonra 4 ayda bir tekrarlanacak olan ‘BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nun sunumu için gazeteci arkadaşlarımla birlikte Reşat Oyal Parkı (Kültürpark) içindeki BUSİADEVİ’ne gittim.
BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu ile konferans salonunun girişinde karşılaştık, ‘başkanlığınız hayırlı olsun, yeni dönemde başarılar dilerim’ dedim. Ardından zil sesiyle birlikte boş olan bir sandalyeye oturdum ve sunumu sonuna kadar dinledim. Duyduklarım arasında şu anda yaşadıklarımızın özeti vardı. Risk ve fırsatlar kadar geleceğe matuf sıkıntılı alanlar olduğunu da belirtmeliyim...
Küresel ve jeoekonomik etkiler nedeniyle Türkiye’nin ‘dar bir koridordan’ ilerlediğini, bazı sektörlerin iyiye gideceğini, bazılarının ise tarihe karışacağını söyleyebilirim.
***
İletişim Bilgisayar Yazılım Sistemleri AŞ’nin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olarak, Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarına dijital dönüşüm, kalite yönetimi ve sürdürülebilir verimlilik alanlarında yazılım projeleri kazandıranBUSİAD Başkanı Hatunoğlu’nun, “Yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomik, siyasi ve jeoekonomik açıdan oldukça kırılgan bir dönemden geçiyor. Belirsizliklerin arttığı bu süreçte, değişimi doğru okuyabilmek her zamankinden daha önemli hale geliyor” açıklaması ile BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın sürekli işaret ettiği “Dünyayı iyi okuyamayanlar geride kalıyor. Değişime ayak uyduranlar yoluna devam ediyor, diğerleri ise zamanla silinip gidiyor. Bizim hem ülke olarak hem de kurumlar olarak dünyadaki dönüşümü doğru analiz etmemiz gerekiyor” sözleri paralellik taşıyor...
Demek ki; Aklın yolu bir ve zamanın ruhuna uygun yatırım yapmayanlar çok uzun olmayan bir zamanda tarihin tozlu raflarında yerlerini alacaklar...
***
BUSİAD Başkanı Hatunoğlu’nun sözlerini özetleyeyim...
*İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor.
*Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başardı, dirençli ve esnek bir yapıya sahip...
*Bugün iş dünyasının beklentileri var. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyuyorlar.
*Bölgede belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyorlar.
* Hatunoğlu, Bursa Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Metin Özdemir tarafından hazırlanan BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi’ne de değindi...
* Anket sonuçlarına göre; Talepte ılımlı bir yavaşlama eğilimi olduğu, maliyet baskılarının sürdüğü ve üretimde zayıflama işaretlerinin görüldüğü ortaya çıktı...
*Bu tablo, küresel ve jeoekonomik gelişmelerin reel sektör üzerinde doğrudan etkisini açık biçimde gösteriyor.
Bana göre iflas ve konkordatolar her şeyin özeti...
*Doç. Dr. Derya Hekim’in hazırladığı “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nda da; enerji maliyetleri, ihracat pazarlarındaki daralma, küresel belirsizlikler ve enflasyonla mücadele sürecinin ekonomi üzerindeki etkileri detaylı şekilde anlatıldı...
* Türkiye’nin avantajı; iş dünyasının esnekliği, üretim kültürü ve uyum kabiliyeti...
* Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmalar devam edecek. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmek kolay görünmüyor.
*Bu nedenle çözüm alanları; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler...
*Karar vericiler, özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda ellerini çabuk tutmalılar...
**Aksi halde işveren kesimi istihdamı azaltacak, yatırım yapamayacak ve vergi ödemelerinde ciddi aksamalar yaşanacak... Bir işi kurmak kolay olabilir; Ancak devam ettirebilmek, çalışanı ayakta tutmak ve ülkeye döviz kazandırmak öyle dışarıdan göründüğü kadar kolay bir iş değil... Morallerin yerinde olması gerek.
