Avrupa’nın tekstil, hazır giyim, çimento, meyve-sebze, plastik, orta segment otomotiv ile spesifik ürünlerde tedarikçisi konumunda olan Türkiye’de, Sabancı Holding, Koç HoldingveEczacıbaşıHolding gibi büyük grupların son dönemde varlık ya da firma satışlarına yönelmesi Türk iş dünyasını derinden sarstı... Bazıları ‘çok katmanlı stratejik dönüşüm’ derken, iktidarın uyguladığı ekonomik programı suçlayanların sayısı her ne hikmetse bir elin parmaklarını geçmedi...
***
Bugün biraz derine kazmaya çalışacağım...
Türkiye’de uygulanan sıkı para politikası, faizleri yüzde 40–50 bandına çekti... Kredi maliyetleri tarihi zirveye ulaştı ve şirketlerin borç çevirme maliyeti inanılmaz rakamlara yükseldi...
Konkordato kararı alanlara, iflaslara, işçi çıkarmalara ve mal varlıklarını apar-topar satanlarla daha sık karşılaşmaya başladık. Yurtdışına çıkanlar, Mısır, Bangladeş, Sudan, Dağıstan, Bulgaristan, Moldova, Romanya ve İngiltere’de şirketler ve fabrikalarkurmaya devam ettiler...
‘Sermaye kaçıyor’ manşetleri atılsa da iş insanlarının hedefi belliydi... Ya ayakta kalacak ya da onurlu bir batış hikayesi yazacaktı...
***
‘Sıkı Para Politikası’nın sonunda, holdingler nakit yaratma ihtiyacına girdi, düşük kârlı veyastratejik olmayan varlıklar satış listelerinde görülmeye başlandı...
“Borç yerine özkaynak” stratejisi öne çıktı.
Büyük holdingler artık klasik ‘her sektörde olma’ modelinden çıkma kararı aldı, almak zorunda kaldı... Çok sayıda işçi çalıştırmak yerine otomasyona ve robot teknolojiisine yatırım yapmaya başladılar. Yemeyen, içmeyen, uyumayan, firesiz üretim yapan, sendikası olmayan yeni işçiler tercih edildi.
Az ama güçlü sektör, yüksek marjlı işler ile global rekabet avantajı olan işlere yelken açan Türk iş insanları, ucuz işgücü avantajının kaybolduğunun da farkındalar... Çin ve Hindistan gibi ülkelerin üretim gücüyle baş etmek artık imkansız... Mısır’a gidenler önce 150 ABD dolarına işçi buldular ancak çıkan ‘isyan sonrası’ maaşlar, 250 dolara kadar yükseldi... İnatla üretmeye devam ediyorlar...
***
Bu arada ‘büyüklerin’ yeni büyüme alanları da belli oldu; Enerji, dijital dünya ve ne olursa olsun ihracat...
Türk iş dünyasının ‘iklim anlaşması ile yeşil üretim’ arasında sıkıştığını da unutmayalım... Zayıf halkaları kesip güçlü alanlara yatırım yapmak zorundalar.
Özellikle Sabancı ve Koç gibi gruplarda, yabancı ortakların döviz bazlı getiri beklentisi oldukça yüksek. Fakat Türkiye’de ‘Enflasyon yüksek, TL bazlı kâr yüksek görünse de döviz bazında getiri düşüyor... Bu yüzden ‘Sermaye verimliliği düşük’ varlıklar satılıyor. Hızla daha yüksek getirisi olan alanlara geçiliyor...
Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil... Dünya genelinde yeniden yapılanma var. Koç Grubu; Enerji, otomotiv, savunma sanayi ağırlıklı bir yapı kurdu...
Sabancı Topluluğu ise Enerji, dijital dünya ve finans sektöründe yoğunlaştı.
Eczacıbaşı ise sağlık ve yapı ürünlerine odaklandı...
***
Türkiye’de şirketlerin riskleri hep vardı ancak bu dönem bir başka... Kur oynaklığı, talep daralması, finansmana erişim zorluğu yaşanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibinin ‘bağımsız’ kararları tartışılıyor.
Bu yüzden holdingler; nakit pozisyonunu güçlendiriyor, krizlere karşı ara bölge alanı oluşturuyor ve gerektiğinde hızlı manevra kabiliyetlerini artırıyor. Nakit akışını düzenleyemeyen şirketlerin battığını biliyoruz...
***
Bilinen büyük holdinglerin şirket ya da varlık satışları ’batış sinyali’ olarak okunmamalı... ‘Yeni ekonomik düzene uyum operasyonu’ demek daha doğru.
Türkiye’de para politikası sadece enflasyonu değil, holdinglerin yapısını da değiştiriyor. Günceli yakalayamayanlar tarihteki yerlerini alıyor, hızlı balıklar büyük balıkları ‘huuup’ diye bir çırpıda yutuyor...
***
Sabancı Holding’in son yıllarda yaptığı satışlar...
Akçansa: Çimento sektöründen çıkış.
CarrefourSA: Perakende sektöründen tamamen çıkış.
Radiflow: Endüstriyel siber güvenlik yatırımı elden çıkarıldı.
Çimsa (bazı fabrikalar) : Varlık optimizasyonu ve yeniden yapılandırma.
Yünsa: Tekstil sektöründen çıkış.
Temsa (kısmi): Ortaklık yapısında değişim.
Bossa: Tekstil portföyünden çıkış.
SASA Polyester: Büyük sanayi yatırımından çıkış.
Teknosa: (Satış beklentisi var.)