***
BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin de toplantının açılışında yaptığı konuşmada, ‘müesses nizamı’ özetledi... “Son 5 yılda dünya ekonomisi yalnızca değişmedi; kuralları yeniden yazıldı. Bu süreçteyaşanan gelişmeler yalnızca ekonomik dengeleri değil; toplumların davranış biçimlerini, devletlerin politika tercihlerini ve şirketlerin iş yapma modellerini de köklü şekilde dönüştürdü. Artık ekonomik sürdürülebilirlik, doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmektedir” diye konuşan Alptemoçin’in sözleri çok önemli... ‘Sürekli kriz’, ülke kaynaklarının heba edilmesi anlamı taşıyor...
Alptemoçin’e göre;Kısa vadede enerji fiyatları, enflasyon ve maliyet baskıları gibi zorluklar var...Uzun vadede Türkiye’nin enerji ve lojistikte alternatif bir merkez olma potansiyeli giderek güçleniyor...
Burada asıl mesele şirketlerin o tarihe kadar yaşatılabilmesi...
***
BUSİAD Ekonomi Danışmanlarından Bursa Uludağ Üniversitesi (UÜ) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim’in “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumuna da yakından bakalım...
2026 yılının ilk çeyreğinde küresel ekonomik düzeni, eş zamanlı ve birbirini besleyen üç büyük şok şekillendirdi...
1*Orta Doğu'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı krizi.
2*ABD'nin tarife politikasındaki köklü dönüşüm.
3*AB’nin ticaret ile sanayi politikasında korumacı yaklaşım.
Petrol ve ham madde girdilerindeki artışın küresel ekonomide yavaşlamaya neden olabileceğini de kaydeden Doç. Dr. Hekim, “Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, Hürmüz krizinin ekonomik maliyetini emsallerine kıyasla daha belirgin kılmaktadır. Enerji faturasındaki artışın cari açığı IMF'nin Ekim 2025 tahmininin iki katından fazla bir düzeye, GSYİH'nin yüzde 2.8'ine taşıması beklenmektedir. Bu baskı, hem döviz kurunu hem de enflasyon patikasını zorlamaktadır” dedi.
Hekim’e göre; Merkez Bankası sonbaharda faiz artırımına gidebilir...
Yaşanan kriz ortamının sektörlere etkisini ve fırsatları da özetledi sayın Hekim...
*Otomotiv sektörü, AB tedarik zinciriyle entegrasyonunu ve ticari araç üretimindeki liderlik pozisyonunu 41.5 milyar dolarlık rekor ihracat performansıyla pekiştirdi.
*Tarım sektörü değer açısından rekor ihracat gerçekleştirirken, don ve kuraklık nedeniyle üretim tarafında son yılların en ağır darlığı yaşandı...
*Sektörün önümüzdeki en kritik sınavı, küresel gübre kıtlığının 2026 yılı ekim sezonu ve verim düzeyleri üzerindeki yansımalarını yönetme kapasitesi...
*Tekstil ve hazır giyim sektöründe ise yapısal kriz derinleşti. Konkordatolar arttı, 380 bini aşkın istihdam kaybı yaşandı...
Gelelim fırsatlara...
*Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden Ceyhan'a yönelik artan transit akışlar, Hürmüz krizinin ekonomik yükünü kısmen dengeleyici bir işlev gördü...
*Boru hatlarının Avrupa enerji çeşitlendirmesindeki artan stratejik önemi, diplomatik denge kapasitesi ve ‘güvenilir ortak’ statüsünün yarattığı potansiyel...
*BEN DE EKLEME YAPAYIM...
*Türkiye işine aşık ucuz işgücü cenneti. 600-700 Euro maaşla çalışacak çok yetenekli çalışanlara sahibiz... Yatırımcı bulun yeter...
*Çeşitli maden sahalarımız uluslararası karteller yerine Türk iş insanlarının nitelikli üretim yapması için hazırlanmalı; bor ve toryum yatakları işletilmelidir.
*Elektrikli araç üretimi desteklenirken geleneksel üretim yapan firmalar unutulmamalıdır. Sırada hidrojen teknolojisi var, hazırlık gerekir...
NOT 1: BUSİAD Ekonomi Komitesi bünyesinde; Ekonomi Platformu, Jeoekonomi Platformu, Verimlilik ve Rekabetçilik Platformu ile Küresel İlişkiler Platformu kurdu.
NOT 2: BUSİAD eski başkanlarından Ali İhsan Yeşilova, mevcut başkan Tuncer Hatunoğlu ve iş insanı Vehbi Varlık ‘Yazılım şirketi’ kurmak için anlaştı...
NOT 3: Yeşilova Holding Yönetim Kurulu Başkanı da olan Ali İhsan Yeşilova, Made in Europa (Made in EU) programı konusunda çarpıcı bir detay verdi. Toyota’da katıldıkları toplantıda 150 sayfalık bir dökümanı ele aldıklarını, Ön taslakta Türkiye adının muğlak ifadelerle tanımlandığını kaydederek, “Örneğin İngiltere net olarak yer almış. Hükümetler arası çalışma yapılmak zorunda. Bu konu çok önemli” dedi.
NOT 4: TÜSİAD’a danışmanlık da yapan BUSİAD eski başkanlarından İş insanı Celal Beysel’in “Makroyu değil mikroyu düşünün, büyüklere göre değil küçüklere göre plan yapın” sözleri alkış aldı. Sözlerin adresi belliydi, anlayan anladı...
NOT 5: Sunumun ardından ‘sorusu olan var mı?” sözlerini duydum ancak bir süre kimse soru sormadı... İlk soru Beysel’den geldi, ardından kürsüye çıkarak ‘bir bilen ve ağabey’ olarak iş insanlarının ufkunu açtı...
NOT 6: Bu arada sayın başkan Tuncer Hatunoğlu ile aramızda hararetli bir konuşma geçti. Bir iş insanı olarak ‘daha az sayıda işçi ile devam eden şirketlerin aynı kazancı elde ettiklerini, asgari ücretin yeterli olduğunu söyledi... Kendince haklıydı belki... Ben de ‘Tekstil ve çimentonun Bursa’yı terk etmesi gerektiğini, temiz akan tek bir akarsu kalmadığını, işçinin asgari ücretle geçinemeyeceğini falan dile getirdim. Sesim biraz yükseldi... Başkan Hatunoğlu, gazeteci arkadaşımız Nurullah Nuri Yavuz’un sorusu üzerine ‘asgari ücret artmalı ama yapmazlar’ demişti...
Herkes ait olduğu sınıfın sözcülüğünü yaptı, hepsi o kadar...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Can TOPAKTAŞ
Raporlar ve bir bilen asla yalan söylemez
Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Ekonomi Platformu tarafından ilki gerçekleştirilen ve bundan sonra 4 ayda bir tekrarlanacak olan ‘BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nun sunumu için gazeteci arkadaşlarımla birlikte Reşat Oyal Parkı (Kültürpark) içindeki BUSİADEVİ’ne gittim.
BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu ile konferans salonunun girişinde karşılaştık, ‘başkanlığınız hayırlı olsun, yeni dönemde başarılar dilerim’ dedim. Ardından zil sesiyle birlikte boş olan bir sandalyeye oturdum ve sunumu sonuna kadar dinledim. Duyduklarım arasında şu anda yaşadıklarımızın özeti vardı. Risk ve fırsatlar kadar geleceğe matuf sıkıntılı alanlar olduğunu da belirtmeliyim...
Küresel ve jeoekonomik etkiler nedeniyle Türkiye’nin ‘dar bir koridordan’ ilerlediğini, bazı sektörlerin iyiye gideceğini, bazılarının ise tarihe karışacağını söyleyebilirim.
***
İletişim Bilgisayar Yazılım Sistemleri AŞ’nin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olarak, Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarına dijital dönüşüm, kalite yönetimi ve sürdürülebilir verimlilik alanlarında yazılım projeleri kazandıran BUSİAD Başkanı Hatunoğlu’nun, “Yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomik, siyasi ve jeoekonomik açıdan oldukça kırılgan bir dönemden geçiyor. Belirsizliklerin arttığı bu süreçte, değişimi doğru okuyabilmek her zamankinden daha önemli hale geliyor” açıklaması ile BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın sürekli işaret ettiği “Dünyayı iyi okuyamayanlar geride kalıyor. Değişime ayak uyduranlar yoluna devam ediyor, diğerleri ise zamanla silinip gidiyor. Bizim hem ülke olarak hem de kurumlar olarak dünyadaki dönüşümü doğru analiz etmemiz gerekiyor” sözleri paralellik taşıyor...
Demek ki; Aklın yolu bir ve zamanın ruhuna uygun yatırım yapmayanlar çok uzun olmayan bir zamanda tarihin tozlu raflarında yerlerini alacaklar...