NOT: Türkiye maden, turizm ve hizmet sektörlerinde büyüyecek.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Can TOPAKTAŞ
Büyükler konvansiyonel işlerden çıkmaya başladı
Avrupa’nın tekstil, hazır giyim, çimento, meyve-sebze, plastik, orta segment otomotiv ile spesifik ürünlerde tedarikçisi konumunda olan Türkiye’de, Sabancı Holding, Koç Holding ve Eczacıbaşı Holding gibi büyük grupların son dönemde varlık ya da firma satışlarına yönelmesi Türk iş dünyasını derinden sarstı... Bazıları ‘çok katmanlı stratejik dönüşüm’ derken, iktidarın uyguladığı ekonomik programı suçlayanların sayısı her ne hikmetse bir elin parmaklarını geçmedi...
***
Bugün biraz derine kazmaya çalışacağım...
Türkiye’de uygulanan sıkı para politikası, faizleri yüzde 40–50 bandına çekti... Kredi maliyetleri tarihi zirveye ulaştı ve şirketlerin borç çevirme maliyeti inanılmaz rakamlara yükseldi...
Konkordato kararı alanlara, iflaslara, işçi çıkarmalara ve mal varlıklarını apar-topar satanlarla daha sık karşılaşmaya başladık. Yurtdışına çıkanlar, Mısır, Bangladeş, Sudan, Dağıstan, Bulgaristan, Moldova, Romanya ve İngiltere’de şirketler ve fabrikalar kurmaya devam ettiler...
‘Sermaye kaçıyor’ manşetleri atılsa da iş insanlarının hedefi belliydi... Ya ayakta kalacak ya da onurlu bir batış hikayesi yazacaktı...
***
‘Sıkı Para Politikası’nın sonunda, holdingler nakit yaratma ihtiyacına girdi, düşük kârlı veya stratejik olmayan varlıklar satış listelerinde görülmeye başlandı...
“Borç yerine özkaynak” stratejisi öne çıktı.
Büyük holdingler artık klasik ‘her sektörde olma’ modelinden çıkma kararı aldı, almak zorunda kaldı... Çok sayıda işçi çalıştırmak yerine otomasyona ve robot teknolojiisine yatırım yapmaya başladılar. Yemeyen, içmeyen, uyumayan, firesiz üretim yapan, sendikası olmayan yeni işçiler tercih edildi.
Az ama güçlü sektör, yüksek marjlı işler ile global rekabet avantajı olan işlere yelken açan Türk iş insanları, ucuz işgücü avantajının kaybolduğunun da farkındalar... Çin ve Hindistan gibi ülkelerin üretim gücüyle baş etmek artık imkansız... Mısır’a gidenler önce 150 ABD dolarına işçi buldular ancak çıkan ‘isyan sonrası’ maaşlar, 250 dolara kadar yükseldi... İnatla üretmeye devam ediyorlar...
***
Bu arada ‘büyüklerin’ yeni büyüme alanları da belli oldu; Enerji, dijital dünya ve ne olursa olsun ihracat...
Türk iş dünyasının ‘iklim anlaşması ile yeşil üretim’ arasında sıkıştığını da unutmayalım... Zayıf halkaları kesip güçlü alanlara yatırım yapmak zorundalar.
Özellikle Sabancı ve Koç gibi gruplarda, yabancı ortakların döviz bazlı getiri beklentisi oldukça yüksek. Fakat Türkiye’de ‘Enflasyon yüksek, TL bazlı kâr yüksek görünse de döviz bazında getiri düşüyor... Bu yüzden ‘Sermaye verimliliği düşük’ varlıklar satılıyor. Hızla daha yüksek getirisi olan alanlara geçiliyor...
Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil... Dünya genelinde yeniden yapılanma var. Koç Grubu; Enerji, otomotiv, savunma sanayi ağırlıklı bir yapı kurdu...
Sabancı Topluluğu ise Enerji, dijital dünya ve finans sektöründe yoğunlaştı.
Eczacıbaşı ise sağlık ve yapı ürünlerine odaklandı...
***
Türkiye’de şirketlerin riskleri hep vardı ancak bu dönem bir başka... Kur oynaklığı, talep daralması, finansmana erişim zorluğu yaşanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibinin ‘bağımsız’ kararları tartışılıyor.
Bu yüzden holdingler; nakit pozisyonunu güçlendiriyor, krizlere karşı ara bölge alanı oluşturuyor ve gerektiğinde hızlı manevra kabiliyetlerini artırıyor. Nakit akışını düzenleyemeyen şirketlerin battığını biliyoruz...
***
Bilinen büyük holdinglerin şirket ya da varlık satışları ’batış sinyali’ olarak okunmamalı... ‘Yeni ekonomik düzene uyum operasyonu’ demek daha doğru.
Türkiye’de para politikası sadece enflasyonu değil, holdinglerin yapısını da değiştiriyor. Günceli yakalayamayanlar tarihteki yerlerini alıyor, hızlı balıklar büyük balıkları ‘huuup’ diye bir çırpıda yutuyor...
***
Sabancı Holding’in son yıllarda yaptığı satışlar...
Akçansa: Çimento sektöründen çıkış.
CarrefourSA: Perakende sektöründen tamamen çıkış.
Radiflow: Endüstriyel siber güvenlik yatırımı elden çıkarıldı.
Çimsa (bazı fabrikalar) : Varlık optimizasyonu ve yeniden yapılandırma.
Yünsa: Tekstil sektöründen çıkış.
Temsa (kısmi): Ortaklık yapısında değişim.
Bossa: Tekstil portföyünden çıkış.
SASA Polyester: Büyük sanayi yatırımından çıkış.
Teknosa: (Satış beklentisi var.)
NOT: Türkiye maden, turizm ve hizmet sektörlerinde büyüyecek.