***
BUSİAD Başkanı Hatunoğlu’nun sözlerini özetleyeyim...
*İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor.
*Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başardı, dirençli ve esnek bir yapıya sahip...
*Bugün iş dünyasının beklentileri var. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyuyorlar.
*Bölgede belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyorlar.
* Hatunoğlu, Bursa Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Metin Özdemir tarafından hazırlanan BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi’ne de değindi...
* Anket sonuçlarına göre; Talepte ılımlı bir yavaşlama eğilimi olduğu, maliyet baskılarının sürdüğü ve üretimde zayıflama işaretlerinin görüldüğü ortaya çıktı...
*Bu tablo, küresel ve jeoekonomik gelişmelerin reel sektör üzerinde doğrudan etkisini açık biçimde gösteriyor.
Bana göre iflas ve konkordatolar her şeyin özeti...
*Doç. Dr. Derya Hekim’in hazırladığı “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nda da; enerji maliyetleri, ihracat pazarlarındaki daralma, küresel belirsizlikler ve enflasyonla mücadele sürecinin ekonomi üzerindeki etkileri detaylı şekilde anlatıldı...
* Türkiye’nin avantajı; iş dünyasının esnekliği, üretim kültürü ve uyum kabiliyeti...
* Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmalar devam edecek. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmek kolay görünmüyor.
*Bu nedenle çözüm alanları; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler...
*Karar vericiler, özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda ellerini çabuk tutmalılar...
**Aksi halde işveren kesimi istihdamı azaltacak, yatırım yapamayacak ve vergi ödemelerinde ciddi aksamalar yaşanacak... Bir işi kurmak kolay olabilir; Ancak devam ettirebilmek, çalışanı ayakta tutmak ve ülkeye döviz kazandırmak öyle dışarıdan göründüğü kadar kolay bir iş değil... Morallerin yerinde olması gerek.
***
BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin de toplantının açılışında yaptığı konuşmada, ‘müesses nizamı’ özetledi... “Son 5 yılda dünya ekonomisi yalnızca değişmedi; kuralları yeniden yazıldı. Bu süreçte yaşanan gelişmeler yalnızca ekonomik dengeleri değil; toplumların davranış biçimlerini, devletlerin politika tercihlerini ve şirketlerin iş yapma modellerini de köklü şekilde dönüştürdü. Artık ekonomik sürdürülebilirlik, doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmektedir” diye konuşan Alptemoçin’in sözleri çok önemli... ‘Sürekli kriz’, ülke kaynaklarının heba edilmesi anlamı taşıyor...
Alptemoçin’e göre; Kısa vadede enerji fiyatları, enflasyon ve maliyet baskıları gibi zorluklar var... Uzun vadede Türkiye’nin enerji ve lojistikte alternatif bir merkez olma potansiyeli giderek güçleniyor...
Burada asıl mesele şirketlerin o tarihe kadar yaşatılabilmesi...
***
BUSİAD Ekonomi Danışmanlarından Bursa Uludağ Üniversitesi (UÜ) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim’in “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumuna da yakından bakalım...
2026 yılının ilk çeyreğinde küresel ekonomik düzeni, eş zamanlı ve birbirini besleyen üç büyük şok şekillendirdi...
1*Orta Doğu'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı krizi.
2*ABD'nin tarife politikasındaki köklü dönüşüm.
3*AB’nin ticaret ile sanayi politikasında korumacı yaklaşım.
Petrol ve ham madde girdilerindeki artışın küresel ekonomide yavaşlamaya neden olabileceğini de kaydeden Doç. Dr. Hekim, “Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, Hürmüz krizinin ekonomik maliyetini emsallerine kıyasla daha belirgin kılmaktadır. Enerji faturasındaki artışın cari açığı IMF'nin Ekim 2025 tahmininin iki katından fazla bir düzeye, GSYİH'nin yüzde 2.8'ine taşıması beklenmektedir. Bu baskı, hem döviz kurunu hem de enflasyon patikasını zorlamaktadır” dedi.
Hekim’e göre; Merkez Bankası sonbaharda faiz artırımına gidebilir...
Yaşanan kriz ortamının sektörlere etkisini ve fırsatları da özetledi sayın Hekim...
*Otomotiv sektörü, AB tedarik zinciriyle entegrasyonunu ve ticari araç üretimindeki liderlik pozisyonunu 41.5 milyar dolarlık rekor ihracat performansıyla pekiştirdi.
*Tarım sektörü değer açısından rekor ihracat gerçekleştirirken, don ve kuraklık nedeniyle üretim tarafında son yılların en ağır darlığı yaşandı...
*Sektörün önümüzdeki en kritik sınavı, küresel gübre kıtlığının 2026 yılı ekim sezonu ve verim düzeyleri üzerindeki yansımalarını yönetme kapasitesi...
*Tekstil ve hazır giyim sektöründe ise yapısal kriz derinleşti. Konkordatolar arttı, 380 bini aşkın istihdam kaybı yaşandı...
Gelelim fırsatlara...
*Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden Ceyhan'a yönelik artan transit akışlar, Hürmüz krizinin ekonomik yükünü kısmen dengeleyici bir işlev gördü...
*Boru hatlarının Avrupa enerji çeşitlendirmesindeki artan stratejik önemi, diplomatik denge kapasitesi ve ‘güvenilir ortak’ statüsünün yarattığı potansiyel...
*BEN DE EKLEME YAPAYIM...
*Türkiye işine aşık ucuz işgücü cenneti. 600-700 Euro maaşla çalışacak çok yetenekli çalışanlara sahibiz... Yatırımcı bulun yeter...
*Çeşitli maden sahalarımız uluslararası karteller yerine Türk iş insanlarının nitelikli üretim yapması için hazırlanmalı; bor ve toryum yatakları işletilmelidir.
*Elektrikli araç üretimi desteklenirken geleneksel üretim yapan firmalar unutulmamalıdır. Sırada hidrojen teknolojisi var, hazırlık gerekir...
NOT 1: BUSİAD Ekonomi Komitesi bünyesinde; Ekonomi Platformu, Jeoekonomi Platformu, Verimlilik ve Rekabetçilik Platformu ile Küresel İlişkiler Platformu kurdu.
NOT 2: BUSİAD eski başkanlarından Ali İhsan Yeşilova, mevcut başkan Tuncer Hatunoğlu ve iş insanı Vehbi Varlık ‘Yazılım şirketi’ kurmak için anlaştı...
NOT 3: Yeşilova Holding Yönetim Kurulu Başkanı da olan Ali İhsan Yeşilova, Made in Europa (Made in EU) programı konusunda çarpıcı bir detay verdi. Toyota’da katıldıkları toplantıda 150 sayfalık bir dökümanı ele aldıklarını, Ön taslakta Türkiye adının muğlak ifadelerle tanımlandığını kaydederek, “Örneğin İngiltere net olarak yer almış. Hükümetler arası çalışma yapılmak zorunda. Bu konu çok önemli” dedi.
NOT 4: TÜSİAD’a danışmanlık da yapan BUSİAD eski başkanlarından İş insanı Celal Beysel’in “Makroyu değil mikroyu düşünün, büyüklere göre değil küçüklere göre plan yapın” sözleri alkış aldı. Sözlerin adresi belliydi, anlayan anladı...
NOT 5: Sunumun ardından ‘sorusu olan var mı?” sözlerini duydum ancak bir süre kimse soru sormadı... İlk soru Beysel’den geldi, ardından kürsüye çıkarak ‘bir bilen ve ağabey’ olarak iş insanlarının ufkunu açtı...
NOT 6: Bu arada sayın başkan Tuncer Hatunoğlu ile aramızda hararetli bir konuşma geçti. Bir iş insanı olarak ‘daha az sayıda işçi ile devam eden şirketlerin aynı kazancı elde ettiklerini, asgari ücretin yeterli olduğunu söyledi... Kendince haklıydı belki... Ben de ‘Tekstil ve çimentonun Bursa’yı terk etmesi gerektiğini, temiz akan tek bir akarsu kalmadığını, işçinin asgari ücretle geçinemeyeceğini falan dile getirdim. Sesim biraz yükseldi... Başkan Hatunoğlu, gazeteci arkadaşımız Nurullah Nuri Yavuz’un sorusu üzerine ‘asgari ücret artmalı ama yapmazlar’ demişti...
Herkes ait olduğu sınıfın sözcülüğünü yaptı, hepsi o kadar...